Rusya - Ukrayna: Putin, ayrılıkçı Luhansk ve Donetsk bölgelerinin bağımsızlığını tanıdı

Okuma süresi: 5 dk

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, barış görüşmelerini fiilen sona erdirerek, Ukrayna'nın doğusundaki Donetsk ve Luhansk'ın "bağımsız ülkeler olarak tanınma" talebini kabul ettiklerini açıkladı.

Donetsk ve Luhansk'ta Rusya destekli isyancılar, 2014 yılından beri Ukrayna birlikleriyle savaşıyordu.

Putin, iki bölgeye de barış gücü göndermeye karar verdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, gece geç saatlerde yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında Rusya'nın eylemlerinin ülkesinin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal ettiğini söyledi.

Ülkesinin barış istediğini ifade eden Zelenskiy, "Korkmuyoruz" ve "Hiç kimseye herhangi bir şey vermeyeceğiz" dedi.

Zelenskiy, uluslararası ortaklarından net ve etkili destek adımları beklediğini de sözlerine ekledi.

Batılı güçler ise Putin'in ayrılıkçı bölgeleri tanımasının, Rus birliklerinin resmi olarak Ukrayna'nın doğusuna girmesinin önünü açmasından korkuyor.

Son yıllarda Donetsk ve Luhansk'ta yaşayan çok sayıda insana Rusya pasaportları verildi.

Batılı müttefikler de bu nedenle, vatandaşlarını koruma kisvesiyle Rusya'nın artık askeri birliklerini harekete geçirebileceğinden endişe ediyor.

'Ukrayna'nın birliğe kabulü, Rusya'ya güvenlik tehdididir'

Pazartesi günkü duyurusunun ardından bir saatlik bir konuşma yapan Putin, Donbas bölgesinin tarihsel olarak Rusya toprağı olduğunu savundu ve "Modern Ukrayna'nın mimarı Lenin'dir" dedi.

Çarlık Rusyasının bir parçası olan Ukrayna toprakları, 1917'de Bolşevik Devrimi sonrası Ukrayna Halk Cumhuriyeti; bir yıl sonra da Ukrayna Sovyet Sosyalist cumhuriyeti olarak özerklik kazanmıştı.

Konuşmasının bu kısmında açıkça öfkeli olduğu anlaşılan Putin, "Ukrayna'yı Vladimir İlyich Lenin olarak adlandırabiliriz" ifadelerini kullandı.

1991 yılında Sovyetler Birliği'nin çöküşüyle birlikte ülkesinin "soyulduğunu" söyleyen Putin, kukla bir hükümet tarafından yönetildiğini vurguladığı Ukrayna'yı "Amerikan kolonisi" olmakla suçladı ve insanların mevcut yönetim altında acı çektiğini savundu.

2014 yılında Rusya yanlısı liderin devrildiği Ukrayna'daki protestoları bir darbe olarak tanımladı.

Ukrayna'nın gerçek bir ulus olmadığını da savunan Putin, Ukraynalı yetkilileri, yolsuzluk ve milliyetçilikle suçladı.

Putin, Kiev'in nükleer silah elde etme amacında olduğunu ve bunu yapabilmek için de ellerinde Sovyet döneminden miras bilgi bulunduğunu da aktardı.

Rus lider, Ukrayna'daki NATO unsurlarına ilişkin de konuştu ve "Ukrayna'nın birliğe kabulü, Rusya'ya güvenlik tehdididir" dedi.

Putin, diplomatik görüşmelerde, üç ana kriteri masaya koyduklarını söyledi ve bunları; NATO'nun genişlemesinin durması, Rusya sınırında silah konuşlandırılmaması, askeri altyapının 1997 seviyesine çekilmesi" olarak saydı.

Vladimir Putin, "Kiev'deki elitler" cümlesini kullanarak Ukrayna yönetiminin çatışma çıkmasını istediğini savundu.

Rusya lideri, bu sözlerin ardından, tanıma kararını içeren bir kararnameyi kameralar önünde imzaladı.

'Sebepsiz ve kabul edilemez'

Amerika Birleşik Devletleri Putin'in hamlesini hızlı bir biçimde kınadı ve Başkan Joe Biden, ayrılıkçı bölgelerde Amerikalılar tarafından yeni yatırım ve ticaret yapılmasını yasaklayan bir kararnameyi imzaladı. Beyaz Saray, söz konusu önlemlerin, olası bir işgal durumunda yürürlüğe girmeye hazır olan daha geniş yaptırımlarından ayrıca alındığını duyurdu.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson ise Rusya'nın eylemlerinin uluslararası hukukun yok sayılarak "Ukrayna'nın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünün ihlal edilmesi" olarak niteledi. Johnson, bunun "çok kötü ve karanlık bir işaret" olduğunu söyledi. İngiltere Dışişleri Bakanı Lizz Truss ise ülkesinin Rusya'ya yönelik yeni yaptırımları Salı günü duyuracağını söyledi.

AB, Ukrayna ile dayanışma mesajı paylaşarak, "birlik halinde, kararlılıkla tepki verme" taahhüdü verdi.

Avustralya Başbakanı Scott Morrison, Rus birliklerinin barışı koruma söylemi taşımasına tepki göstererek, "Kabul edilemez, sebepsiz, yersiz… Barışı koruduklarına dair söylemler saçma" dedi.

BBC'nin Doğu Avrupa muhabiri Sarah Rainsford'un analizi:

Bu seslenişte Putin, kızgın, sabırsız ve direkt olarak da tehditkardı.

Sanki Rusya Devlet Başkanı, 20'den fazla senedir içinde olan acıyı sonunda dışarı atıyor ve karşılık veriyordu.

Batıya, "Siz bizim dost olmamızı istemediniz" diyerek durumu özetledi ve "ama bizi düşman yapmanız da gerekmiyordu" diyerek devam etti.

Daha önce de duyduğumuz çok fazla şeyi, bu an için yeniden paketleyerek sundu. Çünkü herkesin dikkatinin üzerinde olduğunu biliyordu.

NATO'nun önceki konumlarına dönmesi ve Ukrayna'nın üyeliğinin kırmızı çizgi olması ile ilgili ana güvenlik talepleri üzerinde hiçbir geri adım atmayacağını gösterdi.

Rusya'nın endişelerinin yıllardır ciddiye alınmayarak görmezden gelindiğinden şikayet etti ve Batı'nın Rusya'yı yeniden dirilen bir güç olarak kontrol altına almaya çalıştığını savundu.

Putin'in Ukrayna'ya bu denli odaklanması, başka düşünecek bir şeyi olmayan histerik bir adam görüntüsü verdi.

O kadar detaylıydı ki, sanki orada başkanlık yarışına girecek biri gibiydi. Tabii bir de kendi tarihini yazdığı, Ukrayna'nın hiçbir zaman ülke olmadığını iddia ettiği anlar vardı.

Bugünkü durum göz önüne alındığında bu, oldukça kaygı verici ipuçları veriyor.

Ukrayna topraklarındaki iki ayrılıkçı bölgeyi tanımak, Rusya askerlerinin, davetle ve "barış gücü" olarak, çok yakında oraya açıkça girmesi anlamına gelebilir.

Putin'in rakiplerinin bir sonraki hamlesini görmek için bekleyeceği bir duraklama da olabilir.

Her durumda, savaş alanı Ukrayna toprakları. Bu aynı zamanda Batı ile Rusya arasında, hızla bir restleşmeye giden korkutma oyunu.

Ukrayna sınırlarında Rusya'ya ait 150 binden fazla asker bulunuyor. Putin'in hamlesi ise devam eden krizi derinleştirmiş durumda. Rusya yöneltilen işgal iddialarını reddetse de, ABD'ye göre bir saldırı çok yakın.

Hem Almanya Başbakanı Olaf Scholz hem de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Putin'in açıklaması öncesinde Rus liderle birer görüşme yaptı. Batılı güçler, olası bir işgal halinde Rusya'ya yönelik sert yaptırımlar olacağını söyleyerek, Ukrayna'ya desteklerini açıkladı.

Putin, tartışmalı kararı öncesinde Rusya Güvenlik Konseyi'ni, iki bölge cumhuriyetinin bağımsızlığını tanıma konusunda tartışmak için toplantıya çağırdı.

Putin yönetiminin üst düzey yetkilileri, konu hakkında fikirlerini beyan etmek üzere kürsüde birer konuşma yaptı. Tüm yetkililer alınan kararın lehinde konuştu. Ancak televizyonda da yayımlanan toplantı tamamen sorunsuz da değildi.

Görüşmeler esnasında iki yetkili iki bölgenin Rusya'ya "dahil edilmesi" ihtimalinden bahsettiği görüldü. İki durumda da Putin, yetkilileri düzeltti ve başını sallayarak, "Biz bunu konuşmuyoruz, biz bunu tartışmıyoruz. Biz bağımsızlıklarını tanıyacak mıyız, tanımayacak mıyız bunu konuşuyoruz" dedi.

8 yıldır devam eden çatışmalar

Donbas'taki Rusya destekli ayrılıkçılarla Ukrayna askerleri arasındaki çatışmalar, ateşkes anlaşmasına rağmen 2014 yılından bu yana devam ediyor. Rusya, kendilerini bağımsız devletler olarak ilan eden Donetsk ve Luhansk'ı şimdiye kadar resmi bir şekilde tanımamıştı.

Bununla birlikte 2019 yılından bu yana Moskova, Donbas'ta yaşayan çok sayıda kişiye Rusya pasaportu temin etti.

Rusya Acil Durum Bakanlığı bu sabah Ukrayna'nın doğusundaki 60 binden fazla sivilin Rusya'ya geçtiğini açıkladı.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmytro Kuleba ise sabah Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda, Ukrayna'nın Donbas bölgesinde saldırı gerçekleştirmediğini, sabotaj yapmadığını belirtti. Rusya'yı yalan haber yaymaması konusunda uyardı.

Ukrayna'nın doğusunda geçtiğimiz hafta sonuna doğru başlayan çatışmalarda, iki Ukrayna askeri hayatını kaybetmişti. Ayrıca bölgedeki Rus yanlısı ayrılıkçıların liderleri "tam askeri seferberlik" ilan etti.

Tanıma kararı sonrası Putin - Biden zirvesinin ne olacağı belirsiz

Beyaz Saray, devam eden Ukrayna krizini görüşmek üzere ABD Başkanı Joe Biden'ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yapılacak bir zirveyi prensipte kabul ettiğini duyurmuştu.

Ancak tanıma kararının bu görüşmeyi nasıl etkileyeceği belirsiz.

İngiltere hükümeti ise, Rusya'nın işgal planının bazı aşamalarıyla çoktan başladığını açıkladı.

Başbakan Boris Johnson'un sözcüsü, istihbarat raporlarına dayanan bilgilendirmede, "Putin'in planı çoktan uygulamaya konuldu" dedi.

Sözcü, işgal planının hangi aşamalarının başladığına ilişkin detay vermedi.

Boris Johnson: 1945'ten bu yana en büyük savaş hazırlığı

Bu gelişmeler öncesi Münih'teki güvenlik konferansında BBC'ye konuşan İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Rusya'nın, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana, Avrupa'daki en büyük savaşa hazırlandığına yönelik ellerinde istihbarat olduğunu söyledi.

İngiltere Başbakanı, ellerindeki istihbaratın, Rusya'nın Kiev'i kuşatma amacı taşıyan bir işgale hazırlandığını gösterdiğini de kaydetti.

ABD Başkanı Joe Biden da Cuma günü yaptığı açıklamada, Putin'in Ukrayna'yı işgal etmeye karar verdiğine inandığını söylemişti.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, işgal öngörüsüne ilişkin açıklamaları "provokatif" olarak değerlendirdi.

ABD'nin yaptığı son değerlendirmelere göre, Ukrayna sınırındaki bölgelere 169 bin ile 190 bin arasında Rus askeri konuşlandırılmış durumda. Bu sayıya, Ukrayna'nın doğusundaki Rusya yanlısı ayrılıkçı milisler de dahil.

Kiev'e uçuşlar askıya alındı

Öte yandan Alman hava yolu şirketi Lufthansa ve İsviçreli Swiss Air bugün itibarıyla olası bir işgal endişesi nedeniyle Ukrayna'nın başkenti Kiev'e uçuşları durduracağını açıkladı.

Air France da Pazartesi , Salı günü yapılacak Kiev uçuşlarını tedbir amaçlı kaldırıldığını söyledi.

Geçtiğimiz hafta Hollanda hava yolu şirketi KLM de Kiev'e uçuşlarını durdurmuştu.