İngiltere'de Brexit kritik eşikte: Başbakan May, bakanlarını ikna edebilecek mi?

Brexit

Kaynak, Getty Images

İngiltere Başbakanı Theresa May, Avrupa Birliği ile Brexit sürecinin nasıl işleyeceğine dair sonunda bir anlaşmaya vardı. Brexit referandumunun üzerinden iki yıl geçmişken ülkesinin AB'den nasıl ayrılacağına dair Brüksel ile anlaşan May için asıl süreç ise şimdi başlıyor.

May için en tehlikeli süreç ve başbakanlığının en kritik dönemeci bugün itibariyle keskinleşecek. TSİ 17.00'de bakanlarla bir araya gelen Theresa May, onları bu anlaşmaya ikna etmeye çalışıyor.

May'in bakanları ikna etmeyi başaramaması durumunda anlaşmaya karşı çıkan bazı bakanların istifa etme ihtimali ve bunun yaratabileceği sonuçlar ülke genelinde tartışılıyor.

May, Salı akşamı Başbakanlık konutunda teker teker ağırladığı kabine üyelerine anlaşmanın detaylarını sunmuştu.

Bakanların yanlarına Brexit anlaşmasının metnini almasına izin verilmezken, en az 500 sayfa olan anlaşmaya şimdiden yüksek sesli itirazlar yöneltiliyor.

İngiltere Başbakanı Theresa May

Kaynak, Reuters

Fotoğraf altı yazısı, İngiltere Başbakanı Theresa May

Özellikle de koyu Brexit taraftarı olan kabine üyeleri May'in başını ağrıtıyor.

İngiliz liderin sadece kabinesini değil, daha sonra İngiltere parlamentosunu da ikna etmesi gerekecek ki bu aşama daha da çetrefilli.

Bugün TSİ 17:00'de May kabinesi ile bir araya gelecek; Brexit anlaşmasının kaderi, bu toplantının ardından biraz daha netleşecek.

Diğer yandan İngiltere'nin para birimi sterlin, Brexit konusunun kesinliğe kavuştuğuna dair piyasa beklentileriyle dolara ve euroya karşı değer kazandı.

Haberlerin ardından sterlin dolar karşısında yüzde 1,4 yükseldi.

Bundan sonra Brexit ile ilgili atılan her adım piyasalar için de bir sınav niteliğinde.

Bu aşamadan sonra neler olabileceğini ve sürecin nasıl işleyeceğini derledik.

Anlaşmada neler var?

İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden çıkış tarihi olarak belirlenen 29 Mart 2019 tarihinin ardından nasıl bir geçiş döneminin olacağı ve geçiş döneminin ne kadar süreceği, bunun ardından İngiltere ve AB arasındaki ilişkilerin nasıl şekilleneceği bu anlaşma sayesinde belirlenecek.

Henüz May ve AB arasında mutabakata varılan anlaşmanın detayları belli değil.

Ancak Brüksel'e dayandırılan ve basına sızdırılan birtakım bilgiler var.

Şimdiye kadar May'in üzerinde çalıştığı taslağa en büyük tepki, Brexit yanlısı isimlerden geliyordu.

May'in Avrupa Birliği ile serbest ticaret koşullarını sürdürme arzusu en çok eleştirilen noktaydı.

Sürdürülen müzakerelerde bir diğer anlaşmazlık noktası ise İrlanda ve Kuzey İrlanda sınırına fiziksel sınır kontrolleri getirilmeden ilişkilerin nasıl sürdürüleceğine dairdi.

İrlanda sınırı neden sorun oluşturuyor?

Bir ada ülkesi olan Birleşik Krallık'ın Brexit sonrasında Avrupa Birliği ile tek sınırı, Birleşik Krallık içinde yer alan Kuzey İrlanda ile Avrupa Birliği içinde yer alan İrlanda Cumhuriyeti arasındaki kara sınırı olacak.

Bu sınır, Kuzey İrlanda'nın İrlanda ile birleşmesini savunan Cumhuriyetçiler ile İngiliz hükümeti ve destekçileri arasında on yıllar süren çatışmalara tanıklık ettiği için Brexit'in en önemli konularından biri olarak görülüyor.

1998'de Birleşik Krallık, İrlanda ve Kuzey İrlanda'daki siyasi partiler arasında imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması, adadaki çatışmalara son vermişti.

Kuzey İrlanda-İrlanda sınırı
Fotoğraf altı yazısı, İrlanda adasında (solda) Birleşik Krallık'ın içindeki Kuzey İrlanda ve Avrupa Birliği içindeki İrlanda Cumhuriyeti sınırı, iki birliğin bayraklarıyla böyle gözüküyor

Birleşik Krallık ve İrlanda'nın Avrupa Birliği içinde yer alması, İrlanda ve Kuzey İrlanda'nın ortak bir ekonomik pazarda yer almasını, sınırın iki tarafındaki insanların da diğer tarafta serbestçe yaşaması, dolaşması ve çalışmasını sağlamıştı.

Brexit'le birlikte Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden ayrılması, son yıllarda varlığı hissedilmeyen bu sınırı daha belirgin hale getirecek. Sorun, bu sınırın nasıl işlemesi gerektiği konusunda tüm tarafların uzlaşabildiği bir çözümün bulunamamış olması.

Sert Brexit yanlıları Birleşik Krallık'ın sadece AB'den değil, aynı zamanda Avrupa ortak pazarı ve gümrük birliğinden de çıkmasını savunuyor. Fakat bu senaryoda İrlanda ile Kuzey İrlanda arasındaki ticaretin gümrük vergisine tabi olması, sınır geçişlerinin kontrol edilmesi ve adanın iki tarafındaki halkın diğer tarafta yaşama ve çalışma hakkının kısıtlanması gündeme geliyor.

Yumuşak Brexit yanlıları ise Birleşik Krallık'ın AB'den ayrılıp Avrupa ortak pazarı ve gümrük birliğinde kalmasını savunuyor. Bu senaryoda adanın iki tarafındaki halkın iki tarafta da çalışması ve serbestçe ticaret yapması mümkün. Fakat bu senaryo Birleşik Krallık'ın hem AB'den ayrılıp hem de gümrük birliği ve ortak pazar nedeniyle AB'nin kurallarına tabi olmasını ve üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşması imzalayamamasını gündeme getiriyor. Bu da Birleşik Krallık'ın AB yönetimindeki söz hakkını bırakıp kurallarına tabi olmaya devam ettirmesi nedeniyle sert Brexit yanlıları tarafından eleştiriliyor.

Birleşik Krallık'ı gümrük birliği ve ortak pazardan ayırıp Kuzey İrlanda'ya gümrük birliği veya ortak pazar içinde özel bir statü verecek bir anlaşma senaryosu ise Kuzey İrlanda'daki Birleşik Krallık yanlısı DUP tarafından kabul görmüyor. DUP, Kuzey İrlanda ile Birleşik Krallık arasındaki bağı zayıflatacak, daha fazla özerklik getirecek herhangi bir anlaşmaya karşı çıkıyor.

Birleşik Krallık'ta Başbakan Theresa May'in partisi Muhafazakar Parti parlamentoda azınlıkta olduğu için DUP'nin desteğine muhtaç.

Hem Avrupa Birliği hem Birleşik Krallık adada "fiziki bir sınır" istemediklerini söylüyor.

Tüm tarafları memnun eden bir anlaşmaya varılamaması durumunda Kuzey İrlanda'daki İrlanda ile birlik yanlıları ile Birleşik Krallık ile birlik yanlılarının arasındaki gerilimin artmasından endişe ediliyor.

Kuzey İrlanda-İrlanda sınırı

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Kuzey İrlanda-İrlanda sınırı

Taslakta İrlanda için nasıl bir anlaşma var?

Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği arasında varılan taslak anlaşmanın metni henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.

Fakat sızdırılan bilgilere göre iki taraf da kendi pozisyonlarından geri adım atmış durumda.

Taslak metin hazırlanmadan önce taraflar Kuzey İrlanda'da fiziki bir sınır olmaması konusunda uzlaşmış fakat bunun nasıl sağlanacağı konusunda uzlamamamıştı.

AB, bunun için Brexit sonrasında kapsamlı bir serbest ticaret anlaşması imzalanana kadar 'backstop' denen ve İrlanda adasında mevcut durumu koruyan bir önlem istiyordu.

Birleşik Krallık ise buna Kuzey İrlanda'ya ülkenin geri kalanından özel bir statü vereceği için karşı çıkıyordu.

Theresa May'in "Tüm Birleşik Krallık bir süre daha gümrük birliği içinde kalsın, bunu istediğimiz zaman sonlandıralım" önerisi ise AB tarafından Birleşik Krallık'ın gümrük birliğini istediği zaman sonlandırma hakkı olacağı için kabul görmüyordu.

İki tarafın da birer adım atmasıyla AB Birleşik Krallık'ın bir bütün olarak gümrük birliğinde kalma talebini kabul etti.

Karşılığında ise AB'ye "İrlanda konusunda fiziki sınıra yol açmayan kalıcı bir çözüm" üretilene kadar Birleşik Krallık'ın gümrük birliğinden çıkmasına izin vermeme hakkı tanıyor.

Guardian gazetesine göre Birleşik Krallık'ın Kuzey İrlanda ile "daha derin" özel bir gümrük düzenlemesini de kabul etmesi gerekecek.

İngiltere ve AB'den eşit sayıda üyelerin olacağı bir kurul, 'backstop' denen sürecin ne zaman sona ereceğine karar verecek.

Yine Guardian'a göre Temmuz 2019'da İngiltere'nin ticari olarak geçiş sürecinde mi kalması gerektiği yoksa serbest ticaret koşullarına tamamen geçmeye hazır mı olduğu gözden geçirilecek.

Gazeteye göre, backstop sürecinin işlemesi takdirinde kabine kaynakları Kuzey İrlanda'ya özel bir statü verilmeyeceğini öne sürüyor; ancak Brüksel'deki kaynaklar ise gümrük birliği ve tek pazar cephesinde bölgenin özel bir statüsü olacağını belirtiyor.

Anlaşmaya da en çok bu açıdan karşı çıkılıyor. Brexit yanlısı isimler, Kuzey İrlanda'yı AB'ye daha çok yakınlaştıracak bir anlaşmaya karşı.

Anlaşmada ticaret ve Kuzey İrlanda dışında da başlıklar yer alıyor.

29 Mart 2019'dan sonra AB ve İngiltere vatandaşları için hakların nasıl düzenleneceği ve İngiltere'nin AB'den 'boşanmak' için ödemesi planlanan 39 milyar sterlinlik bütçenin de detayları belli olacak.

May'in kabinesi anlaşmayı destekleyecek mi?

May'in 22 kişilik kabinesinde en az 10 bakan sıkı bir Brexit destekçisi.

May'in hükümetini oluşturan kendi partisi Muhafazakar Parti'nin Brexit destekçileri ile Demokratik Birlik Partisi (DUP), anlaşmayı reddedebileceklerine dair önceden sinyal vermişti.

Brexit yanlısı kabine üyeleri ile diğer parlamento üyeleri, Avrupa Birliği'ne boyun eğen bir anlaşmanın Brexit referandumuna ihanet olacağını ve İngiltere'yi AB'nin boyunduruğuna sokacağını öne sürüyor. İtirazlarının en temel noktasını bu oluşturuyor.

Kabinedeki Avrupa yanlısı bakanlar ise sakin olunması gerektiğini ve May'in bu krizin üstesinden geleceğini düşünüyor.

May, Avrupa karşıtı 9 bakanının eninde sonunda anlaşmaya onay vereceğine yönelik hesaplar yapıyor.

İngiltere Maliyet Bakanı Philip Hammond da Salı gecesi başbakanlık konutuna gelen isimlerdendi

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, İngiltere Maliyet Bakanı Philip Hammond da Salı gecesi başbakanlık konutuna gelen isimlerdendi

Şimdiye kadar kim, ne yorum yaptı?

Brexit'in önde gelen isimlerinden, eski dışişleri bakanı olan Muhafazakar Parti milletvekili Boris Johnson ve yine Muhafazakar Parti milletvekili Jacob Rees-Mogg, hızlı bir şekilde anlaşmaya karşı olduklarını açıkladı.

Muhafazakar Parti'nin eski liderlerinden olan Iain Duncan Smith, 'May'in başbakanlığının sayılı günleri kaldığını' öne sürdü.

Muhafazakar Parti milletvekili Julian Smith ise anlaşmanın parlamentodan geçeceğine emin olduğunu, Ulaşım Bakanı Chris Grayling de 'biraz sakin olunması gerektiğini' ifade etti.

DUP milletvekili Sir Jeffrey Donaldson, taslak anlaşmanın Birleşik Krallık'ın kendi içindeki ekonomik bütünlüğünün temelini dinamitlediğini söyledi.

Brexit'i desteklediklerini fakat bu anlaşmanın "doğru Brexit" olmadığını söyleyen Sir Jeffrey, "Birleşik Krallık AB'den ayrılmaya karar verirse hem gümrük uygulamaları hem de ortak pazar açısından Kuzey İrlanda ülkenin geri kalanından farklı bir muameleye maruz kalacak" dedi ve ekledi:

"Uzun vadede Birleşik Krallık dünyanın geri kalanıyla serbest ticaret anlaşması yaptığında bundan Kuzey İrlanda faydalanamayacak. Bu Birleşik Krallık'ın parçalanması demek."

Muhalefet ne diyor?

İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, "Bu müzakerelerin çılgın bir şekilde yürütülmesinden anladığımız üzere bu anlaşmanın ülke için iyi olması ihtimali bulunmuyor" yorumunu yaptı.

Çarşamba günü Avam Kamarası'nda Başbakan May'e seslenen Corbyn, hükümetin halka iyi bir Brexit vaat ettiğini fakat varılan anlaşmanın bunun çok uzağında olduğunu ve destekleyemeyeceklerini söyledi.

Theresa May ise bunun mümkün olan en iyi anlaşma olduğunu söyleyerek kendini savundu.

Telegraph gazetesine göre dört muhalefet partisi ortak bir mektup yazarak, "anlaşma üzerine gerçekten anlamlı bir oylamanın" yapılması talebinde bulundu.

İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn

Kaynak, PA

Fotoğraf altı yazısı, İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn

Muhafazakar vekiller Brexit konusunda nasıl ayrışıyor?

Theresa May, iki ayrı muhafazakar partinin desteğiyle iktidarda: Kendi partisi olan Muhafazakar Parti ve Kuzey İrlanda'daki DUP.

Guardian gazetesine göre Avam Kamarası'ndaki bu muhafazakar vekiller ise Brexit konusunda beş ana gruba ayrılıyor:

  • Sert Brexit yanlıları: En az 40, en fazla 80 vekil
  • Avrupa yanlıları: En az 12, belki birkaç vekil daha
  • Ana akım İngiliz ve Gallerli merkez sağcılar: En az 200, en fazla 260 vekil
  • İskoç Muhafazakarlar: 13 vekil
  • DUP: 10 vekil

Theresa May Brexit taslağıyla bu iki grubun desteğini halihazırda kaybetmiş gözüküyor: Sert Brexit yanlıları ve DUP.

Bazı Avrupa yanlıları da ne olursa olsun parlamentoda anlaşmaya karşı oy kullanacaklarını açıklamıştı.

Ana akım İngiliz ve Gallerli merkez sağcı vekillerin ise anlaşmayı desteklemesi bekleniyor. Fakat henüz metnin tamamını görme imkanları olmadığı için bundan yüzde 100 emin olmak zor.

Son olarak İskoç Muhafazakarlar Çarşamba öğleden sonra anlaşmayı desteklemelerini bir şarta bağladıklarını duyurdu: Balıkçılık politikaları.

İskoç Muhafazakarlar, Brexit sonrasında Birleşik Krallık'ın balıkçılık politikalarında tamamen bağımsız olmasını ve denizlerdeki balıkçılık kotalarının Avrupa Birliği'nden bağımsız olarak belirlenmesini şart koşuyor.

Halihazırda Avam Kamarası'nda azınlıkta olan ve dışardan DUP'nin 10 vekillik desteğine muhtaç olan Başbakan Theresa May için İskoç Muhafazakarlar'ın 13 sandalyesi, Brexit oylamasında son derece büyük bir öneme sahip olacak.

İngiltere Parlamentosu'ndan anlaşma geçer mi?

May'in kabinesinin onay vermesi halinde anlaşma parlamentonun önüne gelecek.

Avam Kamarası'ndaki matematik çok da May lehine görünmüyor.

DUP ve İşçi Partisi'nin anlaşmaya karşı oy vereceği düşünülüyor. Muhafazakar Parti'den de 25 milletvekilinin anlaşmaya karşı çıkacağı düşüncesi aritmetiği zorluyor.

O yüzden May, öncelikle DUP'un oylarına ardından da İşçi Partisi'ndeki muhaliflerin oyuna ihtiyaç duyacak.

Anlaşma parlamentodan geçmezse ne olur?

Bu noktada İngiltere'nin AB'den anlaşmasız ayrılması gündeme gelir. Bu da özellikle piyasalar ve iş dünyası için büyük bir belirsizlik anlamına geliyor.

Bu durumda hükümetin ne yapılacağına karar vermesi gerekecek.

Brexit kapsamında yürürlüğe konan kanunlara göre 21 Ocak 2019, AB ile anlaşmanın yapılması için belirlenen son tarih.

kronoloji

Eğer bu tarihe kadar Brexit cephesinde ne yapılacağı konusunda bir kesinlik sağlanamazsa, hükümetin 5 gün içinde sonraki planının ne olduğunu açıklaması gerekiyor.

Ancak olayların bu aşamaya gelmesi, May'in başbakanlığının sona ermesi ve ülkede yeni seçimlerin yapılması anlamına gelebilir.

29 Mart'a kadar AB ile yeni bir anlaşmanın yapılması, İngiltere'nin AB'den anlaşmasız ayrılması ya da yeni bir referandumun yapılması bile söz konusu olabilir.

AB cephesinde durum ne?

Brüksel bu aşamada Londra'dan gelecek haberleri bekliyor.

Eeğer Londra'da kabine onay verirse anlaşmaya sonlandırılmış gözüyle bakılacak.

Financial Times, Brüksel'deki kaynaklarına dayandırdığı haberinde bugün Avrupa Birliği büyükelçilerinin bir toplantı yapacağını yazdı.

Londra'dan yeşil ışığın gelmesi takdirinde ise Pazartesi günü AB bakanlarının katılacağı bir toplantı düzenlenecek.

Eğer olur da Londra'da işler anlaşma lehine giderse 25 Kasım'da Avrupa liderleri düzeyinde özel bir zirvenin yapılması planlanıyor.

İskoçya'nın tutumu nasıl?

İskoçya'da da Kuzey İrlanda gibi Brexit referandumunda halkın çoğu AB'den ayrılmaya karşı çıkmıştı.

Birleşik Krallık içinde özerk bir bölge olan İskoçya, 2014 yılında düzenlenen bir referandumda Birleşik Krallık'tan ayrılma önerisini reddetmişti.

Fakat ondan iki yıl sonra, 2016'da düzenlenen Brexit referandumunda İskoçya'nın 'hayır' oyuna rağmen ülke genelinde AB'den ayrılık kararı çıkması, İskoç hükümetinin Theresa May'den ikinci bir referandum talebinde bulunmasına yol açmıştı.

İskoçya'nın özerk yönetiminin başında bulunan İskoç Ulusal Partisi 2017'de düzenlenen erken seçimde, bunu kampanyalarının önemli bir parçası yapmış fakat seçimde oy kaybı yaşaması İskoç halkının ikinci bir bağımsızlık referandumuna karşı çıktığı şeklinde yorumlanmıştı.

İskoç Ulusal Partisi, Brexit'in bu haliyle gerçekleşmemesini, gerçekleşecekse de İskoçya'nın Birleşik Krallık'tan ayrılarak Avrupa Birliği'ne girmesi için bir referandum daha düzenlenmesi gerektiğini savunuyor.

Bugün son anlaşma taslağıyla ilgili bir açıklama yapan İskoçya Özerk Yönetimi Başbakanı Nicola Sturgeon, mevcut taslağın Kuzey İrlanda'ya Avrupa Birliği ile özel bir ilişki imkanı tanırken İskoçya'ya tanımamasını eleştirdi:

"Bu İskoçya için olabilecek en kötü anlaşma. İskoçya'yı hem ortak pazardan çıkaracak hem de yatırım için Kuzey İrlanda ile rekabet etmemizin önüne geçecek. Bu durum İskoçya'da istihdam ve yatırım için felaket sonuçlara yol açar ve kimse bunu kabul edemez."

BBC'ye geçen ay bilgi veren kaynaklar, annelik izninde bulunan Muhafazakar Parti'nin İskoçya lideri Ruth Davidson ve Birleşik Krallık'ın İskoçya'dan Sorumlu Devlet Bakanı David Mundell'ın Kuzey İrlanda'ya İskoçya'dan farklı imkanlar tanıyan bir Brexit anlaşmasının imzalanması durumunda görevlerinden istifa edebileceğini söylemişti.