İstanbul Barosu davası: Kaboğlu için 'terör propagandası'ndan ceza talebi

Kaynak, İstanbul Barosu / X
- Yazan, BBC News Türkçe
- Unvan, Londra
- Okuma süresi: 4 dk
Görevden alınan İstanbul Baro Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin, Suriye'nin kuzeyindeki bir operasyonla ilgili açıklamaları nedeniyle, "basın ve yayın yolu ile terör propagandası yapmak" suçundan cezalandırılmaları istendi.
Kaboğlu ve yönetim kurulu İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, "basın ve yayın yolu ile terör propagandası yapmak" ve "basın ve yayın yolu ile yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak" suçlamalarıyla yargılanıyordu.
Davanın üçüncü duruşması 5 Ocak Pazartesi günü, Silivri'deki Marmara Cezaevi Yerleşkesi'nde görüldü.
Duruşmada söz alan Kaboğlu, "basın ve yayın yolu ile terör propagandası yapmak" ve "basın ve yayın yolu ile yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak" suçlarına ilişkin düzenlemelerin, Anayasa'ya aykırılığının teyit edilmesi istemiyle, Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) başvurulmasını talep etti.
Talebi reddedildi.
Davanın görülmesine 6 Ocak Salı günü devam edilecek.
İstanbul Barosu, 21 Aralık 2024'te sosyal medyada yaptıkları bir paylaşımla gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin'in Suriye'de öldürülmesiyle ilgili olarak etkin bir soruşturma yürütülmesini talep etmişti.
Haklarında bu nedenle dava açılmıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Barosu yöneticilerine açılan dava nedeniyle Baro Başkanı Kaboğlu ve yönetim kurulunun görevlerine son vermişti.
Baro Başkanı Kaboğlu, baro merkezinde düzenlenen basın toplantısında savcılığın "mevcut baro yönetiminin sonlandırılması" talebi hakkında şunları söylemişti:
"Bu, demokratik baro yönetimlerine dışarıdan bir müdahaledir. İstanbul Barosu'nu 20 Ekim 2024 günü seçen binlerce avukatın demokratik iradesine müdahaledir."

Kaynak, İstanbul Barosu
İstanbul Barosu Ocak 2025'te yaptığı açıklamada, baro başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu dahil 10 yönetim kurulu üyesi hakkında göreve son verme ve yeniden seçim talebiyle dava açılması üzerine olağanüstü kurultaya gideceğini duyurmuştu.
Kararın ardından yönetim kurulu üyelerinden avukat Fırat Epözdemir Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanmış, daha sonra ise tahliye edilmişti.
57 kurum yaptıkları ortak açıklamada, "İstanbul Barosu'na yönelik bu girişimler, uluslararası insan hakları hukukuna ve hukuk mesleğini düzenleyen ilkelere açıkça aykırıdır" demişti.
İstanbul Barosu neyle suçlanıyor?
İstanbul Barosu, 21 Aralık 2024'te sosyal medyada yaptıkları bir paylaşımla gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin'in Suriye'de öldürülmesiyle ilgili olarak etkin bir soruşturma yürütülmesini talep etmişti.
Baro, "Basın mensuplarının çatışma bölgelerinde hedef alınmasının Uluslararası İnsancıl Hukukun ve Cenevre Sözleşmesi'nin ihlali niteliğinde" olduğunu belirtmiş, Roma Statüsü'ne de atıfta bulunarak "savaşa taraf olmayan sivillerin hedef alınmasının savaş suçu olduğunu" vurgulamıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu'nu bu paylaşımları nedeniyle "Basın ve yayın yolu ile terör örgütü propagandası yapmak" ve "Basın ve yayın yolu ile halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak" ile suçlamıştı.

Kaynak, DİSK BASIN-İŞ
Haklarında dava açılan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyeleri şöyle: Rukiye Leyla Süren, Hürrem Sönmez, Ahmet Ergin, Metin İriz, Mehmedali Barış Beşli, Yelda Koçak Urfa, Fırat Epözdemir, Ezgi Şahin Yalvarıcı, Ekrem Bilen Selimoğlu ve Bengisu Kadı Çavdar.
Başsavcılık iddianamesinde Bilgin hakkında yürütülen bir soruşturma ve davayı, Daştan hakkında da yürütülen iki soruşturmayı "terör örgütü" bağlantısı gerekçesi olarak göstermişti.
Baro kaynaklarına göre Bilgin ve Daştan hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmuyor.

Kaynak, DİSK BASIN-İŞ
Basında yer alan haberlere göre Cihan Bilgin Haseke merkezli Hawar Haber Ajansı (ANHA) için, serbest gazeteci Nazım Daştan ise hem ANHA hem de PKK'ya yakın Fırat Haber Ajansı (ANF) için çalışıyordu.
Türk ve Kürt basınına yansıyan haberlere göre Bilgin ve Daştan, 19 Aralık 2024'te Suriye'nin başkenti Şam'ın doğusunda yer alan Tişrin Barajı çevresinde araçlarındayken hava saldırısında hayatlarını kaybetti.
Suriye'de Beşar Esad yönetimi 8 Aralık 2024'te Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) isimli İslamcı militan grup önderliğinde devrilmişti.
Hem ulusal hem de uluslararası gazetecilik örgütleri Bilgin ve Daştan'ın öldürülmesini kınadı.
DİSK Basın-İş Sendikası "Gazetecileri hedef alan saldırıları kınıyoruz" açıklamasını yaptı.
Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) Genel Sekreteri Anthony Bellanger ise "İki meslektaşımız Suriye'nin kuzeyindeki durumla ilgili haber yapan değerli gazetecilerdi. Gazeteci olarak çalıştıkları sırada insansız hava aracı tarafından kasıtlı olarak hedef alınmaları şoke edici" dedi.
Saldırıyı kınayan Bellanger, "Sorumluların hesap vermesini talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Direktörü Audrey Azoulay da gazetecilerin öldürülmesini kınadı.
Fırat Nehri'nin batı yakasındaki Tişrin Barajı, Aralık 2015'te Suriye Demokratik Güçleri (SDG) yönetimine geçmişti.
SDG'nin omurgasını, Suriye'deki Kürt Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) silahlı kanadı Halk Koruma Birlikleri (YPG) oluşturuyor. Türkiye, YPG'nin PKK ile aynı örgüt olduğunu söylüyor.
Anadolu Ajansı (AA), Aralık ayı başında Suriye Milli Ordusu'nun (SMO) bölgede yürüttüğü operasyonlar neticesinde ilçe merkezinin "tamamına hakim olduğunu" duyurmuştu.
İstanbul Barosu soruşturmanın ardından ne dedi?
Başsavcılık soruşturmasının ardından İstanbul Barosu, 21 Aralık'taki açıklamayı Anayasa ve Avukatlık Yasası'nın 76, 95 ve 97. maddeleri gereği "Hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak" görevi gereği paylaştıklarını belirtti.
Baro yönetimi haklarındaki "Terör örgütü propagandası yapma" ve "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamalarını reddetti ve açıklama metninde "Türkiye Cumhuriyeti ve kurumlarına yönelik hiçbir olumsuz ifade ve suçlamanın yer almadığını" savundu.









