'Etki ajanlığı' tartışması: İktidar ilk kez muhalefetin görüşüne başvurdu, hangi çekinceler dile getirildi?

Soru soran gazeteciler

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Gazetecilik örgütleri düzenlemenin basın özgürlüğünü kısıtlayacağını savunuyor.
    • Yazan, Ayşe Sayın
    • Unvan, Ankara
  • Okuma süresi: 3 dk

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), casusluk suçlarının kapsamını genişleten ve kamuoyunda “etki ajanlığı” olarak bilinen düzenlemeyi, muhalefetin itirazları üzerine geçtiğimiz hafta ikinci kez geri çekti.

Noterlik Kanunu içinde yer alan düzenlemenin geri çekilmesinin ardından AKP, ilk kez bu konuda muhalefetin görüşünü almak için harekete geçti.

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin, 20 Kasım Çarşamba günü beş siyasi partinin grup başkanvekilinin katılımıyla yaptığı toplantıda, muhalefetin eleştiri ve önerilerini de aldı.

Zengin bu çerçevede CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, İYİ Parti Grup Başkanvekili Buğra Kavuncu, DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç ve Adalet Bakanlığı temsilcileri ile bir araya geldi.

AKP, bu eleştiriler doğrultusunda, hukukçuların da görüşlerini alarak yeni bir metin üzerinde çalışma yapma ve muhalefetle yeniden bir araya gelme kararı aldı.

Toplantı sonrası açıklama yapan Zengin, muhalefetin itirazlarını da dikkate alarak, yeni bir çalışma yapılacağını açıkladı.

Zengin, “Biz de tekrar üzerine bir kez daha çalışacağız ama her halükarda bu düzenlemeyi yapacağız. Sonuçta onların itirazlarını da dinlemek iyi oldu. Bizim cevaplarımız da onlar için iyi oldu” açıklaması yaptı.

İlk toplantıdan yansıyan bilgilere göre iktidar partisinin, düzenleme konusunda muhalefetin de görüşünü alması muhalefet tarafından olumlu karşılanmakla birlikte, itirazların yeni metne yansıyacağı konusunda kuşkular var.

Muhalefet, daha önce olduğu gibi iki kez geri çekilen teklif metnin tekrar küçük değişikliklerle getirilmesi halinde, hiçbir şekilde düzenlemeye destek vermeyecek.

İktidar düzenlemeyi neden istiyor?

Toplantıdan yansıyan bilgilere göre iktidar kanadı, yasal düzenlemenin gerekçesini, Türk Ceza Yasası’ndaki casusluk suçunu düzenleyen maddelerin gelişen teknoloji karşısında yetersiz kalmasına dayandırdı.

Üçüncü ülkelerin Türkiye üzerinden başka ülke vatandaşlarına dönük, taşeronları aracılığıyla veya yeni tip teknolojiler kullanarak yaptığı operasyonlar nedeniyle cezalandırılamadığını savundu.

Muhalefetin, hangi eylemlerin suç kapsamına gireceğinin belirsizliği nedeniyle herkesin cezalandırılabileceği eleştirisine karşı ise “yabancı devlet yararına veya talimatı doğrultusunda işlenmesi” kriteri aranacağı açıklaması yaptı.

Muhalefet hangi çekinceleri iletti?

BBC Türkçe’nin edindiği bilgiye göre MHP dışındaki partiler ise özetle şu eleştirileri dile getirdiler:

  • Teklif, hem usul, hem de esas yönünden eksiklikler taşıyor. Usul yönünden bakıldığında, iki kez cezalandırma getiriyor. Örneğin, bir kişi tehdit suçunu yabancı bir devlet veya organizasyonun talimatı doğrultusunda işlediyse, hem tehdit, hem de yeni tip casusluk suçlamasıyla cezalandırılabilecek. Bu hukukun, “bir eylemden dolayı iki kez ceza verilemez” ilkesine aykırı. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilebilir.
  • Esas yönünden bakıldığında, kapsamı sınırları, suçun maddi unsurları belirsiz. Örneğin iktidar Meclis’teki görüşmeler sırasında muhalefete “İsrail ağzıyla konuşuyorsunuz” dedi. Bir hakim de böyle düşünebilir. İktidarın bir projesini protesto eylemi yapanlar, hem protestodan, hem de “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine” eylem yapmaktan cezalandırılabilir.
  • Devletin güvenliğine karşı riskler karşısında alınması gereken önlemlere itirazımız olmaz, destek de veririz. Ama bunun belirli anlaşılır ve keyfi uygulamaya yol açmayacak bir metin olması gerekir. Bu kadar önemli bir düzenlemenin, bir torba yasa içine konulması doğru değil.
  • Böyle bir düzenlemeye devlet kurumları gerçekten ihtiyaç duyabilir. Ama getirdiğiniz düzenleme, kötü niyetli kullanılmaya, istismar edilmeye açık. “Devletin iç ve dış siyasal yararları” gibi belirsiz bir kavram nedeniyle herkesi fail yapabilecek bir suç tarifi ile karşı karşıyayız.

Ne olmuştu?

Muhalefetin, “etki ajanlığı” olarak isimlendirdiği, iktidarın “yeni tip casuslukla mücadele” gerekçesine dayandırdığı düzenleme Mayıs ayından bu yana Türkiye’nin tartıştığı bir konu.

İlk olarak 9. Yargı paketi içinde yer alan tepkiler üzerine geri çekilen düzenleme, son olarak geçen hafta Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilen “Noterlik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ilişkin Kanun” içinde yer aldı.

Ancak muhalefetin ve kamuoyunun tepkileri üzerine ikinci kez geri çekildi ve teklif metninden çıkarıldı.

TCK'daki “casususluk” suçunu düzenleyen 339’uncu maddeye “devletin güvenliği veya siyasal yararları aleyhine suç işleme” başlığı altında yeni bir suç ekleyen düzenleme, “casusluk suçu” kapsamı dışında olmak kaydıyla, “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda suç işleyenler hakkında üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası” verilmesini öngörüyordu.

Ayrıca, “Fail hakkında hem bu suçtan hem de işlediği ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” ifadesiyle çifte cezalandırmanın da yolunu açıyordu.

AKP, yasa teklifini, Meclis’teki bütçe görüşmelerinin Kasım ayı sonunda tamamlanmasının ardından yeniden Meclis gündemine getirmeyi planlıyor.