Ali Laricani'nin ölümü İran liderliğinde neleri değiştirecek?

Ali Laricani siyah bir ceket giymiş.

Kaynak, AA/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Laricani uzun süredir İran'ın en etkili siyasetçileri arasında sayılıyordu.
    • Yazan, Amir Azimi
    • Unvan, BBC News Farsça
  • Okuma süresi 3 dk

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani'nin İsrail hava saldırısında öldürülmesiyle, İran en deneyimli ve etkili siyasetçilerinden birisini kritik bir anda kaybetmiş oldu.

Laricani askeri bir lider değildi ancak İran'ın stratejik kararlarının merkezindeki isimlerdendi.

Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri olarak savaş, diplomasi ve ulusal güvenlik konularındaki kararlarda doğrudan etkiliydi.

Özellikle ABD ve İsrail'le yaşanan çatışmada Laricani'nin görüşlerinin ağırlığı hissediliyordu.

28 Şubat'ta ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in öldürülmesi sonrası Laricani kararlı bir ton benimsemiş ve İran'ın uzun erimli bir savaşa hazır olduğu mesajını vermişti.

Laricani, başka birçok İranlı üst düzey yetkilinin öldürüldüğü dönemde hedef alındı ve bu durum İran'ın liderlik yapısının zayıflatılmasına yol açtı.

Batı ülkelerine karşı sert tutumuna karşın Laricani ülke içerisinde pragmatik bir lider olarak biliniyordu. İdeolojik bağlılıkla teknokrat yaklaşımını bir araya getiriyor, ince hesaplanmış stratejileri retoriğin önünde tutuyordu.

Batılı güçlerle ilişkilerde son derece şüpheci olmasının yanı sıra diplomatik çabalarda kilit rol oynuyor, örneğin Çin'le uzun erimli işbirliği anlaşmalarında İran'ı temsil ediyordu.

Ölümü öncesinde Laricani üç büyük krizin yönetiminde rol sahibiydi.

Birincisi, savaşın kendisiydi. İran'ın uzun süreli bir savaşa hazırlanması gerektiğini söyleyerek mevcut çatışmayı bölgeye yaymak, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması gibi hamleleri savundu.

İkincisi ülke içerisindeki kalkışmanın bastırılmasıydı. Ekonomik darboğaz, İslam Cumhuriyeti'ni alaşağı edebilecek bir ayaklanmaya hızla dönüştüğünde, binlerce eylemcinin ölümüyle sonuçlanan bir baskı uygulamaya kondu.

Üçüncüsü ise İran'ın nükleer programı ve ABD'yle dolaylı müzakerelerin yürütülmesiydi. Askeri saldırılar bunun yarıda kesilmesini getirdi.

Laricani'nin öldürülmesi bu kriz başlıklarının her birini çözümsüz bırakabilir ve onun yerine gelecek ismin son derece kırılgan bir durumu devralmasına neden olabilir.

İran her ne kadar küresel enerji piyasalarını tehlikeye atıp direnişini sürdürse de hava sahası yeni saldırılara açık ve Laricani'nin yerine gelecek isim de doğrudan hedef alınma tehlikesiyle karşı karşıya.

Laricani, ABD-İsrail saldırılarında öldürülen Ayetullah Hamaney ile aynı karede.

Kaynak, AA/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Laricani, ABD-İsrail saldırılarında öldürülen Ayetullah Hamaney ile aynı karede.

Bu gelişmeler iktidarda ordunun payının artmasını getirebilir. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da yakın zamanda, eğer ülke yönetiminin üst kademesi işlev göremez hale gelirse askeri güçlerin hızla görev alma yetkisine sahip olduğunu açıkladı. Pratikte bu kararların daha hızlı alınmasını getirebilir, ancak merkezi koordinasyona da zarar verebilir.

Diğer yandan öldürülen liderlerin yerine gelecek kadrolarda da sıkıntı yaşandığının işaretleri görülüyor. İran yönetimi bazı kamuoyu açıklamalarını geç yapıyor. Yeni dini lider Mücteba Hamaney'in göz önünde olmaması da bu durumu pekiştiriyor. Bunun nedeni güvenlik de olabilir iktidar içindeki belirsizlikler de...

Kısa erimde ülke yönetimindeki belirsizlikler artabilir. Savaşta daha sert bir askeri yönetim, içeride daha baskıcı politikaları doğurabilir.

Zamanla 90 milyonluk ülkeyi yönetecek kadroları bulmak zorlaşabilir.

Laricani'nin ölümü tek bir siyasetçinin ölümünden ziyade, liderlik krizini derinleştirebilecek ve İran devletinin dayanıklılığını olumsuz etkileyebilecek bir faktör haline gelebilir.