Türkiye-AB Göç Mutabakatı'nın 10. yılı: Mali destek sürecek mi?

Üç takım elbiseli erkek el ele tutuşmuş, hepsi gülüyor. Arkada mavi fonda Türkiye ve AB yazıyor.

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, 18 Mart 2016'da Türkiye ve AB arasında varılan göç mutabakatı sonrası, Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu, dönemin AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker birlikte gazetecilere poz veriyor.
    • Yazan, Güven Özalp
    • Bildirdiği yer, Brüksel
  • Okuma süresi 5 dk

Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye arasında 2016'da imzalanan göç odaklı 18 Mart Mutabakatı 10. yılını doldurdu.

Şimdi belgenin hâlâ geçerli olup olmadığı tartışılıyor.

Merak edilen bir konu da AB'nin önümüzdeki dönemde Suriyeliler başta olmak üzere Türkiye'deki göçmenlere mali katkı sağlamayı sürdürüp sürdürmeyeceği.

Mutabakat, Suriye iç savaşının ardından, Türkiye üzerinden AB ülkelerine kural dışı geçişlerin en üst seviyeye tırmandığı bir dönemde hayata geçirildi.

AB'nin bu belge kapsamında Türkiye'ye yapacağı mali yardım her aşamada diğer unsurların önüne geçti, Türkiye'ye yarayacak unsurların geri planda kaldığı yönünde eleştiriler yapıldı.

Türkiye ise mutabakatın AB lehine görünmesinin temel nedeninin birliğin yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmemesi olduğunu savundu.

Mutabakat gereği AB'nin Türkiye açısından önemli alanlarda adım atması gerekiyordu. Ancak bunlar gerçekleşmedi.

Türkiye'nin AB'ye katılım müzakereleri canlandırılmadı, tam tersine pratikte durdu.

Aradan geçen 10 yıla rağmen, AB üyesi ülkeler, birliğin yürütme organı olan Avrupa Komisyonu'nu yetkilendirmediği için Gümrük Birliği'nin güncellemesine yönelik müzakerelere başlanamadı.

Üst düzey diyalog toplantıları da hâlâ Türkiye'nin istediği seviyeye ulaşmadı.

Türkiye-AB zirvelerinin sayısı da Ankara'yı tatmin etmekten uzak.

AB’den Türkiye’ye yapılan son resmi ziyaret kapsamında, Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos’un 6 Şubat'ta Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'la Ankara'da görüşmüştü

Kaynak, @MartaKosEU

Fotoğraf altı yazısı, AB'den Türkiye'ye yapılan son resmi ziyaret kapsamında, Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos'un 6 Şubat'ta Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'la Ankara'da görüşmüştü

Vize muafiyeti diyaloğunda ise Türkiye başlangıçta kendisinin de onay verdiği 72 kriterden altısını henüz yerine getirmediği için ilerleme olmadı.

Türkiye, Covid pandemisinden bu yana Yunan adalarındaki kural dışı göçmenleri geri almayı durdurdu.

Ankara'nın, mutabakat gereği, adalardan geri aldığı göçmen sayısı iki binden biraz üzerinde.

Türkiye'deki Suriyelilerin AB ülkelerine yerleştirilmesi uygulaması sürse de beklenen düzeyde olmadı. Bu kişilerin toplam sayısı yaklaşık 45 bin.

Mutabakatın Türkiye'ye yarar sağlayacak unsurlarında neden ilerleme sağlanamadığı konusu açıldığında AB yetkililerinin yorumları genelde aynı çizgide oluyor.

Üyelik müzakerelerinin canlandırılmamasına gerekçe olarak Türkiye'deki hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları alanlarındaki durum gösteriliyor. 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası oluşan ortam da bu yoruma ekleniyor.

Gümrük birliği güncellemesi konusundaki aksama ise üye ülkeler arasında uzlaşı sağlamamasına bağlanıyor.

Vize muafiyeti konusundaki durgunluk konusunda ise top tamamen Türkiye'ye atılıyor. Bir AB yetkilisi "Bu konuda biz sürekli çağrı yapıyor ve birlikte çalışmaya hazırız mesajı veriyoruz. Buna yanaşmayan taraf Brüksel değil" dedi.

Mutabakat geçerli mi?

Bir zamanlar gündemin üst sıralarında yer alan 18 Mart Mutabakatı artık eskisi kadar konuşulmuyor.

Bununla birlikte, mevcut tabloya rağmen her iki taraf da resmen feshetmediği için belge teknik olarak hâlâ geçerli.

BBC Türkçe'nin, mutabakatın devam edip etmediğini sorduğu bir AB yetkilisi, "Siyasi olarak iptal edilmediği sürece deklarasyon devrede olmayı sürdürecek" dedi.

Aynı yetkili, mutabakatın sonuç vermeye devam ettiğinin ve göç konusunda işbirliği açısından hâlâ kilit bir çerçeve oluşturduğunun altını çizdi.

Bu görüş AB kurumlarındaki genel kanıyı yansıtıyor.

AB yetkilileri bununla birlikte, belgenin hayata geçirildiği dönemdeki bağlamın değiştiğinin akılda tutulması gerektiğine dikkat çekiyor.

AB mali desteğe devam edecek mi?

Mutabakat gereği, Türkiye'deki Sığınmacılar İçin AB Mali İmkanı (FRIT) kapsamında tahsis edilen 6 milyar euro seviyesindeki finansman iki dilim halinde 2016-2019 arasında devreye sokuldu.

Bu miktara ek olarak 2020'de 535 milyon euro geçici finansman sağlandı.

AB, 2021-2023 dönemi için birliğe üye ülkelerin de desteğiyle üç milyar euro ek kaynak oluşturdu. 2024 için belirlenen destek oranı ise bir milyar euro idi.

Avrupa Komisyonu tarafından 15 Aralık 2025'te alınan uygulama kararı bağlamında 2025-2027 için yapılacak destek de belirlendi.

Buna göre 2025 için 570 milyon euro, 2026 için 378 milyon euro, 2027 için ise 203 milyon euro kaynak ayrıldı.

Belçika'nın başkenti Brüksel'deki AB'nin ana merkezi ve önünde dalgalanan AB bayrakları

Kaynak, Reuters

Fotoğraf altı yazısı, Belçika'nın başkenti Brüksel'deki AB'nin ana merkezi ve önünde dalgalanan AB bayrakları

Tüm bu kalemler dikkate alındığında AB'nin, 2016'dan bu yana Türkiye'de bulunan mülteciler için yaklaşık 11,7 milyar euro kaynak oluşturduğu görülüyor.

AB'nin, 2028-2034 dönemini kapsayacak bütçesinde de göç için önemli bir miktar ayrılması öngörülüyor.

Göç konularıyla yakından ilgilenen bir AB yetkilisi, Türkiye'ye desteğin yeni bütçe döneminde de sürmesini beklediklerini söyledi.

AB'nin dört önceliği var

AB, göç konusunda Türkiye'yle yakın ve düzenli temasta olmayı sürdürüyor.

AB yetkilileri önümüzdeki dönemde de bu yaklaşımın süreceğine işaret ediyorlar.

Bu bağlamda yaz aylarında göçün odakta olacağı yüksek seviyeli diyalog toplantısı düzenlenmesi ihtimali de var.

Avrupa Komisyonu, önümüzdeki dönemde göç konusunda Türkiye'ye destek bağlamında dört öncelik belirlemiş durumda.

Bunlardan ilki, geçmiş yıllarda olduğu gibi, Türkiye'nin sınır idaresi, göç yönetimi ve düzensiz göçle mücadele kapasitesinin artırılmasına destek olmak. AB'nin bu alanlarda hem teknik hem de mali desteğini sürdürmesi bekleniyor.

İkinci alan Türkiye'deki Suriyelilere desteğe devam edilmesi. Bu desteğin 2027 sonrası dönemde AB'nin çok yıllı bütçesinde ayrılan kaynağa göre şekillenmesi öngörülüyor.

AB, Suriyelilerin ülkelerine dönmesine de katkı sağlamak niyetinde.

Suriye'deki rejim değişikliğinin ardından bu eğilim ivme kazandı.

Türkiye, Suriyelilerin dönüşünün gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli olmasına önem veriyor.

AB'nin diğer önceliği ise Suriyelilere, Suriye'ye dönmelerinin ardından da destek olmak.

Bunun tam olarak nasıl yapılacağına ilişkin çalışmalar sürüyor.

AB yetkilileri, bu önceliklerin Türkiye'nin beklentileriyle uyumlu olduğu görüşünde.

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı'nın verilerine göre Türkiye'de geçici koruma kapsamındaki Suriyelilerin sayısı 2021'de en yüksek seviyesine ulaşarak 3 milyon 737 bin 369 olmuştu.

2021'den bu yana düşüş eğilimi dikkat çekiyor.

Mart 2026 verilerine göre bu statüdeki Suriyelilerin sayısı 2 milyon 302 bin 917'ye geriledi.