|
23 Temmuz 2009 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Hafta başından beri ön sayfalardaki haberler arasından düşmeyen domuz gribi, bugün Guardian'da ekonomik boyutuyla yer alıyor.
Sonbaharda hasta sayısının artmasıyla beraber kayıp iş gücünün üretimde düşüşe yol açacağı haberleri de var ama, Guardian ön sayfasına salgından kimin yüzünün güleceğini çıkarmış. Dünyanın sayılı ilaç firmalarından İngiliz şirketi GlaxoSmithKline için domuz gribi daha ziyade altın yumurtlayan tavuk olabilir. Guardian, dev şirketin bu yıl içerisinde 5 milyar dolara yakın grip ilacı ve aşısı satmayı planladığını yazıyor. GlaxoSmithKline, domuz gribine karşı ilk aşılardan birini üretmiş bulunuyor ve Guardian'a göre İngiltere hükümeti daha şimdiden 60 milyon dozluk sipariş verdi. Şirketin ürettiği Relenza adlı grip ilacına da ilginin büyük olduğunu ve uluslararası alanda sağlık bakanlıklarının ilaçtan bolca depolamaya başladığını okuyoruz. Salgın vurgunu? GlaxoSmithKlein'a yöneltilen eleştiriyi ve şirketin verdiği yanıtı da Guardian'dan aktaralım: 5 milyar dolara yakın kazanç çok büyük para. Domuz gribinden haksızca istifade ediliyor olmasın? İngiliz şirket, ilaç ve aşıyı geliştirmek için harcanan araştırma masrafı çıkartıldığında asıl karın bunun çok daha altında olacağını söylüyor. Şirket ayrıca, yoksul ülkelere bedava verilmek üzere 50 milyon doz aşıyı Dünya Sağlık Örgütü'ne emanet edeceğini belirtmiş. Guardian, şu ana dek İngiltere'de 31, dünya çapında ise 700 dolayında kişinin domuz gribinden öldüğünün belirlendiğini de bildiriyor. Yükselen Çin Küresel ekonomiyle devam edelim. Financial Times'ın satırlarında, resesyona rağmen Çin ekonomisinin gösterdiği azimli yükselişe ilişkin haberlere bir yenisi daha ekleniyor. Çin'in yakında Almanya'yı geride bırakarak dünyanın en büyük ihracatçısı olacağı yazılı. Tahmini yapan, Dünya Ticaret Örgütü. Ama örgütün yayımladığı raporda Çin'in koltuklarını kabartan gözlemlere küresel ekonomi hakkında gayet iç karartıcı tahminler de eşlik ediyor. Financial Times'ın aktardığına göre Dünya Ticaret Örgütü küresel ticaret hacminin yüzde 10 gerileyeceğini öngörüyor; son 60 yılın en keskin düşüşü demek bu. Ancak örgütün başkanı Pascal Lamy, umut veren işaretlerden de bahsetmiş. Asya ülkelerinin küresel ticaretin yeniden canlanmasına öncülük ettiğini düşünüyor. Avrupa'nın nispeten daha yavaş toparlanması nedeniyle, Almanya'nın ihraç ürünlerinin bu yıl Çin'in arkasına düşmesi bekleniyor, Financial Times'a göre. İngiliz eğitimi Peki ya İngiltere mi? Daily Telegraph gazetesinin manşetinde iri puntolarla hükümetin eğitime ayırdığı harcamanın 20 yıl aradan sonra ilk kez düşeceği ileri sürülüyor. Daily Telegraph, hazinenin internet sitesinde yayımlanan istatistiklerin önümüzdeki seçimlerin ertesinde kamu harcamalarının tümünde 5 milyar dolara yakın bir kesintiye işaret ettiğini ve eğitimde kemer sıkmaya gidilmesinin en çok tartışma yaratacak konu olduğunu yazıyor. Bugün birçok gazetenin dış haber sayfalarında yer alan habere önce bir soruyla başlayalım. Silvio Berlusconi kimdir? İtalya'nın başbakanı, ülkesinin en zengin işadamı ve şu an başı seks skandallarıyla dertte olan, eşininin boşanma davası açtığı 72 yaşında bir siyasetçi. Bunların hepsi doğru. Silvio Berlusconi'nin ne olmadığını ise Independent'ın başlığından aktaralım. Masum değiliz... ''Ben bir aziz değilim'' diyor Berlusconi. Para ödediği fahişeleri villasında partilere çağırdığı iddialarına son olarak böyle bir partide kaydedildiği ileri sürülen ses kayıtları eklenmişti. Independent, sessizliğini bozan Berlusconi'nin dün ''Ben bir aziz değilim, umarım La Repubblica gazetesindekiler de bunu anlar'' dediğini aktarıyor. Berlusconi muhalifi sol kanat La Repubblica gazetesi, başbakanın özel hayatına ilişkin iddiaların yayınlanmasına öncülük ediyor. Independent, İtalya'da kimi kesimlerde Berlusconi'nin renkli cinsel hayatının popülerliğini artırabileceğini; ama ardı arkası kesilmeyen ifşaatların kamuoyunda tepki yaratmaya başladığının görüldüğünü bildiriyor. Bir aziz olmayan İtalyan liderden, geçelim Guardian'ın satırlarında yer alan farklı bir dini temaya. Eğer Tanrı olmasaydı, Amerika Birleşik Devletleri de olmayacak mıydı? Tanrı ve okul Teksas eyaletinde ortaokul tarih müfredatını belirleyen heyet, bu soruyu tartışıyor. Guardian, sağcı Hristiyan gruplar ile karşıtlarının Teksas'ta ''Amerika'nın ruhu için'' bir mücadeleye giriştiğini yazıyor. Müfredatı gözden geçiren panele köktendinci bir Hristiyanın da atandığını yazan Guardian, Amerika'nın tarihsel oluşum sürecinde Hristiyanlığın temel bir rol oynadığının kitaplara sokulmak istendiğini; bu girişimin ise laik kesimden ciddi tepki topladığını aktarıyor. Tarih kitaplarıyla ilgili tek tartışma bu değil. Guardian'dan ayrılmayıp, İsrail'e uzanıyoruz. Aynı toprak, ayrı tarih İsrail eğitim bakanlığı, İsrail vatandaşı Arap çocuklarının tarih kitaplarından 1948'de İsrail'i meydana getiren savaşa Filistinlilerin taktığı terim, felaket anlamına gelen "nakba" sözcüğü. Guardian'a göre, 8-9 yaş arası Arap öğrencilerin tarih kitaplarını hedefleyen terim değişikliği, sağcı koalisyonun önderi olan Başbakan Benyamin Netanyahu'nun tarihi okuma biçiminin Filistinlilerin hatıratına karşı üstünlüğünü belli etmesi olarak yorumlanıyor. 1948'e İsraillilerin verdiği ad, "Bağımsızlık Savaşı". Guardian, yaklaşık 700 bin Filistinliyi evinden yurdundan kaçmaya zorlayan çatışmaya ad koyma tartışmasının, şu an İsrail nüfusunun beşte birini oluşturan Araplarla toplumun geri kalan Yahudi çoğunluğu arasındaki kutuplaşmanın özünü ortaya koyduğunu belirtiyor. Bir gram et, bin şikayet Basın özetimizi, Amerika Birleşik Devletleri'ni ikiye bölen bir sağlık tartışmasıyla bitirelim. Konu, Barack Obama'nın kamu sağlığından görevli en üst düzey uzman olma görevine aday gösterdiği Doktor Regina Benjamin'nin vücut ölçüleri... Daily Telegraph, Doktor Benjamin'in kilolarının iki ayrı cephe oluşturduğunu bildiriyor. Amerika'nın internet sitelerinde hararetle şu soru tartışılıyor: 20 yaş üzerindeki nüfusun üçte biri obez olan bir ülkede, kamu sağlığının başını çeken kişiden toplumun geri kalanına örnek oluşturması beklenmeli mi? Amerikalılara daha sağlıklı yaşamayı tavsiye edecek kamu görevlisinin önce kendisinin doğru beslenip aktif bir hayat sürmesi gerektiğini ileri sürenler var. Ama Doktor Benjamin'in destekçileri, başarılı siyah bir kadının toplumda geldiği noktayı çekemeyenlerin biraz kilolu halini bahane ettiğini söylüyor. ''Daha önce bu görevden geçmiş erkekler de doğrusu tığ gibi değildi'' diyorlar.... | İlgili haberler 22 Temmuz 2009 Basın Özeti22 Temmuz, 2009 | Basın Özeti 21 Temmuz 2009 Basın Özeti21 Temmuz, 2009 | Basın Özeti 20 Temmuz 2009 Basın Özeti20 Temmuz, 2009 | Basın Özeti 19 Temmuz 2009 Basın Özeti19 Temmuz, 2009 | Basın Özeti 17 Temmuz 2009 Basın Özeti17 Temmuz, 2009 | Basın Özeti 16 Temmuz 2009 Basın Özeti16 Temmuz, 2009 | Basın Özeti 15 Temmuz 2009 Basın Özeti15 Temmuz, 2009 | Basın Özeti 14 Temmuz 2009 Basın Özeti14 Temmuz, 2009 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||