|
13 Mart 2009 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Economist dergisi, bu haftaki sayısında, Türkiye dış politikası ile ilgili bir değerlendirmeye yer veriyor.
"Köprüleri tamir etmek" başlıklı yazıda dergi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Davos'ta İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e çıkışını kastederek, diplomatik olmayan bir feveranın diplomatik faydalar getirdiğini yazıyor. 'Diplomatik olmayan feveranın diplomatik faydaları' Başbakan Erdoğan'ın Ocak ayındaki çıkışının ardından birçok çevrede, Türkiye'nin Araplar ile Yahudiler ve Batı ile İslam dünyası arasında köprü olma pozisyonunu, tahrip ettiğine dair kaygılar oluştuğunu yazan Economist'e göre, bu tavır Türkiye ile Barack Obama yönetimi arasındaki ilişkiye zarar vermemiş görünüyor. "Tersine, Erdoğan'ın İslam dünyasındaki popülaritesi, Müslümanlara seslenmek isteyen Amerika Birleşik Devletleri için faydalı olabilir" diyen Economist, bu yorumu, Obama'nın önümüzdeki ay Türkiye'yi ziyaret edecek olmasıyla destekliyor. Obama'nın Türkiye'yi ziyaret ederek, iktidarı devralışının ilk yüz günü içinde bir Müslüman ülkeyi ziyaret etme vaadini yerine getireceğini yazan Economist, Obama'nın ziyaretini Avrupa turu içerisinde gerçekleştirecek olmasını da, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecine bir destek olarak yorumluyor. İlişkilerde yeni bir 'altın çağ' Üst düzey bir yetkilinin Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni bir "altın çağın" yaşandığından bahsettiğini aktaran Economist şöyle devam ediyor. “Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında, Arap-İsrail sorunu, Amerika ile İran arasında Tahran'ın nükleer programının durdurulmasına yönelik diyalog kurulması, Irak'ın Amerikan güçleri ayrılırken istikrara kavuşturulması ve Kafkaslar'dan geçen boru hattı projeleri gibi işbirliği yapabileceği konular var. Bu konuların muhtemelen en önemlisi ise İran.” Tahran'ı ziyaret eden Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, İran'ın Amerika'nın uzatacağı zeytin dalını kabul etmesini istediğini belirten dergi, “Ancak, Türk yetkililer, Amerika ile İran arasında yakın zamanda bir ilerleme kaydedilmesine dair umutlarını bastırıyor.” diyor. Amerika Birleşik Devletleri, muhtemelen İran'ın Haziran ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminden önce harekete geçmek istemeyecektir. İran cumhurbaşkanlığı seçimleri önemli mi? Financial Times gazetesinde yer alan bir yorum yazısı ise İran'ın Cumhurbaşkanlığı seçimine odaklanmış. Roula Khalaf imzalı yazıdan öne çıkan bazı tespitler şöyle: "Haziran ayında İran'da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin pek bir farklılık yaratmayacağını söyleyerek önemsiz görmek kolay olacaktır. "Ne de olsa, İslam cumhuriyetinde iktidarın gerçek sahibi Ayetullah Ali Hamaney ve ülkenin nükleer programının kaderini belirleyecek bu kişi seçimlerle belirlenmiyor. Ancak, yine de Ahmedinejad'ın seçimleri kazanıp kazanmayacağı da bir detaydan ibaret değil." Muhalifler uzlaşabilecek mi? Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Ahmedinejad'ın karşısında, hepsi tam olarak reformist sayılmasa da bir değil üç aday olduğunu kaydeden Financial Times, şöyle devam ediyor: Financial Times'a konuşan, eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin bir yardımcısı, bir uzlaşma mekanizması oluşturularak Ahmedinejad'ın karşısına tek adayla çıkmanın mümkün olmasını umuyor. Ancak, gazeteye göre, eğer adaylar büyük bir stratejinin uygulayıcıları olarak sonunda tek aday üzerinde birleşemezlerse, reformist oylar bölünecek ve Ahmedinejad tekrar cumhurbaşkanlığına seçilecek. 'Pakistan hükümeti Batıyı öfkelendiriyor' Guardian gazetesinde yer alan Pakistan'la ilgili bir yorum yazısıyla devam ediyoruz. Makalenin yazarı Simon Tisdall, bocalayan zayıf bir yönetim diye nitelediği Pakistan hükümetinin Batı'yı öfkelendirmeye başladığını söylüyor. Tisdall, Pakistan'da eski başbakan Navaz Şerif ve Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari arasında artan gerginliğin, bahar aylarında Afganistan-Pakistan sınırının her iki yanındaki Taleban'a karşı büyük bir harekâta hazırlanan Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'yi derinden kaygılandırdığını belirtiyor. “Cemaati İslami adlı parti de, Zerdari'ye karşı uzun bir yürüyüş başlatan Navaz Şerif yanlılarına katılma kararı aldı. “Pakistan İçişleri Bakanlığı yetkilileri, protesto yürüyüşünün yarattığı siyasi gerginlik ortamında saldırılar düzenlenebileceğini söylerken, bazı televizyonlar El-Kaide'nin de sokaklardaki gerginlikten faydalanarak Amerikan elçiliklerine ve vatandaşlarına saldırmayı planladığını duyuruyor. “Afganistan'da da Ağustos seçimleri öncesinde bir karışıklık yaşandığı ve Hamid Karzai'nin batının desteklemediği bir isim olarak görüldüğü bir ortam, açık ki Barack Obama'nın yeni Afganistan-Pakistan ya da kısa adıyla Af-Pak stratejisi için uygun koşulları sağlamıyor.” Daily Telegraph: Radikal İslamcılar cesaretlendiriliyor Daily Telegraph gazetesi, geçtiğimiz günlerde, Irak'tan dönen bir İngiliz askeri birliğinin bir Müslüman grup tarafından protesto edilmesi ardından başlayan tartışmaları yorum sayfalarında sürdürüyor. Con Coughlin imzasını taşıyan "İngiltere bir savaş veriyor ve biz düşmanlarımıza karşı fazla yumuşak davranıyoruz" başlıklı yorum yazısından öne çıkan bazı değerlendirmeler şöyle: "Savaşları yalnızca askerler kazanmaz. Hükümetlerin de oynamaları gereken önemli bir rolü vardır. Ancak, birçok Batı hükümetinin radikal İslam tehdidi karşısında vardığı yargılar, düşmanla eşit şartlarda mücadele etmediğimize işaret ediyor. "Taleban’la birlikte savaşan İngiltereli Müslümanların olduğu geçen yıl üst düzey yetkililer tarafından teyit edilmişti. Ardından, casus uçaklar üzerinden Taleban telsizlerini dinleyenlerin karşılarında İngiltere'nin bazı bölgelerinin aksanıyla konuşan isyancılar bulmaktan şaşırdıkları ortaya çıktı. "Bu hafta, Irak'tan dönen 2. Kraliyet Anglikan Birliğini protesto eden Müslümanlar üzerinden düşünürsek, İslamcıların, gereken ihtiyaçları olan her türlü cesaretlendirmeyi gördükleri sonucuna varabiliriz. "Polisin bu gösterilerde tek yaptığının askerlere "suçlu" ve "terörist" diyen bu kişilere karşı çileden çıkan kişileri tutuklamaları da bizi şaşırtmamalı." Iraklıların saldırı silahı ayakkabı Times gazetesinde yer alan bir karikatür, "saldırı silahı" olarak dört ülkede kullanılan silahları sınıflandırmış. Yüksek hızlı saldırı silahları başlıklı karikatürde, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Kuzey İrlanda ve Irak'ta kullanılan saldırı silahları karikatüristin merceğinden sınıflandırılmış. ABD kutucuğunda, ülke içinde bireyler tarafından yapılan katliamlarda kullanılan türden gelişmiş bir uzun namlulu silah görülürken; Almanya kısmında önceki günkü lise baskınında kullanılana benzer bir tabanca; Kuzey İrlanda'da bir kalaşnikov ve Irak'ta ise önceki Amerikan Başkanı George Bush'a ayakkabı fırlattığı için üç yıl hapse mahkûm edilen Iraklı gazeteciye referansla “saldırı silahı” olarak bir ayakkabı resmi çizilmiş. | İlgili haberler 09 Mart 2009 Basın Özeti09 Mart, 2009 | Basın Özeti 8 Mart 2009 Basın Özeti08 Mart, 2009 | Basın Özeti 6 Mart 2009 Basın Özeti06 Mart, 2009 | Basın Özeti 5 Mart 2009 Basın Özeti05 Mart, 2009 | Basın Özeti 4 Mart 2009 Basın Özeti04 Mart, 2009 | Basın Özeti 3 Mart 2009 Basın Özeti03 Mart, 2009 | Basın Özeti 2 Mart 2009 Basın Özeti02 Mart, 2009 | Basın Özeti 1 Mart 2009 Basın Özeti01 Mart, 2009 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||