BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 25 Şubat, 2008 - TSİ 13:50
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
25 Şubat 2008 Basın Özeti
Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Kuzey Irak'a düzenlenen ve hala devam eden sınır ötesi operasyona, tüm İngiltere gazeteleri, bugünkü sayılarında çeşitli düzeylerde yer veriyor.

İngiliz gazeteleri

Times gazetesi, sınır ötesi operasyonun Irak'taki merkezi hükümeti çöküşe götürebileceği yorumunu yapıyor.

Türkiye'nin operasyonunun Saddam Hüseyin'in devrilmesinden bu yana Kuzey Irak'ta yapılan en büyük operasyon olduğunu yazan Times şöyle devam ediyor.

“Operasyon başladığından bu yana toplamda yüzden fazla kişinin öldüğü çatışmalar daha da kötüye gidiyor. Irak'ta Şii lider Mukteda Es Sadr, Türk ordusunun hemen geri çekilmesini talep eder ve sınırda kötüleşen durumdan Irak hükümeti ve Amerikan güçlerini suçlarken, PKK da bir helikopter düşürdüğünü söyledi ve Türkiye kentlerindeki Kürtlere mücadeleye katılmaları çağrısında bulundu.”

Gazetenin, sınır ötesi operasyonun bölge dengelerine etkisi konusundaki yorumu ise şöyle:

“Türkiye'nin sınır ötesi operasyonu özellikle Amerika Birleşik Devletleri'ni zor durumda bırakıyor, çünkü Washington için Türkiye bir NATO üyesi ve önemli bir askeri ortak. Fakat Türkiye'nin Kuzey Irak'a girmesi, bu bölgeyi istikrarsızlaştırabilir ve Bağdat'taki kırılgan koalisyonu tehlikeye atabilir.”

Times gazetesi ayrıca, "Türkiye, kendi çıkarları gereği çatışmaların yükselmesinden çekinmeli" diyor ve müdahalenin Irak'ta yol açacağı bir bölünmenin Türkiye için daha tehlikeli olabileceğini söylüyor.

Operasyonlarda ağır can kaybı

Aynı konuya yer veren Financial Times gazetesi ise, ilgili haberinin başlığına operasyonun yüksek can kaybına yol açtığını taşımış.

Vincent Boland imzalı haberde şöyle deniyor:

“Yalnızca dünkü çatışmalarda, sekiz Türk askeri ve 33 Kürt ayrılıkçı militanın hayatını kaybettiği açıklandı. Açıklanan rakamlar, ağır kış koşullarına rağmen ne kadar yoğun çatışmaların yaşandığı konusunda önemli bir gösterge."

“Ankara'nın gerçekleştirdiği bu operasyon, Irak'ı istikrarsızlığa sürükleme ve Türk ordusu ile Iraklı Kürtler arasında çatışma çıkması riski barındırmasına rağmen Amerika Birleşik Devletleri tarafından en azından zımnen destekleniyor. Ancak, Amerikan Savunma Bakanı Robert Gates, bir yandan Türkiye'den operasyonu amaçlarına ulaşır ulaşmaz bitirmesini isterken, bir yandan da Ankara'dan Irak Kürt bölgesel yönetimini muhatap almasını istiyor.”

Independent gazetesi ise Irak'ta düzenlenen ve en az 40 kişinin ölümüne yol açan intihar saldırısı ile Türkiye'nin düzenlediği sınır ötesi operasyon konusuna aynı haber içinde yer vermiş.

'Operasyon PKK'dan çok Kürt yönetimine zarar veriyor'

Türkiye'nin düzenlediği sınır ötesi operasyonu bir "işgal" olarak niteleyen Independent, Amerika Birleşik Devletleri'nin, Irak'ta şiddetin azaldığına dair iddialarının, mezhepler arası çatışmalardaki artış ve Irak Kürdistanı'ndaki çatışmalarla yanlışlandığını vurguluyor.

Sınır ötesi operasyonun, karadan ve havadan bombalamalarla devam ettiğini ve çatışmaların yoğunlaştığını kaydeden Independent, üst düzey bir Türk yetkiliye dayandırdığı haberinde, operasyona sekiz bin askerin katıldığını yazıyor.

Operasyonun Iraklı Kürt yönetim üzerindeki etkilerine de değinen Independent, sınır ötesi operasyonun, Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne verdiği zararın muhtemelen PKK'ya verdiği zarardan daha yüksek olduğu yorumunu da yapıyor.

Guardian gazetesinin Erbil'deki muhabiri Michael Howard, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kuzey Irak'a takviye güçler göndermeye devam ettiğini yazıyor.

Howard, Türk ordusundan yetkililere dayandırdığı haberinde, 25 tankın sınırı geçerek operasyona destek vermek üzere katıldıklarını söylerken, PKK sözcülerinden de, sınır boyunca birçok noktada yoğun çatışmaların devam ettiği bilgisini aldığını belirtiyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın operasyonun hedef ve sınırları konusunda Iraklı yetkililere verdiği güvenceleri de aktaran Guardian, Irak hükümeti sözcüsü Ali el Dabbağ'ın, "Türkiye'nin karşı karşıya olduğu tehlikeleri anlıyoruz, ancak askeri operasyonlar PKK sorununu ortadan kaldırmaz." dediğini aktarıyor. Howard yazısında son olarak, Kürt yetkililerin sınıra 30 bin peşmerge gücü gönderdiklerini belirtiyor.

Kıbrıs'a komünist devlet başkanı

Guardian gazetesi Kıbrıs'ta AKEL lideri Dimitri Hristofyas'ın cumhurbaşkanlığına seçilmesini, "Kıbrıs, ilk komünist devlet başkanını seçti" başlığıyla aktarıyor.

Gazetenin Lefkoşa'daki muhabiri Helena Smith'e göre, Hristofyas'ın seçilmesi, adanın birleşmesi konusundaki umutları artırdı.

Smith şöyle devam ediyor: “Sovyet Rusya'da eğitim gören ve Sovyetler Birliği'nin çözülüşünü 'insanlığa karşı işlenmiş suç' sayan bir komünist, Kıbrıs'ın altıncı devlet başkanı oldu. Destekçilerinin kızıl bayraklar ve Che Guevara posterleriyle karşıladığı Kıbrıslı lider, bölünmüş adanın yeniden birleşmesinde kilit bir rol oynayabilir.

"Seçimlerden önce yaptığı açıklamalarda, önceliğinin, Kıbrıslı Türklerle iki toplumlu ve iki bölgeli bir şemsiye altında birleşmek olduğunu söyleyen Hristofyas'ın seçilmesi, Kıbrıslı Rumlar'ın da, 2004 yılındaki Birleşmiş Milletler planına 'hayır' demiş olsalar da, soruna bir çözüm aradıklarını gösteriyor. Bu arada bazı Kıbrıslıların, Küba'yı açıkça öven bir partinin ekonomi siyasetinin, ülkedeki yüksek yaşam standartlarını tehlikeye atmasından korktuklarını da vurgulamak gerekiyor."

Guardian gazetesinin seçim sonuçlarına ilişkin, Hristofyas liderliğinin adanın birleşmesi umutlarını canlandırdığı yönündeki yorumu, hemen hemen tüm diğer İngiltere gazeteleri tarafından da paylaşılıyor.

'Laiklerin türbandan korkmalarına gerek yok'

Guardian'ın yorum sayfalarında ise, yine Türkiye'nin gündemindeki bir başka konu ele alınmış: Üniversitelere kız öğrencilerin türban takarak girebilmelerine imkân tanıyan anayasa değişikliği konusu.

Yorumun yazarı Madeleine Bunting, laiklik ilkesinin, dinsel kimliklerin ortaya konmasını engellememesi gerektiğini savunuyor.

Bunting’e göre, çoğu Avrupalı, din ve laiklik konusunu çok önceki bir zamanda çözdüğüne inanırken, bir yandan Avrupa'nın neredeyse tamamında laikliğin bir krizde olduğu söylentileri yayılıyor.

Yazar, Avrupa'da yaygın iki varsayımın çöktüğüne dikkati çekmek gerektiğini söylüyor.

Bu varsayımlardan birincisi, laikliğin modernleşmenin bir gereği olduğu ve ikincisi Avrupalı ülkelerin, din ile devleti birbirinden ayırabildikleri bir düzeye vardıkları varsayımı.

Bunting ayrıca, somut durumun, bu varsayımların aslında pek de doğru olmadığına işaret ettiğini ve laikliğin dinsel kimliğin ortaya konmasını yasaklamak zorunda olmadan da, ayakta kalacak kadar güçlü olduğunu savunuyor.

İlgili haberler
24 Şubat 2008 Basın Özeti
24 Şubat, 2008 | Basın Özeti
21 Şubat 2008 Basın Özeti
21 Şubat, 2008 | Basın Özeti
20 Şubat 2008 Basın Özeti
20 Şubat, 2008 | Basın Özeti
19 Şubat 2008 Basın Özeti
19 Şubat, 2008 | Basın Özeti
18 Şubat 2008 Basın Özeti
18 Şubat, 2008 | Basın Özeti
17 Şubat 2008 Basın Özeti
17 Şubat, 2008 | Basın Özeti
15 Şubat 2008 Basın Özeti
15 Şubat, 2008 | Basın Özeti
14 Şubat 2008 Basın Özeti
14 Şubat, 2008 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik