|
22 Şubat 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband'in, dünyanın değişik yerlerinden terör zanlılarını taşıyan iki Amerikan olağanüstü nakil uçağının İngiliz topraklarına inmesine izin verdiklerini itiraf ederek parlamentodan özür dilemesi bugün tüm gazetelerin yer verdiği konulardan biri.
Miliband, söz konusu olayların 2002 yılında gerçekleştiğini, ancak ABD'nin bunların olağanüstü nakil uçuşları olduğunu daha geçen hafta bildirdiğini söylemişti. Guardian, başyazılarından birini bu konuya ayırıyor. Gazete, "Özür dilenecek çok şey var." diyor. "Miliband, bu itirafı yapmak zorunda kalmasından ötürü hayal kırıklığı içinde olduğunu söyledi. 'Hayal kırıklığı' burada kuşkusuz biraz hafif kaçıyor. 'Mahcubiyet', hatta 'utanç' duruma çok daha uygun düşen kelimeler. 'ABD aslında nelerin olup bittiğini neden şimdi açıklama ihtiyacı hissetti?' diye sormak gerekir. Neden Londra'dan yapılan resmi başvurular bugüne dek gerçeği açığa çıkarmayı başaramadı? Siyasetçilerin parlamentoyu defalarca yanıltmaları sadece üzücü değildir. Aynı zamanda kabul edilemez ve yanlış bir durumdur." Olağanüstü nakiller hakkında defalarca soruşturma açılması çağrısında bulunan Londra merkezli insan hakları örgütü Liberty'nin başkanı Sami Çakrabarti de, Independent'ta yayımlanan yazısında hükümetin tutumuna eleştiriler yöneltiyor. "Bush yönetimi karşısında kendini temiz ve üstün hissetmek kolay. Ve adam kaçırma, işkence yöntemleri kesinlikle şiddetle kınanmalı. Ancak 'Bize bir şey söylenmedi.' bahanesi kimseyi aklamaya yetmez. Ne zamandan beri egemen hükümetimiz İngiltere topraklarında neler olduğu hakkında bizi bilgilendirmek için başka hükümetlerin eline bakıyor?" Konu Financial Times'ın da başyazısında. Gazete," Özür dilemek yetmez." diyor. "Bu olay, başka olağanüstü nakillerde de İngiliz tesislerinin kullanılıp kullanılmadığı, uçakların indiği Diego Garcia adasının Guantanamo ya da Bagram üslerini de kapsayan yasadışı ağın bir parçası olup olmadığı hakkında yapılacak kapsamlı bir soruşturma olmaksızın kapanmamalıdır." Karanlık günler Sırbistan'ın başkenti Belgrad'daki Amerikan büyükelçiliğinin ateşe verilmesi de tüm gazetelerde yer bulan bir diğer haber. Yaklaşık bin Sırp, Kosova'nın bağımsızlığını tanıdığı için ABD'nin elçiliğini ateşe vermiş, olay Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından kınanmıştı. Guardian, haberinde dünkü olayların aşırı milliyetçilerin yeni eylemlerine yol açmasından endişe edildiğini yazıyor. Independent ise, ülkede havanın Miloşeviç döneminin karanlık günlerine benzemeye başladığına, caddelerde Batı dünyasına karşı öfkenin yayıldığına, devlet televizyonlarında Amerikan film ve dizilerinin yayından kaldırıldığına dikkat çekiyor. Times da, haberini aşırı sağcı Sırp siyasetçi Tomislav Nikoliç'in şu sözleriyle bitiriyor: "Hitler Kosova'yı bizden alamamıştı. Kosova yeniden Sırbistan'ın hâkimiyeti altına girmeden bize huzur yok." Yıldız savaşları ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, Aralık 2006'da uzaya gönderildikten birkaç saat sonra arıza yapan bir casus uyduyu füzeyle vurarak düşürdüğünü açıklamıştı dün. Rusya ve Çin, olaya tepki göstermiş, Amerika'nın asıl amacının uydu vurmak için geliştirilmiş bir füzeyi denemek olduğunu öne sürmüştü. Gazetelerde bu gelişmenin uzay güvenliğini tehlikeye atabileceğine, "yıldız savaşları" tehdidinin yeniden başgösterebileceğine dikkat çekiliyor. Independent, başyazılarından birini konuya ayırmış. "Şimdiye dek ABD'nin Çin hakkındaki görüşleri, Kuzey Kore üzerine saçma bir panikten öte olmama eğilimindeydi. Ancak Büyük Okyanus'ta yapılan operasyon dolaylı savaşın sona erdiğine işaret ediyor. Acaba, ABD ve Çin'in uzayın hakimi olmak için açıkça bir rekabete girmelerine hâlâ zaman var denebilir mi?" Son şans Financial Times, başyazılarından birinde, Mart ayında Ohio ve Teksas'ta yapılacak ön seçimlerin Hillary Clinton'ın ABD başkan adaylığı yarışından kopmaması için son şansı olduğunu yazıyor. "Bu hafta Bill Clinton'ın 'Eğer Teksas ve Ohio'da kazanırsa, aday Hillary olur. Kazanamazsa, adayın o olabileceğini pek sanmıyorum.' dediği yönünde haberler çıktı. Bu cümlenin ilk bölümü biraz tartışmalı, ama ikinci bölümü kesinlikle doğru görünüyor. 5 Şubat'ta yapılan Süper Salı seçimlerinin bu yarışın sonucunu belirlemesi bekleniyordu. Öyle görünüyor ki asıl final 4 Mart'ta yaşanacak." Mahkûmlara yer yok Guardian'ın manşetine yerleşen haber şöyle: "İngiltere ve Galler bölgesinde hapishanelerdeki mahkum sayısının 82 bini aşması karşısında, Adalet Bakanı Jack Straw, yargıçlara hapishanelere daha az mahkum göndermeleri çağrısında bulundu. Mahkum sayısı şu anda resmi kapasitenin sadece 21 kişi altında." Mühlet Financial Times'ın manşetinde ise, hükümetin internet hizmet sağlayıcılarına bugün yapması beklenen uyarı var. "Hükümet, hizmet sağlayıcı firmalara, internetten yasadışı yollarla müzik ve film indirilmesine karşı adımlar atmaları için Nisan 2009'a kadar mühlet tanıyacaklarını, aksi takdirde yasal yaptırımlarla karşılaşacaklarını söyleyecek. İngiltere, eğer hayata geçirilirse, bu tür yaptırımların uygulandığı ilk ülke olacak. "İnternet hizmet sağlayıcıları ise, hükümetin kendilerinden istediği şeyin posta idaresinden her zarfın içine bakmasını istemekle aynı olduğunu, yasadışı yollarla müzik ve film indirenleri durdurmanın neredeyse imkânsız olacağını söylüyor." Hamamböceğinin şöhreti Basın özetlerimizin sonunda, soruyoruz: 'Bir hamam böceği, 30 kişinin birden işine nasıl son verir?' Yanıtı Guardian'ın haberinde... "Türkmenistan'daki akşam haberleri programı Vatan'ı izleyenler için, bu, her zamanki bültenlerden biri gibi başlamıştı. Ancak spikerin akşam 9 haberlerini okumaya başlamasının ardından, izleyiciler stüdyodaki masa üzerinde alışılmadık bir şeyin kıpırdandığını farketti: Kocaman, kahverengi bir hamam böceği. Hamam böceği masa üzerindeki yolculuğunu stüdyodakiler farketmeden tamamladı, sonra da ortadan kayboldu. "Bülten, akşam 11'de hamam böceğiyle birlikte tekrarlandı. Ancak hamam böceğinin beş dakikalık şöhretinin maliyeti ağır oldu. Cumhurbaşkanı Kurbankulu Berdimuhammedov, böcek haberine o denli sert tepki gösterdi ki, devlet televizyonunda çalışan en az 30 kişiyi işten attı." | İlgili haberler 21 Şubat 2008 Basın Özeti21 Şubat, 2008 | Basın Özeti 20 Şubat 2008 Basın Özeti20 Şubat, 2008 | Basın Özeti 19 Şubat 2008 Basın Özeti19 Şubat, 2008 | Basın Özeti 18 Şubat 2008 Basın Özeti18 Şubat, 2008 | Basın Özeti 17 Şubat 2008 Basın Özeti17 Şubat, 2008 | Basın Özeti 15 Şubat 2008 Basın Özeti15 Şubat, 2008 | Basın Özeti 14 Şubat 2008 Basın Özeti14 Şubat, 2008 | Basın Özeti 13 Şubat 2008 Basın Özeti13 Şubat, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||