BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 04 Ekim, 2007 - TSİ 07:56
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
04 Ekim 2007 Basın Özeti
İngiltere'de siyasi kulislerin, Başbakan Gordon Brown'un önümüzdeki hafta erken seçim kararı açıklayıp açıklamayacağı beklentisine odaklandığı şu günlerde, gazetelerde de iç politika tartışmaları öne çıkıyor.

İngiliz gazeteleri

Bugün özelinde en önemli iki sorudan ilki; ana muhalefetteki Muhafazakar Parti'nin lideri David Cameron'un dün parti kongresinde yaptığı konuşmayla, göz doldurup doldurmadığı.

İkincisi de seçmende ama belki de daha önemlisi iktidar partisinde, olası bir erken seçimi kazanabileceği izlenimi yaratıp yaratamadığı.

Öncelikle eğilimleri ne olursa olsun tüm gazetelerin, muhalefet liderinin konuşmasını etkileyici bulduğunu söyleyelim.

Ama Muhafazakar Parti'ye yakın Daily Telegraph'ın sorusu şu:

"Cameron'un konuşması erken seçim ihtimalini savuşturabilecek mi?"

Muhafazakar kampın henüz bir seçime hazır olmadığına işaret eden yaklaşımıyla Daily Telegraph, başyazısında da bu konuşmanın kamuoyu yoklamalarında Muhafazakarların puanını artırması, bunun da İşçi Partisi'ni, erken seçimden vazgeçirmesi umudunu dile getiriyor.

İşçi Partisi'ne yakın Guardian ise muhalefet liderinin konuşmasını,

"Cesur ve etkileyici bir konuşma ama fikirler henüz tam olarak olgunlaşmamış" diye değerlendiriyor. Gazetenin yazarlarından Simon Jenkins de, "Başbakan olabileceğini gösterdi. Ama bu sonbaharda değil" diyor.

Manşetler tümüyle iç siyasi tartışmalara ayrıldıysa da, başyazılar muhtelif. Örneğin Financial Times, Amerika Birleşik Devletleri'nin, özel güvenlik şirketlerine bu denli bağımlı olmasının, hukuksuzluk doğurduğunu yazıyor bugün...Savaş ihalesi başlıklı başyazı kısaca şöyle:

"Amerikan güvenlik şirketi Blackwater'ın silahlı muhafızları 16 Eylül tarihinde Bağdat'ta 11 Iraklıyı öldürdüğünde, bu da kolayca Irak'ın günlük cehennemi olayları arasında kaybolup gidebilirdi. Ama böyle olmadı. Olmamasının bir nedeni gerek Afganistan gerek Irak'da işgale karşı tepkinin şiddetiyse, diğeri de Amerikan ordusunun bu paralı askerlere ne denli bağımlı olduğunun giderek daha iyi anlaşılması."

Financial Times, Irak'da şu anda 168 bin Amerikan askeri, buna karşılık özel güvenlik şirketlerine bağlı ve dörtte biri bizzat silahlı savaşçı olmak üzere 180 bin görevli bulunduğunu yazıyor. Ve şöyle sürdürüyor:

"Fakat, savaşın özel şirketlere ihale edilmesi aslında mali, siyasi ve askeri olarak Amerika Birleşik Devletleri'ne çok pahalıya patlıyor. 2004 yılında Amerikalılar tarafından yayımlanan bir kararname ile özel güvenlik görevlilerinin Irak yasalarına tabi olmaması sağlandı.

"Şimdi Amerikan Kongresi'nin ve FBI'ın başlattığı soruşturmalar, Pentagon'un verdiği sözler ve Irak'daki Amerikalı komutanlara bu muhafızlarla ilgili olarak verilen yeni talimatlar...Hiçbirinin bu yanlışı düzeltme şansı yok. Pratik ve etik açıdan tek yol öncelikle Amerikalılar ve müttefiklerinin, hukukun üstünlüğünü korumak için bulunduklarını iddia ettikleri ülkelerin kanunlarına uymayı kabul etmesi, yargı muafiyetlerini kaldırması ve hatta en iyisi özel güvenlik şirketlerine bağımlılıktan tamamen vazgeçmeleridir."

Independent gazetesi bundan elli yıl önce "uzay çağını başlatan olay" diye nitelediği bir teknolojik başarının yıldönümünü öne çıkarmış.

"Bundan elli yıl önce bugün, 4 Ekim 1957'de, Sovyetler Birliği insanoğlunun dünya yörüngesine yerleştirmeyi başardığı ilk uydu olan Sputnik'i uzaya fırlattı. 150 mil yükseklikte ve 18 bin mil hızla dolaşan Sputnik, gezegenimizin çevresini yaklaşık 96 dakikada dönüyor ve mesela Amerika Birleşik Devletleri'nin üzerinden günde yedi kere geçiyordu.

"O zamanlar, en azından ilk başlarda, Sovyetler Birliği'nde bu, çok önemsenmiş gibi görünmedi. Sovyet Yönetimi örneğin elektrik enerjisi kaynaklarını geliştirmeyi çok daha fazla önemsiyordu. Ne zaman ki Amerikalılar yaygarayı kopardı, Sovyetler o zaman başardıkları için propaganda değerini, hatta daha önemlisi askeri önemini kavradılar."

Independent Sputnik'den bu yana dünyanın yörüngesine askeri ve sivil amaçlı 6 binden fazla uydu yerleştirildiğini bugün bunlardan 900 kadarının aktif olduğunu hatırlatıyor.

Guardian'da dikkat çekici bir haber Fransa mahreçli.

"Cezayir savaşıyla ilgili film tabuları hedefliyor"

Guardian, "Hollywood Vietnam'la ilgili onlarca film yaptı, hatta şimdi Irak'ı konu alan filmler yapılıyor. Ama Fransız sineması şimdiye kadar kendi yakın tarihindeki bir savaşla ilgilenmekten hep kaçındı" diye başlıyor haberine.

"Bir Fransız yönetmen şimdi 1954 ile 1962 yılları arasındaki Cezayir'in Fransa'dan bağımsızlığını elde etmek için verdiği kanlı savaşı işlediği filmle bu eksikliği gidermeye talip oldu. L'Ennemi Intimme, yani "Yakın Düşmanlar" adındaki filmin galası dün gece Paris'de yapıldı.

"Eleştirmenler filmi, Amerikalı ünlü yönetmen Oliver Stone'un Vietnam Savaşı'na katılan Amerikalı askerlerin yaşadığı psikolojik dehşeti işlediği Platoon filmiyle karşılaştırıyorlar. Filmde Cezayir Kurtuluş Hareketi'nin gerçekleştirdiği şiddet eylemleriyle birlikte Fransızların Napalm bombası kullanışı, başvurdukları işkence yöntemleri de işleniyor.

"Senaryo, tarihçi Patrick Rotman tarafından savaşa katılan yüzlerce askerin tanıklıklarına dayanarak kaleme alınmış. Cezayir Savaşı Fransa'da hala çok hassas bir konu. Ama film eleştirmenleri, genel olarak, yönetmen Florent Emilio Siri'nin Hollywood tarzına yönelik eleştiriler bir yana, böylesi tabu haline gelmiş bir konuda film yapılmasına gerçekten ihtiyaç olduğu görüşünde birleşiyorlar."

Ve son haberimiz Daily Telegraph'dan

"Vatikan İtalyan futbolunu temizlemek için kendisine takım satın aldı"

Gazetenin Roma muhabiri, futbolda İtalya üçüncü liginde halen lider durumda olan AC Ancona takımının yüzde seksen hissesini satın alan Katolik kilisesine, gerekli parayı da bir grup Katolik işadamının temin ettiğini yazıyor. Habere göre, Ancona Başpiskoposu Edoardo Menichelli, Vatikan'ın bu adımla, İtalyan futbolundaki yolsuzluklarla mücadeleyi amaçladığını söylemiş.

Vatikan, AC Ancona maçlarının biletlerini ucuzlatacak ve takımın kazancı üçüncü dünya ülkelerindeki yardım projelerine gönderilecekmiş.

Habere göre, futbolcular da böylesi bir misyonla sahaya çıkacak olmaktan çok heyecanlı. AC Ancona'nın golcüsü Andrea Staffolani şöyle diyor:

"Takımın sıkı sıkıya uygulaması istenen yeni etik kurallar hakkında şu ana kadar duyduklarımız hoşumuza gitti. Mesela, kırmızı kart görenler, gönüllü kamu hizmetine gönderilecek deniyor. Soyunma odasında konuştuk. Hazırız. Papa ile görüşmeyi iple çekiyoruz. İnançlı olsun olmasın tüm takım mensupları çok heyecanlı."

İlgili haberler
27 Eylül 2007 Basın Özeti
27 Eylül, 2007 | Basın Özeti
26 Eylül 2007 Basın Özeti
26 Eylül, 2007 | Basın Özeti
25 Eylül 2007 Basın Özeti
25 Eylül, 2007 | Basın Özeti
24 Eylül 2007 Basın Özeti
24 Eylül, 2007 | Basın Özeti
23 Eylül 2007 Basın Özeti
23 Eylül, 2007 | Basın Özeti
21 Eylül 2007 Basın Özeti
21 Eylül, 2007 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik