|
21 Eylül 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere basınında bu sabah da Merkez Bankası'nın bankacılık krizine müdahale yöntemine ilişkin haberler ve yorumlar geniş bir şekilde işleniyor.
İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mervyn King, krize geç müdahale etmekle ve bu müdahaleyi yaparken de daha önce reddettiği mali araçları kullanarak U dönüşü yapmakla suçlanmıştı. Merkez Bankası başkanının dün parlamento hazine komisyonunda yaptığı savunma, gazetelerin başlıca ortak haber konusu. Financial Times Komisyon Başkanı John McFall'un, Mervyn King'in savunmasını ikna edicilikten uzak bulduğunu yazıyor. Habere göre McFall konunun daha geniş bir şekilde araştırılmasını talep ediyor. Gazete, Northern Rock bankasının mali sıkıntıya düşmesiyle açığa çıkan krizin ülkedeki mali piyasaları düzenleme ve denetleme ile sorumlu olan FSA'in de sorgulanmasına yol açtığını belirtiyor. Buna göre FSA'in bu tür krizlerde erken uyarı görevini yerine getirip getiremediği ciddi şekilde sorgulanıyor ve FSA başkanı birkaç hafta sonra komisyonda savunma yapacak. Guardian gazetesi ise dünkü savunmadan sonra, Merkez Bankası başkanı yerine artık, onun yardımcılığı görevini yürüten ve aynı zamanda bankacılık denetleme kurumu FSA'de de yönetimde yer alan Sir John Gieve'in eleştiri odağı olduğunu belirtiyor. Parlamento komisyonunun başkanına göre, sektörde tüm bu sarsıntılar yaşanırken Merkez Bankası'nın mali istikrardan sorumlu başkan yardımcısı 'adeta uyuyakalmıştı...' Times gazetesi ise İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mervyn King'in Avrupa Birliği yönetmeliğinin krize müdahale konusunda kendilerine güçlük çıkardığını özellikle vurguladığını yazıyor. Ancak Times dün gece Avrupa Komisyonu'nun King'in bu iddiasını reddettiğini de haberine ekliyor. Daily Telegraph ise ekonomi ekinde Mervyn King'in bankayı savunurken 'sarsıldığını ama yıkılmadığını' yazıyor. Gazetenin yorumcusu Damian Reece özetle şöyle yazmış: "Hepimiz Mervyn King'in bu mücadeleyi atlatacağını düşünmüştük. Ve işte medeni ve okumuş görünümüyle King bizi yanıltmadı." "Parlamenterlerin önünde zorlu bir savunmanın ardından dikkatleri Merkez Bankası'nın kayıtsızlığı yerine, bankacılık düzenleme sisteminin eksikliklerine çevirmeyi başardı." 'Siyasal İslamı, Yeni Muhafazakarlar güçlendirdi' Guardian'da bu sabah "Siyasal İslamın itici gücü terör değil, demokrasidir" başlıklı bir makale yayınlanıyor. William Dalrymple imzalı makalede ABD'deki yeni muhafazakar politikaların Orta Doğu'da liberal düşünceyi desteklemeyi hedeflediği, ancak sonuçta bu yaklaşımın dinci partilerin işine yaradığı belirtiliyor. Makalede özetle şöyle deniyor: "11 Eylül'den altı yıl sonra İslam dünyasında siyasal İslam yükselişte. Şaşırtıcı olan, bu yükselişin bombalarla değil demokrasi yoluyla gelmesi, sandıktan çıkması. Demokrasi, yeni muhafazakarların öngördükleri gibi İslamcıların panzehiri değilmiş." "Afganistan ve Irak'ın ABD tarafından işgalinden bu yana Müslüman seçmenlerden birbiri ardına benzer tercihler geldi. Lübnan, Irak, Filistin, Pakistan, Mısır, Türkiye ve Cezayir'de seçmenler daha önce hiç olmadığı kadar yüksek oranda dinci partilere oy verdiler." "Bush yönetimi 2004'te Orta Doğu'da demokrasiyi desteklemenin başlıca dış politikaları arasında yer alacağını açıklamıştı. Washington hariç her yerde, artık bu politikanın başarısız olduğuna inanılıyor. " "Buradaki ironi şu: Yeni muhafazakarların öngördüğü gibi liberal laik partileri desteklemek yerine Müslümanlar, Amerikan müdahalelerine karşı çıkan partilerin peşinden gitmeyi tercih ettiler." "Yani bu dinci partiler, başka bir deyişle, aslında dinle ilgili olmayan nedenlerle işbaşına geldiler. Dahası bu dini partiler, yoksulların gözünde, öyle ya da böyle, adaleti, dürüstlüğü ve kaynakların eşitlikçi dağıtımını temsil ediyor." 'Süt ürünleri piyasasında kartel' İngiltere'nin önde gelen dört süpermarket zincirinin süt ürünlerinin fiyatlarını yükselten bir kartel oluşturdukları iddiası, bugün pek çok gazetenin ortak haber konusu. Times gazetesi ülkede rekabet koşullarını izleyen yetkili kuruluş Adil Ticaret Dairesi'nin raporuna göre süpermarket zincirleri Tesco, Asda, Safeway ve Sainsbury, süt ürünleri üreticileriyle anlaşarak fiyatları belirleyen bir kartel oluşturmuş. Olması gerekenin üzerinde belirlenen fiyatın halka ciddi etkileri olduğunu belirten gazete, yaklaşık yarım litre olan standart süt paketlerinde yapılan 3 penslik bir fiyat artışının, İngiliz halkına yılda 270 milyon sterline mal olduğunu yazıyor. Independent gazetesi ise konuyla ilgili bir yorumda "Acaba İngiltere'de süpermarketler çok mu fazla güçlendi" sorusunu gündeme getiriyor. Ülkede perakende sektöründe pazarın üçte ikisinden fazlasını elinde bulunduran bu market zincirlerinin belirlediği fiyatlar, gazeteye göre üretici fiyatlarının çok üzerinde. "Süpermarketler ayrıca, piyasadaki çeşitliliği önlüyor, üreticileri maliyetlerini düşürme baskısı altında tutuyor ve tüketiciye istediklerini zorla kabul ettirme gücüne sahip." 'Mourinho'yu özleyeceğiz' İngiliz Chelsea takımının menajeri Jose Mourinho'nun beklenmedik bir şekilde kulüpten ayrılmasının yankıları, gazetelerde spor sayfaları ve spor eklerinin neredeyse tümünü kaplarken, ön sayfalarda da yer alıyor. Ülkede çok popüler bir spor adamı olan Mourinho'ya ilişkin haber Times gazetesinde ilk sayfada. Gazeteye özel bir mülakat veren Jose Mourinho "Şimdi artık telefonumun çalmasını bekliyorum" diyerek, gelen teklifleri değerlendireceğini ve en kısa zamanda tekrar futbola dönmek istediği söylüyor. Jose Mourinho'nun Chelsea kulübünden 12 milyon sterlin tazminat alacağını yazan gazete, onun yerine getirilen yeni çalıştırıcı Avram Grant'ın menajer olarak yeterince nitelikli olmadığı yorumunda bulunuyor. Times, Avram Grant'ın entrikacı bir menajer olduğunu belirtiyor ve "Rafta uzun süre kalmaz" tahmininde bulunuyor. Guardian gazetesinin spor ekinde ise Jose Mourinho'nun İngiliz futbolundaki standartları yükselttiği yorumu yapıldıktan sonra, "Takımın sahibi Rus işadamı Roman Abramoviç için başarı tek başına asla yeterli olmayacak" deniyor. Guardian'daki yoruma göre Abramoviç, "Berlusconi gibi olmak ve azametini diğer sektörlere de yaymak istiyor." Gazetenin yorumcusu Richard Williams şöyle yazmış: "İngiltere'de işten kovulma daima başarısızlığın bir karşılığıdır. Ama Abramoviç'in dünyasında, yeterince başarılı olmamanın cezası. Buna alışsak iyi olur" Guardian "Jose Mourinho'nun giyim tarzını, gri saçlarını, Terrier cinsi köpeğini, yüz mimiklerini ve başarılarını abartmayan tavrını çok özleyeceğiz" diyor. | İlgili haberler 20 Eylül 2007 Basın Özeti20 Eylül, 2007 | Basın Özeti 19 Eylül 2007 Basın Özeti19 Eylül, 2007 | Basın Özeti 18 Eylül 2007 Basın Özeti18 Eylül, 2007 | Basın Özeti 17 Eylül 2007 Basın Özeti17 Eylül, 2007 | Basın Özeti 16 Eylül 2007 Basın Özeti16 Eylül, 2007 | Basın Özeti 14 Eylül 2007 Basın Özeti14 Eylül, 2007 | Basın Özeti 13 Eylül 2007 Basın Özeti13 Eylül, 2007 | Basın Özeti 12 Eylül 2007 Basın Özeti12 Eylül, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||