BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 07 Eylül, 2007 - TSİ 07:49
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
7 Eylül 2007 Basın Özeti
Haftalık Economist dergisi, bugün yayımlanan sayısında, Irak Kürdistanı'yla ilgili ayrıntılı bir yzaıya yer veriyor.

İngiliz gazeteleri

"Bağımsızlık çağırıyor mu?" başlıklı makalede, Kürtlerin bağımsızlığa hiç bu kadar yakın olmadıkları, ancak güvenli ve istikrarlı bir gelecek için daha katetmeleri gerek uzun bir yol olduğu savunuluyor.

Makalede Kuzey Irak'ta saklanan PKK militanlarıyla ilgili de şu yorumlarda bulunuluyor:

"Iraklı Kürtler PKK'yı bir baş ağrısı olarak görüyor. Ama etnik kardeşlerinin kanlarını dökmeleri ihtimali oldukça düşük... Bunun yerine, Türklerin kendileriyle müzakereye oturmasını istiyorlar. Ancak Iraklı Kürt liderler, PKK'ya Irak Kürdistanı toprakları içinde - belki de Türkiye'yle ilişkilerini düzeltmeye ihtiyacı olan Amerikalıların da suç ortaklığıyla - saldırılmasına göz yumabilirler."

Iraklı Kürtlerin yüzde 98'inin bağımsızlık istediğini belirten Economist, ancak üst düzey birçok Kürt yetkilinin Irak'ta samimi bir federasyonun tesis edilmesi, Kürtlere kapsamlı bir özerklik tanınması, kuzeydeki petrolün idaresinde kendilerine önemli söz hakkı verilmesi halinde bunu da kabul edeceklerini söylediğini yazıyor. Bu bağlamda Kerkük'ün de statüsünün önemli olacağı, kente özel bir statü tanınması gibi bir anlaşmanın söz konusu olabileceği belirtiliyor. Yazı şöyle son buluyor:

"Kürtler mantıklı davranırlarsa, bağımsızlık peşinde koşmayacaklardır. Denize çıkışı olmaması ve çevresinde dost ülkeler bulunmaması zaten umutsuz bir durum. Kürtlerin bağımlı olduğu dış kuvvetler, özellikle Türkiye ve ABD, Irak'tan ayrılmalarına izin vermeyecektir. Türkler, böyle bir durumda onları askeri olarak ezmezse, ekonomik olarak boğacaktır; Amerikalılar stratejik açıdan Türkler ve Arapların yanında olmanın daha önemli olduğunu düşünerek, onlara sırtlarını dönecektir. Ancak Iraklı Kürtler beş-on yıl sessiz kalır, sınırlarının güvenliğini sağlar, ekonomilerini işler hale getirir, kapsamlı bir demokrasi olmasa da bir nebze özgürlük inşa edebilir ve Irak'ın geri kalanındaki sorunlardan uzak kalmayı başarırsa, kendi kaderini tayin etmek isteme hakkını dünyanın görmezden gelmesi imkânsız olacaktır."

Blair'in önündeki zorluklar

Independent gazetesi, başyazılarından birinde, İngiltere'nin eski başbakanı Tony Blair'in Orta Doğu dörtlüsünün özel temsilcisi olarak kendisini bekleyen sorunlar hakkında şu yorumlarda bulunuyor:

"Blair'in Amerikan Başkanı Bush'a yakınlığı İsrail açısından bir avantaj olabilir, ama kuşkusuz Filistinlilerin gözünde bir sorun. Irak savaşına verdiği destek de Arap dünyası genelinde bir dezavantaj olarak görülüyor. Kurumsal zorluklar da var önünde. Zira Orta Doğu dörtlüsünün her birinin ayrı ayrı da temsilcileri bulunuyor. Ayrıca Amerikan Dışişleri Bakanı da bölgeye yeniden ilgi gösteriyor. Bu durumda Ruslar da gözardı edilmek istemeyecektir. Eğer Blair, Orta Doğu sorununu bir çırpıda çözmeye çalışmak yerine küçük sorunlarla işe koyulursa, yapabileceği bazı şeyler olabilir."

Referandum tartışması

İngiltere'de tüm siyasi partilerden milletvekilleri, Avrupa Birliği reform anlaşmasının referanduma sunulması talebiyle bir kampanya başlatmıştı. Guardian gazetesi başyazılarından birini bu konuya ayırıyor bugün:

"Tony Blair 2004'te referanduma gidileceği sözü vermişti ve buna 2005'te İşçi Partisi'nin genel seçim manifestosunda da yer verilmişti. Şimdi 2007 yılına gelindiğinde Başbakan Gordon Brown referandumu engelliyor. Bu durumda Brown, bir yandan vatandaşların siyasi sürece katılımının azlığından yakınıp, diğer yandan nasıl AB'nin tüm üye ülkeler üzerindeki güçlerini değiştiren bir anlaşma üzerinde onlara söz hakkı tanımaz?"

Tarikat tehdidi

Times gazetesinin manşetinde, yaptıkları bir araştırma sonucunda, İngiltere'deki camilerin neredeyse yarısının aşırılık yanlısı bir İslamcı tarikatın kontrolü altında olduğunu ortaya çıkardığını yazıyor. Times, bu tarikatın liderlerinin Batılı değerlerden nefret ettiklerini ve Müslümanlara "Allah yolunda kan dökmeleri" çağrısında bulunduğunu belirtiyor.

"Silahlı cihadı destekleyen , Yahudileri, Hristiyanları ve Hinduları hakir gören Riyad ül-Hak, Deobandi tarikatının ruhani lideri olma yolunda. Times'ın ele geçirdiği bir polis kaydına göre, Afganistan'daki Taleban hareketinin de doğduğu yer olan aşırı sağcı tarikat, şu anda İngiltere'deki 1350 caminin 600'den fazlasını kontrolü altında tutuyor."

Avrupa'nın karanlık merkezi

Independent gazetesinin manşetinde ise, "İsviçre Avrupa'nın karanlık merkezi haline mi geldi?" sorusu var. Gazete, ülkede göçmenleri hedef alan yeni yasa tekliflerinin adil olmadığını ve ırkçı olarak nitelendirildiğini yazıyor. Ülkenin önde gelen siyasi partilerinden İsviçre Halk Partisi'nin hazırladığı bir afişin de açıkça yabancı düşmanlığı içerdiği belirtiliyor.

"Afiş, ilk bakışta çocuklar için çizilmiş masum bir karikatür gibi görünüyor. Üç beyaz koyunun yanında bir siyah koyun var. Ama daha dikkatli bakınca, beyaz koyunların İsviçre bayrağının üzerinde olduğunu, koyunlardan birinin siyah koyunu tekmeleyerek bayrağın dışına attığını görüyorsunuz."

Gazete, İsviçre Halk Partisi'nin gelecek ay yapılacak seçimler öncesinde başlattığı iki ayaklı kampanyayla ilgili olarak da şu ayrıntıları aktarıyor:

"Ağır suçlar işlemiş yabancı mahkumların hapisteki sürelerinin dolmasının ardından ülkeden sınırdışı edilmelerini sağlayacak bir hükmün ceza kanununa eklenmesi için referanduma gidilmesi amacıyla 100 bin imza toplamaya çalışıyorlar. Bundan da kötüsü, 18 yaşın altındaki suçluların hapis cezasına çarptırılmaları ardından ailelerinin sınırdışı edilmelerini sağlayacak bir yasa teklifini parlamentoya sunmayı planlıyorlar."

Maestro'nun ardından

Opera tarihinin gelmiş geçmiş en önemli isimlerinden Luciano Pavarotti'nin ölümüyle ilgili satırlar tüm gazetelerde yer buluyor. Guardian gazetesi, Pavarotti'yle yapılmış son mülakata yer veriyor ilk sayfasında. Uzun süren pankreas kanseri hastalığı ardından 71 yaşında hayata gözlerini yuman Pavarotti, geçtiğimiz yıl Ağustos ayında verdiği bu son mülakatında şöyle diyor:

"65 yıl boyunca mutlu ve talihli bir adam olarak yaşadım. Sonra kanserin darbesi geldi. Şimdi tüm o mutluluğumun bedelini ödüyorum. Hastalığım bana ızdırap yaşatmadı hiç. Tümörü içinizde hissediyorsunuz. İçinizde işliyor. Ama ölünceye kadar iyimserliğimi koruyacağım. Hayatta herşeye sahip oldum. Gerçekten herşeye... Şimdi hepsi geri alınsa, işte o zaman Tanrı'yla ödeşmiş oluruz."

İlgili haberler
6 Eylül 2007 Basın Özeti
06 Eylül, 2007 | Basın Özeti
5 Eylül 2007 Basın Özeti
05 Eylül, 2007 | Basın Özeti
4 Eylül 2007 Basın Özeti
04 Eylül, 2007 | Basın Özeti
3 Eylül 2007 Basın Özeti
03 Eylül, 2007 | Basın Özeti
2 Eylül 2007 Basın Özeti
02 Eylül, 2007 | Basın Özeti
31 Ağustos 2007 Basın Özeti
31 Ağustos, 2007 | Basın Özeti
30 Ağustos 2007 Basın Özeti
30 Ağustos, 2007 | Basın Özeti
29 Ağustos 2007 Basın Özeti
29 Ağustos, 2007 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik