|
30 Ağustos 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Financial Times, Başbakan Erdoğan'ın yeni kabinesinde yaptığı değişiklikleri yorumlarken, Independent ise Abdullah Gül'ün yeni geçtiği cumhurbaşkanlığı makamında derhal Avrupa Birliği'ne üyelik çabalarına ağırlık verdiğini yazıyor.
Yeni kabinede fazla sürpriz yok Independent'a göre, Abdullah Gül'ün bir gün önce cumhurbaşkanlığını devraldığı zaman yaptığı konuşmadan da anlaşılacağı üzere, Avrupa Birliği'nin talep ettiği siyasi ve ekonomik reformların hızla hayata geçirilmesi mesajını üzerine basa basa vurgulayan bir liderle karşı karşıyayız. Gazeteye göre, Gül'ün dün onayladığı yeni kabinede dışişleri bakanlığına Ali Babacan'ın getirilmiş olması, bu mesajın içinin doldurulduğunu gösteriyor. Independent, Ali Babacan'ın geçen hükümet döneminde Avrupa Birliği ile müzakerelere dört elle sarıldığını, ve Türkiye'nin ekonomik büyüme hızının yüzde 7'lere çıkartılmasında kilit rol oynadığını düşünüyor. AKP'nin önde gelenlerinden bir grubun Fransa, Almanya ve Doğu Avrupa ülkelerine yollanarak Türkiye'nin tezlerini savunmakla görevlendirildiğini yazan Independent, Türkiye'nin bu yeni diplomasi atağında anahtar isimlerden biri olarak nitelediği Suat Kınıklıoğlu'nun görüşlerine yer veriyor. Gazetenin ''liberal kafalı Avrupa yanlısı bir teknoktrat'' diye tanımladığı -ve eşinin başının açık olduğuna dikkat çektiği- Suat Kınıklıoğlu, Independent'a göre, ''AKP'nin temmuz seçimlerinde saflarına kattığı yeni üye tipine uygun düşen bir isim''. Kınıklıoğlu öncelikli olarak Almanya'yı göçmen işçi akını korkusundan arındırmak için çalışacağını anlatıyor. Financial Times, Başbakan Erdoğan'ın dün sunduğu yeni kabinenin biraz şaşkınlık yarattığını yazıyor bu sabah. Çünkü ''beklentilerin aksine, sadece bir-iki kayda değer değişiklikle yetinip bakanlar kuruluna fazla dokunmadığını'' belirtiyor. Financial Times'a göre en dikkat çekici isim ise Independent gazetesinin de altını çizdiği yeni Dışişleri Bakanı Ali Babacan. Gazeteci Cengiz Çandar'ın görüşlerine yer veren Financial Times, yatırım bankası Merrill Lynch'in eski yöneticilerinden Mehmet Şimşek'in ekonomi bakanlığına oturmasının Batı'nın mali çevrelerinde memnuniyetle karşılanacağını yazıyor. Peki ya, yeni kabinede yerin kaybedenler? Financial Times, Osman Pepe'nin kuraklıkla mücadelede yeterince başarılı olamadığı için çevre bakanlığı koltuğuna veda ettiği görüşüne yer veriyor. İçişlerinden alınan Abdülkadir Aksu'nun ise Türkiye'nin güneydoğusunda kötüleşen güvenlik durumu nedeniyle çok eleştirildiğini yazan Financial Times, Aksu'nun yerine Abdullah Gül'ün yakın çevresinden Beşir Atalay'ın atandığını bildiriyor. ''Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül ikilisinin birlikte kurdukları AKP üzerinde hakimiyetlerini pekiştirdikleri şeklinde yorumlanan bir atama bu'', Financial Times'a göre. Tansiyon yükselmesin Independent ve Daily Telegraph'ın bu sabah baş yazılarında ortak bir konu var: İran. Independent, ''Diplomasinin nazik dili Başkan Bush'un yetenekleri arasında hiç yer almadı ama'' diyor, ''İran'la ilgili son konuşmasında 'savaş tellallığını' daha da yeni ve tehlikeli bir düzeye taşıdı.'' Gazete, İran ve Amerika arasındaki söz düellosundan İngiltere'nin uzak durması için bastıran milletvekillerinin doğru işi yaptıklarını yazıyor. Daily Telegraph da baş yazısında ''Savaş sözlerini yumuşatın'' diye çağrıda bulunuyor. Fakat Daily Telegraph, Washington ve Tahran'da liderlerin ağzından çıkan ateşli sözlerin altında daha ihtiyatlı ve sağduyulu bir tablonun halen varolduğunu düşünüyor. ''Sonuç itibariyle İran'da dış politikayı belirleyen cumhurbaşkanı değil, ruhani liderdir'' diyor ve Ayetullah Ali Hameney'in Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'a nazaran genelde daha temkinli olduğunu savunuyor Daily Telegraph. Gazete, Başkan Bush'un İran'a yönelttiği sert uyarıda ''sınır ötesi hava saldırılarından ya da sıcak takipten'' bahsetMEmiş olmasını da bu çerçevede olumlu görüyor. İran konusunda yakın zaman içinde bir uyarı da Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'den gelmiş; Fransız lider nükleer silah sahibi bir İran'ın kabul edilemez olduğunu söylemişti. Güçlü bir Avrupa Göreve geldiğinden beri yaptığı ilk önemli dış politika konuşmasında Sarkozy ayrıca, Avrupa Birliği'nin dünya sahnesinde sesini daha iyi duyurması için dış siyaset ve savunma alanlarında kendine daha güçlü bir yol çizmesi gerektiğini söyledi. Financial Times, bu sabahki baş yazısında, Nicolas Sarkozy'nin doğru noktalara parmak bastığını yazıyor. Gazetenin ifadesiyle, önceki Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın Amerikan hegemonyasını yeren sözlerinin aksine Amerika'ya duyduğu hayranlığı hiç gizlemeyen Nicolas Sarkozy, şu işe bakın ki, Avrupa'yı ciddiye alınır bir güç haline getirerek çok kutuplu bir dünyanın kapılarını aralamakta, selefinden daha etkin bir rol üsteneceğe benziyor. Financial Times'a göre, ''ayan beyan açıkta olan bazı gerçeklerin'' Sarkozy tarafından kabul edildiğini duymak memnuniyet verici. Gazete bunları şöyle sıralamış: Avrupa'nın savunma kapasitesinin Amerika'ya karşı değil, Amerika'yla işbirliği içinde oluşturulması gereği, Avrupa'nın güvenlik ihtiyaçlarının Nato'dan ayrı değil, Nato olanakları üzerine kurulması, ve dünyaya sözünü geçirmek isteyen bir Avrupa'nın savunma bütçesine topluca daha fazla para ayırması. Fransız solu eşcinsel bir lidere hazır mı? Dünya sahnesinden inip, Sarkozy'nin Fransız iç siyasetindeki rakipleriyle ilgili bir haberi, Independent'ın satırlarında izleyelim. Mayıs ayındaki seçim hezimeti ardından Fransız solu, kendini yenilemenin iç muhasebesine girdi. Sosyalistleri etrafında toplayacak lider kim olacak? Segolene Royal mi, yoksa Paris'in popüler Belediye Başkanı Bertrand Delanoe mi? Bu noktada Independent sormuş: Fransız solu açıkça eşcinsel bir siyasetçinin liderliğine hazır mı? Paris belediye başkanlığını Elysee Sarayı'na giden yolda önemli bir basamak olarak gören ve Jacques Chirac örneğini veren çok sayıda Fransız var. Indepedent, ''Fransız solunun yükselen yıldızı'' diye tanıttığı Bertrand Delanoe'nin, geçenlerde hem Nicolas Sarkozy'yi hem de Segolene Royal'i ciddi biçimde eleştiren bir yazısıyla, Sosyalist Parti'nin liderliğine oynadığının ilk açık işaretini verdiğini yazıyor. Fakat gazete, eşcinselliğinin siyaset yarışında ayağına takılabileceğini düşünüyor. ''Kozmopolit Paris'te seçim engeli değil ama,'' diye yazıyor Independent, ''Fransız taşrasında iş başka.'' | İlgili haberler 29 Ağustos 2007 Basın Özeti29 Ağustos, 2007 | Basın Özeti 28 Ağustos 2007 Basın Özeti28 Ağustos, 2007 | Basın Özeti 27 Ağustos 2007 Basın Özeti27 Ağustos, 2007 | Basın Özeti 26 Ağustos 2007 Basın Özeti26 Ağustos, 2007 | Basın Özeti 23 Ağustos 2007 Basın Özeti23 Ağustos, 2007 | Basın Özeti 22 Ağustos 2007 Basın Özeti22 Ağustos, 2007 | Basın Özeti 21 Ağustos 2007 Basın Özeti21 Ağustos, 2007 | Basın Özeti 20 Ağustos 2007 Basın Özeti20 Ağustos, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||