|
5 Eylül 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Daily Telegraph gazetesinde, İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband imzalı bir yorum yazısı yer alıyor.
Bugün Ankara'da Dışişleri Bakanı Babacan, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül'le görüşecek olan David Miliband'in yazısının başlığı, "Türkiye, Avrupa'nın geleceği için hayati önemde". "Avrupa ile Asya arasındaki uçurumu kapatmak, ortak insanlığın dini farklılıkları gölgede bıraktığını göstermek için Türkiye'den daha önemli olan başka bir ülke yok. Türkiye, demokratik değerler ve laik demokratik devletin, çoğunluğu Müslüman bir nüfusla bağdaşmayacağı argümanını haksız çıkarıyor." Orta Doğu'ya güvenlik ve refah götürme çabalarına Türkiye'nin yeni bir boyut katabileceğini söyleyen Miliband, Türkiye'nin Irak'ta Sünnilerin Aralık 2005 seçimlerine katılarak demokratik sürece dahil olmasını teşvik ettiğini, Afganistan'da NATO üyesi olarak kilit bir rol üstlendiğini, enerji kaynakları açısından da petrol ve doğal gaz geçişinde öneminin giderek arttığını belirttikten sonra yazısına şöyle devam ediyor: "21'inci yüzyılda, güvenliğimiz ve refahımız Avrupa'nın dışından gelen, aşırılık yanlıları, iklim değişikliği ya da ekonomik istikrarsızlık gibi yeni risklerin tehdidi altında. Dolayısıyla, gözünü etrafımızdaki dünyaya çevirmiş bir Avrupa Birliği'ne ihtiyacımız var. Bu şekilde dışa dönük bir Avrupa Birliği projesinin, Türkiye'yi tam ve eşit bir ortak olarak birliğe dahil etmesi gerekir. Türkiye ve Avrupa'nın diğer ülkeleri demokrasiye olan ortak inanç ve ortak çıkarlarıyla birbirlerine bağlanmış durumdadır. Avrupa Birliği üyeliği, bu ortak çıkarların ve değerlerin ilerlemesine, farklılıklar üzerinde uzlaşılmasına yardımcı olacaktır." Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye verdiği taahhütlerin arkasında durması ve müzakere sürecinin devamını teşvik etmesi gerektiğini yazan David Miliband, Türkiye'nin de ifade özgürlüğü ve Kıbrıs gibi sorunlu konularda adımlar atmasının önemli olduğunu belirtiyor. İngiliz Dışişleri Bakanı, yazısını şu ifadelerle tamamlıyor: "Eğer Türkiye, Avrupa Birliği üyesi olarak rol oynayabilir, ortak projelerde yer alır, ortak değerleri yüceltirse, bundan Türkiye, İngiltere ve Avrupa'nın kazancı muazzam olacaktır: Dünyanın sadece daha fazla ilintili ve daha da birbirine muhtaç değil, aynı zamanda Türkiye'nin aralarında köprü olacağı farklı kimlikleri daha rahat kabul eder hale geldiği ve bunun sonucunda da daha güvenli olduğu bir çağa tanık olacaklar. Kurumlar önemlidir. Dışa dönük, açık kurumların bir canlılığı ve önemi vardır. Avrupa Birliği'nden beklediğimiz de budur. Ve bu nedenle de Türkiye'nin üyeliğinin faydaları gibi zorluklarına da ihtiyacımız var." Irak Savaşı'nın ilk fasılası Independent gazetesinin ilk üç sayfasında, Basra'dan çekilen İngiliz askerlerin öykülerine yer veriliyor. Independent muhabiri Patrick Cockburn, kaleme aldığı analiz yazısında, İngiltere'nin Basra'daki varlığının ilk günden itibaren başarısızlığa mahkum olduğunu söylüyor. Guardian yazarı Jonathan Freedland de, Basra'dan geri çekilmenin Irak Savaşı'nın ilk fasılasının yakında kapanacağına işaret ettiğini yazıyor. "Hesap ne olursa olsun, görüntü yeterince açık: İngiltere'nin Irak'taki varlığı zayıflıyor. En azından Arap basını durumu böyle görüyor, Basra Sarayı'nın boşaltılmasını 'ezici bir yenilgi' olarak, koalisyon güçlerinin işgalin başarısız olduğunu ilk itirafları olarak yorumluyorlar. İngiliz ordusunun baharda yaklaşık üç bin askerlik bir küçülmeye gitmeyi değerlendirdikleri söyleniyor. Tüm işaretler aynı şeyi gösteriyor: Yakınlarda tam bir geri çekilme olmayacak ama, küçülmüş, sembolik bir hal almış ve askeri olmaktan öte siyasi bir anlam taşıyan, Amerikalıların en yakın müttefikleri tarafından tamamen bir başına bırakıldıkları gibi bir görüntüyü engelleyecek bir askeri varlık söz konusu olacak." Çin'den yalanlama Dünkü Financial Times gazetesinde, Çin ordusunun Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon'un bilgisayar sistemine sızdığı şeklinde bir haber yer almıştı. Bugünkü gazetelerde de Çin'den gelen tepki aktarılıyor. Pekin yönetimi, bu haberi yalanlıyor, suçlamaları "saçma" olarak nitelendiriyor. Guardian gazetesinin manşetinde yer alan haberdeyse, Çin'in İngiliz hükümetinin bilgisayarlarını da hedef aldığı yazılı... "Aralarında Halkın Kurtuluşu Ordusu'ndan kişilerin de olduğu sanılan Çinli bilgisayar korsanları, İngiliz hükümetindeki bakanlıkların bilgisayar ağlarına bir süredir saldırılarda bulunuyor. Hükümet yetkililerinin aktardığına göre, korsanlar Dışişleri Bakanlığı'nın da aralarında olduğu bir dizi kilit bakanlığa saldırılar düzenledi. Savunma Bakanlığı, kendi bilgisayarlarının da bu saldırılara hedef olup olmadığı hakkında bir açıklamada bulunmadı." Brown'ın Thatcher sevgisi İngiltere Başbakanı Gordon Brown'ın, seleflerinden Margaret Thatcher'a yönelttiği övgüler de İngiliz basınında geniş yer buluyor bugün. Brown'ın İşçi Partisi'nin en sevmediği siyasi figürlerden biri olan Thatcher'a hayran olduğunu söylemesi, Thatcher'ı "inançlı bir siyasetçi" olarak tanımlaması hakkında Financial Times gazetesi, şu yorumda bulunuyor: "Bu yorumlar, Brown'un siyasi merkezin geniş bir bölümünü işgal etme ve katı bir İşçi Partisi lideri olduğu yönündeki görüşlere karşı koyma kararlılığını doğruluyor. Muhafazakar Parti'nin alanına yaptığı bu giriş, David Cameron'ın partisindeki 'Bir sonraki seçimlerde kalabalık merkeze mi, yoksa daha da sağa mı kaymalı?' sorusu etrafındaki bölünmeleri de arttırabilir." Rafsancani'nin seçimi Basın özetlerimizin sonunda eski İran Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani'nin, dini lideri seçen ve denetleyen Uzmanlar Meclisi başkanlığına seçilmesiyle ilgili bir yoruma yer veriyoruz. Financial Times'dan aktaralım: "Rafsancani, Ahmedinecad hükümetini İran'ın nükleer programı nedeniyle uluslararası toplumla gereksiz gerilimler yaratmakla suçlamıştı. O, İran'ın çıkarlarının piyasa temelli ekonomik reformlardan ve Amerika Birleşik Devletleri'yle ilişkilerde bir yumuşamadan geçtiğini düşünüyor. Siyasi uzman Ahmed Zeydabadi, 'Hukuki olarak, Rafsancani şimdi dini lider Ayetullah Ali Hamaney'den daha yüksek bir konumda bulunuyor. Ama bu mevkini nasıl kullanacağını tahmin etmek için henüz çok erken.' diyor." | İlgili haberler 4 Eylül 2007 Basın Özeti04 Eylül, 2007 | Basın Özeti 3 Eylül 2007 Basın Özeti03 Eylül, 2007 | Basın Özeti 2 Eylül 2007 Basın Özeti02 Eylül, 2007 | Basın Özeti 31 Ağustos 2007 Basın Özeti31 Ağustos, 2007 | Basın Özeti 30 Ağustos 2007 Basın Özeti30 Ağustos, 2007 | Basın Özeti 29 Ağustos 2007 Basın Özeti29 Ağustos, 2007 | Basın Özeti 28 Ağustos 2007 Basın Özeti28 Ağustos, 2007 | Basın Özeti 27 Ağustos 2007 Basın Özeti27 Ağustos, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||