BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme:
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
8 Ağustos 2007 Basın Özeti
İngiltere'deki tüm gazetelerde en geniş şekilde işlenen konu, İngiltere hükümetinin dün ABD'den beş yıldır Guantanamo Üssü'nde tutulan beş kişinin serbest bırakılmasını istemesi.

İngiltere gazeteleri

Ne zaman İngiltere'ye dönecekleri henüz belli olmayan bu kişilerin, İngiliz vatandaşı olmaması ancak gözaltına alınmadan önce İngiltere'de oturma izni ile yaşıyor olmaları; hukuki açıdan izlenecek yol konusunda uzun tartışmalar yaşanmasına yol açmıştı.

Gazetelerin hükümetin Londra ile Washington arasında 14 aydır süren görüşmelerin ardından gelen adımı konusundaki yorumları da çeşitlilik gösteriyor:

Independent; bu konuda Tony Blair'in 'yan çizerek' adım atmaktan kaçındığını; 'korkakça ve onursuzca' davrandığını öne sürüyor.

"Dışişleri bakanlığının bu siyaset değişikliği konusunda 'ABD'nin kampı kapatmaya istekli; dolayısıyla da üçüncü ülkelerden gelecek taleplere daha ılımlı' olduğu şeklinde uydurma bir açıklama getirmek zorunda kalışı üzücü. Dışişleri Bakanı Miliband, keşke bunun yerine ortaya çıkıp hükümetin önceki tavrının ahlaken yanlış olduğunu ve değiştirilmesi gerektiğini söyleseydi."

Guantanamo'dan salıverilen İngiliz tutsaklardan Muazzam Begg, Guardian'da yer alan makalesinde, kararı memnuniyetle karşılıyor:

"Ben bu kararın kısmen hükümetin, 'zihinleri ve gönülleri kazanma kampanyası'nın bir parçası olduğuna inanıyorum. Ve bu girişime içtenlikle başarılar diliyorum. Ancak ben ve benim gibi pek çokları için, Guantanamo'nun kapatılması ve burada tutulanların evlerine dönebilmesi mücadelesi sürüyor."

Daily Telegraph'a göre ise Guantanamo Üssü'nde zaten şu anda uzatmalar oynanıyor. "Başkan Bush kampı kapatmak istediğini söylerken, demokratlar bu lekeden bir an evvel kurtulmak peşinde" diyor gazete.

Times, tutsakların dönüşünün İngiltere'de iç güvenlik açısından başağrısı yaratacağı kanısında ve istihbarat teşkilatlarının bu kişilerin denetim altında tutulması için kapsamlı planlar yaptığını belirtiyor.

Bu beş kişiden herhangi birinin İngiltere açısından ulusal güvenlik tehdidi kabul edilip edilmediğine dair henüz bir açıklama yapılmadığını anımsatıyor gazete...

Times başyazısında, bu kişilerin ülkeye dönmesini "güç ancak doğru bir karar" olarak ifade ediyor ve şöyle sürdürüyor satırlarını:

"Tony Blair ve Jack Straw, tutsakların tutulduğu kampın temel hukuk ilkelerini çiğnediğini ve kapatılması gerektiğini söylediler. Ancak iş buradaki tutsaklar hakkındaki pratik ayrıntılara geldiğinde tüm İngiliz vatandaşlarını geri aldıklarını, üçüncü ülke vatandaşları konusunda sorumluluk kabul etmeyeceklerini bildirdiler.

"Şimdi ise bu tavırdan vazgeçildi. Guantanamo'da tutulan 775 kişiden yarısından fazlasının salıverilmiş olması iyi bir gelişme. Sadece 10'u hakkında dava açılmış olması şok edici... Ancak Guantanamo sakinlerinin tamamının, sadece yanlış yerde yanlış zamanda bulunan masum Müslümanlar olduğu düşünülmesin. Burada El Kaide'nin akıl hocaları ve fanatik İslamcı piyadeleri de vardı. Söz konusu olan beş kişinin durumunda ise; bu kişiler suçlu oldukları kanıtlanana dek masumdurlar. Ancak, Irak'ta İngiliz askerleri ile çalışan cesur Iraklı tercümanların aksine, hiç biri birer kahraman değil".

Times, dün Iraklı tercümanlara İngiliz askerleri ülkeden çekildikten sonra sığınma başvurusu yapma konusunda, herhangi bir özel muamele görmeyeceklerinin söylenmesini eleştiren bir haber yayımlamıştı.

Gazete, bu haberin ardından Başbakan Brown'un konunun inceleneceğini söylediğini aktarıyor bugün...

ABD çekilme planlarından kaygılı

Guardian, manşet haberinde Amerika Birleşik Devletleri'nin, İngiltere'nin Irak'tan erken çekilmesi ihtimalinden huzursuz olduğunu belirtiyor:

Gazeteye göre, Irak'taki Amerikalı komutan Orgeneral David Petraeus'un değerlendirme raporunu takiben, Washington ülkedeki asker sayısını azaltma niyetini ifade edecek; İngiltere Başbakanı Gordon Brown da ertesi ay çekilme kararını açıklayacak.

Ancak Washington, İngiliz askerlerini kaybetmenin siyasi etkisinden endişeli:

"Washington şimdiye dek Irak'ın güneyini ihmal etti, İngiltere'ye bıraktı. Şimdi ise bir başarı öyküsü olarak yansıtılanların pek de böyle olmadığının farkına varılıyor. Brookings Enstitüsü'nden Ken Pollack, Amerikalı ve Iraklı askerlerin Bağdat'ta sergiledikleri kararlılıkla güneydeki boşluğu doldurması gerekeceğini öngörüyor. Chatham House'dan Rosemary Hollis ise 'İngilizler Amerikalıları utandırmadan çekilmeyi sürdürmek için ellerinden geleni yapıyor.' diyor."

Gazete Basra ve güneyden, bir an evvel ancak boşluk yaratmadan çekilme arayışını bir 'açmaz' olarak niteliyor. Beş bin İngiliz askerinin zaten Basra'daki üslerinden çıkamaz durumda olduğunu belirtiyor.

Guardian yazarı Simon Jenkins ise, odağın Irak'tan Afganistan’a kaydırılması şeklindeki siyaset değişimini eleştiriyor...

İngiliz solunun "Afgan savaşı iyi, Irak savaşı kötü" gibi bir varsayımla hareket edip Afganistan'ı, 'kazanılması gereken onurlu bir mücadele' olarak değerlendirdiğini ancak Afganistan'da bir zaferin mümkün olduğunu düşünmenin "ahmakça bir iyimserlik"ten ibaret olduğunu belirtiyor yazar:

"Taleban'a karşı yürütülen savaş, emperyalizm sonrası dönemin spazmlarından biri. Bu savaş sürdükçe, sonuçları da ağırlaşacak." diyor Jenkins...

Daily Telegraph ise Washington Post'ta yer alan bir haberden hareketle, Amerika Birleşik Devletleri'nin, İngiltere'nin Basra'da başarısız olduğu kanaatini taşıdığını yazıyor...

İngiliz askerlerin, Basra'daki üslerinde, "kovboylar ve Kızılderilililerce sarılmış" görünümü verdiği aktarılıyor.

İngiltere'de ana muhalefet Muhafazakarların lideri David Cameron ise Independent'ta yayımlanan makalesinde, hükümetin Afganistan konusunda net bir planı olmadığını savunuyor ve hükümeti konuya daha fazla eğilmeye çağırıyor.

Cameron, bir takvim ve hedefler listesi belirlenmesini, yerel güvenlik çözümleri bulunmasını, uluslararası faaliyetlerin yapısal şemasının yeniden düzenlenmesini ve ülkeye sevkedilen komutanların görev sürelerini uzatmayı öneriyor.

"İstikrar askeri çözümle sağlanamaz, böyle gidersek savaşı kazanır ama ülkeyi kaybederiz" diyor...

Musul Barajı'nda tehlike iddiası

Independent yazarlarından Patrick Cockburn ise, Musul’dan geçtiği haberde, Irak'ın karşı karşıya olduğu başka bir tehlikeye dikkat çekiyor: Irak'takilerin en büyüğü olan, Musul barajının çökmesi.

"Amerikalı ve Iraklı mühendislerin Dicle Nehri'ni tutan barajı kurtarmak için verdikleri mücadeleyi bilen bir yardım görevlisi, 'Baraj her an yıkılabilir. Bir felaket yaşanması ihtimali çok büyük' diyor. Baraj gerçekten çökerse, uzmanlara göre ülkenin üçüncü kenti Musul'un yüzde 70'i yok olabilir. 1980 -84 yılları arasında inşa edilen barajın oturduğu tabanın yapısal olarak dayanıksız kayaçlardan oluştuğu biliniyordu."

Cockburn, Amerikan istihkâm birlikleri ile Irak su işleri bakanlığının bu sorunla mücadele etmeye çalıştığını, bu amaçla Nisan ayından bu yana havzada tutulan suya üst sınır getirildiğini belirtiyor.

Gürcistan'da esrarengiz füze

Financial Times, Gürcistan'ın iki Rus savaş uçağından topraklarına atıldığını öne sürdüğü füzenin fotoğrafına ilk sayfasında yer vermiş. Gazete, Olayı "esrarlı füze" olarak duyuruyor.

Times, gazetenin sorularını yanıtlayan Gürcistan dışişleri bakanının 'Tiflisin elinde iki Rus uçağının Gürcü hava sahasına girdiği yolunda çürütülemeyecek kanıtlar var" dediğini aktarıyor.

Gazete bu girişimin panik yaratmaya yönelik olabileceği yorumunu aktarıp, batılı hükümetlerin bir tepki vermeden önce, konuyla ilgili araştırmanın bitmesini beklediğini vurguluyor.

Daily Telegraph'ta yazan Adrian Blomfield, Kremlin'deki radikal kesimlerin Gürcistan ile bir savaş çıkararak görev süresi gelecek yıl dolacak Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin’in bir dönem daha iktidarda kalmasını sağlama peşinde olduğu iddialarına değiniyor:

"Bu teoriye göre Putin'in iktidarını sürdürmenin tek yolu, anayasayı değiştirme bahanesi sağlayacak büyük bir uluslararası kriz yaratmak. Bazı uzmanlar, son dönemde Batı ve eski nüfuz halkası içindeki pek çok ülkeyle yaşanan sorunları bu çerçevede açıklıyorlar.

"Bu düşünüşe göre, Gürcistan da ayrılıkçı bölgeleri itibariyle en kolay tahrik edilecek hedef. Ancak bu teorinin bir temeli olsa bile, pek çokları komplocuların azınlıkta olduğunu, bu nedenle Kremlin'i istedikleri yöne çekemeyeceklerini düşünüyor. Ancak her halükarda Batının Gürcistan'ın öfkesini yatıştırmak için Rusya'ya geçmişe göre daha net bir tavır koyması gerekli."

Guardian ise bu gelişmenin dikkatle izlenmesi gerektiği görüşünü dile getiriyor başyazısında:

"Kafkaslarda savaşlar, açıklanamayan olaylarla başlar. Çeçenistan'da, Grozni'ye doğru ilerleyen, üzerinde askeri işaret olmayan tanklar; Abhazya'daki Kodori Vadisi'nde ateş açan helikopterler gibi... Bir tarlaya düşen esrarengiz füze de Rusya ve Gürcistan arasında kötüye giden ilişkilerde son perde oldu.

"Füzenin düştüğü tarla, 18 yıldır Tiflis'ten kopmaya çalışan Güney Osetya'nın yanı başında. Dün Gürcistan Başbakanı Mihail Saakaşvili, Avrupa'yı devreye girmeye çağırdı. Brüksel, bu davete icabet etmeye pek istekli olmayacaktır.

"Bölgede son 20 yılda iki kez çarpışmalar yaşandı. Tiflis'e 70 kilometre mesafede üçüncü bir savaş çıkarsa, bunun sonuçları çok daha geniş bir ölçekte hissedilecektir.

Türkiye'de siyasi tablo

Financial Times'ın Ankara'daki muhabiri Vincent Boland, 22 Temmuz genel seçiminin geride kalmasına rağmen, Türkiye'de siyasi belirsizliğin sürdüğünü aktarıyor gazetenin okuyucularına: "Ülkenin ne yeni cumhurbaşkanı, ne de hükümeti var" diyor Boland:

"Başbakan Erdoğan, siyasete hakim olan kurumsal, siyasal ve şahsi mekanizmaların etkisiyle yeni hükümeti daha en az bir ay kadar ilan etmeyebilir. Başbakan önce Dışişleri bakanı Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda 'elini göstermesini' bekliyor.

Şap virüsünün izi sürülüyor

İngiltere'nin güneydoğusundaki iki çiftlikte büyükbaş hayvanlarda ortaya çıkan şap hastalığı, gazetelerin sayfalarını baştan başa doldurmaya devam ediyor.

Yapılan araştırmalar sonucu, virüsün bölgedeki bir araştırma laboratuvarından yayıldığı kesinleşmiş durumda.

Daily Telegraph bu durumu "güvenlikte şok edici bir boşluk" manşetiyle duyuruyor... Gazeteler muhtemelen çalışanların bu virüsü laboratuvar dışına taşımış olabileceğini aktarırken Times, olayın bir sabotajdan kaynaklandığı şüphesini öne çıkarıyor...

Soyu tükenen yunus

Independent, Çin'deki Yangtze Nehri'nde yaşayan, şişe burunlu bir tatlı su yunusu türünün resmen soyunun tükendiğinin açıklanmasını, ilk sayfasından duyuruyor.

"Beiji olarak adlandırılan Yangtze yunusunun soyu bugün itibariyle tükendi. Bu, son 50 yılda dünyamızdan silinen ilk büyük memeli hayvan. Son 500 yılda yok olanların ise dördüncüsü. Ve ölümünün sorumlusu, insanlık."

20 milyon yıldır dünya sularında görülen yunusun, nehirde altı hafta süren aramalarda tek bir temsilcisine bile rastlanamadığını belirten gazete, yunusların azalmasını, nehirde artan trafiğe, yük gemilerinin yarattığı kirlenmeye ve balıkçıların ağlarına bağlıyor.

Gazete, "Çin böylece ruhunun bir parçasını yitirdi" diyor...

İlgili haberler
7 Ağustos 2007 Basın Özeti
07 Ağustos, 2007 | Basın Özeti
6 Ağustos 2007 Basın Özeti
06 Ağustos, 2007 | Basın Özeti
5 Ağustos 2007 Basın Özeti
05 Ağustos, 2007 | Basın Özeti
3 Ağustos 2007 Basın Özeti
03 Ağustos, 2007 | Basın Özeti
2 Ağustos 2007 Basın Özeti
02 Ağustos, 2007 | Basın Özeti
1 Ağustos 2007 Basın Özeti
01 Ağustos, 2007 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik