|
2 Ağustos 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Financial Times gazetesi, Rus kâşiflerin bugün Kuzey Kutbu'nun soğuk sularına dalarak okyanus yatağına bayrak dikeceğini duyuruyor.
Amaç, petrol ve mineraller açısından son derece zengin olduğu düşünülen bu bölgedeki egemenlik iddialarını, simgesel bir adımla da olsa, tüm dünyaya ilan etmek. Financial Times bayrak ekibini taşıyan gemiye sekiz günlük yolculuğunda buzkıranların eşlik ettiğini, ekibin başındaysa Kuzey Kutbu'na daha önce defalarca keşfe gitmiş Rusya Meclisi Başkan Yardımcısı Artur Çilingarov'un bulunduğunu yazıyor. Gazeteye göre Rusya'nın hak iddiası, Grönland'dan Sibirya'ya uzanan deniz altındaki sıradağların, kendi topraklarının uzantısı olduğu savına dayanıyor. Kanada ve Danimarka da, milyarlarca varillik dokunulmamış petrol rezervleri barındırdığı sanılan bu bölge üzerinde hak iddia ediyor. Financial Times, Rusya'nın 2002 yılında BM'nin ilgili komisyonuna yaptığı başvurunun, 'delil yetersizliği' nedeniyle geri çevrildiğini de anımsatıyor okurlarına. Gazete en az dört kilometre derinlikte bulunacak doğal zenginliklerin yüzeye çıkarılmasının daha yıllarca mümkün görünmediğini de ekliyor. Aynı habere geniş yer ayıran bir başka gazete de Daily Telegraph. Daily Telegraph, Rusların Kuzey Kutbu'na yaptıkları yolculuğu 'dünyanın son sömürge yarışının başlangıç atışı' diye yorumlamış. Gazete Rus ekibin 4 bin metre derinliğe mini denizaltılarla dalarak, titanyumdan yapılma bir Rus bayrağını deniz yatağına bırakacağını kaydediyor. İspanya'da bayrak tartışması Times gazetesindeyse bir başka bayrak hikayesi var: İspanya'da Yüksek Mahkeme, İspanyol bayrağının tüm resmi binaların önünde dalgalanmasının zorunlu olduğuna karar vermiş. Mahkeme bu kararı Bask özerk hükümetinden gelen bir temyiz başvurusu üzerine almış. Bask hükümeti, bir alt mahkemenin emrettiği gibi polis akademisinin önüne İspanyol bayrağını asmasına gerek olmadığını, burada 20 yıldır bayrak olmadığını savunmuş, ama sonuçta başarılı olamamış. Times gazetesine göre Yüksek Mahkeme'nin kararı, 17 özerk bölge ve iki özerk kente sahip olan İspanya'da merkezi hükümetçilerle, ayrılıkçılar arasında hararetli bir tartışma başlattı. Gazete özerk bölgelerden bazılarının yıllardır bayrak kuralını çiğnediğini ya da bayrağı görülmeyen bir arka odaya veya karanlık bir dolaba astığını yazıyor. Mahkemenin kararıysa bayrağın 'önemli ve görünür' bir yerde 'sürekli' sergilenmesini zorunlu kılıyor. Times muhabiri şimdi resmi dairelerin bu isteğe uyacağı, ancak bağımsızlık yanlısı protestocuların bayraklara amansızca saldıracağı tahmininde bulunuyor. Çölde 26 bin personel Times gazetesi bir başka haberindeyse dünyanın en büyük barış gücünün, Sudan çöllerinde karşılaşacağı zorlukları anlatıyor. BM Güvenlik Konseyi dün Sudan'ın Darfur yöresindeki katliamları durdurmak üzere bölgeye 26 bin kişilik barış gücü gönderme kararı almıştı. Gazeteye göre bu personelin her birine günde 85 litre su gerekeceğinden, yalnızca su taşımak üzere Darfur'a günde 20 uçağın inmesi gerekecek. Bölgede bu kapasitede bir havaalanı olmadığından, çölün zorlu coğrafyasına yeni iniş pistleri yapılacak. Times'a göre barış gücünün su sorununa düşünülen bir başka çare de, bölgedeki bir yeraltı gölüne sondaj yapılması. Ancak bu gölün 90 metrelik bir kaya yatağı altında olması ihtimali var. Felakete doğru Guardian gazetesiyse, bu ay 60. kuruluş yıldönümünü kutlamaya hazırlanan Pakistan'a iki tam sayfa ayırmış. Analizin başlığı, "Barış ve uyum için kurulan ülkede felaket yaklaşıyor." Yazı şu sözlerle başlıyor: "Pakistan meclisinin ahşap kaplı duvarlarında Pazartesi akşamı arka arkaya suçlamalar yankılanırken, her türlü görgü kuralı bir kenara bırakılmıştı. İslamcı bir milletvekili 'Katiller! Masum insanların katilleri!' diye bağırıyordu. Hükümet sıralarına doğru parmağını sallarken, başındaki sarı sarık titriyordu. "Yüzleri siyah-beyaz çarşafların ardına gizlenen beş kadın milletvekili, avuçlarıyla önlerindeki masalara vuruyordu. Bir başka molla kalkıp bağırmaya başladı. Meclis başkanı sükuneti sağlamaya çalışıyordu. "Duvardaysa sinekkaydı tıraşlı şık bir adamın, Muhammed Ali Cinnah'ın dev portresi kayıtsız bir şekilde onlara bakıyordu. Cinnah, Pakistan'ı 1947 Ağustosu'nda, Güneydoğu Asyalı Müslümanlara barış ve uyum içinde yaşayacak bir yurt olması umuduyla kurmuştu." Guardian'daki incelemenin devamında, bugünkü Pakistan hakkında oldukça karamsar bir tablo çiziliyor. Destek oranı Şubat ayından beri 20 puan düşerek yüzde 34'e gerileyen, diktatörlük eğilimindeki bir general tarafından yönetildiği, sokaklarının protesto gösterileriyle dolduğu, mahkemelerin yönetime başkaldırdığı, Afgan sınırındaki Veziristan bölgesini Taleban ve el Kaide'nin yönettiği, buradaki askerlerin barakalarından dışarı çıkamadığı, bu yüzden ABD'nin müdahale tehdidinde bulunduğu ve büyük kentlerini intihar bombacılarının sarstığı bir ülke olduğu belirtiliyor... Çinliler süt içerse Yine Guardian'dan bir haber var sırada: 1 milyar Çinli süt içmeye başlarsa ne olur? Yanıt, Almanya'da süt fiyatları fırlar... Gazetenin Berlin muhabiri, Alman tüketicilerin süt ürünlerinin fiyatında beklenen yüzde 50'lik artıştan Çinlileri sorumlu tuttuğunu yazmış. Buna göre Çin Cumhurbaşkanı Wen Jiabao her Çinli'ye, özellikle de çocuklara günde yarım litre süt içirme hayali olduğunu söylemiş -- ve Çin'de süt tüketimi tavan yapmış. Ancak ülkede inekten süt üretimi bugüne dek pek yaygın olmadığından, dış alımlara yönelinmiş. Guardian'a göre artık dünyada üretilen sütün üçte biri, Çin'e gönderiliyor. İhracatçıların başında da AB ve birliğin yılda 27 milyar litre süt üreten üyesi Almanya geliyor. Üreticiler artan talebi karşılamak için süt üretimini artırmak istese de, AB'nin süt kotaları onlara engel oluyor. Sonuçta yalnızca sütün değil, tereyağı ve yoğurdun da fiyatları artıyor. Almanya'da tüketici grupları bu artışları karşılamak üzere hükümetten işsizlere verdiği maaşa zam yapmasını istemiş. Süpermarketler de halkın yeni fiyat artışları öncesinde stok yapmak üzere panik halinde marketlere akın ettiğini bildirmiş. Hayata dönüş Bu sabahki İngiltere basınından seçtiğimiz son haber için Times'a dönüyoruz: "Yarı bitkisel hayattaki beyni hayata döndüren tıbbi mucize" diyor Times'ın başlığı. Adı verilmeyen hasta, bir saldırı sonrasında altı yıldır iletişim kuramıyor, hiçbir şey yutamıyor ya da bilinçli hareket yapamıyormuş. Ancak beyninin derinlerindeki hasar görmemiş bir bölgeye elektrotlar sokularak, bu bölge uyarılmış. Hasta şimdi kendi kendine yemek yiyebiliyor, saçını tarayabiliyor ve konuşabiliyormuş. Ameliyatı ABD'nin Ohio eyaletindeki Cleveland Kliniği'nde çalışan Profesör Ali Rezai yapmış. Times gazetesi bu öncü çalışmanın benzer durumdaki 10 binlerce hastaya umut kaynağı olduğunu yazıyor. Gazete derin beyin uyarısı yönteminin Parkinson hastalığı ve bazı akli hastalıklar için de kullanılmakta olduğunu hatırlatıyor. Bu arada ekleyelim, hastanenin internet sitesinde Profesör Rezai'nin aynı yöntemle tedavi ettiği bir Türk 'Tourette sendromu' hastasının öyküsü de yer alıyor. | İlgili haberler 1 Ağustos 2007 Basın Özeti01 Ağustos, 2007 | Basın Özeti 31 Temmuz 2007 Basın Özeti31 Temmuz, 2007 | Basın Özeti 30 Temmuz 2007 Basın Özeti30 Temmuz, 2007 | Basın Özeti 29 Temmuz 2007 Basın Özeti29 Temmuz, 2007 | Basın Özeti 27 Temmuz 2007 Basın Özeti27 Temmuz, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||