BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 16 Temmuz, 2007 - TSİ 12:16
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
16 Temmuz 2007 Basın Özeti
Times başyazısında, seçimlerin, Türkiye'nin hem kimliği hem de Batı ve İslam dünyasıyla ilişkileri açısından belirleyici olacağını yazıyor:

İngiltere gazeteleri

"Seçimler öncesinde, bir kargaşa havası hakim. Bu kargaşa henüz krize dönüşmüş değil. Ordunun Nisan ayı sonundaki bildirisine karşın tanklar sokağa çıkmadı. Aynı şekilde şeriat düzenine geçilmesi için kitlesel gösteriler de yapılmıyor.

'Koyu Müslümanlar dahil, Türklerin büyük bir çoğunluğu dinin ayrı bir alanı olduğuna inanıyor. İslamcı eğilimlerine rağmen AKP de bu görüşü paylaşıyor. Bu nedenle seçimlerin Atatürk devrimlerinin savunucusu güçlü Türk ordusuyla, din ve siyaset ayrılığına son vermeyi amaçlayan İslamcılar arasında bir mücadele olacağını söylemek yanıltıcı olur.

"Kampanyanın en önemli, ancak en az öne çıkan teması bu seçimlerin, Türkiye'nin kimliğini etkileyecek olmasıdır. Seçimler, Türkiye'nin Batı ve İslam dünyasıyla ilişkilerini tanımlayacak.

'Batı sonuçların bilincinde olmalı'

Times başyazısında, AKP'nin iktidara geldikten sonra Batılı müttefiklerini, İslami eğilimlerinin bir tehdit oluşturmadığına ikna etmek için çok çaba harcadığına dikkat çekiyor:

"Erdoğan'ın 2004'te zinayı suç sayma girişimi dışında bu konuda Batı'yı alarma geçirecek fazla bir şey olmadı. Aksine Erdoğan'ın reformları övgü topladı. Ekonomik anlamda Türkiye gelişti, enflasyon hızla düştü, milli gelir iki katından fazla arttı, Türkiye'ye yabancı sermaye akmaya başladı.

"Fakat AKP'nin 'gerçek' gündemi konusundaki şüpheler hiçbir zaman kalkmadı. Muhalefetin bölünmüşlüğü ve ABD'nin ihmal ettiği, Avrupa'nın sırt çevirdiği bir Türkiye'nin Batı Asyalılık kaderine boyun eğmekten başka seçeneği olmadığı yolunda giderek yaygınlaşan kanaat, AKP'ye bu seçimleri de kazandıracak. Fakat hala Türkiye'nin en güvenilen kurumu olan orduya duyulan saygı, AKP'yi parlamentoda üçte iki çoğunluktan mahrum bırakabilir.

"Sonuç ne olursa olsun, Erdoğan cumhurbaşkanlığı konusunda uzlaşma aramalı. Avrupalılar da, Türkiye'nin ihanete uğramışlık hissinin olası sonuçlarının bilincinde olmalı."

Financial Times'ın "Erdoğan seçim zaferinden emin" başlıklı Ankara çıkışlı bir haberinde ise şöyle deniyor:

"Başbakan Erdoğan partisinin seçimlerde yüzde 40'tan fazla oy alarak, 550 üyeli sandalyeli meclise 310–315 milletvekili göndereceklerini tahmin ediyor. Bu kez meclise en az üç partinin gireceği, bu nedenle AKP'nin oyları artsa bile çıkaracağı milletvekili sayısının şimdikinin altında kalacağı söyleniyor.

"Meclisteki tabloyu değiştirecek başka bir unsur da parlamentoya çoğu Kürt kökenli 40 kadar bağımsız adayın seçilmesi olasılığı. Bu sonuç, İslami temelli AKP'nin tek başına hükümet kurmasına yetecek.

"Ekonomi uzmanları, bunun yatırımcıların da tercih edeceği bir sonuç olacağını söylüyor. Seçim kararının alındığı çalkantılı ortama karşın, iş çevrelerine yakın, yeni bir merkez sağ hükümetin geleceği beklentisi nedeniyle piyasalar sarsılmadı.

"Erdoğan, kampanyasını ekonomik reformlara yoğunlaştırırken, ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi, laiklik ve terör tehdidine odaklandı.

"Milliyetçiler idam cezasının geri getirilmesini ve yabancılara satışların durdurulmasını istiyorlar. Bu çağrının, özellikle taşrada yankı bulduğu söyleniyor."

'İran'a askeri harekat yine gündemde'

Guardian gazetesi, özel bir haberinde Beyaz Saray'da İran'a askeri harekat seçeneğinin yeniden ağırlık kazanmaya başladığını yazıyor:

"Beyaz Saray'da dengeler yeniden değişti. Bush'un görev süresi dolmadan İran'a askeri harekat düzenlenmesi seçeneği bir kez daha ağırlık kazandı."

"Geçen ay Beyaz Saray, Pentagon ve Dışişleri Bakanlığı'nın katılımıyla yapılan bir değerlendirme toplantısında Bush, İran'a karşı harekete geçilmesi için bastıran Başkan Yardımcısı Cheney'in yanında yer aldı.

"Güvenilir bir kaynak, 'Bush, İran işini çözmeden başkanlıktan ayrılmayacak' dedi.

ABD'nin Irak'ta büyük sorunlar yaşamasına karşın gözlerini İran'dan ayırmadığına dikkat çeken Guardian'a göre, Beyaz Saray, Orta Doğu'da etkinliğini son altı yılda iyice artıran Tahran'ın nükleer silah peşinde olduğuna, Irak ve Afganistan'daki direnişçileri silahlandırdığına inanıyor.

Gazete, Cheney'in başından beri İran'a askeri müdahale için bastırdığını, ancak Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ve Savunma Bakanı Robert Gates'in muhalefetiyle karşılaştığını hatırlatıyor:

"Geçen yıl Bush, İngiltere, Almanya ve Fransa'yla birlikte İran'a diplomatik baskı uygulayan Rice'ın yanında yer almıştı. Son toplantıda ise, İran'dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Nick Burns, diplomatik manevraların Ocak 2009'da devam ediyor olacağını söyledi.

"Ancak Bush ve Cheney buna karşı çıktılar. Washington'daki kaynağa göre, Bush ve Cheney, ister Demokrat ister Cumhuriyetçi olsun, yeni başkanın kararlılıkla İran'ın üzerine gideceğine inanmıyor.

"Başkan ve Yardımcısı, nasıl olsa bölgede yine ABD suçlanacağı için İran'a harekatı İsrail'in gerçekleştirmesi konusunda da gönülsüz.

Guardian Beyaz Saray'daki dengelerin değişmesine karşın, İran'a harekat konusundaki nihai kararın gelecek yıldan önce alınmasının beklenmediğini, bu süre içinde diplomatik çabaların süreceğini ekliyor."

Financial Times, Dışişleri Bakanı David Milliband'ın Gordon Brown hükümetinin Amerika'yla arasına mesafe koyacağı yolundaki yorumları reddettiğini aktarıyor:


'Brown, ABD'ye hayır diyebilecek mi?'

"Brown hükümetinden bir bakan ve bir bakan yardımcısının ilişkilerde değişim sinyali olarak yorumlanan mesajlarına rağmen Milliband, İngiltere'nin en önemli müttefikinin Amerika Birleşik Devletleri olduğunu söyledi."

Daily Telegraph gazetesi, İngiliz askerlerinin Irak'tan çekilmesine yönelik bir takvim belirlemesi için Başbakan Brown'a yönelik baskıların arttığını belirtiyor.

Gazeteye göre muhalefetten önde gelen isimler, artık Irak'ta başarısız olunduğunun kabul edilmesi gerektiğini ve koalisyon güçlerinin, Irak'a yönelik hedeflerinin ‘gülünç şekilde aşırı iyimser’ olduğunu söylüyorlar.

Eski İşçi Partisi danışmanlarından David Clark ise Guardian'daki yazısında "İngiltere, ilk çekilen ülke olarak Irak'ta diğerlerine öncülük etmeli" diyor:

"Bush yönetimi müttefiklerinden koşulsuz sadakat bekliyor. Bu açıdan İki İngiliz yetkilinin yeni muhafazakar anlayışa meydan okuyan görüşler açıklaması rahatlatıcı."

"Ancak ton değişikliği, işin en kolay yanı. Asıl sınav, zorlu siyasi tercihlerin gerçek dünyasında ilkesel farklılıkları çatıştığı zaman yaşanacak.

"Brown Hükümeti, Filistin'de iki devletli çözümün önündeki en büyük engelin Washington'un İsrail'e baskı yapmaması olduğunu ortaya koyacak mı? Lübnan'da yeniden savaş patlak verirse, Amerika'nın çizgisinden çıkabilecek mi? Gerektiğinde hayır diyemezsek dengeli bir ilişki kurulamaz.

Irak meselesinde de son, başlangıç gibi olmamalı. Yani Amerika'nın eteklerine asılarak geldiğimiz Irak'tan yine aynı şekilde seğirterek gitmemeliyiz. Bunun yerine seçilmiş liderlerimiz, durumun ciddiyetine uygun olarak çıkış stratejisi tartışmalarına öncülük etmeli.

"Amerikalıların yüzde 70'inin çekilmeden yana olması, bu konuda İngiltere'ye hareket serbestisi sağlayabilir."

İlgili haberler
15 Temmuz 2007 Basın Özeti
15 Temmuz, 2007 | Basın Özeti
13 Temmuz 2007 Basın Özeti
13 Temmuz, 2007 | Basın Özeti
12 Temmuz 2007 Basın Özeti
12 Temmuz, 2007 | Basın Özeti
11 Temmuz 2007 Basın Özeti
11 Temmuz, 2007 | Basın Özeti
10 Temmuz 2007 Basın Özeti
10 Temmuz, 2007 | Basın Özeti
9 Temmuz 2007 Basın Özeti
09 Temmuz, 2007 | Basın Özeti
8 Temmuz 2007 Basın Özeti
08 Temmuz, 2007 | Basın Özeti
6 Temmuz 2007 Basın Özeti
06 Temmuz, 2007 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik