|
29 Haziran 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinin manşetlerinde büyük oranda, yeni başbakan Gordon Brown'un kabinesiyle ilgili yorumlar var.
Times manşetinde "Brown'la herşey değişiyor" derken; "Brown kasırgası, köklü değişikliklerle eski düzeni yerle bir ediyor", Daily Telegraph'ın manşeti. 'Son 10 yılın en radikal kabine değişikliği' Gazete başyazısında Gordon Brown'un kabinede, İşçi Partisi'nin 10 yıl önce iktidara gelmesinden bu yana en radikal değişimi gerçekleştirdiğini belirtiyor. Yeni kabinede koltuğunu koruyan tek kişi Savunma Bakanı Des Browne. Kabinenin yaş ortalaması da 54'ten 49'a inmiş durumda. Financial Times'ın manşetiyse "Kabinenin yeni yüzleri". Alttaki fotoğrafta İçişleri Bakanı Jacqui Smith ve Dışişleri Bakanı David Miliband yeni kabinenin ilk toplantısına gelirken görülüyor. Kabinede en çok dikkat çeken bu iki siyasetçiden 44 yaşındaki Jacqui Smith, İngiltere'nin tarihindeki ilk kadın içişleri bakanı. Daily Telegraph'a göre, halen kabinedeki en zor görevin Jacqui Smith'e verilmesi bir kumar. 41 yaşındaki David Miliband ise Lord Owen'dan sonra 30 yıldır bu göreve getirilen en genç siyasetçi. Miliband aynı zamanda ünlü Marksist kuramcı Ralph Miliband'in de oğlu. David Miliband'in 37 yaşındaki kardeşi Ed Miliband de kabinede. Kabine nadir şekilde cuma toplanıyor Guardian'ın manşetiyse "Brown'un ilk günü: Yeni yüzler ve eski yaraları sarma planları". Gazetenin atıfta bulunduğu yüzlerin başında da, İçişleri Bakanı Jacqui Smith geliyor. Manşetin eski yaralar kısmına gelince...Gazete, yeni kabinenin bugün özel bir toplantıda bir araya gelerek, başbakan Gordon Brown'un siyasete ve siyasetçilere yeniden güven duyulmasına yönelik planlarını tartışacağı belirtiliyor. Daily Telegraph İngiltere'de kabinenin, kriz dönemleri dışında, cuma günleri nadir toplandığına dikkat çekmiş. Gazete Gordon Brown'un, kabinenin gelecekte yurt dışına önemli oranda asker göndermeden önce meclisin onayını alacağı yolunda söz vereceğini belirtiyor. Guardian'a göreyse bugünkü kabine toplantısında ayrıca İngiltere'de seçim sisteminde reform yapılmasının tartışılması da muhtemel. 'Taze başlangıç Irak'tan çekilmekle olur' Guardian yazarı Jonathan Steel, yeni başbakan Gordon Brown'un da geçmişte Irak Savaşı'nı ateşli bir şekilde desteklediğini söylüyor. Steel'a göre, Brown'un taze bir başlangıç sinyali vermesinin tek yolu Irak'taki İngiliz askerlerini geri çekmesi: "Gordon Brown pazar günü İşçi Partisi genel başkanlığını devralırken yaptığı konuşmada, aşırı uçtaki terörizmi yenmekten bahsetti. Ancak Tony Blair bile kamuoyu önünde, Basra'da ne El Kaide'nin ne de Sünni direnişçilerin bir faaliyeti olmadığını kabul etmişti. Bu nedenle Brown'un, aşırı uçtaki terörizmi yenme yaklaşımının, Basra'yla hiçbir ilgisi yoktur." Independent da başyazısında Başbakan Gordon Brown'un yeni kabinesiyle, cesaret verici bir başlangıç yaptığını belirtiyor. Ancak Independent diğer gazetelerin aksine manşetine, Brown'un yeni kabinesini değil, dün Basra'daki bir bombalı saldırıyı çekmiş. Saldırıda ölen üç askerden ikisinin, yeni başbakan gibi İskoçya'nın doğusundan olduğunu belirtiyor gazete ve ilk sayfasında şu ifadeyi kullanıyor: "Irak trajedisi, daha konutundaki ilk gününde, İngiltere'nin yeni başbakanının evine üşütücü bir soğuk getirdi." 'Üç atamaya dikkat' Financial Times'ın siyaset editörü James Blitz ise Gordon Brown'un Irak politikasını hemen değiştirmeyeceğini belirtiyor. Ancak Blitz'e göre yaptığı üç atama, Brown'un ciddi şekilde Irak konusunda nelerin yanlış gittiğini yansıtmaya hazır olduğunu gösteriyor: "Birinci atama, David Miliband'in dışişleri bakanlığına getirilmesi. Brown, bu makama göz diken Jack Straw'u yeniden aynı göreve getirebilirdi. Ancak bunu yapmadı, geçmişi bir kenera bırakıp temiz bir başlangıç yapmayı yeğledi. David Miliband, Irak'ın işgal edilmesine yönelik karar sürecine dahil olmamıştı. Miliband geçen yıl ayrıca Blair'in, Lübnan Savaşı'nda İsrail'i açık şekilde desteklemesini de eleştirmişti. İkincisi atama, eski Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı Sir Mark Malloch Brown'un Afrika-Asya ve Birleşmiş Milletler'den sorumlu bakan yardımcılığına getirilmesi. Malloch Brown, İngiltere'nin Irak'a işgal sürecine katılımını sert çekilde eleştirmiş bir kişi. Üçüncü atama da, John Denham'ın eğitim bakan yardımcısı olması. Denham, Irak'ın 2003'te işgali sonrası istifa eden üç bakan yardımcısından biriydi." 'İki atama hatalı' Times ise başyazısında, David Milband ve Mark Malloch Brown'un yeni görevleriyle ilgili şüphelerini dile getirmiş: "David Miliband hiç şüphesiz yetenekli bir kişi. Ancak Avrupa Birliği için masum bir heves besliyor. Bu da onu, birliğin yeni Reform Anlaşması'nın nihai şeklini alacağı müzakerelerde İngiltere'nin ortaklarıyla girişeceği zorlu pazarlıklar için en iyi kişi yapmayabilir. Mark Malloch Brown'un da onunla birlikte bakan yardımcılığına getirilmesi yanlıştır. Brown geçmişte kamuoyu önünde Amerikan yönetimi hakkında kaba saba açıklamalar yapmıştı. Brown ayrıca Birleşmiş Milletler'in Darfur konusunda kararlı bir şekilde hareket etmemesinin biraz da, Irak'ın Amerika ve İngiltere tarafından işgalinden kaynaklandığını söylemişti. Onun sorumluluğundaki Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın faaliyetleriyle ilgili soruşturmanın sonuçlarını görmek ilginç olabilir." Gore hesapları değiştirebilir Guardian'daki bir haberdeyse eski Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı Al Gore'un 2008'deki başkanlık yarışına katılması halinde, Demokrat Parti içinde tüm hesapların altüst olacağı belirtiliyor. İlk ön seçimin yapılacağı New Hempshire'de Demokratlar arasında yapılan bir ankete göre, aday olması halinde Al Gore, Hillary Clinton ve Barack Obama'yı geride bırakacak. Guardian, Al Gore'un verdiği son mülakatta, gelecekte yeniden aktif politikaya dönme ihtimalini dışlamadığını söylediğine de dikkat çekmiş. Şişmanlık-Alzheimer bağlantısı Independent'ın iç sayfalarındaki bir sağlık haberindeyse önemli bir uyarı var. Gazete şişmanlık sorunu olanların, Alzheimer hastalığına yakalanma olasılığının diğerlerine oranla iki kat fazla olduğu uyarısında bulunuyor. Gazete İngiltere'de yaklaşık 700 bin hastanın bunama geçirdiğini, bu sayının önümüzdeki 50 yılda 1 buçuk milyona çıkmasının beklendiğini belirtiyor. Fakat araştırmacılar, şişmanlığın mevcut düzeyde bir sorun olmayı sürdürmesi halinde bu sayının 2 buçuk milyona çıkabileceği uyarısında bulunuyor. Araştırmacılar 60 yaşında şişmanlık sorunu olanların, 75 yaşında bunama geçirmesi ihtimalinin; şişman olmayanların iki katı olduğunu söylüyor. 'Uzak, ölmeden seyredilmesi gereken filmlerden' Guardian hafta başından beri "Ölmeden önce izlemeniz gereken 1000 film" adlı ekler yayımlıyor. Eklerin beşincisi ve sonuncusunda bir Türk filmine de yer verilmiş. Bu film, Nuri Bilge Ceylan'ın yönettiği 2002 yapımı Uzak. Guardian'ın film eleştirmeni Peter Bradshaw Uzak'ın; orta yaşlara girdiğimizde karşı konulmaz bir şekilde açılmaya başlayan geçmişle gelecek ve günümüzle ulaşılmaz gelecek arasındaki mesafeleri anlattığını belirtiyor. Bradshaw Uzak'ı, "Kendisini, sözlerini de aşan bir şekilde hayran bırakan, çok parlak bir yönetmenin eseri" olarak nitelendirmiş. | İlgili haberler 28 Haziran 2007 Basın Özeti28 Haziran, 2007 | Basın Özeti 27 Haziran 2007 Basın Özeti27 Haziran, 2007 | Basın Özeti 25 Haziran 2007 Basın Özeti25 Haziran, 2007 | Basın Özeti 24 Haziran 2007 Basın Özeti24 Haziran, 2007 | Basın Özeti 22 Haziran 2007 Basın Özeti22 Haziran, 2007 | Basın Özeti 21 Haziran 2007 Basın Özeti21 Haziran, 2007 | Basın Özeti 20 Haziran 2007 Basın Özeti20 Haziran, 2007 | Basın Özeti 19 Haziran 2007 Basın Özeti19 Haziran, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||