BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 08 Şubat, 2007 - TSİ 09:01
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
8 Şubat 2007 Basın Özeti
Independent, Londra'nın dünyanın finans başkenti haline geldiğini ve New York'u geride bıraktığını belirtiyor.

İngiltere gazeteleri

Gazete, Londra'yı "Hyde Park'a bakan bir çatı katı dairenin 170 milyon dolara satıldığı, Liv-Ex endeksinde bir kasa Petrus şarabın 50 bin dolardan işlem gördüğü, müzayede salonlarında sanat eserlerine rekor fiyatların ödendiği kent" cümleleriyle tanımlıyor.

Independent'a göre, Forbes dergisinin en zenginler listesindeki 23 milyarder Londra'da yaşıyor.

Son bir yıl içinde yabancılar İngiliz şirketlerini satın almak için 200 milyar dolar ödedi.

Yine geçen yıl Londra borsasına New York borsasından daha fazla uluslararası şirket girişi oldu.

Independent'a göre, Londra'nın cazibe merkezi olmasında birçok faktör var.

Bunlar arasında finans dilinin İngilizce olması, 1986'da çıkarılan uluslararası sermaye girişine yönelik yapısal düzenlemeler, esnek mevzuat, Asya ve Amerika borsalarının aynı anda takip edilebilmesine izin veren saat kuşağı ve Amerika Birleşik Devletleri'nde Enron'un iflasından sonra mali piyasalara getirilen ek yasal zorunluluk da var.

Gazete, geçen yıl Londra'daki büyük şirketlerin çalışanlarına yaklaşık 18 milyar dolar yeni yıl ikramiyesi dağıttığını, bu paranın yarısı emlak sektöründe harcandığı için ev fiyatlarının katlandığını ve ülkede zenginlerle yoksullar arasındaki gelir uçurumunun derinleştiğini de hatırlatıyor.

'Irak'ın heba edilen paraları'

Guardian 'ın manşetinde ise Irak'ın kayıp milyarları var. Gazete, Irak'ın yeniden yapılanmasına yönelik bir Kongre belgesine atıf yaparak "Amerika Irak'a gönderdiği 12 milyar doların kaybolmasına nasıl seyirci kaldı" diyor.

Gazeteye göre, kaynağı Irak'ın petrol gelirleri, Birleşmiş Milletler'in idaresindeki gıda karşılığı petrol programı ve el konulan Irak'ın mal varlıkları olan bu paralar, Irak'taki bakanlıklara ve ülkede iş yapan Amerikalı müteahhitlere dağıtıldı.

2003 yılında işgalden hemen sonra New York'tan Bağdat'a C-130 askeri nakliye uçaklarıyla 363 ton ağırlığında banknot gönderildi. Daha sonra C-130 uçakları ayda bir ya da iki sefer yaparak Irak'a sürekli dolar taşıdı.

Bir defasında; Haziran 2004'te Irak'a tek bir seferde 2 milyar 400 milyon dolar götürüldü.

Kongre belgesinde "Bu paranın büyük bir bölümünün usulsüz kullanıldığı ya da çarçur edildiği anlaşılıyor. Geçici Koalisyon İdaresi'nin onayıyla Irak'ta bakanlıklar binlerce hayali çalışana para dağıttı. Bu paraların bir kısmı bugün Amerika'ya karşı savaşan suç çetelerine ve direnişçilere gitti" deniyor.

Guardian, paraların ciddi bir muhasebesinin tutulmadığını, bu işin adı sanı belli olmayan bir şirkete verildiğini kaydediyor.

Gazete, Kongre'ye verilen ifadelere dayanarak Amerikalı üst düzey yetkililerin bu paraların heba edilmesine fazla aldırış etmediğini, sonuçta bunların Amerika'daki vergi mükelleflerinin cebinden çıkmadığını belirtiyor.

'Irak'ın diğer komşuları da suçlu'

Financial Times gazetesi, Amerikalı uzmanların "Irak'taki gerginliği sadece İran değil, diğer komşuları da körüklüyor" iddiasına yer veriyor. Haberde özetle şöyle deniyor:

"Amerika Irak'taki istikrarsızlığın kaynağı olarak kamuoyunun dikkatlerini İran'a yönlendirirken Amerikalı uzmanlar, diğer komşuların da mezhepler arasındaki gerginliği artıran gizli faaliyetler içinde olduğuna inanıyor.

"Sünni gruplar ve El Kaide'ye hala Suudi Arabistan kaynaklı para ve silah gidiyor. Bunlar bazen Suriye üzerinden aktarılıyor. Kerkük'ün geleceğine ilişkin gerginliğin tırmanmaya başladığı bir dönemde Türkmen azınlığa yardım etmeye hazırlanan Türkiye de Kuzey Irak'taki faaliyetlerini artırdı."

Gazete ancak Bush yönetiminin dikkatlerin bölgedeki müttefikleri değil İran'a yoğunlaşmasını istediğini belirterek şöyle devam ediyor:

"Washington, Sünnilerin ağırlıkta olduğu Körfez ülkelerini İran karşıtı bir cephe oluşturmaya zorluyor. Amerikalı üst düzey bir yetkili, Amerika'nın yakında İran'ın Irak'taki Şiileri silah ve patlayıcı sağladığını gösteren inkâr edilemeyecek kanıtlar sunacağını söylüyor.

"Amerikan Brookings Institute adlı düşünce kuruluşunun geçen ay yayımladığı rapora göre, İran'ın Irak'ta binlerce gizli ajanı bulunuyor. Suudi Arabistan, Ürdün, Kuveyt ve Türkiye İran'ın bu ülkede nüfuzunu artırmasından kaygı duyuyor ve İranlıların gerisinde kalmak istemiyor.

'İsrail'in Rosa Parks'ı'

Times gazetesi, ön koltuklardan birine oturduğu için aşırı dinci Ortodoks Yahudiler, Harediler tarafından tehdit edilerek otobüsten inmeye zorlanan romancı Naomi Ragen'in ayrımcılığa son verilmesi talebiyle Yüksek Mahkeme'ye başvurduğunu aktarıyor.

Yüksek Mahkeme, Haredilerin yoğun olduğu bölgelerdeki bu uygulama konusunda savunma yapması için Ulaştırma Bakanlığı'na 45 gün süre tanımış. Ragen başından geçenleri Times'a şöyle anlatmış:

"Otobüs boştu. Ön sıralarda boş bir yere oturdum. Sonra otobüs kalabalıklaştı. Erkekler bana arkada oturmam gerektiğini söyleyerek hakaret ettiler. Korku içinde titreyerek otobüsten indim.

"Otobüs şirketine şikâyette bulundum. Bana, kimin nereye oturacağına yolcuların kendi aralarında karar verdiğini söylediler. Haredi erkekleri kadınların arkada oturmasına gerektiğine inanıyor.

"Elleri torbalarla dolu olan kadınların, ön sıralarda yer olmasına rağmen arkada ayakta durduklarına tanık oluyorum. Yahudi öğretilerinde böyle bir kural yok.

Times, kendisi de Haredi olan Ragen'in girişimini, 1955'te, Alabama'da ön sıralardaki yerini beyaz bir yolcuya vermediği için tutuklanan Amerikalı siyah kadın Rosa Parks'ın mücadelesine benzetiyor.

Gazete 2005'te ölen ve cenazesi Kongre binasında katafalka konan ilk kadın olan Parks'ın tutuklanmasından sonra siyahların ülke çapında başlattığı protestoların beyazlarla eşit haklara kavuşmalarını sağladığını hatırlatıyor.

'Trabzon'un sorunu ekonomik'

Financial Times'ta bugün Türkiye muhabiri Vincent Boland'ın Trabzon izlenimleri var:

"Geçen yıl bugünlerde İtalyan rahip Andrea Santoro ve 19 Ocak'ta Türkiye Ermenisi gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesinden sonra Türkiye'de tüm gözler Trabzon'a çevrildi.

"Uzmanlar, Karadeniz'in aşırı milliyetçilik ve aşırı İslamcılığın yatağı olup olmadığını, Karadeniz Türklerinin öfkeli mizacını, örgütlü suçtaki artışı, silah kültürü ve eğitimde yaşanan sorunları sorguladılar.

"Bu argümanlarda gerçek payı olabilir ancak kesin verilere dayanmasa da ortada gözle görülür bir gerçek var. Trabzon, diğer herhangi bir Türkiye şehrinden daha milliyetçi veya muhafazakâr değil.

"Bunlar sebep değil sonuç. Kentte birçok kişinin söylediği gibi Trabzon'un asıl sorun ekonomide geri gidiş ve sosyal durgunluk. Ankara, Kayseri ve Konya gibi diğer Anadolu şehirlerinde büyük bir ekonomik canlanma var.

"Ama Türkiye'de 2002'den sonra görülen bu ekonomik canlanmadan Trabzon nasibini alamadı. Trabzon'daki gerilemenin en büyük göstergesi, bağımsız bir cumhuriyetin temsilcisi gibi görülen ve kentin en güçlü sembolü olan Trabzonspor’un yaşadığı düşüş.

"Trabzon'daki ekonomik gerilemede, tarım gelirlerinde yaşanan düşüş ve Trabzon limanında azalan trafik önemli rol oynuyor."

İlgili haberler
7 Şubat 2007 Basın Özeti
07 Şubat, 2007 | Basın Özeti
6 Şubat 2007 Basın Özeti
06 Şubat, 2007 | Basın Özeti
5 Şubat 2007 Basın Özeti
05 Şubat, 2007 | Basın Özeti
4 Şubat 2007 Basın Özeti
04 Şubat, 2007 | Basın Özeti
2 Şubat 2007 Basın Özeti
02 Şubat, 2007 | Basın Özeti
1 Şubat 2007 Basın Özeti
01 Şubat, 2007 | Basın Özeti
31 Ocak 2007 Basın Özeti
31 Ocak, 2007 | Basın Özeti
30 Ocak 2007 Basın Özeti
30 Ocak, 2007 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik