|
12 Ocak 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere gazetelerinde ABD Başkanı George Bush'un dün açıkladığı yeni Irak stratejisiyle ilgili yorumlar önemli yer tutuyor.
Guardian, manşetinde Kongre ve Amerikan kamuoyunun plana karşı çıktığını belirterek "Bush iyice yalnızlaşıyor" diyor: "Beyaz Saray'da altı yıl boyunca büyük bir hareket özgürlüğüne sahip olan Bush, hem Demokratlar hem de Irak politikasına karşı çıkan Cumhuriyetçi Kongre üyelerinin isyanıyla karşı karşıya. "Demokratlar önümüzdeki hafta yeni strateji için Kongre'nin iki kanadında da oylama yaptırıyor. Oylamanın sonucu bağlayıcı olmayacak. Ancak sembolik de olsa sonuç Bush'u daha da yalnızlaştıracak. 'Bush'un Kongre'yle ilk savaşı' "Demokratlar, Senato'daki oylamada 10 kadar Cumhuriyetçi üyeyi saflarına çekebilecekleri inancında. Bu oylama, Demokratlar'ın hâkimiyetine geçtikten sonra Kongre ile Beyaz Saray arasındaki ilk 'çarpışma' olacak." Aynı gazeteden Jonathan Steele ise Bush'un dünkü konuşmasında "Irak'ta yenilgi Amerika için felaket olacak" diyerek 'vatanseverlik' kartını oynadığını ve bu manevrasıyla Demokratlar'ın elini bağladığını belirtiyor: "Irak bataklığına daha fazla asker gönderme kararı, Kral George'un son çılgınlıklarından biri. Amerikan halkının çoğu birliklerin bir an önce Irak'tan dönmesini istiyor, ancak Bush'un yeni stratejisinden Amerika'nın daha uzun süre burada kalmaya devam edeceği anlaşılıyor. "Bu yüzden Beyaz Saray'da aklıselimin yeniden egemen olması için 2009'u, yeni başkanı beklemek gerekiyor. Gerçi şimdiki tablo böyle bir iyimserliğe izin vermiyor. Cumhuriyetçiler'in başkanlık yarışında öne çıkan ismi John McCain, Bush'tan daha şahin. Karmaşık siyasi ve sosyo-ekonomik sorunların askeri yollarla çözülebileceğine inanıyor. "Amerikalı seçmenin gözünde vatansever görünmemekten çekinen Demokratlar da sıkışmış durumda. Bush'u engelleyebilecek adımlar atamıyorlar. Irak'ta Amerikan kayıplarının daha da artması ve Irak'ta kaosun daha da içinden çıkılmaz bir hal alması, başkan adaylarının artık bu savaşın bitmesi gerektiğini düşünmeye ikna edebilir. " 'Irak'ta askeri çözüm olmaz' Jonathan Steele, Irak'ta askeri bir çözümün mümkün olmadığını belirtiyor: "Irak'ın 15 Arap eyaletinde radikal Şiiler ve Sünniler, çetin bir iktidar mücadelesinde. Amerika'nın sonucu etkileme şansı yok. Defalarca ulusal uzlaşma vaadinde bulunan Başbakan Nuri el Maliki, Saddam Hüseyin'in idamında sabırsız davranarak ve infazı Şiiler için linçe dönüştürerek gerçek rengini gösterdi. "Amerika'nın böyle müttefikleri varken düşmana ihtiyacı yok. Irak'taki kaos ancak siyasi yollarla çözülür. Hala geç kalınmış gibi görünse de Sünni ve Şii, siyasi ve dini liderler diyalog ve karşılıklı tavizlerle bir uzlaşıya varabilir. Milislerini ancak onlar durdurabilir. "Washington rüşvet ve kabadayılıkla sonuç alamaz. Dışarıdan gelenler başkalarının iç savaşını bitiremez. ABD, Irak'tan çekilmek için geç kaldı. Çekilme, Irak'taki trajediyi hemen durdurmayacak. Hatta başlarda şiddet daha da artacak. Bu, hiç olmaması gereken ve Arapların istemediği bir işgalin bedeli." Financial Times, Bush'un yeni Irak stratejisinin başarısızlığa mahkum olduğunu savunuyor. "Amerikan ordusu azınlıktaki Sünnilerin içinde bir azınlık olan direnişçilerle baş edemedi. Şimdi radikal dini lider Mukteda es-Sadr'ın 60 bin kişilik Mehdi Ordusu'yla savaşmaya hazırlanıyor. "Irak'taki Amerikan askeri varlığı direnişle mücadele için tasarlanmış değil. Böyle bir cephe açılırsa başarısızlığa uğrayacaklar." Financial Times, başyazısında yeni stratejinin Irak'ta değişen dengelerle çeliştiğini belirtiyor: "Amerika'nın temel yaklaşımındaki açmaz şu: Sünni iktidarın devrilmesi ve Şiilerin neredeyse bin yıl aradan sonra ilk kez bir Arap ülkesinde hakim güç konumuna gelmesi, İran'daki Şii rejimi güçlendirdi. Amerika bu sonuçtan korkuya kapıldı. "Washington şimdi Bağdat'ta Tahran'la bağlantılı güçlerin yardımına muhtaç. Irak'ın batısında yarattığı Sünni Cihadistan'dan da çıkamıyor. Washington işte böyle bir konumdayken, İran'a karşı Sünni Arap ittifakı yaratmaya çalışıyor." 'İran'la diyalog yerine tehdit' Gazete, Kongre'nin İran ve Suriye'yle diyaloğa girilmesini isteyen Irak Çalışma Grubu'nun önerilerinde ısrar etmesi gerektiğini belirtiyor. "Irak Çalışma Grubu'nun raporundaki yaklaşım, Irak ordusu ve hükümetine desteği ulusal uzlaşma sürecinde yol alınması şartına bağlıyordu. "İlerleme sağlanması halinde Irak'a Amerika'dan ve komşularından milyarlarca dolar yağacaktı. Yeni bir diplomatik seferberlikle Türkiye, Suudi Arabistan, İran ve Suriye'nin desteği alınacaktı. "Ama Bush dünkü konuşmasında Tahran ve Şam'ı tehdit etmeyi tercih etti. Irak'taki durum giderek Vietnam'ı andırmaya başlamıştı. Savaş Kamboçya ve Laos'u da içine almıştı. Irak örneğinde ise Suriye ve Tahran'ın çatışmaların içine çekilmesi tehlikesi var." Aynı gazetenin yazarlarından Philip Stephens ise Bush'un savaşı kaybetmekte olduğu gerçeğiyle yüzleşemediğini belirtiyor: "Başkan Bush, İran ve Suriye'yle, yani düşmanla diyaloğun yenilgiyi kabul etmek anlamına geleceğine inanıyor. Ancak Irak örneğinde düşmanla ilişkiye girmemek, yenilgiyi kesin hale getirmek demek." Guardian başyazısında ABD'nin İran'ın Erbil konsolosluğuna yaptığı baskının Washington-Tahran ilişkilerini daha da gerginleştirdiğine dikkat çekiyor: "Bush'un İran'ı tehdit ettiği konuşmasından birkaç saat sonra Amerikan komandoları Tahran'ın konsolosluğuna baskın yaptı. İran Amerika'nın bölgede daha saldırgan bir tavır sergilemeye başladığını düşünüyor. "Tahran saldırıya uğrarsa dünya petrolünün beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı kapatacağı ve Hizbullah eliyle İsrail'e misilleme saldırısı yapabileceği tehdidinde bulundu. Tahran'daki iktidar odakları içinde büyük bir gerilim yaşanıyor olmalı. "Irak'ta Şii Lider Mukteda es-Sadr'ın Tahran'la ilişkileri konusunda belirsizlik var. Bir yandan İran'ın nüfuzunu artırmasına karşı Arap milliyetçiliği kartını oynayan Mukteda es-Sadr, öbür taraftan Tahran saldırıya uğrarsa milis gücünü İran'ın emrine vereceğini söylüyor. "Bu belirsizlik Mukteda es -Sadr saldırıya uğrayınca kalkacak. Amerika'nın onu devre dışı bırakmak için saldırıya geçmesi, İran'ın gözünde Sadr'ın gücünü Irak'ın Hizbullahı'na dönüştürebilir." | İlgili haberler 11 Ocak 2007 Basın Özeti11 Ocak, 2007 | Basın Özeti 10 Ocak 2007 Basın Özeti10 Ocak, 2007 | Basın Özeti 9 Ocak 2007 Basın Özeti09 Ocak, 2007 | Basın Özeti 8 Ocak 2007 Basın Özeti08 Ocak, 2007 | Basın Özeti 7 Ocak 2007 Basın Özeti07 Ocak, 2007 | Basın Özeti 5 Ocak 2007 Basın Özeti05 Ocak, 2007 | Basın Özeti 4 Ocak 2007 Basın Özeti04 Ocak, 2007 | Basın Özeti 3 Ocak 2007 Basın Özeti03 Ocak, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||