|
5 Ocak 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Independent gazetesi bu sabah manşetinden, ''Irak'ta ilk kez gerçek bir barış planı'' başlığıyla, ülkede yaşanan kriz ve kargaşayı önleyebileceğini savunduğu bir dizi öneriyi duyuruyor okurlarına.
Önerilerin sahibi Irak'ın eski Savunma Bakanı Ali Allavi. Birinci Dünya Savaşı sonunda kurulan Irak'ın öldüğünü, yeni devletin ise kriz ve kargaşa ortamında doğum mücadelesi verdiğini kaydeden Allavi, dört aşamalı bir plan öngörüyor: ''Birinci adım, çözümün önce ülke içinde, sonra da bölgesel düzeyde sağlanacağını samimi bir şekilde kabul etmektir. Ne kadar iyi niyetli olursa olsun, hiçbir yabancı gücün çözüm dayatmasına izin verilmemeli.'' ''İkinci adım, bulunacak çözümle Irak işgali ardından ortaya çıkan güç dengelerinin dikkate alınması olmalı. Ancak bu güçler de, yani Irak savaşından kazançlı çıktıkları düşünülen Şiiler ve Kürtler, taleplerinin de bir sınırı olduğunu kabul etmelidir.'' ''Üçüncü adım ise, Sünnilerin iktidarı kaybetmiş olmalarının ayrımcılığa ve marjinalleşmelerine yol açmayacağına ikna edilmeleridir.'' Eski Savunma Bakanı, son olarak da, Irak savaşıyla birlikte değişen dengeler nedeniyle tehdit altında olduklarını hisseden komşu ülkelerin dikkate alınması gerektiği görüşünde. ''Orta Doğu'daki bu yeni güvenlik yapılanmasına İran ve Türkiye'yi de dahil edebilecek bir yol bulunmalı. Böylece, bu ülkelerin meşru kaygıları, korkuları ve çıkarları dikkate alınmış olacaktır. Bu ülkeleri bölgede istikrar düzeninin bir parçası olarak görmek, dışlamaktan çok daha iyidir.'' Allavi, ayrıca bölge ülkelerinin katılımıyla iki ayrı konferans düzenlenmesini; bu konferanslardan birinde, terörle mücadele işbirliği anlaşması imzalanmasını öneriyor. Diğer konferansın hedefini ise eski Irak Savunma Bakanı şöyle özetliyor: ''Irak'ın komşuları ve BM daimi üyelerinin katılımıyla düzenlenecek konferans sonunda varılacak anlaşma öncelikle Irak'ın sınırlarını garanti altına alacak. Irak anayasasına ilişkin ilkeleri ana hatlarıyla çizecek.'' ''Ayrıca hâlihazırda Irak'ta bulunan çok uluslu gücün yerini alacak uluslararası bir güç oluşturacak. Atanacak uluslararası koordinatör de, anlaşmanın uygulanmasını izleyecek.'' 'Türkiye'nin Irak'ı işgaline yer bırakılmamalı' Financial Times'ın yorum sayfalarında yer alan Dov Zakheim imzalı yazı ise, Washington yönetimine, güçlerini Irak'ın sınırlarına doğru kaydırmasını öneriyor. 2001–2004 yılları arasında Pentagon'da bakan yardımcılığı görevinde bulunan Zakheim'a göre, güvenlik ve istikrar konusunda Irak hükümetine güvenmek başarısızlığa mahkûm. Irak'tan çekilmek ise, bölgenin tamamının istikrarını baltalayacak. ''O halde, Amerika'nın hedefi daha kapsamlı bir çerçevede olmalıdır'' diyor Zakheim ve önerilerini şöyle sıralıyor: ''Irak'tan komşularına saldırıları durdurmak. Kuzeyden Türkiye'nin herhangi bir işgalini engellemek ve güneyde de İran'ın egemenliğini önlemek.'' Zakheim, bunun için Amerika'ya Irak'ın kuzeyine, güneyine ve batısındaki Anbar eyaletine ikişer tugay sevketmesi önerisinde bulunuyor: ''Kürdistan'a gönderilecek güçler, Kürtlerin; Türkiye'nin işgalini tetikleyecek bir bağımsızlık ilanını engellemeye yardımcı olacaktır.'' ''Batı'ya sevkedilecek askerler ise, Ürdün'den ve Suriye'den terörist sızmaları önleyecek, Şam yönetimine de, müzakere önerilerini ödün biçiminde algılayıp yanlış yorumlamaması mesajı verecektir.'' ''Irak'ın güneyine de, büyük bölümü sınırda konuşlanacak bir güç sevkedilmeli. Tahran, Irak'ın güneyinde egemenlik kurmasına Washington'un müsamaha göstermeyeceğini anlamalı.'' 'İngiltere donanmasını küçültüyor' Daily Telegraph gazetesi, bu sabah İngiltere donanmasının deniz filosunun yarısını kızağa çekmeye hazırlandığını duyuruyor. Ve başyazısında da hükümeti eleştiriyor: ''Dünyadaki konumumuz ve güvenliğimiz esas olarak deniz gücümüze bağlı. Son 500 yılda İngiltere, kendisinden daha büyük, zengin ve kalabalık nüfuslu ülkeleri denizlerdeki hâkimiyeti sayesinde ağır yenilgilere uğrattı.'' ''Ama şimdi bu sayfa kapanıyor. İngiltere donanması, 44 savaş gemisinden en az 13'ünü- ki bu sayı 19'u da bulabilir- aktif görevden çekiyor.'' Hâlihazırda gemileri Akdeniz, Karayipler, Atlas Okyanusu'nun güneyi ve Körfez'de bulunan İngiltere donanmasının bu adımla ''sahil güvenlikten daha büyük bir role soyunamayacağını'' savunan Daily Telegraph, hükümetin gerekçelerini şöyle sıralıyor: ''Bu kararın üç temel nedeni var. Birincisi ve en bariz olanı para yok. Dış müdahalelerin güçlü savunucusu olan hükümet, Sierra Leone, Kosova, Afganistan ve Irak'a asker gönderdi. Bunda bir sorun yok. Ama bu operasyonlar pahalı. Yalnızca kraliyet donanması değil, bütün ordu aşırı yük altında.'' ''İkincisi yetersiz olan kaynaklar da akılsızca harcandı. Üçüncüsü ise, savunmamızın hala Avrupa merkezli olması. Soğuk Savaşın sona ermesi ardından tedarik ve ittifak politikamızı kendi çıkarlarımız yönünden şekillendireceğimize, NATO'ya sarıldık ve ittifakı, yapısı gereği elverişli olmadığı rollere zorladık.'' ''Daha çok gemi, hatta insansız deniz araçları inşa etmeliyiz. Ama biz varolan bir kaç tanesini de kızağa çekme çılgınlığını yapmayı tercih ettik.'' Hükümet havayolu şirketlerine öfkeli Guardian gazetesi ise, bu sabah manşetinde İşçi Partisi hükümetinin karbon emisyonlarıyla mücadelede yetersiz davrandıkları gerekçesiyle, havayolu şirketlerini hedef aldığını yazıyor: ''Hükümet, iklim değişikliğini ciddiye almayan önde gelen şirketlere karşı sözlü saldırı başlatırken, Ryanair'i, 'kapitalizmin sorumsuz yüzü'; önde gelen Amerikalı havayolu şirketlerinin davranışlarını da, 'yüzkarası' olarak niteledi.'' ''İngiliz Havayolları'nı karbon emisyonlarının azaltılması konusunda 'yalnızca top çevirmekle' suçlayan Çevre Bakanı Ian Pearson'un; Lufthansa'nın Almanya Başbakanı Angela Merkel'in iklim değişikliğiyle mücadeleyi G-8 dönem başkanlığının öncelikli gündem yapmasına karşı çıkışına da öfkeli olduğu biliniyor.'' Guardian, ''AB'nin tahminlerine göre, bir yolcunun Londra'dan New York'a havayoluyla gitmesiyle üretilen karbondioksit miktarı, Avrupa'da bir kişinin evini ısıtmasıyla bir yılda ortaya çıkan karbondioksit miktarına eşit'' karşılaştırmasını da yapıyor. 'Fırsat eşitliğinde yetersiz mesafe' Guardian, kadınların iş yaşamında ve kamudaki etkinliğine ilişkin Fırsat Eşitliği Komisyonu'nun hazırladığı raporun bulgularına da tam sayfa ayırmış. ''Kamu hizmetlerinde üst düzey görevlilerin yüzde 20'si kadın. Orduda üst kademeye ulaşan kadınların oranı ise, yalnızca binde 4. Üst düzey polis yetkililerinin yalnızca yüzde 12'sini kadınlar oluştururken, sağlık sektöründe üst kademelerde görev yapan kadınların oranı ise yüzde 37.'' Guardian, kadınların parlamentodaki oranının yüzde 19 olduğuna dikkat çekerken, bu oran Afganistan ve Irak'ın da gerisinde diyor. Son olarak ulusal gazetelerin editörlerinden yalnızca yüzde 17'sinin kadın olduğuna da dikkat çekmek gerek. | İlgili haberler 4 Ocak 2007 Basın Özeti04 Ocak, 2007 | Basın Özeti 3 Ocak 2007 Basın Özeti03 Ocak, 2007 | Basın Özeti 2 Ocak 2007 Basın Özeti02 Ocak, 2007 | Basın Özeti 31 Aralık 2006 Basın Özeti31 Aralık, 2006 | Basın Özeti 28 Aralık 2006 Basın Özeti28 Aralık, 2006 | Basın Özeti 27 Aralık 2006 Basın Özeti27 Aralık, 2006 | Basın Özeti 26 Aralık 2006 Basın Özeti26 Aralık, 2006 | Basın Özeti 24 Aralık 2006 Basın Özeti24 Aralık, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||