|
4 Ocak 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Independent gazetesi bu sabah ''Canavarlıktan şehitliğe'' manşetiyle, Saddam Hüseyin'in idamının Irak içinde ve Arap dünyasında yarattığı etkileri irdeliyor.
İç sayfalarında yer alan '''Mezhep kaygılarıyla linç edilmesi, Saddam Hüseyin'i Orta Doğu'da kahraman yaptı'' başlıklı yazı ise, gazetenin Irak işgali ve direnişe ilişkin bir kitabı da bulunan muhabirlerinden Patrick Cockburn imzasını taşıyor. Cockburn'e göre, ''Amerikan işgali sırasında kendisi için savaşmayı reddeden halkının kanına boyanmış bir adamdı. Şimdi ise, Avca köyündeki mezarı, bir isyanın çekirdeğini oluşturan yaklaşık beş milyon Sünni Arap için kutsal mekâna dönüştü.'' ''Nuri el Maliki hükümeti neden Saddam Hüseyin'i öldürmekte bu kadar ısrarlıydı'' sorusunu soran Independent yazarı, yanıtları da şöyle veriyor: ''Birincisi tamamen anlaşılabilir bir intikam arzusu. Bir diğeri ise, Amerika'nın bir anda taraf değiştirebileceği endişesi. Amerikalılar son 18 aydır Sünnileri kazanmaya çalışıyor. Direnişçilerle temas yolları aradı.'' ''Ülkeyi Baasçılardan arındırma sürecini tersine çevirmeye çalıştı. Amerikalı yorumcular ve siyasetçiler, gamsız bir şekilde Amerikan karşıtı Şii din adamı Mukteda es Sadr ve lideri olduğu Mehdi ordusunu ortadan kaldırmaktan söz etti.'' ''Şiilerin en kısa zamanda Saddam'ı toprağın altına göndermenin daha iyi olduğunu düşünmelerine şaşmamak gerek. Amerikalılar, bir zamanlar Saddam Hüseyin'le müttefik olduklarını unutmuş olabilir. Ama Iraklılar unutmadı.'' Irak'a ek asker sevkini planlayan Amerikan yönetimine Mehdi Ordusu ve Sadr'a yönelik bir saldırı düzenlenmesinin cazip gelebileceğini, ancak Sadr'ın Irak'taki sıradan Şiilerin gözünde çoğu ''Bağdat'ta güvenlikli bölgeden çıkamayan'', ılımlı, Iraklı siyasetçilerden daha meşru görüldüğünün altını çizen Cockburn, yazısını şöyle noktalıyor: ''Şii milislere ve Mehdi ordusuna bir saldırı, sonunda Irak'ı tamamen bir anarşiye sürükleyebilir. Saddam Hüseyin daha şimdiden mezarında gülüyor olmalı.'' 'Irak Saddam döneminden daha kötü' Guardian gazetesinin yorum sayfalarında yine Saddam Hüseyin'in idam sürecinin irdelendiği bir makale dikkat çekiyor. Yazarı Saddam Hüseyin yönetiminin bir dönem hapse attığı Iraklı romancı Hayfa Zangana. Başından beri Baas rejiminin siyasi olarak aktif bir muhalifi olduğunu belirten Zangana, cezaevlerinde tutulup; işkence görerek kişisel bedel ödediğini, dönemin Irak yönetiminin kurşuna dizdiği kuzeninin cesedini; ancak harcanan mermilerin bedelini ödettikten sonra ailesine teslim ettiğini aktarıyor. Iraklı romancı, şimdi Irak'ta yaşamın Saddam Hüseyin döneminden çok daha eziyetli olduğunu kaydederken, devrik liderin idam edilmesi konusunda ise şu görüşleri dile getiriyor: ''Saddam Hüseyin'in idamının zamanlaması ve infazın şekli, Amerikan yönetiminin hala küstahlık, iktidar ve cehalet karışımının suçlu sarhoşluğu içinde olduğunu kanıtlıyor. Ama bunların hepsinin üzerinde de ırkçı bir yaklaşım var: 'Bizim için iyi olan sizin için iyi değildir. Bizler yurtseveriz ama sizler teröristsiniz.''' Iraklı muhalif romancı, Amerika ve İngiltere yönetimlerinin Saddam Hüseyin'in yargılanma sürecini adil, idamını da adaletin yerini bulması olarak nitelemesini anımsatıyor. 'İşgale direniş insan hakkıdır' Bu görüşlerin de, halkı demokrasi ve insan hakları konusunda ikna etmeye çalışan, insan hakları ihlallerinin önlenmesini; idam cezasının kaldırılmasını isteyen muhaliflerin beklentileriyle çeliştiğini, umutlarını sonlandırdığını vurgulayan Hayfa Zangana, yazısını şöyle noktalıyor: ''Irak bir cehennem ve Iraklıların çilesinin de sonu görünmüyor. İşgale direniş temel bir insan hakkı olduğu kadar, ahlaki bir sorumluluktur da. Bu Cezayir'in bağımsızlık savaşında; Vietnamlıların bağımsızlık mücadelesinde de böyleydi. Şimdi Irak için de böyledir.'' 'Blair garip bir sessizlik içinde' İngiltere'de Başbakan Blair'in Saddam Hüseyin'in idam edilmesi konusundaki sessizliği de tartışma konusu. Muhalefet, Muhafazakâr Parti'den milletvekili Boris Johnson, Daily Telegraph gazetesinde yayımlanan yazısında, ''Blair, Saddam'ın iğrenç ölümü hakkında garip bir sessizlik içinde'' diyor ve şöyle devam ediyor: ''Çoğumuzu Saddam Hüseyinsiz Irak'ta hayatın daha iyi olacağına ikna eden kendisiydi. Bu iddiasını destekleyecek bir kanıt gösterebilir mi? 58 bin sivilin ölümü, her gün 100 kişinin hayatını kaybetmesine karşın belki de vardır bir kanıtı ama biz bunu kendisinden duymak istiyoruz.'' ''İdama karşı olduğunu; ama Saddam Hüseyin'den hesap sorulmasından memnun olduğunu söyleyen Dışişleri Bakanı'ndan değil. Ben Tony Blair'den duymak istiyorum. Saddam Hüseyin'in mezhep sataşmaları ve bağırışları altında idam edilmesi, Irak'taki mirası konusunda kendisi ne düşündürüyor?'' Saddam Hüseyin'in halefi Times gazetesi de, Saddam Hüseyin'in ölümü ardından Irak'taki Baas güçlerinin liderliğine getirilen Muhammed El Duri'ye ilişkin ayrıntıları duyuruyor okurlarına. ''ABD, Saddam Hüseyin döneminde Irak ordusunun genelkurmay başkan yardımcısı olan el Duri'nin başına 10 milyon dolar ödül koymuştu.'' ''Üst düzey bir Baas yetkilisi, el Duri'nin Saddam Hüseyin'in idam haberi ardından ağladığını ve Kuran-ı Kerim'den ayetler okuduğunu söylüyor. Kan kanseri olduğu öne sürülen 64 yaşındaki el Duri'nin bazı Arap ve İslam ülkelerinden dinlenmesi ve tedavi görmesi için aldığı davetleri, Baas güçlerinin başsız kalması endişesi nedeniyle reddettiği bildiriliyor.'' ''El Duri 1988'de Irak-İran savaşının sonlarına doğru, Tahran destekli Kürtlerin isyanını, oluşturduğu özel güvenlik birimiyle kimyasal silah kullanarak bastırmakla suçlanıyor.'' 'Türkler AB'ye karşı tereddütlü' Financial Times'ta ''Duygular karşılıklı: Türklerin Avrupa düş kırıklığı neden artıyor'' başlıklı, Vincent Boland imzalı yazıda Avrupa'da Türkiye'nin üyeliğine karşı muhalefet güçlendikçe, Türkiye'de giderek artan sayıda kişinin birliğe üyelik konusunda daha tereddütlü hale geldiklerinin altı çiziliyor: ''Türkiye için Avrupa Birliği'ne üyelik bir kader değil, tercih. Önlerine haksız olduğunu düşündükleri engeller çıkarıldığını gördükçe de, içlerindeki Kemalizmi de yeniden keşfediyorlar. Avrupa değerlerinin, kurallarının kendilerininkinden daha mı üstün olduğunu da açıkça sorgulamaya başladılar.'' Financial Times yazarı, Türkiye'de insan hakları ve demokratikleşme konusunda önemli reformların yaşama geçirildiğini ama Kıbrıs meselesinde uzlaşmazlık ve ordunun rolü konusunda Türkiye ve Avrupa Birliği arasında ideolojik çatışma yaşandığını aktarıyor. Türkiye ile Avrupa Birliği arasında bir sağırlar diyaloğunun öne çıkmakta olduğuna dikkat çeken Boland, şöyle devam ediyor... ''Bunun yan etkilerinden biri de, Türklerin, Avrupa Birliği'ne vermekte olduğu ''Türkiyesiz bir Avrupa başarısızlığa mahkumdur'' mesajıdır.'' ''Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne ilişkin tezlerini artık insan hakları, ekonomik istikrar ve demokratikleşmeden ziyade din ve medeniyet kavramlara oturttu.'' | İlgili haberler 3 Ocak 2007 Basın Özeti03 Ocak, 2007 | Basın Özeti 2 Ocak 2007 Basın Özeti02 Ocak, 2007 | Basın Özeti 31 Aralık 2006 Basın Özeti31 Aralık, 2006 | Basın Özeti 28 Aralık 2006 Basın Özeti28 Aralık, 2006 | Basın Özeti 27 Aralık 2006 Basın Özeti27 Aralık, 2006 | Basın Özeti 26 Aralık 2006 Basın Özeti26 Aralık, 2006 | Basın Özeti 24 Aralık 2006 Basın Özeti24 Aralık, 2006 | Basın Özeti 22 Aralık 2006 Basın Özeti22 Aralık, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||