|
22 Aralık 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere gazeteleri Türkmenistan lideri Saparmurat Niyazov'un ölümüne ilişkin haberlerinde, hem 20 yıllık iktidarı sırasındaki uygulamaları hem de özellikle Türkmenistan'ın enerji bakımından stratejik önemi üzerine yoğunlaşıyor.
Daily Telegraph gazetesi, Rusya, AB ve ABD'nin Niyazov sonrası döneme geçişin sakin ve barışçı olması çağrıları yaptığını anımsatırken; ''Hiçbiri demokratik bir geçiş döneminden söz etmedi'' diyor. Adrian Blomfield imzalı haberde, Batı'nın Orta Doğu'daki istikrarsızlık ve Rusya'nın uzlaşılması zor tavırları nedeniyle enerji için gözünü Orta Asya'ya diktiğine dikkat çekerek şöyle devam ediliyor: ''Mesela eski Sovyet cumhuriyetlerinden Belarus'taki antidemokratik uygulamalar konusunda eleştirilerini yüksek sesle dile getiren Batılı liderler, aynı şekilde kuşkulu olan Kazakistan ve Azerbaycan liderlerine karşı çok daha fazla hoşgörü gösterdiler.'' ''Türkmenistan'ın durumu ise, Niyazov sayesinde petrol zengini diğer ülkelere göre daha karmaşıktı. Üst düzey yetkililer desteğini kazanmak için başkent Aşkabat'a giderken, Avrupa Birliği de, büyük ayrıcalıklar içeren bir ticari statü tanıdı Türkmenistan'a.'' Niyazov'un beklenmeyen ölümünün Avrupa'ya doğalgaz arzını belirsizliğe sürüklediğini savunan Financial Times ise, ''Türkmenlerin, halkını altın çağa taşıyamayan başı'' başlığıyla Niyazov'u eleştiriyor: ''1991'de başarı Türkmenistan'a diğer Orta Asya ülkelerinden daha yakındı. Ülkenin dev enerji kaynakları işletilmeye başlanmış, bir botu hattıyla da Rusya'ya bağlanmıştı. Pamuk üretimi de bereketliydi.'' ''Ama Niyazov, gelişmiş bir ekonomiye sahip olma fırsatını heba etti. Petrol şirketleri, anlaşmalar yapmak için Niyazov'a yaklaştı, ama çelişkili pazarlık taktikleri nedeniyle geri çekildi. Gaz üretimi düşüşe geçti.'' ''Uluslararası mali kuruluşlarla çalışmayı da reddetti. Yaşamının son haftalarında sanki vaat edilen altın çağın aldatıcı görüntüsü belirgin bir şekilde çatırdamaya başlamıştı.'' İran-BM restleşmesi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin uranyum zenginleştirme çalışmalarını durdurmadığı gerekçesiyle bugün İran'a yaptırım tasarısını oylaması bekleniyor. Gerçi kısa bir süre önce gelen haberlere göre, güvenlik konseyinin daimi üyelerinden Rusya, oylamanın yarına ertelenmesinden yana. Tahran-New York hattında gergin demeçler veriliyor. Independent gazetesi, üzerinde uzlaşıldığı söylenen karar taslağına ulaşmış, ayrıntıları özetle şöyle aktarıyor: ''Kararın uygulanması zorunlu olacak, ancak askeri tehdit içermiyor. Bütün ülkeler, İran'a nükleer programına katkıda bulunabilecek malzeme satışını yasaklamak zorunda.'' ''İran'ın nükleer ve füze programıyla bağlantılı kişilerin mal varlıkları dondurulacak. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun, İran'ın araştırma geliştirme faaliyetleri de dahil uranyum zenginleştirme çalışmalarını durdurduğuna ikna olması durumunda yaptırımlar kaldırılacak. Kurum, kararın kabulünden sonra 60 gün içinde güvenlik konseyine rapor sunacak.'' Independent'in haberine göre, İran'ın nükleer konulardaki baş müzakerecisi Ali Laricani, Birleşmiş Milletler'in taleplerine uymayacaklarını ve eğer tasarı kabul edilirse Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'yla işbirliğini durdurabileceklerini söyledi. Laricani, ayrıca siyasi, ekonomik ve kültürel alanlardaki seçenekleri de gözden geçireceklerini söyledi, ama daha fazla ayrıntı vermedi. Guardian gazetesi ise, Tahran'ın önündeki seçenekler arasında dünya petrol arzının yüzde 20'sinin taşındığı Hürmüz Boğazı'nı trafiğe kapatmanın da bulunduğunu yazıyor bu sabah. Guardian'a göre, Batılı diplomatlar, Ahmedinecad'ın yaptırıma karşı atacağı adımlar konusunda blöf yaptığı görüşünde. ''Ama her ihtimale karşı da Basra Körfezi'ndeki donanmasını güçlendiriyor Amerika Birleşik Devletleri'' diyor Guardian haberinde. Habere göre, İngiltere de Körfez'deki donanmasına mayın tarama gemileriyle takviye yaparken, Savunma Bakanlığı'na göre bu adımın amacı, ''giderek artan bir tehdide karşı koymak değil''; Körfez ülkeleriyle askeri eğitim yapmak. Bush hanedanının sonu Amerika Birleşik Devletleri'nde başkanlık seçimleri iki yıl sonra yapılacak ama başkan adaylarına ilişkin spekülasyonlar da erkenden başladı. Kongre yenileme seçimlerinden zaferle çıkan Demokratların muhtemel adayları arasında Hillary Clinton'dan Barack Obama'ya kadar çok sayıda senatörün adı geçiyor. Cumhuriyetçiler cephesi ise, en azından demokratlar kadar hareketli değil. Amerikan basınında aday adaylığı için, Başkan George Bush'un kardeşi eski Florida Valisi Jeb Bush'un da adı geçiyordu. Ama Daily Telegraph, Jeb Bush'un dün ''Benim siyasi geleceğim yok'' diyerek, söylentilere nokta koyduğunu yazıyor ve şöyle devam ediyor: ''Jeb Bush bu dört sözcükle, yalnızca kendi siyasi geleceğinin değil, Amerikan siyasetinde Bush hanedanın da sonunun geldiği işaretini vermiş oldu.'' ''Florida gibi yüzergezer seçmenlerin ağırlıklı olduğu bir eyalette, sekiz yıl görev yaptıktan sonra desteği yüzde 57 düzeyinde olan Jeb Bush, normalde cumhuriyetçi veliaht olarak görülmese de, Beyaz Saray için şanslı bir isim olarak karşılanabilirdi.'' ''Ancak Irak'a ilişkin yeni bir formül üretmekte zorlanan ağabeyi George Bush'a desteğin yüzde 36'larda olduğu ve son seçimde seçmenin vurduğu fiske dikkate alındığında Bush soyadı artık cazip değil.'' Karamsar kuş gribi senaryosu Guardian gazetesinin iç sayfalarında yer alan bir haberse, olası bir kuş gribi salgınının bütün dünyada yaklaşık 62 milyon kişinin ölümüne neden olabileceği tahminine yer veriyor. Harvard Üniversitesi'nden bilim adamlarının Lancet dergisinde yer alan araştırması; 1918–1920 yılları arasında yaşanan grip salgınlarındaki ölüm sayılarının günümüz koşullarına uyarlanması hesabına dayanıyor. Araştırma; dünyadaki zengin yoksul ayrımının olası kuş gribi salgının neden olacağı ölüm sayısında da belirleyici olacağına dikkat çekiyor: ''İnsanların daha sağlıklı olduğu ve daha iyi beslendikleri dünyanın zengin bölgelerinde, mesela İngiltere'de grip belirtileri gösterenlerin tedavisi -hele, bu ülkelerde hükümetlerin Tamiflu gibi antiviral ilaçları, aşıları ve antibiyotikleri stokladıkları dikkate alındığında- salgının etkilerini azaltacaktır.'' ''Ama bir salgına karşı hazırlık yapmaya yeterli olanakları bulunmayan yoksul ülkeler ve bölgeler muhtemel salgından en fazla etkilenenler olacaktır.'' | İlgili haberler 21 Aralık 2006 Basın Özeti21 Aralık, 2006 | Basın Özeti 20 Aralık 2006 Basın Özeti20 Aralık, 2006 | Basın Özeti 19 Aralık 2006 Basın Özeti19 Aralık, 2006 | Basın Özeti 18 Aralık 2006 Basın Özeti18 Aralık, 2006 | Basın Özeti 17 Aralık 2006 Basın Özeti17 Aralık, 2006 | Basın Özeti 14 Aralık 2006 Basın Özeti14 Aralık, 2006 | Basın Özeti 13 Aralık 2006 Basın Özeti13 Aralık, 2006 | Basın Özeti 12 Aralık 2006 Basın Özeti12 Aralık, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||