BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 16 Ekim, 2006 - TSİ 05:59
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
16 Ekim 2006 Basın Özeti
İngiltere'den Times gazetesinin dış haber sayfalarındaki bir manşette "Türkiye Avrupa'nın kapısında 20 yıl daha bekleyebilir" deniyor.

İngiltere gazeteleri

Muhafazakar görüşlü gazete, Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'nun dün BBC'ye verdiği mülakattaki açıklamalarını 'takvimin kayması' olarak yorumlamış.

Özetle aktaralım:

"Barroso, resmi müzakerelerin bir yıl önce başlamasından bu yana en karamsar açıklamasını yaptı. Eleştirilerle dolu bir değerlendirme raporuna zemin hazırlayan Barroso, hayati öneme sahip reformlardaki yavaşlamaya dikkat çekti; 'Türkiye'nin 15-20 yıldan önce katılmasını bekleyemeyiz' dedi...

"Türkiye'nin girişimi son haftalarda çeşitli darbeler aldı. Bunlar arasında Fransız milletvekillerinin geçen hafta 1. Dünya Savaşı'ndaki Ermeni soykırımını inkar etmeyi suç yapan oylaması da var.

"Ankara yaşanan olayların soykırım olduğunu hep reddedegeldi. Barroso da bunun üyelik için bir kriter olmadığını vurguladı. Ancak 'Türkiye farklı bir gelenekten gelen farklı bir ülke. Doğru yönde çabaları var, ama şu günlerde gelen haberler, bize yaklaşmaları konusunda umut verici değil' diye de ekledi."

Times gazetesi Barroso'nun bu sözlerine bakarak, 8 Kasım'da yayımlanacak ilerleme raporunun epey olumsuz olacağı yorumunu yapıyor.

'Kıbrıs hatası'

İş çevrelerinin gazetesi Financial Times ise 'Yorum ve Analiz' sayfalarında Kıbrıs konusuna neredeyse tam sayfa ayırmış.

Gazeteye göre "Avrupa'nın bariz yanlış adımları, adanın iki tarafındaki uzlaşmama inadıyla bir araya gelince, Türkiye'nin AB'ye katılımını engelleyebilir."

Financal Times, özetle şöyle devam ediyor:

"Fransızlarla Türkler arasında geçen hafta, 1915'teki Ermeni katliamlarının 'soykırım' olarak tanınması konusunda çıkan kavga Türkiye'nin AB'ye katılımı önünde heybetli bir engel daha oluşturmuş olsa da, Kıbrıs'ın çıkardığı güçlük çok daha kısa vadede karşımıza çıkıyor.

"Bu sorun yüzünden bu yılın sonunda Türkiye'nin üyeliği, yani Avrupa Birliği'nin bu en zorlu ve tartışmalı jeostratejik projesi raydan çıkmış olabilir.

"Riskler muazzamdır. Avrupa'nın Dostları grubu adına geçen ay bu konuda büyük yankı uyandıran bir rapor yazan Kirsty Hughes'un ifadesiyle, Türkiye'nin üyelik başvurusu başarısız kalırsa 'AB'nin tüm dış politika prestiji ciddi zarar görebilir.' Türkiye'nin ise kültürel olarak Batı'ya doğru yürüyüşü sona erebilir.

"AB, Kıbrıs'ın bölünmüşlüğüne çare arayan BM'nin işini de zorlaştırdı. Birlik önce Kıbrıs'ı 2004'te üyeliğe kabul edip, ardından da geçen ekimde Türkiye'yle görüşmelere başladı. Pek çok Avrupalı diplomat Kıbrıs'ın o noktada katılımına izin vermenin bir hata olduğunu bugün kabul ediyor."

Financial Times'daki yazının devamında eğer Türkiye, birliğin Kıbrıs konusunda istediklerini yapmazsa Fransa ve Avusturya gibi Türkiye'nin üyeliğine zaten karşı çıkan ülkelerle Kıbrıs'ın müzakerelerin sona erdirilmesini isteyebileceği belirtiliyor.

Türk usulü yasak

Financial Times'ın haber sayfalarındaysa, Tunus'la ilgili bir haber göze çarpıyor.

Buna göre Tunuslu yetkililer, başörtüsüne karşı kampanya başlatmış.

Polis kapalı kadınları sokakta durdurup başörtülerini çıkarmalarını istiyormuş.

Özel bir hukuk bürosunda çalıştığını söyleyen Faize Rahim gazeteye şunları anlatmış:

"Pazarda durduruldum. Beni karakola götürüp bir daha başörtüsü takmayacağıma dair kağıt imzalamamı istediler. 'Suçüstü yakalanmıştır' diye de rapor düzenlediler. İstedikleri kağıdı imzalamayı reddettim. Şanslıymışım ki oradaki polis memuru, beni bırakacak kadar aklı başında biriymiş."

Tunus'ta kamuya açık alanlarda başörtüsünün 1981'de yasaklandığını anımsatan Financial Times, bundan 'Türk usulü yasak' diye bahsetmiş.

Gazete son yıllarda İslami kılık kıyafeti benimseyen kadınların sayısının arttığını, yorumcuların bunu diğer Arap ülkelerinden yayın yapan uydu kanallardaki vaizlere bağladığını da yazıyor.

İngiltere'de 'gönüllü apartheid'

Kılık kıyafetle ilgili tartışma, İngiltere'de de tüm hızıyla sürüyor.

Tartışma, eski Dışişleri Bakanı Jack Straw'un 'Peçeli kadınlarla iletişim kuramıyorum' sözleriyle başlamıştı.

Guardian hafta sonunda tartışmanın nerelere vardığını şöyle özetliyor:

"Muhafazakar Parti'nin içişlerinden sorumlu yetkilisi David Davis, Müslüman liderleri 'gönüllü apartheid'la, yani ırk ayrımcılığıyla suçladı. Davis, Müslüman liderlerin eleştirilere karşı fazlasıyla hassas olduğunu ve ciddi tartışmalardan kaçındığını söyledi.

"Hükümetin toplumlar arası ilişkilerden sorumlu bakan yardımcısı Phil Woolas ise sınıfta peçesini açmayı reddeden öğretmen yardımcısı Aşah Azmi'nin işten atılmasını istedi.

"Buna karşılık hükümetle arası giderek bozulan İngiltere Müslüman Konseyi, yetkilileri 'Müslümanları nasıl davranmaları gerektiği konusundaki emirleriyle aralıksız bir yaylım ateşine tutmakla ve onları küçük düşürmekle' suçladı."

Nükleer yayılma

Almanya'da yayımlanan Frankfurter Allgemeine gazetesi, nükleer deneme yapan Kuzey Kore'ye karşı ilan edilen yaptırımların ne derece etkili olacağını sorguluyor.

Gazeteye göre "Pyongyang yönetiminin ilk tepkisi Kim Jong-il'in nükleer hayallerinden vazgeçmektense, birkaç bin kişinin daha açlıktan ölümüne izin vereceğini gösteriyor. Üstelik nükleer silahların yayılmasını önleme amaçlı sistemde açılan bu gedik, ciddi sonuçlar doğurabilir. Asya'nın her yerinde, hatta Japonya'da bile bomba konusunda düşünme tabusu yıkılıyor."

Berliner gazetesi de nükleer silahlara sahip ülke sayısının hızla artacağı görüşünde.

Gazete "Bunu engellemek için yapılabilecek hiçbir şey yok gibi görünüyor" diyor.

İsviçre'de yayımlanan Le Temps'a göre nükleer yayılmayı durdurmanın zorlaşmasının iki sebebi var: "ABD'nin düşman olarak seçtiği ülkeleri korkutması ve Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması'nın temelde haksızca olması."

İspanya'dan El Mundo ise Kuzey Kore'ye uygulanacak yaptırımlardan memnun. Özetle aktaralım:

"Son zamanlarda görülen başka örneklerin, örneğin Irak'ın tersine BM, tehlikeleri Uzakdoğu'nun sınırlarını aşan bu kriz karşısında sağlam, ortak bir tavır belirlemeyi başardı.

"Yaptırımlar seçilirken yıllardır acımasız bir açlığın pençesinde olan halka zarar vermemeye özen gösterildi. Dünya, nükleer kapasitesi de olsa Kuzey Kore'nin ayakta kalmak için dış yardıma muhtaç olan, müthiş yoksul bir ülke olduğunu unutmamalı."

Reuters sanal hayatta

Ve son haberimiz, Guardian'ın ilk sayfasından...

Dünyanın en saygın haber ajanslarından Reuters'in bundan böyle internette kurulan sanal yaşam sitesi İkinci Hayat'tan ekonomi haberleri geçeceğini duyuruyor gazete.

Buna göre her gün dünyanın çeşitli ülkelerinden milyonlarca internet kullanıcısının sanal kişiliklerle ikinci bir hayat sürdürdüğü bu sitede, Reuters kendisine bir bina yapmış.

Ajansın muhabirlerinden Adam Pasick de, Adam Reuters takma adıyla sanal dünyada yaşananları gerçek dünyaya duyurma görevini üstlenmiş.

Reuters yöneticileri amaçlarının gerçek parayla 3 milyon dolarlık bir endüstriye dönüşen İkinci Hayat'ta ortaya atılan yatırım fikirlerini abonelerine ulaştırmak olduğunu söylüyor.

Sitede sanal karakteriniz için son moda kıyafetler ve dizayner evlerden, dijital sekse kadar her şeyi satın almak mümkün.

İlgili haberler
12 Ekim 2006 Basın Özeti
12 Ekim, 2006 | Basın Özeti
11 Ekim 2006 Basın Özeti
11 Ekim, 2006 | Basın Özeti
10 Ekim 2006 Basın Özeti
10 Ekim, 2006 | Basın Özeti
9 Ekim 2006 Basın Özeti
09 Ekim, 2006 | Basın Özeti
8 Ekim 2006 Basın Özeti
08 Ekim, 2006 | Basın Özeti
6 Ekim 2006 Basın Özeti
06 Ekim, 2006 | Basın Özeti
5 Ekim 2006 Basın Özeti
05 Ekim, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik