|
11 Ekim 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Kuzey Kore'nin hafta başında yaptığını söylediği nükleer silah denemesiyle ilgili haber ve yorumlar gazetelerdeki ağırlığını koruyor.
Independent, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Kuzey Kore'ye uygulanacak yaptırımlar konusunda çetin pazarlıklar yaşandığını, Çin ve Rusya'nın tavrının belirleyici olacağını yazıyor: "Kuzey Kore'ye viski satışının yasaklanmasından bu ülkeye giriş-çıkış yapan yük gemilerinin denetlenmesine kadar pekçok seçenek üzerinde duruluyor. "Ancak Kuzey Kore'nin hala meydan okumayı sürdürdüğü bir ortamda bu ülkeyi daha da yalnızlığa itmenin işe yarayıp yaramayacağı tartışılıyor. "Veto hakkı bulunan ve tavırları hala netleşmeyen Rusya ve Çin, ABD'nin sert yaptırım seçeneklerinin hayata geçirilmesi konusunda gönülsüz davranabilir. "Ancak Konsey'den ne yaptırım kararı çıkarsa çıksın, Birleşmiş Milletler'in iki önemli hedefi daha olacak. "Birincisi Kuzey Kore'nin 13 ay önce terk ettiği müzakere masasına dönmesini sağlamak. İkincisi de Pyongyang'ın nükleer teknolojisini başka topraklara ihraç etmesini önlemek." 'Kuzey Kore'yi ya kabullenin ya da bombalayın' Guardian yazarı Simon Jenkins ise "Kuzey Kore'yi ya nükleer kulübe kabul edin ya da bombalayın" başlıklı yazısında ekonomik yaptırımların yoksul halkın cezalandırmak ve ve Kim Jong-il'in diktatörlüğünü güçlendirmekten başka işe yaramayacağını savunuyor: "Eğer Fransa ve İngiltere gibi istikrarlı ülkelerin nükleer silahları varsa İran ve Kuzey Kore'nin neden olmasın. "Pakistan, nükleer teknoloji satan ve teröristlere kucak açan istikrarsız bir diktatörlük. Ama Batı Pakistan'ı kucaklıyor. ABD'yle nükleer işbirliği anlaşması yapan Hindistan için de aynı şey söz konusu. "İsrail'in nükleer silahı var. Sadece İran değil, Türkiye ve Mısır da nükleer silaha sahip olmayı düşünüyor. Japonya da nükleer silah geliştirmeye karar verebilir. "Peki bu konudaki ahlaki sınır nedir? Böyle bir sınır yok. Sadece fırsatçılık var. Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin yarım yüzyıldır nükleer silahı var. "Ancak bu ülkeler, nükleer silahların yayılmasını önlemeye yönelik anlaşmanın ikinci ayağını oluşturan silahsızlanmaya direniyor. Daily Telegraph, Kuzey Kore'nin nükleer denemesinden en fazla rahatsız olan ülkelerden birinin de İsrail olduğunu belirtiyor. Gazeteye göre İsrail Kuzey Kore'nin nükleer teknolojisini İran'a vermesinden endişe ediyor. 'Peçe tartışması' İngiltere'de geçen hafta başlayan peçe tartışmasının yeniden alevlendiği gözleniyor. Tartışma, iktidardaki İşçi Partisi'nin Avam kamarası lideri olan Jack Straw'un seçim bürosuna gelen Müslüman kadınlardan peçelerini çıkarmasını istediğini açıklaması ve peçeyi toplumlar arasında iyi ilişkiler kurulmasını engelleyen bir ayrılık sembolü olarak nitelemesiyle başlamıştı. Times, Tony Blair'in halefi olması beklenen Maliye Bakanı Gordon Brown ve Şeytan Ayetleri kitabının yazarı Salman Rüşdi'nin de Straw'a destek verdiğini yazıyor. Independent yazarı Mark Steel ise Straw'u ikiyüzlü davranmakla suçluyor: "Straw, seçim bölgesindeki bir Müslüman kadının yüzünü örtmesinden neden rahatsız oluyor. Eğer o kadın bunu dini inançlarının bir parçası sayıyorsa bize ne? Jack Straw, madem peçeden bu kadar rahatsız oluyordu, niçin Dışişleri Bakanı'yken Suudi Arabistan'da böyle bir tartışma başlatmadı, otomobil kullanmalarına bile izin verilmeyen kadınların durumunu tartışmaya açmadı. Bunun yerine Suudi Arabistan'la bir milyar dolarlık silah anlaşması yaptı." 'Türkiye yüzünü Doğu'ya dönebilir' İktidardaki İşçi Partisi milletvekili ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Denis MacShane, Financial Times'ta Ermeni soykırımı tartışmaları ve Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerini değerlendirdiği yazısında "Türkiye'yi horlamak Avrupa için tehlikeli bir oyun" diyor: "Avrupa Birliği Türkiye'yi istemediğini söylemek için elinden geleni yapıyor. Ancak bu çok riskli bir oyun. Bu laik, demokratik, Müslüman ülke doğuya dönmek yerine daha ne kadar Batı'ya bakacak. "Fransa Cumhurbaşkanı Chirac, Ermenistan ziyaretinde Türkiye'nin Ermeni soykırımını tanımasını isteyerek hem evsahibi ülkeyi hem de kendi ülkesinde siyasi yaşamda büyük etkinliği bulunan Ermeni diasporasını memnun etti. "Bu sözleriyle Türkiye'ye tek taraflı olarak yeni bir üyelik koşulu getirdi. Düşünün ki İngiltere Başbakanı Tony Blair'in Madagaskar ya da Cezayir'e gidip buralarda yaptıkları için Fransızları özür dilemeye çağırıyor. "Ermenilerin katledilmesi kuşkusuz korkunç birşey. Fakat, Ermeniler Osmanlı İmparatorluğu döneminde öldürüldü. Modern Türkiye Cumhuriyeti'nde değil. Avrupa Birliği, gelecekteki üyelerden değil, şimdiki üyelerden tarihte yaptığı yanlışlar için özür dilemesini istese kendini feshetmek zorunda kalabilir. Eski İngiliz Dışişleri Bakan Yardımcısı, yazısında Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye verdiği sözleri tutmamakla suçluyor: "Nisan 2004'te AB, Kuzey Kıbrıs'la ticaret bağları kuracağını açıklamıştı. Sözünü tutmadı. Türkiye neredeyse her ay üyelik yolunda yeni bir engelle karşılaşıyor. Bu durum, Türkiye'deki radikal grupları güçlendiriyor. "Bugün Avrupa'nın en seçkin askerleri Lübnan kıyılarından Pakistan dağlarına kadar geniş bir coğrafyada radikal İslamcı terör şebekelerine karşı savaşıyor. Eğer Avrupa bölgede demokrasiyi ilerletmek istiyorsa Türkiye vazgeçilmez bir müttefiktir. "Gerçi Türkiye de Batı'daki dostlarını çıldırtmak için az şey yapmıyor. Yazar ve gazetecilerin mahkemelere çıkarılmaları, Kuzey Kıbrıs'ın işgali ve Rumlarla ilişkileri normalleştirmeyi reddetmesi hoş görülemez. "Bununla birlikte Türkiye'nin son zamanlarda büyük adımlar attığını da teslim etmek gerekiyor." İşçi Partisi milletvekili Dennis MacShane bu aşamada Avrupa Birliği'nin sonsuza kadar Türkiye'den Batı'ya sadakat bekleyemeyeceğini savunuyor ve şöyle devam ediyor: "Çünkü Türkiye'nin alternatifleri var. İran'a Rusya'ya, Orta Asya cumhuriyetlerine ve yarı askeri rejimle yönetilen bazı İslam ülkelerine yönelebilir. "AB ile bağları olmayan bir Türkiye, Orta Doğu ve Akdeniz'de birlikle çıkar çatışmasına girebilir. Türkiye'nin dostları, AB'yi sözlerini yerine getirmeye ikna etmeli. Türkiye'nin dışlanması, Avrupa'nın en büyük değerlerinden biri olan bu ülkeyi çatışma ve gerginlik kaynağına dönüştürebilir." Guardian'da yer alan bir haberde ise Türkiye'nin, yarın parlamentoda Ermeni soykırımını inkar etmeyi suç sayan yasa tasarısını görüşecek olan Fransa'ya arka arkaya uyarılar yaptığı belirtiliyor: "Türk siyasetçiler, tasarının yasalaşması halinde özellikle ekonomik ilişkilerin büyük zarar göreceğini söylüyor. Bazıları 1830'dan 1962'ye kadar Fransız sömürgesi olan Cezayir'de Fransızlar'ın yaptığı soykırımı reddetmeyi suç sayan bir yasa çıkarılmasını istiyor. "Bir milletvekili ise tasarının geçmesi halinde Türkiye'deki kaçak Ermeni göçmenlerin sınırdışı edilmesini önerdi. "Erdoğan Fransa'ya karşı dişe-diş göze göz bir politika izlemeyeceklerini ancak tarih hakkında hüküm vermeden önce Fransızların kendi sömürge geçmişine bakmaları gerektiğini söylüyor. "Dün Türkiye'nin önde gelen Ermeni kökenli gazetecilerinden Hrant Dink de Fransa'nın yasa tasarısını eleştirdi, 'Bu çılgınlığı protesto etmek için gerekirse Fransa'ya gidip yasaya karşı geleceğim' dedi." | İlgili haberler 10 Ekim 2006 Basın Özeti10 Ekim, 2006 | Basın Özeti 9 Ekim 2006 Basın Özeti09 Ekim, 2006 | Basın Özeti 8 Ekim 2006 Basın Özeti08 Ekim, 2006 | Basın Özeti 6 Ekim 2006 Basın Özeti06 Ekim, 2006 | Basın Özeti 5 Ekim 2006 Basın Özeti05 Ekim, 2006 | Basın Özeti 4 Ekim 2006 Basın Özeti04 Ekim, 2006 | Basın Özeti 3 Ekim 2006 Basın Özeti03 Ekim, 2006 | Basın Özeti 2 Ekim 2006 Basın Özeti02 Ekim, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||