|
24 Şubat 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz basınında öne çıkan başlık, şiddet olaylarında 130 kişinin hayatını kaybettiği Irak.
Şiilerin en kutsal mekanlarından Askeriye Camii'ni harabeye çeviren bombalı saldırılar, ardından Sünnilere yönelik misilleme eylemleri, mezhep temelinde bir iç savaş uyarılarını beraberinde getiriyor. Ancak Guardian için bir yazı kaleme alan Iraklı akademisyen Sami Ramadani, bunun Washington, Londra ve Batı medyasında algılandığı gibi bir "iç savaş" olmadığını savunuyor ve şöyle devam ediyor: "Askeriye Camii'nin bombalanması ardından, Sünni camiilerine yönelik bir dizi saldırı oldu. Ancak bunların hiçbiri, olayı protesto eden Iraklıların işi değildi. Haberler, saldırganların eli silahlı, yüzü maskeli adamlar olduğu şeklinde." "Bunu takip eden olaylar da, kimi mezhepsel, kimi de Bakuba'da 47 kişinin öldürülmesinde olduğu gibi, her iki mezhepten kişileri de barındıran gruplara yönelik, planlı saldırılardı." "Halkın geneline ise, mezheplerarası değil, işgale karşıt bir hava hakim. Yani iç savaş, Araplarla Kürtler, ya da Şiiler ile Sünniler arasında değil. Amerika destekli azınlık ile Irak halkı arasında." "Genel kanı, Amerika'nın, milli bir direnişi önlemek için mezhep ayrılıklarını körüklediği yönünde." "İki yıldır Amerika ve İngiltere'nin ülkeden çıkış stratejisi laflarını duymaktan gına geldi. İşgali sona erdirmek için neden bir stratejiye ihtiyaçları var ki? Cevap: İç savaş tehdidi." Financial Times da, Irak'taki olaylar için "iç savaş" tanımına mesafeli yaklaşıyor. Radikal Şii din adamı Muktada es Sadr'a bağlı Mehdi Ordusu ve diğer Şii milislerin, Çarşamba günü intikam yeminleri ederken, dün Irak polisi ile birlikte düzeni sağlamaya çalıştığına dikkat çeken gazete şöyle devam ediyor: "Şimdiye kadarki şiddet olayları, Irak'ta her gün gerçekleşen saldırılardan farklı görünmüyor. Çoğu savunmasız hedeflere yönelik, yerel düzeyde örgütlenmiş eylemler. İlk öfke dalgası dindikten sonra, Şii liderler halkı sakinleştirmeyi başaracaktır." "Ancak olaylar her iki mezhepten siyasileri, direnişi sona erdirmek için Amerika'nın sağlamayı umduğu türden bir uzlaşmadan uzaklaştırdı." "Özellikle Şii liderler, bu olayları, milis güçlerinin sayısında indirime gitmeleri konusundaki Amerikan talebini reddetme ve kendi güvenliklerini kendileri sağlamanın bir vesilesi olarak kullanacak gibi görünüyor." ABD istihbaratı İran'daki mezhepleri inceliyor Aynı sayfada dikkat çeken bir başka haber ise İran ile ilgili. Gazete, Amerikan ordusundan istihbaratçıların, İran'daki etnik azınlıklar ve bunların Tahran hükümeti ile ilişkileri konusunda bilgi toplamaya başladıklarını duyuruyor. Financial Times'a göre cevabı aranan soru, "İran'daki mezhep ayırılıklarının da, Irak'takine benzer bir şiddet dalgası yaratıp yaratmayacağı." "Araştırma, Amerika ile İran ilişkilerinde kritik bir döneme denk geliyor. Başkan Bush geçen hafta Kongre'den, İran'da demokrasinin teşviki için 75 milyon dolar kaynak istedi." "Öte yandan Tahran İngiltere'den, İran sınırına çok yakın olan Basra'daki askerlerini çekmesini talep etti." "İran'ın petrol zengini bu bölgelerinde daha çok Arap ve Kürt azınlık yaşıyor. Tahran bir süredir, İngiltere ve Amerika'yı, sabotaj eylemleri düzenleyerek bu bölgeleri karıştırmaya çalışmakla suçluyor." "Uzmanlar, İran'daki ulusal kimliğin Irak'takinden çok daha güçlü olduğunda birleşiyor. Ancak İran, komşusundan çok daha karmaşık bir etnik yapıya sahip." "Farklı diller ve Şii-Sünni ekseninde bölünmüş olan azınlıklar pek de iyi geçinemiyor. Aralarındaki gerilim, her birinin Tahran ile yaşadığından daha yoğun." "Son derece merkeziyetçi bir anlayışa sahip olan Tahran yönetimi, Irak, Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Afganistan ve Pakistan sınırlarında yaşayan etnik azınlıklara ilişkin istatistiki bilgi vermiyor." "Ancak bilinen ayrım şöyle; yönetimde bulunan, çoğunluğu oluşturan ve Farsça konuşan Farsîler, kuzey ve batıdaki Azeri ve Kürtler, petrol zengini güneybatıdaki Araplar ve güneydoğudaki Beluciler." Blair'in insan hakları karnesi Independent bugünkü başyazısında, "Tony Blair ve medeni değerlerin yitişi" başlığını kullanmış. Avam Kamarası Dışişleri Komisyonu'nun, Blair'i, Amerikan Başkanı Bush'un politikalarına seyirci kalmakla suçladığı raporunu hatırlatan gazete, İngiliz hükümetinin Guantanamo Üssü ve gizli CIA uçuşları gibi konulardaki sessizliğini eleştiriyor. "Malesef, Blair'in bu uygulamalara karşı sesini yükselteceği beklentisi gerçekçi değil. Bunun gerekçesi de, kendisinin İngiltere'de kalkıştığı uygulamalar." "Bush, dünyada insan haklarına ne kadar az saygı gösteriyorsa, Blair de İngiltere'de, insan haklarına o kadar az saygı gösteriyor." "Hükümet şu anda, işkence görmemeleri garantisi karşılığında, yabancı kökenli terör zanlılarını anavatanlarına geri göndermeye hazırlanıyor. Bunların başında işkence uygulamaları ile ünlü Libya, Ürdün, Cezayir ve Mısır geliyor." "Öte yanda ise Uluslarararası Af Örgütü'nün bugün yayımlayacağı rapor var... Örgüt, terör zanlılarına ev hapsi ve mahkemeye çıkarılmadan gözaltında tutma gibi uygulamaları, İngiliz vatandaşlarının bireysel özgürlüklerine yönelik bir saldırı olarak tanımlıyor." "Bu durum değişmezse, Blair, İngiltere'nin 'medeni bir ulus' şöhretine leke süren lider olarak tarihe geçecek." | İlgili haberler 22 Şubat 2006 Basın Özeti22 Şubat, 2006 | Basın Özeti 21 Şubat 2006 Basın Özeti21 Şubat, 2006 | Basın Özeti 20 Şubat 2006 Basın Özeti20 Şubat, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||