|
22 Şubat 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
1995'teki Srebrenitsa katliamında 8.500 Müslümanın öldürülmesinden sorumlu tutulan Bosnalı Sırp general Ratko Mladiç'in yakalandığına ilişkin haberler, Avrupa basınında geniş yankı buluyor.
Haber, Sırbistan hükümeti ve Lahey'deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından yalanlansa da, gazetelerde en azından Mladiç'in yerinin saptanmış olabileceği havası hakim. Almanya'dan Süddeutsche Zeitung, bunu Sırbistan için olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyor ve şöyle diyor: "Ratko Mladiç ve Bosnalı Sırpların eski lideri Radovan Karaciç'in bir türlü yakalanamaması, Balkanlarda yeni bir başlangıç umutlarının üzerine kara bir bulut gibi çökmüştü." "Bu ortamda Mladiç'in yakalanarak, Lahey'deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne teslim edilmesi, Sırbistan'ın daha iyi bir geleceğe adım atmasına yardımcı olacaktır." "Belgrad hükümeti bu yola, Avrupa Birliği'nin baskısı altında girmiştir. Ancak yine de, Başbakan Voyislav Koştuniça gibi milliyetçi bir ismin bu adımı atabilmiş olması önemlidir." "Mladiç ülkesinde hala bir kahraman olarak görülüyor. Dolayısıyla Sırbistan'ı geçmişiyle yüzleşeceği zor ve acılı bir dönem bekliyor. Ancak başka yol yok ve Belgrad hükümeti bu süreci tamamlamak zorunda. Avrupa Birliği'ne düşen, bu süreçte Sırbistan'ın yanında yer almaktır." Avrupa'da kuş gribi tartışması Avrupa basınında geniş yer bulan bir başka konu da, kıtada yabani kanatlı hayvanlar arasında ortaya çıkan kuş gribi virüsüne karşı alınacak önlemler. Şu ana kadar Avrupa'da birçok ülkede görülen vakaları değerlendiren Le Monde, Avrupa Birliği'ni koordinasyonu sağlayamamakla eleştiriyor. "Dünyanın birçok yerinde ortaya çıkan kuş gribi vakaları karşısında, önlemlerin koordineli bir şekilde arttırılması gerekiyordu. Ancak bu yapılamadı. Söz konusu zaafiyetin en büyük örneği de Avrupa Birliği'nde görüldü. Birliğin 25 üyesi, alınacak önlemler konusunda bir türlü anlaşamadı." "Sorun sadece kıtanın kendi içinde de değil. Kuzey Yarımküre'nin, kuş gribi konusunda Güney ile dayanışma halinde olma sözü de hayata geçirilemedi." Yahudi soykırımını inkar suç olmalı mı? Aşırı sağcı görüşleri ile tanınan İngiliz tarihçi David Irving'in, Yahudi soykırımını reddetmek suçundan Avusturya'da yargılanıp 3 yıl hapis cezasına çaptırılması, Avrupa basınında yankı bulmaya devam ediyor. Slovakya'da yayımlanan Pravda gazetesi, karara İngiltere ve İspanya gibi ülkelerden yükselen, düşünce özgürlüğü temelli itirazları aktarıyor ve soykırım inkarının suç olmasını savunuyor. "Almanya ve İkinci Dünya Savaşı'nda işgal edilen Avusturya'da yaşanan Nazizm tecrübesi nedeniyle, bu iki ülkenin Yahudi soykırımının reddi konusunda sert yasalara sahip olmasını anlayışla karşılamak gerekir." "Aslında bu, dünyanın her yerinde suç olmalıdır. Zira ırkçı ve anti-demokratik görüşlerin gençleri pençesine alması, dünyanın her yerinde var olan bir risktir." Romanya'da yayımlanan Gandul gazetesi ise, Yahudi soykırımını reddeden İngiliz tarihçi David Irving'in fikirlerine, yine fikirle ya da alayla karşılık vermek gerektiğini belirtiyor ve mahkumiyet kararını eleştiriyor. Bunun Irving'i, bir ifade özgürlüğü şehidine dönüştüreceğini savunan gazete şöyle devam ediyor: "Artık Arap gazetelerinin elinde, Avrupa'nın çifte standart uyguladığına ilişkin daha güçlü bir sav var. Zira İslam dinine yönelik hakaretler, ifade özgürlüğü gerekçesiyle gazetelerde yayımlanabiliyor, ancak Yahudilere hakaret, hapisle cezalandırılıyor." AB'nin Türkiye'ye arabuluculuk teklifi Avrupa Birliği'nin, Türkiye'den Muhammed Peygamber karikatürleri krizinde Batı ile İslam dünyası arasında arabuluculuk yapmasını istemesi, karikatürlerin ilk olarak yayımlandığı Danimarka basınında yer bulmuş. Information gazetesi, ilk kez Avrupa Birliği içindeki bir krizin çözümüne katkıda bulunma fırsatı bulan Türkiye için, bunun büyük bir şans olduğunu yazıyor. Berlingske Tidende adlı gazete ise, Avrupa Birliği'nin arabuluculuk teklifini anlamakta zorluk çektiğini dile getiriyor. "Diyaloğun kiminle kim arasında ve ne konuda başlatılacağı net değil. Bir Danimarka gazetesinin yayımladığı karikatürler, burada ve birçok ülkedeki insanları incitti ve konu Danimarka yargısı tarafından ele alınacak." "Şu anda da bir başsavcı, dava açmaya gerek olup olmadığını inceliyor. Dolayısıyla diyalog gerektirecek bir durum yok ortada." "Türkiye'de ekonomik kriz gerilerde kaldı" Türkiye ile ilgili bir haber de, Financial Times'ta dikkat çekiyor. Gazetenin Türkiye muhabiri Vincent Boland, hızla sanayileşen illerden Gaziantep'e gitmiş ve buradaki gözlemlerini, uzmanların görüşleri ile desteklemiş. İhracat ve ekonomik büyüme sayesinde, krizin artık çok gerilerde kaldığını savunan tam sayfalık yazıdan bazı satırlar şöyle: "Türkiye'yi, neredeyse borçlarını ödeyemez hale getiren ekonomik çöküşün beş yıl ardından, ülke girişimci ruhuyla tekrar doğruluyor. Özellikle de Gaziantep gibi, bölgesel merkezlerde." "Ekonomist ve sanayicilere göre, buradaki binlerce üretici, Türk ekonomisinin sağlığı ile kırsal ve kentsel alanlar arasındaki gelir uçurumunun kapatılması açısından hayati önemde." "2002-2005 yılları arasında yüzde 32 oranında genişleyen Türk ekonomisi, dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri arasına girdi. Bunda temel etken, artan üretim ve milli gelirin yüzde 30'unu oluşturan ihracat; ki bu oran Fransa'nınkinden daha yüksek." Türk ekonomisiyle ilgili bu saptamalara yer veren Financial Times muhabiri, Gaziantepli sanayicilerin, beş yıl önceki krizin tekrarlanmayacağına olan inancını da aktarıyor. Sanayicilere göre krizi önleyecek unsurlar şöyle sıralanmış: "Herşeyden önce IMF'nin varlığı devam ediyor. 2008'de sona erecek anlaşma, Gayri Safi Milli Hasıla'nın yüzde altı buçuğu oranında faiz dışı fazla, ayrıca geniş bir yelpazede yapısal ve sosyal reformlar öngörüyor." "İkincisi, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılma arzusu. 10 yıl sürecek müzakere sürecinde, birçok alanda reform yapılacak." "Üçüncüsü, değişken, ancak reformcu bir zihniyeti olan Recep Tayyip Erdoğan başbakanlığındaki tek parti hükümeti ve partinin muhtemelen daha küçük bir çoğunluk ile olsa da, gelecek seçimleri de kazanacak olması." "Dördüncüsü, Türkiye'nin enflasyonu yenerek, tek haneli rakamlara çekmeyi başarmış olması. Beşincisi liraya ve Merkez Bankası'na olan güvenin tazelenmiş olması." | İlgili haberler 20 Şubat 2006 Basın Özeti20 Şubat, 2006 | Basın Özeti 21 Şubat 2006 Basın Özeti21 Şubat, 2006 | Basın Özeti 19 Şubat 2006 Basın Özeti19 Şubat, 2006 | Basın Özeti 17 Şubat 2006 Basın Özeti17 Şubat, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||