|
15 Şubat 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de bugün terörle mücadele yasa tasarısı yeniden Avam Kamarası'nın gündemine taşınıyor.
Hükümet yapılacak oylama sonucunda, terörü yüceltmenin suç kapsamına alınmasını sağlamayı hedefliyor. Guardian gazetesi, tam da bu oylama öncesinde hükümetin terörle mücadele konusunda en üst düzey yetkilisi olan Lord Carlile'ın yaptığı bir açıklamayı manşetine taşıyor. Carlile'ın uyarılarını özetle aktaralım: "İngiltere'de aşırı uca kaymış Müslüman gençleri kışkırtan yaklaşık 20 tehlikeli imam var. Ayrıca ülkeye giren dini liderlerin geçmişleri hakkında da yeterince araştırma yapılmıyor. Irak savaşı öncesinde hazırlanan dosya da, kamuoyunun istihbarat birimlerine güveni üzerinde çok yıkıcı bir etki yaptı." 'Blair kamuoyunu kandırdı' Independent gazetesinin manşetine de, Başbakan Blair'in İngiliz kamuoyunu kandırdığını öne süren bir haber yerleşiyor. Habere göre, Blair, hükümetin siyasi gündemine uygun düşmesi için bazı terör tehditlerini olduklarından farklı şekillerde yansıtmış. "2003 yılının başlarında, hükümet kamuoyunu Saddam Hüseyin'e savaş açılması gerektiği konusunda ikna etmeye çalışırken, polis önemli bir açıklama yaptı. Buna göre, İngiltere'de ölümcül risin maddesi kullanarak kimyasal bir saldırı düzenlemeyi planlayan bir terör şebekesi çökertilmişti. Ancak risin maddesine hiçbir zaman rastlanmadı. Nisan 2004'te de polisin Old Trafford stadına bombalı saldırı düzenlemeye hazırlanan bir grubu ele geçirdiği açıklandı. Ama bu hikâyenin de gerçekle alakası yoktu. Hükümet ya kendine ya da İngiliz halkına ülkedeki terör tehdidi hakkındaki gerçekleri söylemekte defalarca başarısız oldu. Şimdi çok az sayıda insan başbakan, güvenlik birimleri ya da polisin söylediklerine inanıyor." 'Uzun Savaş' planı Guardian gazetesinde yer alan bir haberde Pentagon'un 'Uzun Savaş' planının Avrupa'da tedirginlik yarattığı yazılıyor: "Amerika Birleşik Devletleri'nin, Kuzey Afrika'dan Güneydoğu Asya'ya dek radikal islamcılara açtığı savaşa Avrupa'yı da dahil etme planları karşısında Avrupalı hükümetlerin kaygısı büyüyor. Pentagon'un 'Uzun Savaş' olarak adlandırdığı plan, Amerikan ordusu ve uluslararası müttefiklerinin aynı anda dünyanın dört bir yanında, uzun vadeli, karmaşık operasyonlar gerçekleştirmelerini öngörüyor. Geçtiğimiz hafta yayımlanan plan, NATO ve Müslüman dünyasının 'ılımlı' ülkelerini, kendi deyimiyle, 'günümüzün zorlukları karşısında risk ve sorumlulukları paylaşmaya' davet ediyor. Raporu halen inceleyen Avrupa hükümetlerinin yanıtlarını önümüzdeki hafta açıklamaları bekleniyor." Çözüm demokraside Dün New York Times gazetesinde yer alan bir haberde, Filistin seçimlerinden zaferle çıkan Hamas'ın gelecek yıl iktidardan uzaklaştırılmasını, bölgede istikrarı bozarak yeniden seçimlere gidilmesini sağlamak için Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in Filistin'e yapılan maddi yardımları durdurmayı değerlendirdikleri öne sürülmüştü. Independent gazetesi başyazısında; "Amerikan yönetimindeki muhafazakarlar, daha fazla istikrar için demokrasiden ödün veriliyorsa, bunun ödenmesi gereken bir bedel olduğunu düşünüyor. Ancak yanlış kanıdalar ve Başkan Bush'un müttefiklerinin bunu Washington'a hatırlatması gerekiyor" diye yazıyor. Financial Times gazetesi de, Mısır, Irak ve Lübnan örneklerini de hatırlatarak şu yorumda bulunuyor: "Amerika, Arap demokrasisinden soğuyor ama Washington'un sinirlerinin bozulmasının zamanı değil. Demokrasiyi çöpe atmak bir çözüm getirmez. Zaten aşırılığa yol açan şey demokrasi değil, zulüm ve İsrail-Filistin gibi kanayan yaraların yarattığı adaletsizlik duygusu. Arap ülkelerinde tek adamları desteklemek, soruna çözüm sunmayacaktır." Sigara içme yasağı İngiliz gazetelerinin bugün ilk sayfalarında yer bulan bir diğer konu, sigara içme yasağı... Avam Kamarası'nda dün yapılan oylamayla, barlar ve restoranlar da dahil kamuya açık tüm kapalı mekanlarda sigara yasağının önü açıldı. Yasa tasarısı Lordlar Kamarası'nda da kabul edilirse, 2007 yazından itibaren yasak hayata girecek. Daily Telegraph gazetesinin başyazısında; "Hükümet tarafından şimdiye dek dayatılan en büyük kişisel özgürlük ihlali anlamına gelen ve liberallikten son derece uzak olan bu yasaya, çok sayıda muhafazakar ve liberal demokratın da destek vermesi üzücü. Hükümet neyin teşvik edilmemesi gerektiği ile neyin yasaklanması gerektiği arasında bir kez daha ayrım yapamadı" yorumu yapılıyor. Guardian gazetesi ise aynı görüşte değil: "Sigara bir bağımlılık. Sigara tiryakilerinin üçte ikisi bu alışkanlıktan kurtulmak istediklerini söylüyor; beşte dörtten fazla bir oran ise 'Keşke hiç başlamasaydım' diyor. Nikotin bantları ve bunun gibi çareler sigarayı bırakmak isteyenlere yardım edecektir. Ama yeni yasanın faydası daha büyük olacaktır. Milletvekilleri tütün çağının sonuna doğru büyük bir adım attılar. Ve bu özür dilenmesi değil, tam tersine kutlanması gereken bir adım." AB'de Bolkestein sendromu Avrupa Parlamentosu'nda ele alınan bir yönetmelik de bugün basının ilgi gösterdiği konular arasında. Avrupa Birliği içinde hizmet sektörünün serbestleştirilmesini hedefleyen ve onbinlerce sendika üyesinin protestosuyla karşılaşan Bolkestein yönetmeliği hakkında İsviçre'de yayımlanan Le Temps gazetesi şu yorumlarda bulunuyor: "Kişisel kaygı ve korkular, asıl projenin çok ötesine giden fantaziler haline geldi. Yönetmeliğin amacı, sadece kişi, mal ve sermaye gibi hizmetin de serbest dolaşımını öngören tek pazar üzerine son rötuşları atmaktı. Tuhaf bir Bolkestein sendromu AB'yi tehdit ediyor. Bu da tüm politikaları cesaretlerinden etme ve tüm planları sadece ortak paydada buluşturma riski taşıyor." Bir karikatür krizi daha Muhammed Peygamber karikatürlerinin yarattığı etki daha dinmeden, İran ile Almanya arasında bir diğer karikatür krizi patlak verdi. Kriz, Der Tagesspiegel gazetesinin İran milli futbol takımının oyuncularını intihar saldırganları olarak resmetmesi üzerine çıkmıştı. Bu kriz de ifade özgürlüğü tartışması etrafında dönecek gibi görünüyor. Almanya'da yayımlanan Berliner Zeitung'un konuyla ilgili görüşleri şöyle: "Gazeteceliğin elbette bazı sınırları vardır. Ancak bu sınırlar Anayasa tarafından, her ülkenin kendi basın yasaları ya da birçok diğer hukuki belgeler tarafından tespit edilmiştir. Ve ne Kuran ne de İncil bu belgeler arasındadır." | İlgili haberler 14 Şubat 2006 Basın Özeti14 Şubat, 2006 | Basın Özeti 13 Şubat 2006 Basın Özeti13 Şubat, 2006 | Basın Özeti 12 Şubat 2006 Basın Özeti12 Şubat, 2006 | Basın Özeti 10 Şubat 2006 Basın Özeti10 Şubat, 2006 | Basın Özeti 09 Şubat 2006 Basın Özeti09 Şubat, 2006 | Basın Özeti 8 Şubat 2006 Basın Özeti08 Şubat, 2006 | Basın Özeti 7 Şubat 2006 Basın Özeti07 Şubat, 2006 | Basın Özeti 6 Şubat 2006 Basın Özeti06 Şubat, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||