|
21 Aralık 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Independent gazetesi, Irak'ta geçen hafta yapılan seçimleri, "Bölünmüş bir ulus" sözleriyle manşetine taşıyor bugün.
Gazete, "Irak parçalanıyor" sözleriyle başlayan yazısını şöyle sürdürüyor. "Seçimin ilk sonuçları, ülkenin, Şiîler, Sünnîler ve Kürtler arasında bölündüğünü gösteriyor. Kökten dincilerin eli güçlenmiş durumda. Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere tarafından desteklenen laik ve milliyetçi adaylar yüz kızartıcı şekilde yenilgiye uğradı." "Şiî koalisyon Bağdat ve güney Irak'ta tam bir zafer kazandı. Direnişe açık destek veren Sünnî Araplar, kendi bölgelerinde büyük olasılıkla çoğunluğu kazanacaklar. Kürtler'in özerkliği oylarına da yansıdı. Bu seçim, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'nin, Irak'ta Batı yanlısı bir demokrasi oluşturma umutlarının enkaza dönüştüğü son nokta oldu." Daily Telegraph gazetesi ise, Amerika Birleşik Devletleri'nin, önümüzdeki aylarda, Afganistan ve Irak'taki bazı birliklerini çekmeye başlayacağını bildiriyor. Gazetenin haberine göre, planda bir değişiklik olmaması durumunda, geri çekilecek asker sayısının 25 bin olması bekleniyor. "Geri çekilme işlemi, Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in, dün, Afganistan'da görev yapan birliklerden iki bin beş yüz askerin azaltılması emrini vermesiyle başladı. Bu askerlerin yerini, İngiltere, Kanada ve Hollanda birlikleri alacak. Irak'taki seçimler için gönderilen 12 bin Amerikan askerlerinin de gelecek ay içinde geri çekilmesi bekleniyor. Böylece Irak'taki Amerikan askerlerinin sayısı, 138 bine inecek." "Ancak Washington Post gazetesine bilgi veren yetkililer, gelecek aylarda yapılacak asker indirimleri için de hazırlıkların ilerlediğini belirtiyorlar. Bahar aylarına kadar, dokuz bin askerin daha Irak'tan ayrılması bekleniyor." Guardian gazetesinde ise Irak'ta ölen İngiliz askerleriyle ilgili bir haber var. "Irak'ın işgalinden bu yana yakınları savaşta ölen ailelerin, İngiltere hükümetine bağımsız bir soruşturma açılması konusunda açtıkları dava reddedildi. Asker aileleri, yasalara aykırı olduğunu savundukları ve yalanlar üzerine başlatılmış bir savaşa girdiği için Başbakan Tony Blair'in çocuklarının, eşlerinin ölümünden sorumlu tutulmasını istiyorlar. Ancak ön duruşmada yargıç, davayı devam ettirmek için bir gerekçe bulunmadığına hükmetti." Guardian gazetesi, yorum yazılarından birisinde, ortaya çıkan "tele-kulak" skandalının ardından Amerika Birleşik Devletleri'nde devam eden 'kişisel özgürlükler' tartışmasını değerlendiriyor. "George Bush, telefon konuşmalarının ve elektronik posta mesajlarının, mahkeme kararı olmadan gizlice izlenmesini istemekte haklı olduğuna henüz Amerikalılar'ı ikna edemedi" diye yazan gazete, şu ifadelere yer veriyor: "Dönem dönem şartlar, ulusal güvenliğin kişisel özgürlüklerin önüne geçmesini gerektirebilir. Ancak Amerika'daki liberallerin gözünde, Başkan'ın tek başına kuralları değiştirmesi mümkün değil. New York Times gazetesinin ortaya çıkardığı bu haber, en temel haklarla ilgili tartışmaları gündeme getirdi. Gazetenin, terörle mücadele faaliyetlerine zarar vermemek için haberi bir yıldır yayınlamamış olması ise çok şey ifade ediyor. Tüm bu tartışmalar, şüpheli kişilerle ilgili zorunlu nakillerin, işkence iddialarının üstüne geldi. Top şimdi Başkan'ın sahasında." Financial Times gazetesi ise aynı konudaki yorum yazısında, "Kongre, terörle savaşta otoritesini yeniden ortaya koymalı" ifadesini kullanıyor. "Bu, güvenlik güçlerinin ya da istihbarat örgütlerinin terörle mücadele için ne tür yetkilere sahip olacağı meselesi değil. Bu, anayasa ve yasalarla belirlenen hakların kısıtlanmasına kimin karar vereceği tartışması" diye yazan Financial Times, yorumunu şöyle sürdürüyor. "Bu konuda Kongre'den yetki istemeyerek ve mahkemeleri yok sayarak Beyaz Saray görülmemiş bir yetki kullandı. Böylece, kuşaklar boyunca devam edebilecek bir 'terörle savaşta' haklar ve ulusal güvenlik arasında yasalarla belirlenmiş denge de bozuldu. Böyle devam ederse, Amerika Birleşik Devletleri'nde siyasî gücün nasıl dağıldığıyla ilgili algılar da değişecek." "Birleşik Devletler'in kurucuları, siyasî erkin ilk noktası olarak başkanlığı değil Kongre'yi seçtiler. Bu nedenle Kongre, hükümet ve yurttaşlar arasındaki ilişkiler belirleyen kuralların çerçevesini çizme yetkisini ortaya koymalı." Times gazetesinin yorum yazılarından birisi "Çin malı: Tarihin en büyük istatistik hatası" başlığını taşıyor. "Pekin yönetimi 2004 yılıyla ilgili hesaplarında yaklaşık 285 milyar doları unutmuş. Bu nedenle Çin ekonomisi, aslında tahmin edilenden altıda bir oranında daha büyük. Başka yerde olsa bu hata farkedilebilirdi. Ama Çin çok büyük. Doğrusu, Çin ekonomisi İtalya'yı iki sene önce geride bıraktı, Fransa'yı geçti ve yeni verilerle İngiltere'nin de önünde yer alıyor." "Böylece Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Japonya ve Almanya'nın ardından dünyanın en büyük dördüncü ekonomisi oldu. Amerika ve Japonya'yla arası hâlâ açık. Ama Almanya ekonomisini geçmesine fazla birşey kalmadı." | İlgili haberler 20 Aralık 2005 Basın Özeti20 Aralık, 2005 | Basın Özeti 19 Aralık 2005 Basın Özeti19 Aralık, 2005 | Basın Özeti 18 Aralık 2005 Basın Özeti18 Aralık, 2005 | Basın Özeti 16 Aralık 2005 Basın Özeti16 Aralık, 2005 | Basın Özeti 15 Aralık 2005 Basın Özeti15 Aralık, 2005 | Basın Özeti 14 Aralık 2005 Basın Özeti14 Aralık, 2005 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||