|
İran'lı kadınların eşitlik savaşı | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Yargılanan beş kadın hakları savunucusunu destekleme eylemi yaptıkları için hafta sonunda gözaltına alınan 33 kadından 30'u, 8 Mart gösterilerine katılmamaları koşuluyla serbest bırakıldı.
Hafta sonunda gözaltına alınanlar arasında, İran'da kadına karşı ayrımcı uygulamalar içeren yasaların kaldırılmasını isteyen kadın hareketinin önde gelen bir çok üyesi vardı. İran'da yasalar nedeniyle mağdur olmuş kadın bulmak güç bir iş değil. Füruh yalnız başına yaşadığı küçük dairede fotoğraf albümlerine bakarken, "İşte oğlum, bebekken..." diye gösteriyor. Ayrıldıklarında mahkeme çocuğun velayetini kocasına vermiş. Füruh şu anda yedi yaşına gelen oğlu Ali Rıza'yı aylardır göremiyor. Eşinden ayrılma sebebi şiddet. "Kocam eve geldiği andan çıkana kadar sürekli bağırıp çağırırdı. Çoğu zaman bu dayağa dönüşürdü." diye anlatıyor. Oğlu Ali Rıza araya girer ve "Anneme vurma!" dermiş. Ama kocasının, oğlunu da dövüp bir kenara savurduğunu anlatıyor. Yargıç, Füruh'un oğlunu haftada 12 saat görmesine izin vermiş. Ama polis karakolunda. Bu çocuğu öyle korkutmuş ki görüşmemeye başlamışlar. Füruh'un eski kocası şimdi çocukla telefonda bile görüşmelerine izin vermiyor. Füruh'un gözlerinden yaşlar dökülmeye başlıyor bütün bunları anlatırken... Bu, İran yasalarının nasıl kadınlar aleyhine işlediğinin yalnızca bir örneği. Ayrılık halinde, çocuk erkek ise iki yaşından sonra; kız ise yedi yaşından sonra velayetini otomatik olarak baba alıyor. Füruh yalnızca çocuğunu görememekle kalmayıp, eşinden hiç bir nafaka da almaksızın yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Kadınlar değişim istiyor Kadın hareketi şimdi değişim için mücadele ediyor. Perize sokaklarda kadınların yasal statüsü konusundaki sorunları anlatıp imza toplamaya çalışan kadınlardan biri. İmza topladığı dilekçede, İslam hukukunun kadınlara karşı ayrımcılık içeren maddelerinin kaldırılması isteniyor.
Kampanya ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmekten usanmış bir çok kadının ilgisini çekiyor. Dilekçeye imzasını koyan Mahnuş bunlardan biri... "Her durumda erkeğin yarısı değerinde sayılmayı protesto ediyorum." diyor. "Ben bir erkekten daha bile yetenekliyim muhtemelen, niçin onun yarısı kadar hakkım olsun?" Mahnuş'un arkadaşı Şima da dilekçeye imzasını koyuyor. Annesi de dahil bir çok kadının boşandıklarında neler çektiğine tanık olmuş. "Boşanma kanunu çok gülünç." diyor ve sürdürüyor "Kadın hakime gidip kocasının uyuşturucu müptelası olduğunu anlatıyor. Hakim hâlâ 'Kocanla geçinmeye çalış, en azından geçimini sağlar.' diyebiliyor. Hakimler kadının değerini ve onurunu hiç düşünmüyorlar." Korku faktörü Buna karşın Perize imza toplarken çok daha rahat değil. Yakında park etmiş bir arabadan sivil polislerin bizi filme çektiğinden kuşkulanıyor. Daha önce bir çok kadının imza toplarken gözaltına alındığını anlatıyor. Yetkililerin onları bir tehdit olarak gördüklerini söylüyor ve ekliyor "Yetkililer kadın hareketini dinlemek istemiyorlar. Çünkü onların fikirlerinin Batı'dan geldiğini düşünüyorlar." Yine de Perize, İran'daki en varlıklı, en Batılılaşmış kadınların, ayrımcılık içeren yasaların değişmesi konusundaki kampanyaya, yoksul ve daha muhafazakar kesimlerden kadınlara oranla çok daha az destek verdiğine dikkat çekiyor. Perize'ye göre bunun nedeni, yoksul kadınların sorunları olduğu zaman çok kolay avukat tutamaması. Bir milyon imza Ayrımcı yasaların değişmesi talebiyle bir milyon imza kampanyası geçen yılın Haziran ayında Tahran'ın en büyük meydanında düzenlenen bir barışçı gösterisiyle başladı. Kadınlar bu gösteri sırasında çimenlere oturup feminist şarkılar söylediler. Ama birkaç dakika içinde müdahaleye girişen polis, göz yaşartıcı gaz bombaları eşliğinde kadınları döverek gözaltına almaya başladı. O gün gözaltına alınan 70'i aşkın kadından biri de 20 yaşındaki öğrenci Dilaram Ali idi. Hâlâ yargılanmakta olan Dilaram Ali, "Ulusal güvenliği tehdit etmek, kamu düzenini bozmak, rejim karşıtı propaganda yapmak ve yasadışı muhalif gruplarla ilişkili olmakla suçlanıyorum." diyor. Evin cezaevinde üç gün tecrit hücresinde polis tarafından yaralanmış halde tutulmuş. Dilaram Ali'yi İran'ın en tanınmış kadın hukukçusu, insan hakları çalışmaları nedeniyle Nobel barış ödülüne layık görülmüş Avukat Şirin Ebadi savunuyor. Ebadi, İran yasalarının barışçı gösteri hakkını tanıdığını, o yüzden bu olayda göstericilerin değil, şiddet kullanan polislerin yargılanması gerektiğini savunuyor. Ebadi "Polis hakkında şikayette bulunduk. Maalesef 10 ay geçmesine rağmen hiç bir polis yetkilisi çıkıp da bu şikayete bir yanıt vermedi." diyor. |
İlgili haberler BM'den Araplara kadın uyarısı07 Aralık, 2006 | Haberler ABD'de kız çocuk sünnetine ceza02 Kasım, 2006 | Haberler Namus cinayetine karşı kampanya18 Kasım, 2006 | Haberler Afgan kadınlar şiddet kurbanı31 Ekim, 2006 | Haberler Kuveytli kadınlar sandık başında29 Haziran, 2006 | Haberler 'İranlı kadın taraftar olamaz'09 Mayıs, 2006 | Haberler İranlı kadınlara 27 yıl sonra stad izni24 Nisan, 2006 | Haberler Suudi kadınların ilk seçimi28 Kasım, 2005 | Haberler | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||