|
FORUM: İsrail-Lübnan | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İsrail, iki askerinin kaçırılması ardından Lübnan ve Gazze'de operasyonlara başladı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan ve İngiltere Başbakanı Tony Blair İsrail ve Lübnan arasındaki şiddetin sona erdirilmesi amacıyla bir uluslararası barış gücünün bölgeye gönderilmesi çağrısında bulundu. İsrail'in Hizbullah'ı hedef alan askerî operasyonu haklı görülebilir mi? Orta Doğu'da şiddet ne zamana kadar devam edecek? Bu son kriz bölge güvenliği için ne anlama geliyor? Aşağıda bize gönderilen mesajlar arasından seçilen, okurlarımızın görüşlerini genel çerçevesiyle yansıtan değerlendirmeleri okuyabilirsiniz. Bu forum kapanmıştır. Gönderilecek yeni mesajlar artık yayınlanmayacaktır. Türkiye'nin yanıbaşında yanan ateşin dumanı mutlaka bir gün Türkiye'nin de boğazına kaçacaktır. İsrail ve Birleşik Devletler gerek İkinci Irak Savaşı'nı gerekse Hizbullah bahanesiyle Lübnan'ın işgalini, tamamen komik gerekçelere dayandırmaktadır. İsrail Lübnan'a giriş nedeninin iki İsrailli askerin kaçırılması olduğunu söylese de hepimizin bildiği gibi bu kaçırma olayı da bir İsrail operasyonunun misillemesidir. Bence bu yanan ateşi sınırlarımıza yaklaşmadan söndürmek için en azından kendi sınırlarımız etrafında tabiri caizse soğutma çalışmaları yapmalıyız. Bunu için de Türkiye ne pahasına olursa olsun, Irak'ın kuzeyini kontrol altına almalıdır. Yoksa Türkiye tarih ve coğrafya kitaplarını yeniden basmak zorunda kalabilir. Bu büyük bir tehlikedir. Iraklı Kürtler'in Doğu Anadolu'yu da alarak bağımsız bir Kürt devleti kurmak istediğini hepimiz biliyoruz. Bunun için de en büyük güvencelerinin İsrail ve Amerika olduğunu da hepimiz biliyoruz ki, son günlerde Amerikan kanallarında yayınlanmaya başlayan Kürt reklamları da bunu bize ispatlamaktadır. İsrail de büyük İsrail ve vaad edilmiş topraklar hayaliyle bölgede adeta ikinci İsrail diyebileceğimiz bu oluşumu desteklemektedir. Türkiye bunların farkına varmalı ve bir an önce Kuzey Irak'ta askerî olarak varlığını göstermelidir. Artık bütün dünya ABD ve İsrail'in gerçek yüzünü görsün. Onlar bebek, kadın demeden öldürüyorlar. Artık Türkiye kendi safını belirlemeli. Hizbullah'ı artık kimse kötü gösteremez. İsrail kendi topraklarına karşı yapılan bir saldırıda sıcak takip yapabilir ancak şu anda yapılan düpedüz insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. İnsanları diğer canlılardan ayıran en önemli unsur akıl ve bunun uzantısı olan diplomasidir. Amerika'nın Irak'taki gibi çıkamayacağı bir batağa girmektense İsrail diplomasi yoluyla "kendi topraklarına" olan saldırıları Lübnan hükümetinin sonlandırmasını sağlayabilirdi eğer istediği gerçekten bu olsaydı. Reel politikte duyguların yeri yoktur. Türkiye bu durumu kendi lehine kullanmalı, bölgede aktif bir politika izleyerek bölgesel güç olma yönünde emin adımlar atmalıdır. İsrail zorla işgal ettiği topraklardan çıkarılmadıkça bu ateş ve kargaşa ortamı sürer gider. Olayın temel bir boyutu var. Bu da İsrail'in Türkiye’nin de bir kısmını içeren ‘büyük İsrail projesi’dir. Dünya medyasını ve dünyanın güçlü ülkelerini lobi faaliyetleri ile baskı altında tutan İsrail, apaçık katliam olarak nitelendirilecek eylemlerini "meşru müdafaa" adı altında yansıtmaya çalışmaktadır. Düşünün ki, sizin ülkenizin bir bölümünü yabancılar serbest mülkiyet adı altında satın alıyorlar, zamanla sayıları artıyor, bir mahalle, semt, ilçe oluyorlar. Daha da büyümek isteyip etraftakileri baskı altında tutarak yerlerini satmaya veya göç etmeye zorluyorlar ve sonunda bir bakmışsınız ki bir ülke oluvermişler. Bu da yetmiyor çok daha büyük toprak istiyorlar. Nasıl olacak bu: Terörist faaliyetlere başvurarak ve komik nedenlerle, askeri gücü yok denecek kadar az olan ülke veya toplulukları işgal ederek. Batı, Hitler soykırımına karşılık çektiği vicdan azabı nedeniyle, olayla hiçbir alakası olmayan masum bir halk olan Filistin halkını ve topraklarını İsrail’e diyet olarak vermiştir. Şimdi ise Hitler’in Yahudi soykırımından çok daha fazlasını, zamana yayılmış bir şekilde İsrail yapıyor. Hiçbir şey masum insanların ölmesine gerekçe olamaz. Artık dünyada yaygınlaşan 'kurunun yanınıda yaş ta yanar' felsefesi terk edilmeli. Kişisel özgurlük ön plana alınmalı. Her ne kadar İsrail, ülkesinin mevcudiyetini koruyabilmek için kendisine karşı olan davranışlara karşı caydırıcı önlemler almakta haklı görülebilse de özellikle sivilere ve çocuklara karşı çok acımasız davranışlarını hoşgörü ile karşılamak mümkün değildir. Çok güçlü istihbarat örgütü olduğu bilinen İsrail sadece kendisine karşı davranışlarda bulunanlarla mücadele etmek yollarını denese dünyada kendisine daha fazla taraftar bulabilir. Hepsi doğru da acaba biz ne kadar dışındayız bunun. Yani her zaman muttefiklerimiz dediğimiz ülkeler değil mi bunu yapan veya yaptıranlar? Bizim de mi işimize geliyor susmak acaba? Hamas, Hizbullah, PKK birer terör örgütüdür ama bunların hiçbiri Amerika veya İsrail kadar sivil ve çocuk öldürmemiştir. Bu nasıl oluyor da Amerika'nın demokrasi getirdiği ve İsrail'in kendini savunduğu anlamına geliyor? İsrail'e saldıranlar Filistinli veya Lübnanlı çocuklar mı? Bu saldırı da İsrail saldırısı değil, Amerika'nın saldırısı olarak görülmelidir. Afganistan ve Irak'ta uyguladıkları 'demokrasi'yi şimdi Suriye ve İran'a uygulamak istemektedirler. Bunun için İsrail'in Lübnan saldırısı bir başlangıçtır. Condoleezza Rice'ın da dediği gibi Orta Doğu yeniden şekillenecektir. İsrail’in bu kontrolsüzce saldırısını haklı bulmuyorum. Çünkü Hizbullah’ın yerleri diye saldırdığı yerler büyük bir çoğunlulukla sivillerin bulunduğu yerlerdir. Yapılan saldırıda genellikle Hizbullah militanları değil siviller hayatını kaybediyor. Bir yandan siviller hayatını kaybederken bir yandan da İsrail gereksiz yere Lübnan topraklarını işgal ediyor. İsrail Amerika’nın isteği ile yeni Orta Doğu Projesi’ni gerçekleştiriyor. Bu olayda da 2 askerin kaçırılması öne sürülüyor. Lübnan’ın da gücü olmadığı için karşılık veremiyor. Bence bu savaş dünya çapında bir savaşın kıvılcımları olabilir. Çünkü Arap devletleri, İran, Suriye gibi devletler seslerini yükseltmeye başladı. Bu yüzden yeni bir olağanüstü savaş başlamak üzere. İsrail var olma hakkını hızla kaybediyor. İsrail’in saldırıları elbette haklı görülebilir. Tabi kendimizi biraz zorlamalıyız bunun için. Mesela biz değil miyiz birileri kitapçı bombaladığında ses çıkarmayan, içten içe bundan keyif alan? Ya da biz Kuzey Irak'a girebilsek, amacımıza ulaşırken yüzlerce çocuk öldürsek çok mu önemserdik? Bir soru: Amerikanın en büyük müttefiki olan, başbakanı zaman kendi karikatüristleri tarafından Bush'un fino köpeği olarak bile resmedilebilen bir ülkenin yayın organı olan BBC’de yer alan bu konuyla ilgili haberlerin onda birini bile neden en yüksek tirajlı gazetelerimizde ya da televizyon kanallarımızda göremiyoruz? Biraz daha karakterli yazılı ve görsel basın istiyoruz. Bizlere Sibel Can’ın giydiği mayolardan daha önemli şeyler anlatın. Tek taraflı yapılan bu saldırıları şiddetle kınıyorum. Masum insanlar uzun yıllardır düşünülen Orta Doğu Projesi uğruna yok ediliyor ve güçlü ülkeler buna seyirci kalıyor. Öte yandan sözde terörü yok etmek amacıyla girdikleri Irak’ta kaosu yaşatanlar kendilerinden başka kimseyi kandıramadıklarının farkındalar aslında. İşin acı tarafı dünya kamuoyu olanların önceden hazırlanmış bir plan olduğunu bilmelerine rağmen işi prosedüre uydurmaktalar. Şimdi de bu projenin bir devamı olan Lübnan saldırıları var. Bundan önce de İran’la yapılanlar var tabii. Bunun ardından Suriye de gelebilir. biz bunu istemiyoruz. Bu topraklarda yaşayanlar olarak sömürge zihniyetinin devam ettiği şu yüzyılda bölge halkı olarak hakkettiğimiz huzur ve mutluluğu istiyoruz. Barış istiyoruz. Bir ülkenin sınırlarını işgal etmek ve sivilleri öldürmek kabul edilemez bir davranıştır. Hizbullah terör örgütü olarak görülüyor bu nedenle ABD İsrail'i destekliyor. Neden bizim Kuzey Irak'a girmemiz istenmiyor? Bunlar tamamen hazırlanmış bir oyun. Bu dünyada bütün milletlerin sahip olduğu hakkı neden Yahudi ve Kürtlerden esirgemeye çalışıyorlar ki. Türklerin Arapların hakkı olduğu kadar Yahudilerin de yaşama hakkı vardır. Hizbullah kimdir ve neyi temsil ediyor? Kendilerini Allah’ın savaşçıları olarak adlandıran bu insanların tek bir görevi vardır o da öldürmek ve yok etmek. Eğer Allah’a inanan ve ona sadık insanlar ise neden Allah’ın buyurduklarını yerine getirmiyorlar. Ben Yahudi değilim ama şunu çok iyi biliyorum ki bu dünyada iki kavme yapılmadık hakaret ve acımasızlık kalmadı - Yahudiler ve Kürtler. Ne pahasına olursa olsun Yahudilerin kendilerini savunmalarını destekliyorum. Lübnan, İran ve Suriye bu katilleri destekledi. Onun için İsrail’in bu katillere ve onun destekçilerine attığı tokat alkışlanmalı ki bir daha insanlar katledilmesin. İsrail'in BM gözlemcilerini vurmaya cesaret edebilmesi ne kadar gözü kara ve dünyanın geri kalanını umursamaz bir şekilde hareket ettiklerini gösteriyor. İsrail'i durduracak hiçbir güç bulunmaması daha da vahim. Siyasetin, diplomasinin, uluslararası hukukun ve ekonominin işlemediği yerde gücün sözü geçerli ve ne yazık ki bu sadece İsrail'in elinde var görünüyor. Buna kim dur, diyecek? Hizbullah mı? Hamas mı? Yoksa elleri hepsinden kirli İran ve Suriye mi? Aslında bana kalırsa yine bütün olanların faturasını hepsi birlik olup Filistin halkına ödetecekler. Çok yazık. Bir halk nasıl halk olmaktan çıkarılıp aşağılana aşağılana un ufak edilir ibretle izliyoruz. Bazı yorumlarda Türkiye'deki Hizbullah'la Lübnan'daki Hizbullah'ın karıştırıldığı görülmektedir. Bu korkunç hata ile yorumlar yapılıyor. Bu iki örgütün hiçbir alakası yoktur. Yorum yapmadan önce Hizbullah'ın gerçekte ne olduğunun bilinmesinde fayda var. Ben bir Türk Müslüman olarak işim dolayısıyla İsrail’deyim. Herşey uzaktan görüldüğü gibi değil. Buradaki halk barış istiyor, onlar da tüm dünyadaki insanlar gibi huzur içinde yaşamak istiyorlar. Ama gelin görün ki, gün geçmiyor, her zaman her yerde teröristlerin üstlerinde patlattıkları bombalarda bir sürü masum insan, çoluk çocuk parçalanarak ölüyor. Bunlar da birer can değil mi? Ben Lübnan’da ölen çocuklar için de aynı şeyi düşünüyorum. Teröristlerin yaptığını desteklemek ne kadar doğru? Hizbullah’ın Türkiye’de de faaliyetlerini unutmamak lazım. Terörizmi desteklemek bir insanlık suçudur. Şimdi size soruyorum siz ne hakla İslamiyet için savaşan, kendilerine yapılan haksızlıkalara karşı ve sivilleri korumak için savaşan, ülkeleri İsrail tarafından elinden alınmış bir ülke olarak zülme karşı savaşan, Hizbullah'a terörist diyebiliyorsunuz. Size soruyorum sizin ülkeniz birileri tarafından ele geçirilse çocuklar öldürülse, kadınlarınıza tecavüz edilse, kardeşlerinize işkence edilse, acaba sizler nasıl karşılk verirdiniz? Şu an PKK'nın Türkiye'ye yapmak istediğini daha önceden İsrail Filistin'e yapmış ve başarılı olmuştur. Şimdi size soruyorum terörist kim? İsrail'in sivil ve masum insanları öldürmesini haklı bulmuyorum. Değil İsrail, böyle bir şeyi yapan hiçbir ülke veya topluluk haklı bulunamaz. Ama bu, Hizbullah'ın bir terör örgütü olduğu gerçeğini değiştirmez. Ben sadece, Lübnanlı kim olursa olsun ölen masum siviller için üzülüyorum. Şu gerçek açıkça ortada. Amerikan dış politikasının ve askeri gücünün gemleri İsrail'in ellerinde. İsrail ne yana çekerse oraya gidiyor. Bu gidişin neticesi Amerika için bir felaket olsa bile. Ve Amerika bu köleliğin bedelini sonu gelmez korkularla ödüyor ve belki de daha fazlasını ödemeye devam edecek. İsrail'in geminde sadece ABD yok. İsrail'in Amerika'dan sonraki en büyük destekçisi İngiltere ve diğer batılı güçler ve onların uydu devletleri. İsrail siyonist ütopyası peşinde dünyayı felakete sürüklüyor. Eğer batılı halklar bu esaretten kurtulamazsa Orta Doğu petrollerinin yakıcı alevi tüm dünyayı saracak. Yahudilerin yüzlerce yıldır ulaşmaya çalıştıkları bir amaç vardı: Büyük İsrail. Şu an İsrail'i katliam, zulüm ve işkence üzerine kurdular. Asıl büyük amaçları daha gerçekleşmedi. Şu an değişik bir ifadeyle söylüyorlar 'Büyük Orta Doğu Projesi=Büyük İsrail'. Bu amaçlanan projenin içinde Türkiye toprakları da vardır. Planlı bir şekilde aşamaları uygulamaktadırlar. Asker kaçırma bahanedir. Asıl terörizmi sivilleri, çoçukları katlederek İsrail yapmaktadır. PKK'yı eğitip beslemektedir. Gafiller hâlâ uyuyadursun. Kendini savunma hakkıymış. Geç onları. Son 10 yıldır Orta Doğu'da yaşanan gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda; ABD'nin bu bölgede yeni açılımlar peşinde olduğu bir gerçek. Yani Büyük Orta Doğu Projesi'nin ilk tohumları atılmaya başlandı. Bölgede çıkarları etkileyecek güç olan Irak'ın bir kaos ortamına bırakılmasının ardından Suriye, İran ve sonra Türkiye. Bence geçmişe şöyle bir bakıp yaşananlardan ders almamız gerekiyor. Bunların hiç biri tesadüf değil ve olmayacak. Bugün Hizbullah'ı bahane edip İran'a Suriye'ye diş gösterenler yarın PKK meselesini öne sürüp dün yaşananları yarın bize uygulamayacaklar. Böyle olmayacağını kim garanti edebilir? İsrail, Filistin’de İran yanlısı Hamas’ın başa gelmesiyle bu topraklara korkunç bir baskı ve şiddet uyguladı. Yine İran yanlısı Lübnan Hizbullah’ı, Hamas’ı bu cendereden bir nebze olsun rahatlatmak için İsrail sınırına saldırıp İsrail askerlerini öldürüp kaçırdı. Bunun üzerine İsrail de Lübnan topraklarına girdi. ‘İsrail bu açıdan haklı mı?’ diye sorulursa haklı diye cevaplanabilir. Ama burada insanlar ölüyor sonuçta. Asker, militan ya da sivil. Bu açıdan yaklaşıldığındaysa İsrail’in haksız olduğu görülebilir. Benim görüşüme göre din eksenli, özellikle İslam ve Yahudilik gibi reform yapamayan dinlerden bahsediyorum, bunlar devlet ve örgüt yönetiminde asıl unsur olarak kullanıldıklarında sonunun insanlık için büyük yıkım olacağı kesindir. 1990 yıllarını hatırlayalım Hizbullah Türkiye’de de vahşice terör eylemleri yapıyordu. İnsanları korkunç işkencelerle öldürüyordu. Bu zihniyette olan insanların devlet yönetiminde etkin olduklarını bir an düşünelim. Korkunç bir şey olurdu sanırım. Ben bu olayların başlamasına sebep olan iki askerin Lübnan veya Hizbullah tarafından kaçırıldını sanmıyorum. Olaylar kumsalda masum 7 çocuğun İsrail toplarıyla öldürülmesiyle başladı. Bu iki askerin kaçırılması fikrini İsrail ortaya attı ve yapacakları için bir sebep oldu. Amerika'nın Afganistan'da yaptığı gibi. Bizim asıl dikkat etmemiz gereken sınır ötesi hareket yapmaya zorlayarak Türkiye'yi Orta Doğu'daki savaşın içine sokmaya çalışıyorlar. Ben bu konuda İsrail’in haklı olup olmadığı konusunda kesin bir yoruma sahip değilim. Fakat emin olduğum tek bir şey var. İsrail yapması gerekeni yapmaktadır. Yani Türkiye’nin yıllardır PKK'ya yapması gerekip yapmadıklarını (yapamadıklarını) iki asker bahanesiyle Hizbullah karşısında yapıyor. Fakat artık riskli anlar başlamıştır İsrail için. Şahsi fikrim bir kara harekâtı şarttır. Hizbullah mensubu olan teröristlerin düzenli ve çok gelişmiş İsrail ordusu karşısında pek direnç gösterebileceğini sanmıyorum. Yani bir deyimle yılanın başını büyümeden keseceksin. "İsrail'in başka çaresi yok" diyenler ilgimi çekiyor. Düşüncelerini merakla okuyorum. Fakat sormak istediğim bir soru var: Acaba "kök kazınması" işlemi, "tüyü bitmemiş bebeler"den mi başlıyor. Lübnan'da zarar görenlerin üçte ikisi çocuk. Ölenlerin ise neredeyse tamamına yakını sivil. Hizbullah militanlarından -kimisine göre terörist- ölenlerin sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Bu ne demek oluyor? Lübnanlıların hepsi terörist mi? Yoksa 'Aman canım, nasıl olsa biri ölür, biri doğar' mı diyor sayın Londralı. Terörün dini olmadığını belirtmiş. Haklı. 'Din' gerçeği görmemizi engellememeli. İsrail ve ABD etle tırnak gibiler. Dünyanın, en gelişmiş teknolojilerine sahipler. Yıllardır bölgedeki halklara verdikleri acının, kıyımın, dehşetin kendilerine kin ve intikam olarak dönebileceğini göremezler mi? Bilimi bu kadar iyi kullanan ikili, bu konuda nasıl bu kadar aymaz olabiliyor? Üstelik bu günkü iletişim ortamında, yaşanan dehşetin insanlığın kollektif bilincinde ne kadar derin izler kazıyacağını anlamak zor olmasa gerek. Bunu rahatlıkla görebileceklerine göre, geriye Büyük Orta Doğu Projesi ve yeni muhafazakârların hovarda idealleri kalıyor. Bir macera için değer mi? Hem nerede o hassas, adil, bilimci Avrupalı? Yorumlarda İsrail'i haklı gören insanları anlamakta çok zorlanıyorum. İsrail'in yaptığı resmen bir devlet terörüdür ve haklı görülecek hiçbir yanı yoktur. İstanbul'dan az nüfusu olan İsrail bir ülkenin toprak bütünlüğüne saygı göstermeden sözde kaçırılan iki askeri için nasıl oraları işgal edebiliyor. İsrail bu gücü nerden alıyor? Türkiye bir haftada öldürülen 15 askeri için neden eşkiyadan başka kimsenin yaşamadığı dağlara bir kurşun bile atamıyor? Kendimizi kandırmayalım gerçekler ortada. Yıllar öncesinden hazırlana planlar çoktan uygulamaya konuldu ve biz bunu idrak etmekte oldukca zorlanıyoruz ne hikmetse ve hâlâ İsrail'i haklı görebiliyoruz. İsrail'in başka çaresi yok. Mecbur bırakıyorlar, hergün terör saldırıları yapıyorlar. Hamas, Hizbullah ve PKK bunlar terör örgütüdür. Bunların kökünü kazımak lazım. Terörü yaşayan iyi bilir ama bakıyorum maalesef Türkiye terörün ne olduğunu unutmuş, sırf diğer taraftakiler din kardeşi olduğundan teröristleri desteklemekteler. Unutmayın terörün dini yokur. İsrail devleti, ne uluslararası toplumun çağrılarına cevap vermekte, ne de Birleşmiş Milletler'in kararlarına uymaktadır. İnsan hak ve hürriyetini ayaklar altına alıp zavallı masum sivilleri çocuk, kadın ve yaşlı demeksizin katleden ve devlet terörü uygulayan bir devlet nasıl olur da başka bir ülkeye bütün dünyanın gözleri önünde saldırabilir ve bu saldırılar nasıl olur da haklı bulunabilir? Malesef bugün uluslararası hukuk işlememekte ve Birleşmiş Milletler gerekli kararları alıp uygulayamamaktadır. Amerika Birleşi Devletleri'nin bugüne kadar İsrail devletine nasıl destek verdiğini söylemeye gerek duymuyorum. Benim burada asıl anlayamadığım konu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin ve Avrupa Birliği'nin İsrail'in eşit ve adil olmayan bu askeri gücünü savunmasız ve biçare sivilere uyguladığı devlet terörü karşısında sessiz kalmaları ve yaptıkları açıklamaların kınamaktan öteye geçmemesidir. Barış gücü adı altında girecekler Lübnan'a, sonu Irak gibi olacak, ABD'nin sömürgesi durumuna gelecek. BM zaten emir altında. Kim durduracak bu felaketi? Orta Doğu kan ağlıyor, yeni bir iç savaş daha olabilir. İsrail Suriye'yi de tehdit ediyor. İşin içine İran'da katıldı, 'Suriye'ye dokunamazsın' diye. İsrail kendi geçmişini unutmamalı ve bu kadar masum insanı katletmeye bir son vermeli. Ayrıca Hizbullah bir terör örgütü değildir. Sadece kendi insanını kormaya çalışan bir halk hareketidir. Ben ne İsrail'in ve İsrailliler'in, ne Filistinliler'in ne de Lübnanlılar'ın terörist olduklarını kabul ediyorum. Sadece herkesin, hepimizin birarada yaşayabilmeyi öğrenmemiz lazım. Hiç kimse bir ülkenin vatandaşı diye ya da bir dine üye diye terörist kabul edilemez. İsrail, ABD'nin müsade ettiği ölçüde saldırganlaşabilir. Bu tamamıyla ABD emperyalizminin, Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) kapsamında değerlendirilebilecek bir süreçtir. Süreç mümkün olan her yöntem ile bu projenin önünde engel olan ulus devletlerin tasfiyesi üzerinden işlemektedir. Ve konu bana göre Hizbullah değil, Suriye ve İran'ın, ilerleyen aşamalarda Türkiye'nin tasfiyesidir. Burda kendi ülkemize gözümüzü dikmek zorundayız. Yalçın Küçük'ün çözümlemesi ile 'İsrail'in, İsrail'den daha çok Türkiye'de güçlü olması' tespitinin önümüzdeki sürecte medyanın, politikacıların, konumlanışlarını izlemek açısından iyi bir nirengi noktası olacağı kanaatindeyim. Biraz önce BBC sayfasında okuduğum bir makalede İsrailli vatandaşların fikirlerine yer veriliyor. Hepsi bir ağızdan Hizbullah’ı suçluyor ve İsrail’in Lübnan’a saldırısını doğru buluyor. Gerçi, İsrail’in de kendi vatandaşları tarafından Lübnan’a yapılan saldırıdan dolayı Tel Aviv’de protesto edildiği görüldü. Türkiye’dekilerin Müslüman olması nedeniyle ve tarihi olarak Araplara daha yakın olması sebebiyle İsrail’in yaptığını tasvip etmiyor ve dolayısıyla haberler da buna göre yapılıyor. Zaten objektif olması beklenmez ama açık olan şu ki İsrail haksız, ama bu durumda İsrail vatandaşlarının, devletlerinin haklı olduğunu düşünmeleri, bence, dikkat çekici. Ya dezenformasyona uğruyorlar, ya da bizim bilmediğimiz bir şeyler var. Daha bir kaç gün önce Annan hakkında mikrofonlar önünde dedikodu yapan Bush ve onun gölgesi Blair, şimdi sadece sembolik bir adım atmak için bölgeye güç gönderilmesini öneriyor. Peki sonra ne olacak; BM güvenlik konseyi toplanacak, ABD bunu veto edecek, İsrail Lübnan'ın daha da içlerine girene kadar ona zaman kazandıracak. Ve Blair bir anda ortaya çıkıp, "arabulucu" rolü üstlenecek. O zamana kadar ölen insan sayısı bini çoktan geçmiş olacak. Eğer gerçekten çözüm istenseydi Blair ve Bush daha en başından tavırılarını net şekilde ortaya koyar, bu işe 'dur' derlerdi. Sonuç: Dünyanın yeni düzeninde Birleşmiş Milletler meşruluğunu ve tarafsızlığını tamamen yitirmiştir. Bu, İsrail hükümetinin yapmış olduğu haraket sadece Lübnan'a vaya Hizbullah'a değil tüm İslam dünyasına açılmış bir savaştır. Yapılan bu zülum ve işkence en kısa zamanda durdurulmalıdır. İsrail başka ülkelerden de destek almaktadır. Orta Doğu yaşamları gözden çıkarılmış masum insanların toprakları haline dönüştüğünden beri, terörist grup olsun ya da terörizm mantıklı meşru devletler olsun, birçok silahın gölgesinde kan kaybetmekte. Biz de sanki sinemaya yeni bir film gelmiş gibi, basit eleştiriler ve umursamazlık içinde bu tabloyu izlemekteyiz. Ancak ölen bu insanlar gerçek, bu bombalar da gerçek. Oysa insan hakları evrenseldir diye öğretilmişti bize ve dolayısıyla Müslüman, Yahudi, Hıristiyan ve her kesimden insanın yaşam hakkı vardır ve vazgeçilemez diye biliyorduk. Dün televizyonda yayınlanan, bir okula sığınmış yetmiş yaşındaki Lübnanlı yaşlı bir kadının yaşamı boyunca evini kaçıncı kez terketmek zorunda kaldığını dahi hatırlamaması düşündürücüydü. Asıl terörist İsrail devletidir. 1948'de kurulduğu sınırların üstüne 1967'de Filistin topraklarını işgal etmiştir. Bununla da kalmayıp kalan Filistin toprakları içerisinde duvar örerek, fiili parçalanmaya neden olmuş, defalarca kez Filistin mülteci kamplarında masum insanları katletmiştir. İsrail teröristir ve eğer yeryüzünde teröre karşı gerçek bir savaş varsa ilk olarak İsrail'in hedef alınması gerekmektedir. Bazıları "Müslümanlara karşı batı ittifakı"ndan söz ediyor. Ancak o ittifakın en has üyesi Türkiye, kendisi Orta Doğu'daki en büyük ABD üslerine sahip. İsrail'le Refah Partisi döneminde bir müttefiklik anlaşması imzaladı. İsrail terörist bir devlettir. Ancak Filistin halkı buna İsrail halkına değil, İsrail yönetimine bedel ödeterek cevap vermeli. İsrail ve ABD Müslümanlar'ın ve uluslararası toplumun öfke ve nefretini kazanıyor. Ben masum insanların sebepsiz yere öldürülmesine öfkeleniyorum. Masum insanı çocuğu öldüreceksiniz sonra da bunları haklı sayacaksınız. Yok böyle birşey. Eğer Hizbullah ile derdin varsa Hizbullah güneyde, askerleri dağlarda. Gidersiniz savaşırsınız fakat şehirde ve köylerde yaşayan zavallı insanların üzerine bomba yağdırıp onlarca aileyi yok edemezsiniz. Bunun haklı hiç bir tarafı yok. Tarihte bunları yapanların nasıl anıldığını iyi biliyoruz. Masum insanları öldürenler tarihe nasıl geçtiklerini iyi biliyoruz. Hitleri biliyoruz, Miloseviçi biliyoruz. Mussolini'yi biliyoruz Saddam'ı görüyoruz. Sivil katliamlar artık durdurulsun. Hizbullah terörist bir örgütdür. Desteklerimi İsrail'e veriyorum. Desteklemediğim tek şey sivillerin yaralanmasıdır. Günlerdir basından takip ettiğimiz İsrail-Hizbullah çatışmalarını insanlık adına utanç verici buluyorum. Bunu bir Müslüman olarak değil dünya insanı olarak dile getiriyorum. Masum insanların, belki de siyasi görüşü Hizbullah’a yakın olmayan insanların bile öldürüldüğü hiç adil olmayan bir savaş ortamı yaratıldığını fark etmek hiç zor değil. İsrail’in kendi ülkesi ve insanlarını korumak adına kendinden olmayan sivillerin canını hiçe saydığı bir savaş. Diğer bir şaşırtıcı boyut da pek çok ülkenin sessiz kalarak her gün ölen insan sayısının artmasına sebep olmaları. İsrail'in uyguladığı politika 'kabul edilebilir' olma sınırını aşıp vahşete dönüştü. Bu kadar acımasızlık iki asker için bahane edilemez, eğer edilirse Türkiye PKK için doğu sınırlarında bulunan tüm komşuları işgal ederdi. İsrail'e herkesin bildiği yerlerden maddi destek geliyor ve sadece maşa olarak kullanılıyor. Çünkü biliyor ki arkasında büyük bir güç var. Dini ne olursa olsun hiç bir topluma, masum insanlara, çocuklara bu eziyet yapılmamalı. İsrail bunu alışkanlık haline getirdi ve ne yazık ki artık bombaların üzerine yazı yazdırarak yeni nesillere de bunu aşılıyor. İsrail'deki masum cocuklar da ne yaptığını bilmeden buna yardımcı oluyor. İsrail'e birileri dur demeli. Amerika ve G8 ülkeleri istedikleri yerlere örneğin Irak'a dünyanın öteki ucundan müdahale etme hakkını kendilerinde görüp orayı terörizmin, savaşın merkezi haline getiriyorlar. Sonra da bir kenara çekilip izliyorlar. Bugün İsrail'in başta Filistin olmak üzere Lübnan'da neler yaptığı görülüyor. Kimse bu şavaşa dur demiyor. Binlerce sivil ölüyor. Türkiye'nin etrafındaki çemberi de bir anlamda daraltmaya çalışıyorlar. Bakın Irak'a, şimdi de Filistin, Lübnan. Bakalım devamı nasıl olacak. İsrail'i haklı görenler kendilerini hiç bir suçu olmadan ölen sivillerin yerine koymalıdır. Ne amaçla olursa olsun masum sivilleri katletmek ancak teröristlere özgüdür. Bir iki vatandaşı için bir çok şeyi gözden çıkaran ABD ve İsrail nasıl olur da, hangi mantıkla yüzlerce sivili öldürür. Bu ancak tek taraflı bir oyun ve laf kalabalığı. Kendi içinde bir tutarlılığa kavuşmamış AB nasıl olur da kendi yanıbaşındaki bir ülkede ölen insanlara duyarsız kalır. Gerçi bunu Bosna Hersek'te yapmıştı zaten. ABD ve AB sanırım bu Orta Doğu'daki devletleri biraz küçümsüyor, yok sayıyor. Bir gün yüz yüze savaş başladığında bunlar tersine döner. Nedense herkes bu vahşetin nasıl başladığını unutuyor. Önce İsrail Gazze'de plajda güneşlenen, piknik yapan masum çocukları ve aileleri hedef aldı ve iki gün üst üste yirmiye yakın sivili katletti. Filistinliler bu katliama misilleme olarak bir İsrail askerini kaçırdılar. Ve İsrail bu bahane ile saldırıya geçti. Dünya medyası olayları başlatan plaj katliamlarını unutturuyor, rehin askeri öne çıkarıyor. Tek suçlu yine Filistinliler ya da Lübnanlılar gibi gösteriliyor. Bu vicdansızlık değil mi? Haksızlık değil mi? Barış, çocukları ve sivilleri katleden ve sistemli bir şekilde insanlara açlıkla ve yoksullukla işkence eden İsrail devletinin de bir terör örgütü olduğunu kabul ettiğimizde ve bu örgütün elebaşları Miloseviç gibi yargılanıp cezalandırıldığında mümkün olacaktır. İsrail yıllardır Filistin'de sivilleri öldürüyor ve buna Dünya kamuoyundan hiç ses çıkartılmıyordu. Su an hala İsrail birlikleri Filistin topraklarında ve sivilleri öldürerek terör estirmeye devam ediyor. Tabii Birleşmiş Milletler ve diğer oluşumlar nezdinde bir tepki ile karşılaşmadığı için şimdi de Lübnan'da. Irak’ta sorun yokken durduk yere müdahale eden uluslararası toplum şimdi nerede? Afganistan bundan daha mı kötüydü? Bu da ortaya koyuyor ki BM artık objektif bir kurum değil ve ABD'nin güdümünde faaliyet göstermektedir. Geriye kalan 180 üyenin hiçbir etkinliği yok ve ABD dış politikaları ile diğer bazı Batılı devletlerle birlikte ne kadar samimiyetsiz olduklarını göstermişlerdir. Türkiye basınında tek taraflı haberler görmekten bıktık. Biraz gerçekçi olun. İsrail ne Filistin ne de Lübnan halkına karşı savaşıyor. Aynı biz Türkler gibi Kürtlere karşı savaş değil PKK terörüne karşı bir savaş. İsrail de Hamas gibi Hizbullah gibi terör örgütlerine karşı savaşmakta. İğneyi önce kendinize batırın başkalarına batırmadan evvel. Orta Doğu'da devamlı sulhun teessüsünde ilk adım olarak önce İsrail'in işgal ettiği topraklardan derhal geri çekilmesini şart olarak görüyorum. Filistin halkına yıllardan beri yapılan insanlık dışı muameleyi tel'in ediyorum. Filistin ve Lübnan halkı biran evvel vatanlarına ve yurtlarına kavuşmalıdır. İsrail haksızdır. Haksızlığı işin içindeki uzmanlar tarafından bilindiği gibi, sokaktaki sıradan insanlar tarafından da görülmektedir. Kaçırılan iki asker, atılan taşlar gibi gerekçeler sadece fanatik İsrail vatandaşları ile gözü dönmüş çıkarcı, İsrail yanlısı bazı çevreleri tatmin etmektedir. Sokaktaki insan bu yanlışın İsrail’in başını yakacağına inanmaktadır. Saldırı ve çatışmalar lokal bir temizlik gibi gözüküyor ama Suriye ve İran'a sıçrama ihtimali var. Sonuçta Hizbullah İran’ın Orta Doğu’daki kolu. İsrail bir şekilde Hizbullah’ı yok etmek istiyor. İsrail’in 21’inci yüzyılda Hayfa’yı bir enerji üssü haline getirmek gibi bir çabası var. Riskleri dağıtacak ve kamuoyunu yanına alacak. Fakat bölge bu haldeyken bu proje sekteye uğrayacak. Bölge güçlerini sindirmesi, demokratik zemine çekmesi, buna uzak olanları da yok etmesi gerekiyor. Yoksa İsrail 21’inci yüzyılda kendini var edemez. Yapılan bunca zulüm, çocukların ölmesi, masumların katledilmesi tarihteki yerini nasıl alacak acaba? Yeni bir soykırım iddiası olarak mı yoksa meşru müdaafa olarak mı? Bu durumu ne belirleyecek peki? Güçlü medya patronları mı yoksa aynı dine mensup olduğu için yapılanları müstehak gören zenginler kulübü mü? Neden Birleşmiş Milletler askeri Blair ve ABD Başkanı istedikleri ülkeyi vurduruyolar ama Türkiye PKK için Kuzey Irak'a girmek istese çeşitli bahaneler ortaya koyuyarlar? Bu, ABD ve İngiltere Orta Doğu'daki Müslüman ve Arap ülkelerine haçlı seferi yapmaya başladıkları anlamına geliyor. Afganistan benzeri bir barış gücünün görev yapması akan kanın durmasına katkı sağlayabilir. İsrail'in karşısındaki devletler ve örgütler çağdışı olabilir ama bu İsrail'in insanlık dışı davrandığı gerçeğini değiştirmez. Yahudi toplumu insanlık dışı uygulamaları bilen bir toplum. İkinci Dünya Savaşı'nda büyük acılar yaşadılar. İsrail'e en çok onların karşı çıkması gerekir. İsrail sivil insanların üzerine bomba yağdırmaktan, çocukların ölmesine sebep olmaktan vazgeçmek zorunda. Artık çok geç. Ok yaydan çıktı. İran, Suriye, İsrail ve ABD. Savaş kapımızda. İsrail'in operasyonu haklıdır. Kaçırılan 2 ve öldürülen 8 asker gergin ipin kopmasına mâl oldu. İsrail'in kuzeyinde oturan sivil halk senelerdir bu Hizbullah terörüyle uğraşıyor. Bu operasyon kaçınılmazdı. Halkın yüzde sekseni bunu istedi. Lübnan'ın içinde bir memleket terörü kuran (İran ve Suriye desteğiyle) Hizbullah bu dayağı hak etti. Bu operasyondan sonra her şey değişecek. Sınıra, BM yardımıyla Lübnan askeri gelecek ve gerginlik duracak. Ve belki de bu İsrail-Lübnan barışı için atılan ilk tohumlar olacak Herkesin gözden kaçırdığı çok büyük bir gerçek var, o da İsrail'in ve Amerika'nın neden oldukları sivil kayıplar ile insanların kalplerini kaybettikleri. Nefret başa çıkılması çok güç olan ve edinilmesi çok kolay olan bir duygu. İsrail Lübnan'a bu şekilde saldırarak tüm militan grupların cephane ve askere doyacağı kadar nefret kazanmayı hedefliyor ise, doğru yolda. Amerika'nın İsrail'in hakkı olanı yaptığını söylemesi de insanların acılarını katlıyor, dayanılmaz kılıyor. Öte yandan Avrupa Orta Doğu insanlarının gözünde bu konuda takındığı sessizlik ile güvenilirliğini yitirmiş durumda. Bu kadar dengesiz bir güç kullanımı ile insanların umutlarını çalarsanız ne olmasını beklersiniz? Bu nefret hepimizi yakacak. Dünya büyük bir savaşa doğru gidiyor. Amerika'nın bu isteğine ulaşması için onun maşalığını yapan İsrail büyük bir yanlış içerisinde ve ne yazık ki çok ağır bir bedel ödemesi muhtemel. Yahudiler için vadedilmiş toprakların sınırlarını bilen var mı? Böyle alçakça bir saldırıyı meşru kılmak bence dünya kamoyunu aldatmaktır. Nasıl Irak'ta kimyasal silahlar var diyerek Irak'ı paralayıp demokrasi götürdüyseniz aynı senaryo bugün Lübnan yarın Suriye. Bu sadece Amerika'nın Büyük Orta Doğu Projesi hedefine uygun bir adımdır. Elbette her ülke kendi varlığına yönelmiş tehdit ve tehlikeleri bertaraf etmek için operasyonlara girişebilir. Ama operasyon yapmak tahribat yapmak anlamına gelmez. Basından da görüyoruz ki İsrail acımasızlığı ile ün yapar hale gelmiş. Esasen böylesi bir operasyon sadece masum insanları öldürülen, şehirleri tahrip edilen ülkelere zarar vermez. Buna seyirci kalan diğer toplumlar da insanlık değerlerinin yitirişi anlamına gelen sessizlikleri sebebiyle yanlış yapmış olurlar. Bu da insanlık onuruna son derece aykırı bir durumdur. Operasyon ancak, bir doktorun hastasını iyileştirmek için yaptığı bir işlem gibi çok hassas olmalıdır. Öncelikle birşeyi iyi anlamalıyız. Hep İsrail'in iki askerinin kaçırılılmasının ardından kendini savunmaya başladığı yazılmakta ve söylenmekte. Peki İsrail'in bu olaydan önce plaja attığı bomba ile ölen Filistinli sivillerden neden bahsedilmiyor. Bu ne biçim bir bakıştır. Olaylar aslında bundan sonra başlamıştır. Olanlar gerçekten çok can sıkıcı. İnsanlık sahip olduğu bunca teknolojik imkanı şu canım dünyayı kendine zindan etmek için kullanıyor ne yazık ki. Bölgedeki Arap halklarının durumu içler acısı. Bence çok açık olan bir şey varki işgalci olan İsrail'dir. İsrail haksızdır çünkü zorla işgal ettiği topraklardan dolayı tepki verenleri daha büyük bir zülümle cezalandırmaktadır. Bu ne pervasızlık bu ne acımasızlık. Lakin bu kan er veya geç duracaktır. Bugün İsrail'in yaptıkları kadar tehlikeli olabilecek bir şey bütün bu olanlar karşısında bir Yahudi düşmanlığının geliştirilmesidir. İsrail devletinin işgalci, saldırgan politikalarından ve sonuçlarından nefret ediyorum bunu açıkça ifade edebilirim. Ancak İsrail halkına veya dünyanın herhangi bir köşesindeki Yahudiler'e karşı değil en ufak bir nefret duymak onları da kendi kimlikleri ile barış içinde bir dünyanın parçası olabileceğine canı gönülden inanıyorum. Kan ağlayan Orta Doğu’yu daha vahim gelişmelere sürükleyebilecek İsrail operasyonunu şiddetle kınıyorum. Bu saldırının İsrail askerlerinin kaçırılmasından çok büyük güçler arasında uzun zamandır hazırlanan bir plan olduğunu düşünüyorum. Bölgede yer alan gelişmeler birbirilerinden bağımsız olarak düşünülemez, nedeni açıktır, meydana gelen olayların ardında yatan asıl güç Amerika Birleşik Devletleri’dir. BM son yıllarda kaybettiği etkinliğini kazanmak istiyorsa barışı koruyucu bir güç olmaktan çıkıp, barış sağlayıcı bir yapıya kavuşturulmalıdır. Büyük çaplı bir savaşa dur diyebilecek tek güç Birleşmiş Milletler’dir. Paslanmış bürokratik yapısından kurtulabilmesi koşuluyla tabii! Beni en çok rahatsız eden, herşeyin birbirine girip insanların öldüğü bu olayın dünya medyasında hâlâ 'kriz', 'şiddet', 'saldırı' gibi kelimelerle ifade edilmesi. Bu düpedüz savaştır. Bu kelimeyi günlük dile dökmemek için kullanılan kelimeler olayın vehameti yanında çok gülünç durmaktadır. İsrail'in "kaçırılan asker" bahanesiyle bağımsız ve egemen bir devlete saldırmasının uluslararası haklardan doğan bir meşruiyeti bulunmadığı ortada. Aynı şekilde İsrail'in geçmişte de buna benzer davranış ve harekâtlar içerisinde olduğunu da biliyoruz. Kanaatimce asıl konu, terör ortamının İsrail devleti tarafından bilinçli olarak tırmandırılması ve savaş ortamından istifade ederek Filistin'in bağımsızlığına giden yolda mümkün olduğunca engel çıkarmak. Nitekim egemenliğini kazanmış bir Filistin devleti kurulduğunda, İsrail'in izlediği politikalar basta olmak üzere bir çok şey kendi halkı tarafından sorgulanacaktır. Yani İsrail'in Filistin'e, Filistin terörüne, Hizbullah'a ihtiyacı var, aynı biçimde Hamas veya Hizbullah gibi örgütlerin de "Siyonist tehdidine" ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum. Biri olmadan diğeri ayakta duramaz o coğrafyada. İsrail'in ölçüsüz güç kullandığı söylenebilir. Zira stratejik noktalar dışında sivil havaalanı, elektrik santralleri de hedef alınıyor. Göz korkutma ve sindirmeye dayalı bir politika başarıya şu ana kadar ulaşsaydı bu son tablo ortaya çıkmazdı. Ancak Hizbullah, Hamas gibi dinci, gerici, göya vatansever aslında savaşsever, İsrail'e cihad ilan etmiş kuvvetlerin Filistin halkını ve Lübnan'ı temsil etmesi ise tek kelimeyle bu halkların ayıbıdır. İsrail istese o askerleri kimse kaçıramazdı. Ama kanla kurulan devletin hedefi çok daha ilerilere gitmek. Çok kan dökülecek daha demek ki ama bu da İsarail'in sonunun yaklaştığını gösteriyor. Bu saldırının İsrail için risk taşıyan diğer Orta Doğu ülkelerine de yayılacağını düşünüyorum. Orta Doğu'da şiddet bu bölgeyi ele geçirmek isteyenlere yeterli bir tepki gösterilirse belki bitebilir. Ama böyle birşey olması ne yazık ki imkansız gibi. Bu şiddet olayları ilk değil ve son da olmayacak. İsrail teröre karşı güç kullandığını iddia ediyor. Destekleyenler, kendini savunma hakkından söz ediyor, karşıtları ise ölçüsüz güç kullanımından. Oysa, terör diye bir şey yok. İsrail'in yaptığı teröre destek veren, onu destekleyen ülkelere karşı ölçülü bir savaştır. Olayın gerçek adı budur. Ülkeler teröre destek veriyorsa, devlet değildir ki zaten. Devlet olma mücadelesi içerisindedir. Bunlara muhatab olan ülkelerse, kendini koruma mücadelesi içindedir. Bunun için onay aranmasına, yorum alınmasına gerek yok, gerçekliğe bir de bu açıdan bakıp doğruluk sorgulaması yapmak gerekiyor. Toprakları para ile satın alınarak oluşmuş bir yer ne kadar ülke sayılabilir? Daha fazlasını almak için ellerinden geleni yapıyorlardı, yine yapacaklar. Ayrıca aklıma bir soru geliyor. Bu saldırı, Suriye ve İran'a gözdağı vermek ve birkaç ay sonra yapacakları hareketlerin ısınma turu mu? Arkasında kimler var acaba? İsrail ölçüsüz güç kullanmaktadır. Asıl amacı iki askerini kurtarmak değildir. ABD'ye güvenmektedir. Siyonist sermaye bazı ABD'li yöneticilerin desteğini devamlı almaktadır. Bu ise masum ABD halkına terör olarak geri dönecektir. Bir insanın dünyanın, belki de evrenin tarihini değiştirebileceğinikabul etmeliyiz. Bu nedenle tek bir insanın bile ölümüne sebep olan hiç bir savaş yada saldırı asla haklı bulunamaz. İnanın şu dünyada neyi paylaşamıyoruz anlamıyorum. Eski şartlarda savaş doğal bir olaydı fakat bu yüzyılda böle şeylerin olması çok üzücü. Savaşmak için ülkeler yüzlerce bahane buluyor ama barışmak için ise sonuç her zaman sıfır. Arkasına ABD ve Avrupa'nın desteğini almış olan İsrail, istediği şekilde hareket ediyor, istediğini almasını biliyor. Dünyayı felakete sürüklemeye devam eden İsrail, insafsızca sivilleri öldürerek bölgeyi büyük bir savaşa doğru sürüklüyor. Türkiyenin yapılanlara seyirci kalması kabul edilemez. Hangi saldırı, savaş haklı görülebilir ki? Belki de insanlık olarak bu soruyu kendimize sormayı unuttuk. Hep aynı şeyleri konuşup aynı şeyleri tartışıp duruyoruz. Ama yapılan, işbirliğiyle dünyanın sonunu getirme çabasından başka ne olarak tarif edilebilir? Evet siyaset, politika, güç dengeleri, ekonomi, petrol, enerji, devletler, ülkeler, silahlar, dinler, terör... Bunların hepsini biz yarattık. Her geçen saniye dengesi bozulan dünyanın daha başka şeylere ihtiyacı var artık. Ve hepsi bir yana, bir şekilde dünya lideri olma vasfına ulaşmış üç beş kişinin bir masa etrafında verdiği kararlara bütün dünya yenik düşebiliyor. Bugün yaşanan her şey aslında 'Büyük Orta Doğu Projesi' kapsamında ABD ve işbirlikçilerinin Orta Doğu'yu yeniden şekillendirme planının bir parçası. Bu şekillendirme uğruna başlayan Irak işgali ve ardından Filistin süreci ve akabinde Lübnan. Şimdi Suriye dillendiriliyor, ardından İran. Dünya halkları kardeşliği ve dayanışmayı göstermeli, kan ağlayan bu bölge halklarının meşru direnişini sahiplenmeli ve en başta ABD emperyalizmi, İsrail siyonizmi olmak üzere katliamcılara karşı sesini yükseltmelidir. İsrail'i meşru ya da haklı görmek bugün dünyada bütün ahlakî ve insanî değerlerin iflas ettiği, hiçbir geçerlililğinin kalmadığı anlamına gelir. İsrail'in kuruluş tarihine iyi bakmak lazım. Tamamen faşist bir ideoloji çercevesinde 20'inci yüzyılın ilk yarısında Filistin topraklarını ele geçirmiş ve bölgede yayılmacı bir devlet oluşturmuştur. Arkasındaki ABD, İngiltere ve medya desteğiyle olayları örtbas etmesi onun işgalci kimliğini ortadan kaldıramaz. İnsan onuruna sahip hiçkimse İsraili meşru göremez ve görmemelidir. Bir ülkenin başka bir ülkeye sebebi ne olursa olsun görüşmeler yapmadan ve konuyu BM nezdinde masaya yatırmadan sınır ötesi bir operasyon yapması, başka bir ifade ile saldırması hoş görülemez. Dünyanın da buna sessiz kalması artık Birleşmiş Milletler'in saygınlığını yok etmektedir. Bu durum da dünya barışı için gelecekte bir tehdit oluşturacaktır. Hiç bir ülkenin uluslararası kuralları tanımamak gibi bir lüksü olamaz. İnsanlık bugüne kadar tarihten ders almamış ve tarihte yapılan hatalar devam etmektedir. Bu durumda BM etkin olarak devreye girmelidir. Bunun sağlanması için de diğer devletler birleşerek ABD’ye karşı çıkmak durumundadır. Ben İsrail'i haklı buluyorum. Düzensiz bir şekilde güney topraklarını kontrol edemeyen bir Lübnan var ortada. Her gün bir çok saldırı düzenleniyor, bir çok füze atılıyor. İsrail kararlılık örneği göstererek buna en sert şekilde karşı geliyor. Bu kendini müdafaa hakkıdır. İki İsrailli askerin kaçırılması ile başladığı iddia edilen bu süreç bence İsrail için mevcudiyetini sağlmlaştırma, ABD için ise gelişecek yeni haritada rant sağlama savaşı. ABD'nin girdiği Irak ve Afganistan'da kaos dinmek bilmeezken, içine Suriye ve İran'ın da dahil olacağı bu savaş gerçekten ürkütücü. İsrail'in yaptığı bu zulmü kabul etmek mümkün değil. Bu insanlık dışı bir hareket. Ama görünen o ki, bu oyunlar daha çok devam edecek. Birileri Orta Doğu'nun rahat bir şekilde nefes almasını istemiyor. İsrail yalnız değil, bunu kendi başına yapmıyor arkasında tabii ki başka güçler var. Dileriz ki bu yangın daha büyümeden söndürülür. Yoksa bütün Orta Doğu bundan olumsuz etkilenecektir. Öncelikle şunu bilmek gerekir. Şiddet hiç bir sorunu çözmüyor. Tarihe bakarsanız şiddetin insan hayatındaki yerini anlarsınız. Ayrıca dünyada birkaç aptal yüzünden masum insanların canını hiçe saymak çok acı. İsrail yaralı bir hayvan gibi saldırıyor ama kime? Tabii ki masum ve korunmasız insanlara. Ben masum insanların ölmesini istemiyorum. Bu Müslüman da olabilir Hıristiyan da, Yahudi de. Kimsenin kimseyi öldürmeye hakkı yoktur. İsrail’in bu konuda haklı görülmesi için önce kendisinin Filistin halkına yaptıklarını temizlemesi lazım. Berlin duvarı yıkılırken dünya sevindi ancak İsrail kendi ülkesinde yenisini kuruyor. İsrail, Hitler zamanında çektiği zulmün acısını şimdi Filistin halkından çıkarmak istiyor. İnsanlar orada neredeyse 30 senedir savaş içinde yaşıyor ve gün geçtikçe daha da kinleniyor. Bir yerde barış isteniyorsa önce senin o barışa inanman ve ona göre davranman lazım. İki askerin kaçırıldı diye masum sivilleri, çocukları öldürmeyi kim haklı gösterebilir. Nefsi müdafaa karşıdaki silahlı kişilere karşı yapılır masum sivillere değil. Orta Doğu'da şiddet Amerika'nın İsrail’e açık destek vermesi ne zaman biterse o zaman durulacaktır ve desteksiz bir İsrail, barış yapmak zorunda kalacaktır. Ancak bu hiçbir zaman olmayacak çünkü Yahudi lobisi amerikan hükümetinin neredeyse yüzde 70'ini oluşturuyor. Yani imkânsız. Bölge zaten kaostaydı simdi bir yenisi eklendi. Artik Orta Doğu açık bir savaş alanı olacaktır. Müslümanlar seyredecek Yahudiler vuracaktır. Irak'ta da en az bir 5 sene daha kaos bitmeyecektir. Yani uzun bir kriz maratonuna hazırlıklı olmamız gerekecek. İsrail tabii ki haklı değil. İnsanların bazı idealleri için ne kadar ileri gidebileceğinin örneğini dünya kamuoyuna göstermekte. Dünya ise Vietnam'da Hiroşima'da, Afganistan'da, Irak'ta, Filistin'de olduğu gibi bu olaylara seyirci kalmakta veya oturdukları yerden kınamakta. Petrol ve paranın kutsal olduğu dünyada insanlar ve insanlık can çekişiyor. Dünya liderleri İsrail'e dur demeli. İsrail'in yaptığı insanlık suçudur ve masum insanları öldürmekten başka birşey değildir. Başkan Bush da İsrail kadar bu insanlık sucuna bulaşmıştır. Sesini çıkarmayan, iki yüzlü bir dünya liderliği yapan ABD sonunda ettiğini bulacaktır. İsrail'in katliam yaptığı aşikâr. Bunun arkasında da ABD'nin olduğu açık. BM meydanı katillere bırakırsa olacağı da budur. Zaten BM'nin de Milletler Cemiyeti gibi göstermelik bir teşkilat olup güçlülere savaş icin bahane icat ettiğini artık çoğu kişi anlamış durumda. Herşey İsrail'in geçen ay plajda Filistinli sivilleri öldürmesiyle başladı, bence dünyada gözardı edilen husus bu. Lübnan'a yapılan saldırılar haklı olamaz. Çünkü Hizbullah, Lübnan devletinin bir organı değil bir terör örgütüdür. Ve bu örgütün yaptıklarından tüm Lübnan halkı sorumlu tutulamaz. İsrail bir devlettir ve terör örgütü seviyesine inemez. BM'nin bölgeye kuvvet göndermesi gereklidir. Bütün dünyanın gözünün içine baka baka biz istediğimizi yaparız veya yaptırmayız deniyor. Siyonistler Naziler'in uyguladığı baskıyı dünya komuoyuna iyi pazarladılar. Güçlü devletler de bir bedel olarak Filistini verdiler. Ancak yaklaşık bir asırdır Filistinliler orada önce çeşitli terör örgütleri 48'den sonra da devlet eliyle teröre maruz kaldılar. İsrail'in orada varlığı yasal değil. İnsanlığın ayağa kalkması için bu kadar katliam yeterli gelmiyorsa insanlık ve tüm uluslararası organizasyonlar ölmüştür. Maalesef üzülerek şunu söylemeliyim ki dünyanın bazı bölgelerinde kan ile beslenen vampirler yaşamaktadır. Özgürlük ve insan haklarının devletlerin iç işlerine karışmak için kullanıldığını anlamaktayım. Ama direniş artık halkın elinde. Batı'nın Müslümanlar'a karşı ikiyüzlülüğü her zamanki gibi sahnede. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||