|
İsrail Gazze yerleşimlerinden vaz mı geçiyor? | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İsrail Başbakanı Ariel Şaron 2 Şubat Pazartesi günü sürpriz bir açıklama yaparak Gazze Şeridi'ndeki tüm Yahudi yerleşimlerinin boşaltılacağını açıkladı. Şaron, Likud Partisi'ne hitaben yaptığı açıklamada, Filistin toprakları içinde kalan tüm 'sorunlu' yerleşimlerin başka yerlere taşınacağını söyledi.
Hatta Şaron, bazı koalisyon ortaklarının planlarını engellemeye çalışması halinde, yeni bir hükümet kurmaktan çekinmeyeceğini söyledi. Gözlemciler bu açıklamayı Şaron'un bu konuda şu ana kadar yaptığı en açık vaat diye niteliyor. Ancak Şaron çekilme konusunda nasıl bir takvim öngördüğüne dair bir ayrıntı vermedi ve önce yerleşimcilerin rızasını almak istediğini söyledi. Yerleşimcileri temsil eden gruplar ve özellikle sağ kanattan pek çok siyasetçi ise yaklaşık 7.500 Yahudi'yi etkileyeceği düşünülen plana sert biçimde karşı çıktı. Hükümetten tepkiler Koalisyondaki aşırı sağcı Ulusal Dinci Parti'nin bakanlarından Effi Eitam, Şaron'un planının hükümet için 'sonun başlangıcı' olduğunu söyledi. Dışişleri Bakanı Silvan Şalom ise bağlayıcı bir karar alınmadığının altını çizdi. Plana karşı olduğunu belirten Şalom, kararın çıkması için bakanlar kuruluna ve İsrail Meclisi Knesset'e gelmesi gerekeceğini belirtti. Yerleşim projelerinin mimarı ve savunucusu olarak ünlenen Şaron, Gazze Şeridi konusundaki bu planlarını ilk kez Haaretz gazetesine verdiği bir mülakatta gündeme getirdi. Şaron gazeteye mülakatında, 'Gazze Şeridi'ndeki 17 yerleşimin boşaltılması için planlama yapılması yolunda talimat verdim' dedi.
Gazetede Şaron'un ağzından 'Gazze'de gelecekte hiç Yahudi bulunmayacağı varsayımı üzerinden hareket ediyorum' sözleri de aktarıldı. Şaron, geçmişte yaptığı açıklamalarda Orta Doğu barış süreci için atılacak adımları öngören ABD destekli yol haritasının arkasında olduğunu söylemişti. Bu plan, Şaron'un 2001'de iktidara gelmesinden bu yana Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da kurduğu tüm yerleşimlerin tamamen boşaltılmasını da içeriyordu. Bu yerleşimler uluslararası hukuka göre yasadışı. Şaron'un bu ay içinde ABD Başkanı George Bush'u ziyaret etmeyi planladığı, bu açıklamanın da buluşmanın başarılı geçmesini sağlamaya yönelik bir adım olduğu belirtiliyor. Ancak, planın hayata geçirilmesi kararı kesinleşse de uygulamada, önünde uzun ve zorlu bir süreç olacağı kesin. Özellikle bu kararın muhatabı durumundaki yerleşimciler, Şaron'un açıklamasını şiddetle reddettiler. Yerleşimcilerin sözcülerinden Şaul Goldstein, 'Bu inanılmaz bir durum. Lübnan'dan kaçtık, Hizbullah güçlendi. Şimdi Gazze'den kaçarsak, Tanrı korusun, Hamas güçlenecek' diye konuştu. Bazı Yahudi yerleşimcileri ise bu planın uygulanmasının Şaron'un 'İsrail devletini yönetme ehliyetini' ortadan kaldıracağını savundular. Daha önce bazı yerleşimlerin kaldırılması yolunda yapılan girişimlerde polis, asker ve yerleşimciler arasında şiddetli çatışmalar yaşanmıştı. Filistin yönetimi temkinli Filistin Yönetimi'nin baş müzakerecisi Saib Erekat ise Şaron'un bu açıklamasının, sadece göz boyamaya yönelik bir adım olmaması halinde memnuniyetle karşılanacağını söyledi. Erekat, Şaron'un Başkan Bush'la bu ay sonunda yapacağı görüşme öncesinde uluslararası topluluğu etkilemeye yönelik bir manevra pelşinde olabileceğini de ima etti. Erekat 'İsrail Gazze'den çekilmek isterse, kimse yollarında durmayacaktır ' diye konuştu. Plan ne öngörüyor? Şaron'un planları, hayata geçirilirse aslında toplam yerleşimlerin ancak çok az bir bölümünü etkileyecek. Bu plana 17 yerleşimin dahil edileceği düşünülüyor. Oysa İsrail'in Batı Şeria'da da yaklaşık 200 bin kişilik bir nüfusu barındıran 150 kadar yerleşim merkezi var.
Sadece Kudüs çevresindeki 11 merkezde de 200 bin yerleşimci daha yaşadığı tahmin ediliyor. Bu yerleşimlerin bazıları mamur, bayındır kasaba ve köylerken; kimileri de sadece karavan ve prefabrike binalardan oluşan derme çatma merkezler. Yerleşimlerde yaşayan İsrailliler ise iki kategoride tanımlanıyor. Bunlardan bir bölümü hükümetin verdiği teşviklerden yararlanma amacıyla bu topraklara yerleşenler, bir bölümü ise dini ve ideolojik nedenlerle bunu seçenler. Özellikle Batı Şeria'daki bazı yerleşimler Filistin kasabaları ile neredeyse içiçe. Yerleşimlerin çoğu güvenlik görevlileri ve hatta çoğu zaman askerlerle korunuyor. Çoğunun etrafı da duvar ve çitlerle çevrili ve giriş çıkışlar askeri kontrol noktalarından geçilerek yapılıyor. İsrail Batı Şeria'daki yerleşimlerini Filistin kasabalarından sızan saldırganlardan korumak için bölgede inşa edilen güvenlik duvarını yerleşimleri çevreleyecek şekilde uzatmayı kararlaştırdı. Ancak bu planlar uluslararası toplumdan ve insan hakları savunucusu gruplardan tepki görüyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||