|
Ülke rehberi: İsrail ve Filistin Yönetimi | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İkinci Dünya Savaşı sonunda İngiltere'nin mandası altındaki Filistin topraklarının bölünmesiyle İsrail devletinin kuruluşu, son elli yıl boyunca süregelen Orta Doğu savaşlarının da çıkış noktası oldu. İsrail devletinin kuruluşu, Diaspora sonrasında dünyanın dört bir yanına dağılan Yahudiler için bir yurt oluşturmayı amaçlayan Siyonist hareketin uzun süren çabalarının meyvesi. Nazi dönemindeki Yahudi Soykırımı sonrasında uluslararası toplumda bir Yahudi devletini tanınması yolundaki baskılar yoğunlaştı. 1948'de de İsrail kuruldu. GENEL BİLGİLER 1948 sonrasında bölgenin tarihi, bir yanda İsraillilerin, bir yanda Filistin Kurtuluş Örgütü ve bazı Arap ülkelerince temsil edilen Filistinlilerin yer aldığı bir savaş diye özetlenebilir. Bu süreçte yüzbinlerce Filistinli yerlerinden edildi ve Mısır, Ürdün, Suriye ve Lübnan'ın da katıldığı pek çok savaş yaşandı. 1979'da Mısır ve İsrail bir barış anlaşmasına imza koydular ancak Filistinlilerle barış sürecine başlanabilmesi için uzun süren intifada, yani ayaklanma yıllarının ardından, 1990'ların beklenmesi gerekti. Aradan geçen sürede Gazze Şeridi ve Batı Şeria'nın bazı kesimlerinin Filistin yönetimi denetimine bırakılmış olmasına rağmen, 'nihai statü'yü belirleyecek bir anlaşma henüz sağlanabilmiş değil. Anlaşmaya varılması önündeki başlıca sorunlar ise Kudüs'ün statüsü, Filistinli mültecilerin dönüşü ve Yahudi yerleşimlerinin durumu. Bölgedeki dengeler açısından son yıllarda atılan en önemli adımlardan biri ise İsrail'in, 2005 yılında, Ariel Şaron iktidarı döneminde Gazze Şeridi'ndeki tüm yerleşimlerini boşaltıp buradan çekilme kararı oldu. LİDERLER Cumhurbaşkanı: Şimon Peres İsrail'in en tecrübeli siyasetçilerinden biri olarak gösterilen eski başbakan ve İşçi Partisi lideri Şimon Peres, 2007 Haziran'ında parlamentoda düzenlenen seçim sonunda cumhurbaşkanı oldu.
İsrail'de cumhurbaşkanlığı makamı daha çok sembolik önem taşıyor. İcra yetkileri ise kabine ve başbakana ait. Ancak Peres'in selefi Moşe Katsav'ın hedef olduğu suçlamalar nedeniyle hırpalanan bu makama yeniden saygınlık kazandırması umuluyor. Yedi yıl önce Peres'i mağlup ederek cumhurbaşkanlığına seçilen sağcı aday Moşe Katsav'ın cumhurbaşkanlığının son dönemi beraber çalıştığı bazı kadınlara cinsel tacizde bulunduğu suçlamaları ile gölgelendi. Katsav, bu nedenle görevinin son aylarını idari izinde geçirdi; taciz suçlamalarını kabul ederek, hapis cezasını gerektiren daha ağır suçlamalardan kurtuldu. Bunu takiben koalisyon hükümetinin büyük ortağı Kadima Partisi'nin adayı olan Peres, 83 yaşında bu göreve seçildi. Şimon Peres yaklaşık 60 yıldır İsrail siyasetinin içinde... 1959 yılından bu yana parlamento üyesi olan Peres, 1984'te ve 1995-1996 yılları arasında başbakanlık görevinde bulundu. Aynı zamanda İşçi Partisi'nin eski liderlerinden de olan Peres 1977, 1981, 1984, 1988 ve 1996'da yapılan beş genel seçimi kaybetmişti. Ancak Peres; İsrail'in Filistin Kurtuluş Örgütü'yle 1993'te imzaladığı Oslo Anlaşması'nın mimarlarındandı. Peres anlaşma sonrası 1994'te dönemin İsrail Başbakanı İzak Rabin ve FKÖ lideri Yaser Arafat'la birlikte Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmüştü. Görevini 2007 Temmuz ayında devralan Peres, yedi yıl süreyle görev yapacak. Başbakan: Binyamin Netanyahu Sağcı Likud Partisi'nin lideri olan Binyamin Netanyahu, 2009 yılı Şubat ayındaki genel seçimlerin ardından, 10 yıl sonra yeniden İsrail Başbakanı oldu.
Merkezdeki Kadima Partisi'nin lideri ve eski başbakan Ehud Olmert, hakkındaki yolsuzluk iddiaları yüzünden istifa etmiş ve erken seçime gitme kararı almıştı. Erken genel seçimlerde Kadima Partisi ilk sırada yer aldı ancak parti lideri Tzipi Livni, hükümet kurmayı başaramadı. Seçimler sonucu Kadima Partisi mecliste Likud'dan bir sandalye fazla kazandı ancak sandıktan aşırı sağcı partiler güçlenerek çıktılar. İsrail'in en sağcı liderlerinden biri olarak görülen Binyamin Netanyahu ise milliyetçi İsrail Evimiz Partisi, çeşitli dinci partiler ve merkez soldaki İşçi Partisi'yle birlikte bir koalisyon hükümeti kurdu. İşçi Partisi'nin hükümette yer almasına karşın, koalisyonun yapısı, İsrail hükümetinin Filistinlilere karşı sert tavır alacağı yönündeki endişeleri artırdı. Binyamin Netanyahu da seçim kampanyası sırasında, İsrail'in barış karşılığı işgal ettiği toprakları Filistinlilere vermesine ve bağımsız bir Filsitin devletinin kurulmasına karşı çıktı. Netanyahu'nun tavrı, onu, İsrail'in en büyük müttefiki Amerika Birleşik Devletleri'nin Başkanı Barack Obama'yla karşı karşıya getirebilir.
Zira Barack Obama, İsrail'le Filistinliler arasında bir barış anlaşması imzalanması yolunda çaba harcama sözü vermişti. Binyamin Netanyahu ise başbakan olduğu gün Filsitinlilerle barış görüşmeleri yapacağını, İsrail'in "başka halkları yönetmek istemediğini" söyledi. Netanyahu ayrıca, İran'ın nükleer programını bir tehdit olarak algıladıklarını tekrarladı, konuyla ilgilenmenin, güvenlik politikalarında öncelikleri olacağını belirtti. Daha önce 1996-1999 yılları arasında da başbakanlık yapan Binyamin Netanyahu, barış süreci sonrası oluşturulan Filistin Özerk Yönetimi'ne karşı düşmanca bir tutum takınmış ancak daha sonra bazı politikalarnı yumuşatmıştı. Örneğin Netanyahu 1997 yılında, Batı Şeria'nın El Halil kentinin kontrolünü büyük orand Filistinlilere devretmeyi kabul etmişti. 1999'daki genel seçimde İşçi Partisi lideri Ehud Barak tarafından yenilgiye uğratılan Netanyahu, daha sonra Ariel Şaron hükümetinde maliye bakanlığı yapmıştı. Binyamin Netanyahu, serbest piyasa ekonomisine yönelik bir dizi reforma imza atmış, 2005 yılında ise Şaron'un Gazze Şeridi'nden çekilme kararını protesto edip, istifa etmişti. 1949'da Tel Aviv'de doğan Netanyahu, çocukluğunun bir bölümünün Amerika Birleşik Devletleri'nde geçirdi. Binyamin Netanyahu, 5 yıl İsrail ordusunda, elit bir komando biriminde komutan olarak görev yaptı. Filistin Özerk Yönetimi Başkanı: Mahmud Abbas
Mahmud Abbas, Filistin davasının uzun yıllardır tartışmasız lideri olan Yaser Arafat'ın ölümü ardından bu göreve seçildi. Filistinlilerin Ebu Mazen adıyla andığı Abbas, 9 Ocak 2005'te düzenlenen seçimleri oyların yüzde 62'sini alarak kazandı. Abbas, bu seçimden kısa süre önce de 1969 yılından itibaren Arafat'ın yardımcısı olarak görev yaptığı Filistin Kurtuluş Örgütü'nün liderliğine seçilmişti. ABD ve İsrail Abbas'a olumlu yaklaşıyorlar. İki ülkenin son dört yılda Arafat ile görüşmeyi reddetmeleri barış sürecini durma noktasına getirmişti. Abbas göreve geldiğinde, Hamas ve İslami Cihad gibi örgütleri İsrail'i hedef alan saldırılarını durdurmaya ikna etmeye çalışacağını, İsrail ile görüşmeleri de yeniden başlatmak istediğini söylüyordu.
Ancak Hamas örgütünün 2006 yılı Ocak ayındaki genel seçimi kazanmasını takiben hem İsrail ve bazı batılı ülkeler Filistin hükümetine tavır aldı, hem de Filistinli gruplar arasındaki iktidar kavgası şiddetlendi. Bir ara bölgede bir iç savaş havası yaratan silahlı çatışmaların ardından, Hamas ve Abbas liderliğindeki El Fetih örgütü, 2007 Şubat'ında Suudi Arabistan arabuluculuğunda bir ulusal birlik hükümeti kurdu. Ancak hükümetin kurulmasından bir kaç ay sonra, Hamas Gazze Şeridi'nde denetimi tamamen ele geçirdi. Abbas bunu takiben koalisyon hükümetini feshetti. Pek çok gözlemci Abbas'ı ılımlı bir isim olarak görüyor. Abbas yönetimde reform ve yolsuzlukla mücadele alanlarında ise beklentileri karşılamış değil. Mahmud Abbas, 1935 yılında günümüzde İsrail'in kuzeyinde kalan Safed kasabasında doğdu. Filistin Kurtuluş Örgütü içindeki en büyük grup olan El Fetih'in kurulmasında Yaser Arafat'ın yanında rol aldı. 1970'lerde sol kanattan İsraillilerle temasa geçti ve 1993'te imzalanan Oslo Barış Anlaşmaları'nın başlıca mimarlarından oldu. Bu anlaşmalar, Filistin Özerk Yönetimi'nin kurulmasına da zemin hazırladı. Filistin yönetiminin ilk başbakanı olan Mahmud Abbas, bu görevde geçirdiği kısa süre boyunca, Yaser Arafat ile güvenlik kuvvetlerinin denetimi ve planlanan reformlar konusunda anlaşmazlık yaşadı. 2003 Eylül'ünde bu görevden ayrıldı. Yaser Arafat ise 11 Kasım 2004'te Fransa'da tedavi gördüğü hastanede 75 yaşında öldü. MEDYA İsrail Medyası İsrail basın ve yayın kuruluşları sayıca çok fazla ve üslupları ile siyasi ve dini yaklaşımlar açısından büyük bir çeşitlilik gösteriyor.
BBC model alınarak oluşturulan İsrail Yayın İdaresi (IBA), devlet radyo ve televizyonlarını işletiyor ve finansmanı büyük oranda televizyon cihazları için düzenli olarak toplanan ruhsat ücretlerinden sağlanıyor. En büyük özel televizyonlar ise Kanal 2 ve Kanal 10. İsraillilerin çoğunun evinde kablolu ya da uydu televizyonu paketleri de var. Ülkede ticari radyolar 1995'te kurulmaya başlandı. Ancak bunlar da korsan yayınlarla dişe diş bir mücadele içinde. 2003 yılı başı itibariyle korsan yayın yapan 150 kadar radyo olduğu tahmin ediliyordu. Bu istasyonlardan bir bölümünün yayınları aşırı dinci içerikte. Tüm İsrail gazeteleri özel mülkiyette ve bunlardan çoğuna internette ulaşmak da mümkün. Medya denetim kuruluşu Sınır Tanımayan Gazeteciler, 2007 yılı raporunda İsrailli gazetecilerin bölgede başka hiç bir yerde olmayan özgürlüklere sahip olduğunu kaydetti; bununla birlikte Filistinli meslektaşlarının İsrail makamlarının getirdiği pek çok kısıtlamaya tabi olduğunun altını çizdi. Viyana Merkezli Uluslararası basın Enstitüsü de 2002'de, Batı Şeria ve Gazze'de ikinci intifadanın başlamasından bu yana basın özgürlüğünü ihlal eden uygulamaların "en az yüzde 81'inin" İsraillilerce gerçekleştirildiğini kaydetti. Enstitü, raporunda hedef alınan gazetecilerin büyük bölümünün Filistinli olduğunu belirtti. Basın Radyo - Televizyon Filistin medyası Filistin topraklarında halk için başlıca haber ve bilgi kaynağı televizyonlar. Uydu antenleri son derece yaygın, özellikle Arap ülkeleri genelinde yayın yapan El Cezire gibi televizyonlar Filistinliler arasında popüler.
2006 başlarında doğrudan Filistin liderine bağlanan Filistin Ulusal Yönetimi resmi televizyon ve radyosunun yanı sıra bölgede düzinelerce özel radyo ve birkaç özel televizyon da faaliyet gösteriyor. Özellikle Ürdün televizyonu Batı Şeria'da geniş bir izleyici kitlesine sahip. Uluslararası gözlemci kuruluşlar, medyanın Arap dünyasının geri kalanına göre daha özgür olduğuna inanıyorlar. Ancak yine de güvenlik birimleri sık sık yayın kurumlarına yayın ya da kapatma cezası uyguluyor, gazetecileri taciz ediyor, çalışmalarını engelliyor. Filistinli gazeteciler arasında oto-sansür de çok yaygın. Medya denetim kuruluşu Sınır Tanımayan Gazeteciler, 2007 yılı raporunda hem Filistinli hem de yabancı gazetecilerin Hamas ve El Fetih arasındaki çatışmaların arasında kaldığı uyarısında bulundu. Basın | İlgili haberler Orta Doğu sorununun tarihçesi13 Ocak, 2004 | Özel Dosyalar Batı Şeria güvenlik seti20 Ocak, 2004 | Özel Dosyalar Portre: Yaser Arafat 28 Ekim, 2004 | Özel Dosyalar Dış bağlantılar BBC diğer internet sitelerinin içeriğinden sorumlu tutulamaz. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||