|
Batı Şeria güvenlik seti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Batı Şeria'da bir güvenlik seti inşa edilmesi, İsrail hükümetinin 2002'de bu yolda karar almasından bu yana tartışma yaratıyor. İsrail bu şekilde terör saldırılarını önleyeceğini belirtiyor. Filistinlilerse yüz binlerce kişinin hayatlarını kazanmaktan olacaklarını savunuyor. Birleşmiş Milletler de yapının yasadışı olduğunu bildirdi. Duvar mı, çit mi? Bu tartışmadan yorgun düşen bir yorumcunun alaycı şekilde 'şey' diye tanımladığı yapı, aslında kısmen duvar, kısmen çit halinde. 700 kilometre boyunca uzanan hattın büyük bölümü beton bir temele oturan 5 metre yüksekliğindeki tel ve tel örgülerden oluşuyor.
Bu çitin bir yanında dört metre derinliğinde bir hendek ve dikenli tel topları var. Elektronik alıcıların yanı sıra, bir de yapı boyunca üzeri toprakla örtülü bir 'iz patikası' uzanıyor. Böylece geçen olursa, ayak izleri görülebiliyor. Yapının bazı bölümleri ise sekiz metre yüksekliğinde beton bir duvardan oluşuyor. Duvar boyunca aralıklarla yerleştirilmiş gözetim kuleleri var. Filistinlilere ait Kalkilya kasabası çevresindeki bu kesim, civardan geçen Trans-İsrail otoyolundaki sürücülere ateş açabilecek 'keskin nişancılara karşı bir duvar' olarak niteleniyor. İnşaata 2002 yılı Haziran ayında Kalkilya - Cenin arasındaki bölgede başlandı. Şu ana kadar bu hattın 150 kilometrelik böülmü tamamlandı. İsrail kabinesi bu arada projenin bir diğer aşamasına da onay verdi. Ariel ve Kedumim yerleşimlerinin çevresini saracak bu yeni set, şu ana kadar inşa edilen bölümlere bağlanmayacak. İsrail bu seti neden gerekli görüyor? İsrail hükümeti başlarda bir süre tereddüt yaşadıktan sonra, bu projenin Filistinli intihar komandolarının İsrail'e sızarak İsrailli sivillere saldırmasını engellemek için şart olduğunu belirterek planı kabul etti. Başta yaşanan tereddüt bazı bakanların ve katı tutumlu çevrelerin, inşa edilecek herhangi bir yapının gelecekte İsrail - Filistin sınırı olarak algılanması ve bu şekilde pek çok Yahudi yerleşiminin Filstin toprakları içinde kalması kaygısına bağlanıyor. Bu kaygılar, yapının İsrail'in 1967 yılı öncesindeki sınırını takip ederek inşe edilmesi yerine, Yahudi yerleşimlerini İsrail'e bağlayacak şekilde kıvrılarak Batı Şeria'da kilometrelerce içeriye girmesi ile giderildi. Plana yönelik başlıca itirazlar neler? İsrail'in siyasetlerini eleştiren kesimlere göre plan, İsrail'in Filistin topraklarını işgal etmesi ve Arap komşuları ile barışa yaklaşımında sorunlu olan tüm unsurları bir kalemde yansıtacak nitelikte. Setin inşası için Filistin toprakları istimlak edildi. Yüzlerce Filistinli çiftçi ve tüccar topraklarından ya da müşterilerinden ayrı düştü. En önemlisi de bu set "fiili bir durum" yaratıyor ve gelecekte müzakerelerle belli anlaşmalar kazanmasının yolunu baştan tıkayan tek taraflı çözümler üretmiş oluyor.
Planın etkileri en fazla Kalkiya kasabasında hissediliyor. Bir zamanlar 'Batı Şeria'nın meyve bahçesi' olarak anılan kasaba, şimdi duvarla neredeyse sıkı sıkıya çerçeveleniyor. Kasaba sakinlerinin pazarlarına meyve sağlayan bahçelere geçişleri ve bölgenin ikinci en büyük su kaynaklarına ulaşımı üç taraftan kesilmiş durumda. 40 bin nüfuslu kasabaya ulaşım sadece tek bir İsrail kontrol noktasından geçilerek sağlanabiliyor. İsrail duvarı neden 1967 sınırı üzerinde inşa etmedi? Filistinliler Batı Şeria'yı tamamen çevreleyecek bir setin İsrail hükümetinin işgale son vermeye niyeti olduğunu gösterebileceğini savunuyor. İşgalin sona ermesi ise Filistinliler açısından adil bir çözüm için asgari koşul. Ancak, yine Filistinlilere göre, halihazırdaki plan onları Batı Şeria'nın yüzde 42'sine hapsedecek bir yapının habercisi gibi görünüyor. Şaron'un da zaten baştan beri bunu düşündüğüne inanıyorlar. İsrail ise setin sadece güvenliği sağlamaya yönelilk bir önlem olarak düşünüldüğünde ve gelecekte bir sınır haline gelmesinin planlanmadığında ısrarlı. İsrailli yetkililer kilometresi 2 milyon dolara mal olan setin, müzakerelerle varılacak bir anlaşma sonunda bir başka yere taşınmasında hiç bir sakınca olmadığını savunuyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin tavrı nedir? Yol haritasını yaşatmaya kararlı olan Washington, İsrail'in güvenlik setini taraflar arasındaki güven ortamında havayı zehirleyebileceği gerekçesiyle sorunlu görüyor. ABD, İsrail'e bu konuda sert olmamakla birlikte baskı uyguluyor. 2003 Temmuz ayında Başkan George Bush dönemin Filistin başbakanı Mahmud Abbas ile kameraların önüne çıktığında, 'Batı Şeria boyunca kıvrılan bir duvar varken, Filistinlilerle İsrailliler arasında güven tesis etmek çok zor' diye konuşmuştu. Bir kaç gün sonra benzer bir basın toplantısını İsrail başbakanı Şaron ile yapan Bush bu kez ise 'Başbakan bana bunun çok hassas bir konu olduğunu açıkça ifade etti, ben de bu çitin doğru sinyalleri göndermesini temin etmek için görüşmeleri sürdüreceğimiz sözünü verdim' diyordu. Eylül ayında ABD setin uzatılması konusunda itirazları olduğunu bildirdi. Hatta ABD'nin, İsrail'e verdiği kredilerden, duvarın gereksiz gördüğü kesimlerinin tutarı kadar bir bölümü kesmesi gündeme geldi. Birleşmiş Miletler'in tavrı nedir? 2003 Eylül ayı sonlarında, Birleşmiş Milletler setin yasadışı olduğunu ve 'hukukdışı bir ilhak eylemi' anlamına geldiğini bildiren bir rapor yayımladı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu için hazırladığı raporda, Güney Afrikalı hukuk profesörü John Dugard, duvar ile İsrail toprakları arasında kalan kesimde yaşayan 210 bin Filistinlinin sosyal hizmetlerle, okullarıyla ve işyerleriyle bağlantılarının kopacağı uyarısında bulundu. Dugard 'bu muhtemelen yeni bir mülteci neslinin ya da yerinden olmuş insanlar grubunun ortaya çıkmasına yol açacaktır' diyordu. İsrail ise raporu "tek taraflı, siyasileştirilmiş ve önyargılı' diye tanımlayarak reddetti. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||