|
Economist: AKP temkinli davranmalı | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Economist dergisi Türkiye'deki 22 Temmuz seçimlerine ilişkin iki ayrı makaleye yer veriyor.
Bunlardan ilki, "Galibiyetin ağırlığı" başlığını taşıyor. "İktidardaki AKP, tam bir seçim zaferi elde etti ama" diyor Economist, “partinin temkinli davranma vakti de geldi." diye de ekliyor. “Erdoğan bir kumar oynadı ve karşılığını aldı. Fakat bu sonuçtan güçlenerek çıkmış da olsa, kendisini bu noktaya dek taşıyan siyasi hünerlerine hala ihtiyaç duyduğu kesin. “Erdoğan'ın başarısının boyutlarını yeni bir siyasi haritayla tarif etmek mümkün: Türkiye'deki 81 ilin neredeyse tamamı, Kürtlerin yoğun olduğu yedi il de dahil olmak üzere AKP'nin rengi olan sarıya büründü. Meclisteki kadın temsilci sayısı ikiye katlanarak 50'ye çıktı. “Partinin, Avrupa Birliği'ni de, uzun zamandır ertelediği üyelik müzakerelerine 2005'te başlamaya ikna eden ekonomik reformları bu zaferde önemli rol oynadı. “Bununla beraber yeni cumhurbaşkanı konusunda uzlaşma yolunu izleyeceğine yönelik sözleri, adaylığı ülkede kriz yaratan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün bu role yeniden soyunacağı imalarında bulunmasıyla, daha şimdiden sınav veriyor.” "Abdullah Gül'ün siyasi İslam kökenli olması, milyonlarca laik Türk vatandaşını sokaklara döktü, gerginlikler, orduyu müdahale etme tehditlerinde bulunmaya itti" diyen Economist, Türkiye'nin müttefiklerinin Gül gibi deneyimli bir siyasetçinin iyi bir cumhurbaşkanı olacağı görüşünü dile getirdiğine dikkat çekiyor ve şu soruyu yöneltiyor: Peki, generaller daha önce bir kez veto ettikleri Gül konusunda geri adım atarlar mı? “Laiklik yanlılarının kaygılarından yararlanan, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçimde yüzde 21 oy oranını aşamaması, generallerin elini zayıflattı. Ama Erdoğan dikkatli hareket etmek zorunda. Parlamentoda üçte iki çoğunluğa sahip olmadığından, Erdoğan'ın cumhurbaşkanı adayını kabul ettirebilmek için Milliyetçi Hareket Partisi'nin desteğini araması gerek. MHP lideri Devlet Bahçeli işbirliği mesajı verse de, bunun karşılığında, ordunun PKK'ya karşı Kuzey Irak'a sınır ötesi harekât düzenlemesine izin vermesi için, Erdoğan üzerinde baskı kuracak gibi görünüyor. Erdoğan çoğu Kürt 20 bağımsız adayın da desteğini kazanmak durumunda kalabilir. “Öte yandan, Erdoğan Gül'ün adaylığı karşısında temkinli zira generallerle yeniden çatışmak istemiyor olabilir. Muhafazakâr kanat ise Erdoğan'ın dört yıldır gündeme almadığı başörtüsü yasağını kaldırma, ordunun nüfuzunu sınırlama gibi konuları yeniden gündeme getirmesi için bastırabilir. Erdoğan seçim konuşmasında, "Partimizin yüklendiği sorumluluk, artık her zamankinden daha büyük" demişti. Belki bu yük kendisinin tahmin ettiğinden daha ağır olabilir.” Türkiye'den alınacak ders Economist'in yorum yazılarından biri ise "İslam ve Demokrasi: Türkiye'den alınacak ders" başlığını taşıyor.
Türklerin saygıda kusur etmedikleri ordunun, siyasete karışmasını istemedikleri yorumunu yapan dergiye göre Müslüman dünyasında demokrasinin geleceği açısından bakıldığında, Türkiye'den alınacak dersler var ama temkinli yaklaşılması şart: “Türkiye az rastlanır bir tarihe sahip. Kısaca anlatırsak, önce imparatorluktu, ardından halifeliği üstlendi, birinci dünya savaşında kaybeden tarafın yanında savaştı, çaresizlik içinde halifeliği kaldırdı, İslamı acımasızca toplumsal sınırların dışına iten modernleşmeci bir liderin, otokratik yönetimini kabul etti, sonra da yarım yüzyıl, hükümetin dizginlerini bırakacak kadar güvenebileceği; ılımlı görünen bir İslamcı parti için bekledi. “Bu yaklaşımda sorun şu: İster İslamı sosyal ve siyasal hayatın dışına çıkarma aşamasında olsun, ister bu hayata yeniden kabul etme aşamasında olsun, bazen işler felaketle sonuçlanabiliyor. “Örneğin, İran'a bakalım. Yirmili yıllarda Rıza Şah, Atatürk'ü izleyip, İslam'ın rolünü azaltmak istedi ama İranlılar bu yaklaşımı memnuniyetle karşılamadı, bu durum İslam devrimini getirdi. “Bir diğer örnek ise kabullenme aşaması için: 1992 yılında Cezayir'i hatırlayın. Bu olayda da laik yönetim, genel seçimde zafer elden eden İslami Selamet Cephesi'ne iktidarı bırakacak kadar ılımlı olup olmadığına karar vermeye çalışırken kontrolü kaybetti. Nihayetinde on yıl süren savaşta 200 bin Cezayirli can verdi.” Hem İslami Selamet Cephesi hem AKP için "Bir kez geldiler mi gitmeyecekler" anlayışının savunulduğunu yazan Economist, "Hatta Erdoğan, demokrasiyi amaca ulaşıldığında inilecek bir trene benzetmişti. Ama başbakan olarak o ve partisi, demokrasinin gerçekte ne anlama geldiğini anlamış görünüyor. Bugün seçimde kaybeden AKP olsa, iktidarı teslim edeceğine kimsenin şüphesi yok." diyerek soruyor: Peki ama neden? “Bazıları bu sorunun yanıtının, Türkiye'nin laik anayasası ve ordusunun, her an siyasete müdahale etmeye hazır olmasında yattığını savunuyor. Bu fazla alaycı olabilir. Erdoğan'ın partisi, siyasi başarı ve meşruiyetin, seçmenin isteklerini dinlemekten geçtiğini, karşılığında, seçmenin de demokrasi oyununun kurallarına uyup İslamcı arzularını yumuşatmasını beklediğini biliyor. “İslam dünyasının Türkiye'nin başarısından alabileceği ders de burada gizli. Kurallara uymaya istekli olduğunu söyleyen İslamcı partilerin, siyasete tamamen katılmalarına izin verilmeli. Mısır'da örneğin, Müslüman Kardeşler, giderek artan toplum desteğine rağmen, siyasetin dışında tutuluyor. Şimdi, siyasete girmelerine izin verme zamanı. | İlgili haberler 'Gelecek için mücadele'20 Temmuz, 2007 | Avrupa Reformlar oy kaybettirebilir13 Temmuz, 2007 | Avrupa Economist: Kürtler birleşiyor22 Haziran, 2007 | Avrupa Economist'in Türkiye yorumları08 Haziran, 2007 | Avrupa Economist'in değerlendirmesi27 Nisan, 2007 | Haberler | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||