|
Economist: Kürtler birleşiyor | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de yayımlanan haftalık Economist dergisi 22 Temmuz seçimleri yaklaşırken Türkiye'nin güneydoğusunda Kürtler arasında gerginliği arttığını bildiriyor.
Economist, yakın zaman öncesine kadar Türkiye'deki PKK militanları ile Kuzey Irak'taki Kürtler arasında varolan düşmanlığın yerini artık çok daha farklı bir hissiyatın aldığı görüşüne yer veriyor. Geçmişte Mesud Barzani lideriğindeki KDP peşmergelerinin PKK militanlarının izini sürüp yakaladığı günlerin artık geride kaldığını yazan Economist, Iraklı Kürt liderin günümüzde PKK'ya sınır ötesi harekat düzenlemek isteyen Türkiye ordusuna karşı muhalefet ettiğine dikkat çekiyor. "Zaman değişiyor" diye yazıyor Economist, "Kürtler her yerde birleşme yolunda." Dergi, Türkiye'de ordunun PKK'ya yönelik tehditlerine karşın, sınır ötesi harekat talebinin asıl hedefinin Kuzey Irak'ta varolan yarı bağımsız Kürt yönetimi olabileceği fikrini öne sürüyor. Economist'e açıklamalar yapan Kürt siyasetçi İbrahim Güçlü, "Bağımsız bir Kürt devletinin oluşmasına ne pahasına olursa olsun karşılar, ama bunun için ne kadar çok bastırırlarsa, Türkiye'nin ve Irak'ın Kürt nüfuslarını o kadar birbirine yaklaştırıyorlar" diyor. Economist'e göre, ABD'nin muhalefetinin ve güney doğudaki Kürt oylarının farkında olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'en azından 22 Temmuz tarihinden önce Kuzey Irak'a bir harekat olasılığını bertaraf ediyor. Ancak dergi, Türk ordusunun Irak sınırındaki yığınağının devam ettiğini vurguluyor. Economist, Diyarbakır'daki muhabirinin izlenimlerini aktarıtken, "Savaş helikopterleri Diyarbakır üzerinde devriye gezerken, muhabirimiz 20 dakika içinde en az dokuz F-16 uçağının Şırnak'a doğru uçuş yaptığını gördü" ifadesini kullanıyor. Türk ordusunun operasyonlarına PKK'nın da silahla karşılık verdiğini ve askerlerle sivilleri öldürdüğünü belirten Economist, 22 Temmuz seçimlerinde aday olan insan hakları avukatı Ayla Akat'ın görüşlerini aktarıyor. Akat, "Eğer hükümet, PKK'nın taleplerine yanıt verir, Kürtçe üzerindeki baskıyı azaltır, PKK'lılara bir af önerirse ve örgüt liderlerinin Avrupa'dan sığınma istemelerine izin verirse 'Kürt sorunu' sona erer. Kimse bağımsızlıktan söz etmiyor ki" diyor. "2005 yılında, Avrupa Birliği'nin Türkiye'yle müzakerelere başlamasından güç alan Recep Tayyiğ Erdoğan, Kuzey Irak Kürtlerini de içine alabilecek bazı açılımların arayışına girdi. Ancak ordudan gelen baskı üzerine bundan vazgeçmek zorunda kaldı" diye ayzan Economist, Erdoğan'ın aynı yıl, Türkiye'nin Kürtler konusunda 'hata yaptığını' itiraf eden ilk lider olduğunu belirtiyor. Avrupa Birliği'ne uyum çalışmaları çerçevesinde başlatılan reformların yavaş yavaş geri çekildiğini yazan Economist, bunun etkilerinin hissedilmeye başlandığını bazı örneklerle anlatıyor. "Diyarbakır'da bir belediye başkanı ve bütün meclis üyeleri, vatandaşlarla Türkçe'nin yanısıra Kürtçe de konuştukları için görevden men edildiler. Başkan Abdullah Demirbaş, 2004 yılında 'terörist' oldukları gerekçesiyle öldürülen Ahmet Kaymaz ve 12 yaşındaki oğlunun anısına bir heykel diktirdiği için tepkileri üzerine çekmişti. Ahmet Kaymaz ve oğlunun öldürülmesiyle ilgili yargılanan özel birliklere mensup dört asker beraat etmişlerdi. Kaymaz ailesinin avukatı Tahir Elçi, bu kararı 'Kürtler için adalet yok' sözleriyle alaştiriyor. Elçi, mahkeme kararını eleştirdiği için de üç yıl hapis cezasıyla karşı karşıya. Tüm bu gelişmeler PKK'nın elini güçlendiriyor. Ancak PKK tarafından öldürülen her Türk askeri, demokrasi ve Avrupa Birliği'ne duyulan hevesin devam etmesini güçleştiriyor." |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||