|
AB uyum programı açıklandı | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan düzenledikleri basın toplantısıyla 2007-2013 yılları için 'Türkiye'nin AB Müktesebatına Uyum Programı'nı açıkladı.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye'nin AB sürecindeki yol haritasının belirlenmesi sürecine değinerek, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinin müzakereler başladıktan sonra başka bir boyuta girdiğini ifade etti. Bu kapsamda ilk olarak Türkiye'nin siyasi reform sürecinin yer aldığını kaydeden Gül, bu sürecin devam edeceğini belirterek, hâlâ bazı eksiklikler bulunduğuna ifade etti. Abdullah Gül, siyasi reform sürecinin yanı sıra ikinci olarak Avrupa Birliği müktesebatının Türkiye tarafından üstlenilmesinin, üçüncü olarak da Avrupa Birliği ile iletişimin daha canlı hale getirilmesinin, AB-Türkiye arasındaki yakınlaşmanın devam etmesinin, özellikle sivil toplum kuruluşları arasında müşterek çalışmaların başlatılmasının söz konusu olduğunu belirtti. Bu süreçte siyasi reformlarla ilgili olarak, Reform İzleme Komitesi'nin ilgili birimlerle toplantılar yaptığını belirten Gül, sadece yeni yasalar çıkartmanın değil, çıkan yasaların uygulanmasını takibinin önemli olduğunu vurguladı. Müktesebatın üstlenilmesiyle ilgili çalışmalar çerçevesinde 10 Ocak 2007 tarihinde düzenlenen toplantıda, AB müzakere ve reform sürecinin bir değerlendirmesini yaptıklarını belirten Gül gelecek dönemde Türkiye'nin ihtiyacı olan reformlara ilişkin bir yol haritası çıkartılması konusundaki hedefin açıkça ortaya konulduğunu kaydetti. 200 kurum ortak çalıştı "Türkiye'nin AB Müktesebatına Uyum Programı" adı verilen bu çalışmanın üç aylık yoğun ve ciddi bir mesainin ürünü olduğunu kaydeden Gül, çalışmanın hazırlanmasına yaklaşık 200 kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşunun katkıda bulunduğunu kaydetti. Çalışmaların günlük hayatın AB ülkelerindeki standartlara yükseltilmesi hedeflediğini belirten Gül "Bu program Türkiye'nin kendi programıdır" dedi ve AB müktesebatının zaten belli olduğunu, kurumların da tarama sürecinde buna vakıf olduğunu kaydetti. Çalışmaların 33 fasıl altında düzenli biçimde yapıldığını kaydeden Gül, belgenin bir yandan müzakere sürecinin gereklerinin yerine getirilmesini kolaylaştıracağını, bir yandan gerçekleştirildikçe günlük hayatı olumlu yönde etkileyeceğini bildirdi. 301 siyasi reform sürecinin parçası Avrupa Birliği'ne uyum çerçevesinde, TCK'nın 301'inci maddesinde yapılması öngörülen değişikliğe ilişkin bir takvim olup olmadığı sorulan Gül, Türkiye'de seçimler ya da dış politikadaki gelimeler gibi birçok önemli olay olduğunu ifade ederek, "Biz AB sürecimizi kendi programımız çerçevesinde sahiplenerek güçlü şekilde devam ettiriyoruz" dedi.
Siyasi reform sürecinin devam ettirilmesi, müktesebatın üstlenilmesi ve AB ile iletişimin en iyi şekilde götürülmesinin önemine dikkati çeken Gül "Bu konudaki kararlılığımızı açıkça ortaya koyduk. Bu üç ayakta da kararlı şekilde devam edeceğiz. 301'inci maddeyle ilgili konu, siyasi reform sürecinin bir meselesidir. Bununla ilgili bir değişikliğin olmasına inandığımızı, irademizi zaten açıkça ortaya koyduk. Bunun takvimi önümüzdeki süre içinde zaten belli olur" dedi. 'Sahiplenirsek başarırız' Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, AB müktesebatına uyum programının AB'ye son dönemde üye olan 12 ülkeden en önemli farkının, takvimin Türkiye tarafından belirlenmesi, AB tarafından empoze edilen bir takvim olmaması olduğunu kaydetti. Uyum programıyla ilgili bilgi veren Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, programın, Türkiye'nin gelecek yedi yılık reform takviminin omurgasını oluşturduğunu belirterek "Türk kamuoyuyla sivil toplumla bu reformları sahiplenirsek başaracağız" dedi. Babacan, AB müktesebatına uyum programının Türkiye'nin bundan sonraki 7 yıl içinde standartlarını çok daha yüksek noktalara çıkartması ve çok daha gelişmiş bir ülke olmasını sağlayacak son derece önemli ve tarihi adımlar olduğunu ifade etti. Ali Babacan, Türkiye'nin AB katılım sürecinin 3 Ekim 2005'de müzakere çerçeve belgesinin kabul edilmesiyle başladığını hatırlatarak, AB müktesebatına uyum programının, tarama çalışmalarına fiilen katılan kurumların hazırladığı bir program olduğunu söyledi. Uyum programının AB müktesebatının tüm alanlarını içerdiğini belirten Babacan, "Biz şunu gördük ki AB için yapacaklarımızın çoğu bizim hemen istifade edeceğimiz işler. Bizim kaybettiğimiz AB'nin kazanacağı, bizim bir takım fedakarlıklarda bulunacağımız çalışmalar değil" dedi. Programın en önemli boyutunun bir takviminin olması ve 2007-2013 yıllarının açıkça zikredilmesi olduğunu söyleyen Babacan, yasal düzenlemelerin de 2007-2008 yasama dönemi, 2008-2009 yasama dönemi ve sonrası diye üç zaman dilimine ayrıldığını kaydetti. Tüm fasıllarda 200 yasal düzenleme yapılacağını belirten Babacan, bunun yanında TBMM'ye gitmeden düzenlenecek tebliğ ve yönetmelik gibi ikincil düzenlemeler bulunduğunu söyledi. 'Türkiye olarak beklemeyeceğiz' Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Ankara Protokolü'nün uygulamasına yönelik bir çalışmanın programda yer alıp almadığının sorulması üzerine, programda Türkiye'nin yapacağı işlerin tek tek tespit edildiğini ve bunların takviminin ortaya çıktığını kaydetti. Gül "Biz siyasi nitelikli tartışmalı konulara takılıp Türkiye olarak beklemeyeceğiz. Yarın o problemler bir şekilde hallolur, ama o problemler hallolduğunda Türkiye aynı yerde sayıyorsa, bu, büyük bir kayıp olur. Ama biz Türkiye olarak mesafe alır, kendimizi daha çok yüceltir, standartlarımız daha iyileştirirsek Türkiye'nin ekonomisi, askeri, demokrasisi, Türkiye topyekun daha güçlü olacaktır." Gül, müzakerelerin bazı fasıllarda açılmayabileceğini belirtirken, Türkiye'nin üzerine düşeni yapması durumunda, sorunlar çözüldüğünde "fasılların açılmasının yarım saatlik bir iş olabileceğini" belirtti. AB'nin askıya aldığı sekiz fasılla ilgili bir soru üzerine Gül, müzakere süreci içinde fasılların resmen açılmaya başlandığını, Almanya'nın dönem başkanlığında üç faslın daha resmen açılmasının beklendiğini hatırlatarak, fasıllar açıldığında Türkiye'nin bir programa sahip olmasının süreci kolaylaştıracağını belirtti. Gül, Türkiye'nin sekiz fasılla ilgili olarak yapılması gerekenleri tamamladıktan sonra bu fasılları fiili olarak açmış ve kapatmış olacağını kaydetti. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||