|
Türkiye'nin AB sürecinde kadın | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Margot Wallström, Uluslararası Kadın Günü nedeniyle İstanbul'da Bilgi Üniversitesi'nde düzenlenen konferansta, "Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecinde kadın hakları" başlıklı paneline katıldı.
Konuşmasına Mustafa Kemal Atatürk'ten bir alıntı yaparak başlayan Morgot Wallström, Atatürk'ün kadınların kurtuluşunu ve eşitliğini daha geniş çaplı bir sosyal devrimin ön koşulu olarak gördüğünü söyledi. Bu eşitlik mücadelesinin bazıları tarafından "tamamlanmamış devrim" olarak nitelendiğini belirten Wallström, bu tespitin Türkiye'de olduğu kadar, Avrupa Birliği'nde ve küresel ölçekte de geçerli olduğunu kaydetti. Kadın-erkek eşitliğinin hem Avrupa Birliği'nde, hem de Türkiye'de temel haklar, demokrasi, dayanışma, bütünlük ve rekabetçilik hedeflerine ulaşmada merkezi bir önemi olduğuna işaret eden Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı, Avrupa Birliği'nin bu eşitliği sağlayabilmek doğrultusunda bir dizi adım attığını hatırlattı. Fakat Wallström eşitsizliğin ve ayrımcılığın Avrupa Birliği içinde hâlâ günlük yaşamın bir parçası olmaya devam ettiğine de dikkat çekti. Margot Wallström, Avrupa Birliği standartları doğrultusunda, kadın-erkek eşitliğini sağlamanın Türkiye'nin Birliğe üye olmasının ön koşullarından biri olduğunu belirtti ve Türkiye'de kadın hakları doğrultusunda son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyledi. Anayasanın kadın-erkek eşitliği ilkesi doğrultusunda değiştirildiğini, çalışma yasasında bu doğrultuda değişiklikler yapıldığını belirten AB yetkilisi, ceza yasasında yapılan değişikliklerle de artık kadınlara yönelik şiddetin ve "namus cinayetlerinin" daha sert cezalara çarptılabildiğine işaret etti. Hükümeti bu adımlarından ötürü kutlayan Margot Wallström, bu ilerlemenin diğer ülkeler için de örnek olduğunu ve saygı topladığını söyledi. Türkiye'de kadın ve erkeklerin yasa önünde 80 yılı aşkın süredir eşit olduğunu hatırlatan Wallström, sosyo-ekonomik ve bölgesel farklılıkların ise Türkiye'nin önünde aşması gereken bir engel olduğunu ifade etti. Wallström, Türkiye'de çalışan kadınların oranının yüzde 25 olduğunu ve bunun Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü içinde en düşük oranlardan birine denk düştüğünü de belirtti. Kadınların siyasette daha fazla temsil edilmesi gerektiğini söyleyen AB yetkilisi, önümüzdeki seçimlerde daha fazla kadın aday görmek istediğini ifade etti. Wallström, Türkiye'de kadın hakları için yasal düzeyde kaydedilen ilerlemelerin hayata geçirilmesinin ve kadınların bu değişimlerin yararlarını hissetmelerinin önemini de vurguladı. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||