DERGİ - Cinsel saldırılara dair 5 yanlış algı

#sendeanlat

Kaynak, Getty

    • Yazan, Linda Geddes
    • Unvan, BBC Future

Her beş kadından biri cinsel şiddete uğruyor. Ancak cinsel saldırının nasıl olduğu, mağdurların nasıl tepki gösterdiği konusunda birçok yanlış algı devam ediyor ve büyük sorunlara yol açabiliyor.

Tecavüz veya geçmişte yaşanmış cinsel taciz haberiyle karşılaşmadığımız bir hafta yok gibi. Ancak cinsel saldırı ile ilgili yanlış algılar çarpık görüşlerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu ise mağduru utanç ve suçluluk gibi duygulara yönlendirebiliyor.

Tecavüz ve cinsel saldırıyla ilgili bu yanlış ve yaygın bilgiler, bu tür olaylar mahkemeye aksettiğinde, jürinin objektif bir değerlendirmede bulunmasını engelleyebiliyor.

İşte bu konudaki beş yanlış algı…

1. Cinsel saldırıların çoğu mağdurun tanımadığı biri tarafından mı gerçekleştiriliyor?

Cinsel saldırı genellikle karanlık bir sokakta yürüyen bir kadın sahnesiyle yansıtılır televizyon ekranlarına. Oysa gerçek hayatta tecavüz ve ciddi cinsel saldırı olayları daha çok evde ve tanıdık biri tarafından gerçekleşir. İngiltere, ABD, Galler ve Avustralya'da her beş kadından birinin bu tür bir saldırıya uğradığını gösteriyor.

İngiltere'de hazırlanan ayrı bir rapor, bu olaylarda saldırganların sadece yüzde 10'unun yabancı olduğunu, yüzde 56'sının mağdurun partneri, yüzde 33'ünün ise arkadaş, akraba veya tanıdık olduğunu ortaya koyuyor.

iki kadın

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Sanılanın tersine, cinsel saldırı olayları daha çok evde ve tanıdık biri tarafından gerçekleştirilir.

2. 'Gerçek' cinsel saldırı mağduru derhal şikayette mi bulunuyor?

İngiltere'deki resmi verilere göre, kayıtlı tecavüz vakalarının yüzde 46'sı olay günü bildirilmiş, yüzde 14'ü ise altı ayı bulmuş. Mağdurun çocuk olması halinde resmi bir kuruma gidip şikayette bulunması çok daha uzun zaman alabiliyor. Bunların sadece yüzde 28'inin olay günü şikayette bulunduğu, üçte birinin ise altı aydan fazla beklediği görülüyor.

Bu rakamlar resmi olarak yapılan şikayetlere ilişkin. Mağdurların birçoğu ise hiç bildirmiyor. Örneğin ABD'de cinsel saldırıların üçte ikisinin bildirilmediği tahmin ediliyor.

Olayı geç bildirme veya hiç bildirmeme nedenleri ise çoğu zaman saldırganın hapse girmesini istememekten kaynaklanıyor. Bu o kişiye aşık olma, aile üyesi olması veya mağdurun maddi olarak o kişiye bağımlı olması gibi nedenlere dayanabiliyor. Öğrencilerin dile getirdiği bir başka neden ise saldırganın geleceğini mahvetmek istememeleri.

Yani olayın bildirilme zamanı ile doğruluk derecesi arasında herhangi bir bağlantı bulunmuyor.

3. Saldırılar anında bildirilse araştırılması ve dava açılması daha kolay mı olur?

Tecavüz ve cinsel saldırıya uğrayanlar olayı anında bildirdiğinde tıbbi muayeneye tabi tutulmaları, vücuttan numune alınması, kesik, morarma gibi izlerin kayıt altına alınarak zor kullanımını kanıtlama ihtimali daha fazladır.

Ancak bu muayenenin yapılmış olması, saldırganın yakalanıp mahkûmiyet alması, hatta olayın araştırılacağı anlamına gelmez. Çoğu zaman, saldırıda bulunan partner veya tanıdık biri olduğunda, olayı kanıtlayacak fiziki delillerden ziyade, olayın rıza sonucu gerçekleşip gerçekleşmediğidir tartışma konusu olan.

İngiltere'deki resmi veriler, aynı gün bildirilen tecavüz veya cinsel saldırı vakalarının yüzde 26'sında saldırganlar yakalanıyor. Aradan bir gün veya daha uzun zaman geçtiğinde ise bu oran yüzde 14'e düşüyor. Aynı gün bildirilen saldırıların mahkemeye sevk edilme oranı da daha yüksek oluyor.

ABD'de ise bildirilen saldırıların ancak yüzde 18'inde saldırganın yakalandığı ve sadece yüzde 2'sinin mahkumiyetle sonuçlandığı biliniyor.

cinsel tacize karşı gösteri yapan kadınlar

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Bir araştırmaya göre, belli durumlarda, cinsel saldırı sırasında karşı koymak veya yalvarıp yakarmak daha ciddi fiziksel yaralanmalara yol açıp saldırıyı ağırlaştırabilir.

4. Gerçekten istemeyen insan saldırı sırasında karşı koymaz mı?

Tecavüz ve cinsel saldırı karşısında tepki kişiden kişiye değişir. Wellington Üniversitesi'nden suç uzmanı Jan Jordan 2008'de yazdığı kitabında, aynı kişinin saldırısına uğramış 15 kadının saldırı sırasında farklı tepkiler gösterdiğini vurguluyor. Kimi karşı koyup mücadele ederken kimileri onunla konuşma, kimileri psikolojik olarak kendilerini olayın dışında görme eğilimi göstermiş.

ABD'de 274 polis tutanağını inceleyen bir araştırmada ise mağdurların sadece yüzde 22'sinin bağırıp mücadele ettiği görüldü. Yüzde 56'sı saldırgana yalvarmış, geri kalanı ise korkudan donma tepkisi vermişti.

Bu farklı tutumlar farklı koşullarda farklı sonuç veriyordu. Örneğin, mücadele eden kadınların tecavüzden kurtulma, ama saldırganın herhangi bir silahı olması halinde daha büyük bir fiziksel saldırıya uğrama riski daha yüksek olabiliyor.

Ayrıca bu tür durumlarda insanların tepkilerini kontrol edemeyebileceğini unutmamak gerekir. Bazıları büyük bir tehditle karşılaştığında felce uğrar. İsveç'te yapılan bir araştırmada, saldırıya uğradıktan sonraki bir ay içinde tecavüz kliniğine başvuran 298 kadının yüzde 70'inin saldırı sırasında donup kaldığı ve bunlarda daha sonra travma sonrası stres bozukluğu ve ağır depresyon ortaya çıkması ihtimalinin çok daha yüksek olduğu görüldü.

line
cinsel tacize karşı gösteri yapan kadınlar

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Travmatik olaylar sırasında vücudumuz stres hormonlarıyla dolar ve beynimizi ayrıntılara yöneltir.

5. Travmatik olaylar hafızayı karıştırabildiği için mağdur olayları yanlış hatırlıyor olabilir mi?

Cinsel saldırıya uğrayan insanların hafızasında olaya ilişkin belli görüntü, koku veya sesler yer ediyor. Olayın üzerinden yıllar geçse bile bunlar tazeliğini koruyor çoğu zaman. Ancak mağdurlar olayın tam olarak ne zaman gerçekleştiği, o sırada kimin nerede olduğu gibi spesifik ayrıntıları hatırlamakta zorluk çekip, çelişkili ifade verebilirler.

Bunun nedeni gündelik olaylara ilişkin anılarla travmatik olayların beyinde farklı şekilde kayıt altına alınmasıdır. Travma sırasında vücut birçok stres hormonu salgıladığından beyin farklı bağlantılarla daha geniş resmi kayıt altına almaktan ziyade yaşanan bir an üzerinde yoğunlaşmıştır.

İnsanın evrimsel gelişiminde bu önemli rol oynamıştır. Londra'daki Kings College Üniversitesi'nde psikolog Amy Hardy'ye göre, tehdit altında iken, olay üzerinde geniş düşünüp ne anlama geldiğini anlamak yerine, o ana yoğunlaşıp mücadele, kaçma veya donma gibi tepkilerin tetiklenmesi sağlanmıştır. Bu durumda hafızada o anın yeri normal durumlara kıyasla daha belirgindir.

Hardy bu hafıza sürecinin cinsel saldırı mağdurlarının olayı polise bildirirken verdikleri ifadeyi nasıl etkilediğini incelediğinde, saldırı sırasında olayla ilişkilerini kesenlerin olay sonrası polise ifade verirken kesik kesik anılardan söz ettiğini ve olayı doğru aktaramadıkları hissine daha fazla kapıldıklarını gördü. Bu faktörler ise onların olayı mahkemeye taşıma ihtimalini azalıyordu.

line
line