Bangladeş'te enkaz altında kalan yaşamlar

Kamile Begüm, eşinin naaşını teslim alırken, gözyaşlarına bir an bile hâkim olamıyor.
42 yaşındaki Muhammed Hanif, Bangladeş'in başkenti Dakka yakınlarındaki Savar'da bulunan bir bina çöktüğünde ölen yüzlerce kişiden biriydi.
Dul eşi bayılmadan hemen önce "Allah'ım, kızlarımı nasıl besleyip, büyüteceğim?" diye sordu.
Yarım saat sonra, tekrar kendine gelip ağlamaya başladı.
Muhammed Hanif, dört kişilik ailenin para kazanan tek üyesiydi.
Rana Plaza'daki tekstil atölyelerinden birinde ustabaşıydı.
Kamile Begüm, çalıştığı atölyenin sahibinin eşine telefon açıp, işe gelmesini istediğini söylüyor.
"Gitmesin diye yalvardım. Ama bana iş yetiştirmeleri gerektiğini, bu işten bir aylık maaşını kazanabileceğini söyledi. Şimdi de ölüp gitti. Geleceğim karanlık. Hükümetin yardımına güvenmekten başka çarem yok" diyor Kamile Begüm.
Çöktüğü sırada Rana Plaza adlı binada üç bin kişinin çalıştığı söyleniyor.

Bir gün önce fark edilen çatlak nedeniyle, binadaki bir banka ve bazı atölyeler kapatılmış. Ama üç atölye açık kalmış ve çalışanlarını işe çağırmış.
İşe gidenlerden bir de 32 yaşındaki Selma Begüm.
'Çaresizce aradım'
Begüm 12 yaşındaki oğlu Salih'i evde bırakmış.
Salih hıçkırıklar içinde, "Annem işe gitmeden önce bana yemek verdi. Binanın çöktüğünü duydum ve oraya koştum. Çaresizce onu aradım. Ama kayıptı. Dört gün uğraştıktan sonra cesedini bulduk" diyor.
Salih, ders çalışmadığı için sürekli kızmasına rağmen, annesini çok sevdiğini söylüyor.
"Annem bana hep 'niye ders çalışmıyorsun?' diye kızardı. Ama ben dinlemezdim. Okulu bıraktım. Şimdi beni kim azarlayacak?" deyip, yine gözyaşlarına boğuluyor.
Salih'in iki kız kardeşi var. Babası Mustafizar, çevrede mal dağıtımı yapan bir çek çek sürücüsü.
Ülkenin kuzeyindeki Rangpur'dan Savar'a 'daha iyi bir yaşam' için geldiğini söylüyor.
"Eşimle mutluydum. Geçim sıkıntısı yüzünden hep tartışırdık ama hep barışırdık" diyor.
Eşinin 'çok iyi bir anne' olduğunu ve kazancının ailenin geçinmesine yardım ettiğini, fazla mesailerden kazandıklarını da biriktirdiğini söylüyor.
Şimdiyse, umutları yıkılmış.

Eşinin dört ay çalıştığı başka bir atölyeden maaşını alamadığını anlatıyor.
"Atölye sahiplerinin ve müdürlerinin her türlü gerekçeyle maaş kesmesi alışılmadık bir şey değil. İşe gitmezseniz maaşınız kesilir. Binadaki çatlak fark edildikten sonra işçilere bunu söylediler. Ben de Selma'ya gitmemesini söyledim. Ama beni dinlemedi" diyor.
Kurban yakınları şimdi, sorumluların yargılanmasını ve işçileri işe gitmeye zorladıkları için cezalandırılmalarını istiyor.
Mostafizar, Savar'da eşinin naaşını polis yetkililerinden teslim alırken "Sahtekâr bunlar" diye bağırıyor.







