Yoksulluk, dağılmış aileler, çeteler: Çocuklar nasıl suça sürükleniyor, çözüm için neler yapılmalı?

Bir yokuş. Binaların arasına çamaşırlar asılmış

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Adalet Bakanlığı verilerine göre ceza infaz kurumlarında toplam 4 bin 582 çocuk bulunuyor. Denetimli serbestlik altında bulunan çocuk sayısı ise 9 bin 763.
    • Yazan, Fundanur Öztürk
    • Unvan, BBC News Türkçe
    • Bildirdiği yer, Ankara
  • Okuma süresi: 7 dk

"Lisede okul çıkışı kavgaya çağırıldım. Kaçmak yapım değil. Hayatın ve sokağın gerçekleri bu; kaçarsan, korkarsan daha çok üstüne gelirler."

Ahmet ilk kez 15 yaşındayken suç işlediğini, lisede çıkan kavgada altı kişiyi bacağından yaraladığını söylüyor.

Yaşadığı semt gereği suça zaten aşina olduğunu anlatıyor:

"Kavgada bir anlık boşlukta elimi cebime attım. Bel üstü yaralama ve bel altı yaralamanın cezalarının farklı olduğunu, o yaşlarda büyüdüğümüz semt gereği biliyorduk."

Kasten yaralama ve ruhsatsız silah bulundurma gibi suçlardan ceza alan Ahmet, çeteler ve mahkemelerde geçen yılların ardından artık kendisini suç dünyasından kurtardığını söylüyor.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2023 yılı adli istatistiklerine göre her yıl çocukların suça karıştığı ortalama 200 bin olay görülüyor.

Bunlardan sonuncusu 14 Ocak'ta İstanbul'da 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın 15 yaşındaki bir başka çocuk tarafından bıçaklanarak öldürülmesi oldu.

'Suçun yadırganmadığı, desteklendiği bir kültür içerisinde büyüyorlar'

BBC Türkçe'ye konuşan uzmanlara göre artan çocuk yoksulluğu, dağılmış aileler, suç kültürü içinde yaşamanın yanı sıra yeni nesil suç çetelerinin yapısı da çocukları ve gençleri suça sürüklüyor.

Türkiye'de özellikle kriminoloji, suç sosyolojisi, gençlik suçluluğu ve şiddet davranışları üzerine çalışan akademisyenlerden Doç. Dr. Boran Ali Mercan'a göre, suçun yadırganmadığı ve hatta desteklendiği bir kültür içerisinde büyümek ciddi bir etken.

Mercan, çocukların özellikle yakın çevrelerinde tanık oldukları yaşça büyük kişiler ve dijital mecralarda karşılaştıkları sansasyonel figürleri rol model olarak benimsediklerini söylüyor.

İstanbul'da yüzlerce bina yan yana.

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, BBC Türkçe'ye konuşan uzmanlara göre artan çocuk yoksulluğu, dağılmış aileler, suç kültürü içinde yaşamanın yanı sıra yeni nesil suç çetelerinin yapısı da çocukları ve gençleri suça sürüklüyor.

Bugün 30 yaşında olan Ahmet ise erken yaşlardan itibaren suçtan başka bir seçeneğinin olmadığını hissettiğini anlatıyor:

"Çok küçük yaşlarda çevremdeki kişilerin hayatını gördüğüm için, ben de kendimi buna göre ayarladım."

Ahmet bununla birlikte, aynı zor şartlarda yaşayan başka pek çok yoksul çocuğun suçtan uzak durduğunu kabul ediyor.

Ancak aile faktörünün çok önemli olduğunu, aile yoksul olsa bile eğer ev içerisinde huzur ve sevgi varsa, çocukların suça karışmasının zorlaştığını düşünüyor.

'Çeteler gençleşiyor, suçun yapısı değişiyor'

Barış Boyun çetesine yönelik iddianameye göre, örgüt içerisinde yaşları 14 ile 17 arasında değişen 40 çocuk 32 suç eylemine karıştı.

Yeni nesil çeteler arasında yer alan Casperlar hakkındaki soruşturma kapsamında ise tutuklu 70 kişinin 20'si reşit değildi. Türkiye'de reşit olma yaşı 18.

Casperlar, örgüt yöneticileri de dahil olmak üzere genellikle 20'lerindeki genç üyelerden oluşuyor.

İstanbul'da akşam vakti bir ara sokakta üç tane erkek çocuk görülüyor. Biri bisiklete biniyor, diğer ikisi birbiriyle konuşuyor.

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Türk Ceza Kanunu'nun 31. maddesine göre 12 yaş altı çocukların cezai sorumluluğu bulunmuyor ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanıyor.

Türkiye'de özellikle suç, adliye, organize suç örgütleri ve güvenlik konularındaki haberleriyle tanınan gazeteci Cengiz Erdinç, "Eskiden klasik mafyada gördüğümüz orta yaşlı adamlar, gençleri ya da çocukları kullanırdı" diyor ve ekliyor:

"Şimdi 20 yaşındaki adam, 18 yaşının altındaki çocuğu kullanıyor. Yeni nesil çeteler içerisinde 40 yaşından büyük kişi sayısı çok az.

"Bunlar bir arada yaşayan bir kuşak genç aslında. Aynı mahalleden çıkıyorlar, sosyal medya üzerinden şekilleniyorlar ve yoksulluk karşısında bunu bir yöntem olarak seçiyorlar."

Erdinç, "yeni nesil çete" ifadesinin çete mensuplarının sadece daha genç olmaları nedeniyle değil; yöntemleri, davranış biçimleri ve örgütlenmeleri de farklı olduğu için kullanıldığını söylüyor.

'Çeteler önce lüks hayata özendirir'

Peki, çocuklar kendini nasıl çetelerin içinde buluyor?

Uzmanlara göre çocuklar çeteleri rastgele keşfetmiyor, içinde bulundukları çevrenin gerçeği olarak tecrübe ediyor.

Ahmet de bunun rastlantıdan ziyade "bir süreç" olduğunu, yoksul mahallelerdeki çocukların kısa sürede çetelerin piyonu olabildiğini söylüyor:

"Çeteler yoksul, yetim ya da kimsesiz çocukları ilk önce kendi yaşadıkları lüks hayata özendirirler.

"Yaşın gelince sen de benim gibi olacaksın diyerek bir süre yanlarında gezdirirler. Maddi imkan sağlarlar ve çocuk o gruba aidiyet beslemeye başlar."

Ahmet bu noktada çocuklara kendi geçtiği yollardan referans vererek bir uyarıda bulunuyor:

"Genç kardeşimiz şunu unutmasın: Abi, baba, reis, ağa dediğiniz kişiler kardeşini, kendi küçüğünü kullanmaz, onları katil yapmaz. Eğer çok cesurlarsa sizi kullanmasınlar, kendi işlerini kendileri yapsınlar.

"O kadar güçlü insanların size neden ihtiyaçları var? Kendinizi kimseye kullandırtmayın, şartlar ne olursa olsun kimsenin maşası olmayın.''

Mercan ise çetelerin hayattaki sorunlara karşı kolektif bir çözüm olarak görüldüğünü ifade ediyor:

"Çeteler kendine ait dili, jargonu, davranış ve hareket tarzları, kısaca kültürü olan alternatif bir alemin kapılarını aralar. Siz 'çete' dersiniz, onlar başka bir şey diyebilir.

"Tek başına elde edemeyeceğinizi, sizin gibi benzer durumda olan başkalarıyla bir araya gelerek, güç birliği yaparak elde edersiniz. Yoksunluklarla kuşatılmış bir dünyada para, şan–şöhret ve güç sahibi olma imkânı sunar."

'Müebbet alsan bile biz sana bakarız'

Ahmet, bir çocuk çete için cezaevine girdikten sonra eğer kimse arkasında durmazsa, çeteye duyulan güvenin sarsıldığını anlatıyor:

"Kendileri için suç işleyecek yeni çocuklar bulmak için, cezaevindekilerin tüm ihtiyaçlarını karşılarlar. Sonra da dönüp diğer çocuklara 'Bak o kardeşlerini satmadı, lider de onun arkasında durdu' derler.

"Müebbet bile alsan biz sana ve ailene bakarız derler. Çocuk aidiyet duygusu beslemiyorsa bile, 'ben maddi olarak rahat edemedim, bari ailem ve sevdiklerim rahat etsin' düşüncesiyle çeteler için suç işler."

'Müdahalede geç kalıyoruz'

Çocuk hakları alanında çalışan avukat Hatice Kaynak ise suça sürüklenen çocuklarda suçun tekrarının sık görüldüğünü söylüyor.

Hatice Kaynak, ''Çocuğa daha ilk suçunda doğru müdahale ettiğinizde bir daha suç işlemiyor ama biz bu müdahalede geç kalıyoruz" diyor.

Türk Ceza Kanunu'nun 31. maddesi çocukların cezai sorumluluğunu ve yaş küçüklüğü nedeniyle uygulanacak indirimleri belirliyor.

12 yaş altı çocukların cezai sorumluluğu bulunmuyor ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanıyor.

12-15 yaş arası çocukların, fiilin anlam ve sonuçlarını kavrayıp kavramadığının araştırılması sonrası sınırlı cezai sorumluluğu bulunuyor. Bu yeteneklerin bulunmadığı hallerde, yaş küçüklüğü nedeniyle indirimli ceza uygulanıyor.

15-18 yaş grubundaki çocukların ise fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabildikleri kabul edilerek cezai sorumluluğu bulunuyor. Ancak failin çocuk olması nedeniyle cezada indirim yapılıyor.

Kastan öldürme gibi suçlardan Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri'ndeki yargılansalar da yetişkinlere göre daha düşük cezalara çarptırılıyorlar.

Avukat Hatice Kaynak, çocuk ilk suçunu işlediğinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğini, üç yıl yeni bir şey yapmazsa affedildiğini de hatırlatıyor.

Hatice Kaynak, "Çocuk bu durumu tam kavrayamıyor ve bir şey olmadığı duygusuyla yeniden suç işliyor. Bu kez iki suçun birden cezasını alıyor ve hapse giriyor'' diyor.

Kaynak'a göre çocuklar hapiste suç kültürünün de içine giriyor, hapisten çıkınca ise okul hayatından ve meslek edinmekten uzaklaşıyor:

"Böylece çok kolaylıkla bir çetenin içine girme olasılığı artıyor. Hayatta başka bir umudu kalmıyor. Bazen tam ergenlik çağında işlediği suçla birlikte bir üstünlük kimliği oluşturuyor ve mükerrerlik artıyor."

'Fail odaklı yaklaşım adalet duygusunu zedeliyor'

Hukukçular hem önleyici politikalar hem de rehabilitasyon sürecinin önemine dikkat çekiyor.

Ancak aynı zamanda toplumda cezasızlık algısının oluşmaması gerektiği ifade ediliyor.

Özellikle ceza hukuku, çocuk suçluluğu, kasten öldürme davaları ve toplumsal şiddet olayları üzerine yaptığı yorumlarla tanınan avukat Oğuz Demir'e göre ağır suçları "çocukluk" gerekçesiyle görmezden gelmek "cezasızlık algısını" besliyor:

"Cezasızlık algısı suçu büyütür ve tekrarını teşvik eder. Çocuk adalet sisteminde suçun mahiyeti, failin özellikleri ve risk profili göz önüne alınarak gerektiğinde ağır ve caydırıcı yaptırımların uygulanmasına olanak tanıyan hukuki düzenlemelerin yapılması gerek.

"Ceza politikalarının her şeyden önce mağduru ve toplumsal güvenliği gözetmesi gerekiyor. Fail odaklı yaklaşım, mağdurların ve toplumun adalet duygusunu zedelemektedir."

Dikenli teller

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Avukat Hatice Kaynak'a göre çocuklar hapiste suç kültürünün içine giriyor, hapisten çıkınca ise okul hayatından ve meslek edinmekten uzaklaşıyor.

Avukat Kaynak ise çocuk söz konusu olduğunda hapis cezasından ziyade "onarıcı" mekanizmaların devreye girmesi gerektiğini söylüyor.

17 yaşındaki bir çocuğa 28 yıl hapis cezası bile verilse, onun 15 yıl sonra cezaevinden çıkacağını ve 32 yaşında topluma karışacağını hatırlatıyor:

"Bunlar çocuk ve önlerinde 60-70 yıllık bir yaşam var. O yaşamı nasıl yaşayacakları, nerede ve nasıl müdahale ettiğimize bağlı olarak belli olacak.

"Çocukluk dönemini, geliştiği dönemi tümüyle elinden aldığınızda, yetişkinliğinde hiçbir şey beceremeyen biri olarak elinde sadece suç kalacak.

"Onu donatmadığınız zaman, çıktığında zaten suçlu damgasıyla çıkacak. Ama hayat şansı ve düzelme şansı verirseniz, artık onun pişmanlığını duyarak normal hayata dönebilir."

'Benim gibi olan bütün çocuklar, bu ihtimalin de mümkün olduğunu bilmeli'

İddianamelerde, çetelerin çocukların ilgisini çekmek için başta TikTok olmak üzere sosyal medyayı aktif kullandığı belirtiliyor.

Ahmet, okuyarak ya da çalışarak bir şey elde edemeyeceğini düşünen yoksul gençlerin sosyal medyada gördüğü lüks hayatlara özendiğini söylüyor:

"Biri okuyor, temiz kalıyor ama aldığı maaş kirasına yetmiyor. Bir başkası ise gayrimeşrudan parayı buluyor, BMW ile Instagram'a hikaye atıyor.

"Bunu gören çocuklar, '5-10 sene okuyacağımıza ceza yatarız, çıkınca cebimizde paramız olur' diye düşünüyor."

Yıllarca çetelerin içinde geçen yaşamın ardından şimdi yasal yollardan para kazandığını söyleyen Ahmet, "Benim gibi olan bütün çocuklar, bu ihtimalin de mümkün olduğunu bilmeli" diyor.