You’re viewing a text-only version of this website that uses less data. View the main version of the website including all images and videos.
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Erdem: Partinin iyiliği için nöbet değişimi yapıldı, vatandaş Cumhur İttifakı'nın altındaki atı alacak
- Yazan, Ayşe Sayın
- Unvan, Ankara
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem, hafta içinde partisinin Başkanlık Divanı'nda yapılan görev değişimini, "Partinin iyiliği için nöbet değişimi" olarak yorumladı. Edem, seçim kurullarının yapısını da değiştiren Seçim Yasası değişikliği ile iktidarın "hinlik yaparak, hakkından fazlasını alma peşinde" olduğunu savundu, "Vatandaş AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın altındaki atı alacak haberi yok" dedi.
İYİ Parti'nin hukuk ve adalet konularından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem, Genel Başkan Meral Akşener'in geçen Çarşamba günü partisinin Başkanlık Divanı'nda yaptığı değişikliklerde yerini koruyan az sayıdaki isimden birisi oldu.
Erdem, Başkanlık Divanı'ndaki değişiklikler, Seçim Yasası ve altı muhalefet partisinin yol haritasına ilişkin BBC Türkçe'nin sorularını yanıtladı:
Aslında sizinle randevulaştığımızda Başkanlık Divanı değişmemişti ama şimdi gündem tamamen değişti. Bu değişikliği bekliyor muydunuz, nasıl yorumlamak lazım?
Millet İttifakı'nın oluşmasında ve devamında çok emeği olan genel başkanımız sayın Meral Akşener, çok deneyimli bir siyasetçi. Kendisi böyle bir tasarrufta bulundu. Önümüzde seçimler var, Seçim Kanunu çıkarıldı ama AK Parti hiç belli olmaz, Kasım'da, sonbaharda bir seçime gidebilir.
Nitekim bunu yapabileceğinin bize işaretini il ve ilçe seçim kurullarında en kıdemli hakimlerin görev alması yerine birinci sınıf hakimler arasından belirlenmesini getirerek veriyor. Dolayısıyla biz seçimleri sonbaharda da görebiliriz, Haziran'da da görebiliriz. Yani önümüz seçim.
Genel Başkanımızın tasarrufu bu yönde olmuş. Meral Akşener'le beraber siyaset yapmak çok kıymetli. Bir siyaset okulu gibi aynı zamanda.
Akşener çok demokratik, çok şeffaf bir insan, çok demokratik bir insan. Aynı zamanda kendi siyasi tecrübelerini çok şeffaf bir şekilde bizlere açar, anlatır.
Bunu seçmene de yapıyor.
Meral Akşener kadar halka ulaşan siyasetçi var mı? Bugün hasbelkader ben yeniden hukuk başkanı oldum, ama olmayabilirdim de.
Bazı arkadaşlarımız değişti, yerine yeni arkadaşlarımız geldi, bazı arkadaşlarımızın görev yerleri değişti. Ama hepimiz bu tasarrufa son derece saygı duyuyoruz. Genel başkanın partinin iyiliği için bir nöbet değişimi yaptığına inanıyorum, diğer arkadaşlarımız da buna inanıyor. Çünkü bu bir makam değil, bir görev. Dolayısıyla çok doğal karşıladı arkadaşlarımız da. Önümüzdeki süreçte partimiz daha da oylarını artırarak devam edecek.
Genel başkanın teşkilatın sorumluluğunu alması çok da alışkın olduğumuz bir durum değil. Neden böyle bir tasarrufa ihtiyaç duyuldu, partide teşkilatlar konusunda bir rahatsızlık mı vardı?
Partide hiçbir rahatsızlık yok. Partimizde görev dağılımı bakımından yahut herhangi bir başkanımızın görevi ile ilgili en ufak bir rahatsızlığı yok. Genel başkanımız bugün bunu böyle takdir etmiş. Seçime gidiyoruz, ne düşündü bilemiyorum. Yarın daha farklı bir tasarrufta bulunabilir. Malum bütün başkanlarımız çok değerli, sayın Koray Aydın çok tecrübeli bir siyasetçi.
Nitekim kendisi siyasi işlerden sorumlu olarak görev aldı.
"Şaşırmadık"
Size bir mesajı oldu mu?
Hayır. Başkanlık Divanı'nı okudu, "Hayırlı uğurlu olsun" dedi. Daha önce söylemişti zaten. Kamuoyu belki bunu bekliyordu. Dolayısıyla, Genel İdare Kurulu'nda açıkladığında da hiçbir arkadaşımız şaşırmadı, nereden çıktı, demedik.
Mesela Yavuz Ağıralioğlu'nun yönetim dışı bırakılmasında Akşener'in CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştirilerinden rahatsız olmasının etkili olduğu yorumu yapılıyor. Akşener, "İttifaka halel getirmem" mi dedi sizce?
Bunlara ben katılmıyorum. Sayın Yavuz Ağıralioğlu da diğer arkadaşlarımız da çok kıymetli arkadaşlarımız, siyasetçilerimiz. Bizim partimizin çok kıymetli bir tarafı var.
Biz gerçekten bu anlamda demokratik bir partiyiz. Gücümüz belki buradan geliyor. Başkanlarımız belki nüans farklarıyla farklı şeyler düşünebiliriz ama bu, zenginlik, güç.
Bu sadece nöbet değişimi.
Bugün ben buradayım, 6-7 ay sonra bu makam hakkında da başka bir tasarrufta bulunabilir. Bunu da son derece doğal karşılarım.
Arkadaşlarımızın da aynı şekilde karşıladığını düşünüyorum. Dediğim gibi görev yerleri değiştirilen arkadaşlarımızla kamuoyunda yapılan yorumların hiçbirine katılmıyorum.
Bu tamamen genel başkanımızın tasarrufunda. İşin özeti bu.
Genel başkanımıza güveniyoruz, onunla siyaset yapmanın şans olduğunu düşünüyorum. Bunun bir şans olduğunu, İYİ Parti'nin siyasetin önünü açtığını, oyunu bozduğunu düşünüyorum.
Böyle bir dönemde İYİ Parti'nin her neferi, görevi ne olursa olsun nerede görev yaparsa yapsın, hakikaten böyle bir dönemde Türkiye'de bu değişimin olacağı, inşallah Türkiye'de hukukun tam olarak tesis edileceği, bu tek adam rejiminden çıkacağımıza inandığımız böyle bir dönemde, Akşener'le siyaset yapmak bizim için şans.
"Baraj, Putin'in Rusyasından bile daha yüksek"
AKP ve MHP'nin Seçim Yasası değişikliği tartışma konusu. Sahiden muhalefeti çok olumsuz etkiler mi, bu konuda simülasyonlar ne gösteriyor?
Simülasyonları arkadaşlarımız hazırlayacaklar. Bunu her parti yapacak. Eminim iktidar partisi de en büyüğünden en küçüğüne kadar muhalefet partileri de bunu yapacaktır. Bu, seçim işleri başkanlığımızın yaptığı bir çalışma.
Ama şunu söyleyeyim; muhalefetten ne götürür bu yasa? Seçimi Millet İttifakı'nın kazanması anlamında hiçbir şey götürmeyecek.
Kesinlikle ve kesinlikle seçim kanununu nasıl değiştirirse değiştirsin, Cumhur İttifakı AKP ve MHP bu seçimi kaybedecek.
Buna karar veren milletin kendisi. Milletten bu kadar uzak olursanız, bu kadar milletle alay ederseniz, milletin bu kadar ekonomik sıkıntısı varken adeta alay eder gibi söylemlerimizde ve fiillerinizde inatla bu tutumu devam ettirirseniz, ki yıllardır devam ediyor; gün gelir millet size o tokadı atar.
Bunu siyaset tarihimizde çok görmüşümüzdür. Seçimlerde bu tokadı cumhur ittifakı yiyecek. Seçim Kanunu'nu hinlik yapmak için değiştiriyorlar. Çünkü AK Parti, hep hakkından fazlasını isteyen bir parti. Buna alışmış. 2002'de geldiğinde de yüzde 34 hatırlarsanız, Meclis'in üçte iki çoğunluğunu elde etmişti.
Daha sonra referandumda gittiler, mühürsüz oyları geçerli saydırdılar. Aynı şekilde trafolara kedi girmesi… Her seçim öncesi bir korkutma, düşmanlaştırma, buradan oy devşirme. Milleti birbirine düşman ederek oy devşirme... AK Parti hiçbir zaman seçim kanununu ülkenin demokrasisine faydası olarak değişiklik yapmadı. Yoksa seçim kanunu değişikliği bir anayasa değişikliği gerektirmiyor ki.
Yüzde 7'ye düşürdüler barajı. Dünyada hala en yüksek bizde olacak baraj. Daha önce yüzde 10 olan devlet yoktu. Yüzde 7 olan Rusya vardı o bile yüzde 5'e çekti. Biz bugün Putin'in Rusyasından bile daha yüksek baraja indiriyoruz.
"Ne yaparsa yapsın gidecek"
İktidar Seçim Yasası'nı normal seçim sürecini dikkate alarak Meclis'e getirdi. Erken seçim ihtimali ortadan kalktı, diyebilir miyiz?
Kaldırmadı. Erken seçim bekliyoruz. Sebebi şu: Her ülkenin ekonomisi zaman zaman kötü olabilir. Yunanistan da ne haldeydi belli bir süre sonra düzeltti. Geçmişte ekonomimiz çok mu şahaneydi, hayır. Ama zaman zaman çok kötü olan ekonomiyi, yine ekonominin kurallarıyla o zamanki hükümetler, beceremiyorsa yenisi gelerek, ekonomi bilimi neyi gerektiriyorsa, onu yaparak belirli oranda düzelttiler.
Söylemek istediğim şu; eğer ortada bir problem varsa, ki var. Önce o problemin varlığını tespit etmemiz lazım. Bu varlığı tespit ederseniz, önce ona bir çözümünüz, reçeteniz olacak.
Vatandaşa öyle bir reçete açıklandı mı, hayır. "Artık iş o kadar kötü ki, son günlerde lütfettiler, sıkıntıda olduğumuzu biliyoruz" lafı ağızlarından çıkmaya başladı.
Eğer bugün ekonomik programları olsa ve vatandaş buna inansa vatandaşın da inandığın görseler, diyebilirler ki önümüzdeki Haziran'a kadar ekonomi programımız yavaş yavaş semerelerini gösterecek, düzelmeye doğru gidecek, vatandaş da bunu görecek, bekleyelim.
Ama ortada bir plan ve program yok.
"Yaptığı makyajla seçime gidebilir"
Ama böyle bir tabloda erken seçime gitmek ne kadar akılcı olur, riskli olmaz mı iktidar açısından?
Bir kere ben buna erken seçim demiyorum, Türkiye'nin erken seçim olsa 1,5 sene önce seçim yapması lazımdı.
Bu artık normal seçim sathı mahalli. Zaten önümüzde bir yıl var. Önümüzdeki sene hiçbir düzelme olmayacağı için. Hiç kimse beklemiyor, inanmıyor ki gelecek yıl düzenleme olacak diye. Ama vatandaş inansa, her şey değişir.
Vatandaş inanmıyor, en önemlisi bu, daha da kötüye gideceğine inanıyor. O zaman önümüzdeki Haziran'da yapmanın, AK Parti'nin oylarının daha da aşağıya düşmesi yönünde beklenti. Ama belki yazın, savaş da biter, belki turizmden gelir gelir, belki gıda fiyatları düşer, enflasyona gıda fiyatlarının düşmesine etkisi olur diye düşünebilir. Bir de artık para mı basacak artık ne yapacak, Temmuz ayında asgari ücrete bir zam daha yapar ve ondan sonra sanki vatandaşı düşünüyormuş gibi, yaptığı bu makyajla seçime gidebilir. Çünkü önümüzdeki sene daha kötü olacak işler.
Muhalefet böyle bir baskın ya da erken seçime hazır mı? Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem önerisi hazırlandı, seçim güvenliği, geçiş süreci komisyonları kuruldu ama hala "Aday kim olacak? İttifak olacak mı olmayacak mı belli değil" eleştirileri var…
Genel başkanımız grup toplantısında bunu öyle sade bir dille anlattı ki, "Efendim sorup duruyorlar bütün dertleri cumhurbaşkanı adayı kim olacak? Millet İttifakı'nın adayı 13. Cumhurhurbaşkanı olacak…"
Bakın, bizim derdimiz sistemi kurmak, vatandaşın sisteme güvenmesi, ülkedeki hukuka güvenmesi.
Halbuki AK Parti'nin bütün derdi isimler üzerinden gitmek. Ben de soruyorum, Sayın Recep Tayyip Erdoğan, nasıl girecek bu kadar kötü bir ekonomiyle cumhurbaşkanlığı yarışına.
"Seçim kararı alsınlar altılı masa o gün adayını açıklayacak"
Aday olmaz anlamında mı söylüyorsunuz, çünkü Erdoğan'ın aday olamayacağı iddiasını dile getirenler de var?
Normalde girmemesi lazım. Bu kadar ülke ekonomisini berbat etmişken, neyine güvenip de yeniden aday olacak. Ben tavsiye etmiyorum, çünkü seçimi kaybedecek.
Ama Erdoğan'ın karakterini düşündüğümüzde, aday olmamasına ihtimal vermiyorum. Bir de Cumhur İttifakı'nda ikinci çıkarılacak bir aday yok.
Kim Sayın Erdoğan'ın yanında, ben de adayım diyecek. Millet İttifakı'nın gücü aynı zamanda, insanların birbiriyle yarışabilme hevesini de kırmayan, demokrasinin varlığını gösteren, gerekirse birden fazla aday da olabileceğini gösteren bir demokrasi olmasından alıyor.
AK Parti'nin içinde demokrasi yok. Hiç kimse Erdoğan'ın yanında ben adayım filan diyemez. Kaybedeceğini bilse de diyemez.
Ama biz sistemi bu tek adam rejimini değiştirmek istiyoruz. Tek adam rejimi değiştirmek istediğimiz için bunu özellikle seçmene göstermek istediğimiz için, seçim kararını alsınlar; o gün altılı masa adayını açıklayacak. O gün ya da ertesi gün…
"Tek bir oyun Cumhur İttifakı tarafından çalınmasına müsaade etmeyeceğiz"
Kılıçdaroğlu'nun aday olmak istediği görülüyor. Ama sizin içinizde de "kazanacak aday" olmalı görüşü var. "Kazanacak aday" kriteriniz ne olacak?
Genel başkanımız ne diyor, Millet İttifakı'nın adayı, 13. cumhurbaşkanı olacak. Bunun alt açılımı nedir, kazanacağına emin olduğumuz kişiyi göstereceğiz demektir. Bu nasıl anlaşılabilir. Vatandaşa sorulabilir, araştırmalar yapılabilir, buna da karar verecek olan yine genel başkanlar. Sayın Akşener, sayın Kılıçdaroğlu, işte o sırada Millet İttifakı'nda kim varsa.
Şu anda Millet İttifakı'nda iki parti var. İki parti var ama altı parti çok güçlü bir hukuk birliği söylüyor. Çok güçlü bir güçlendirilmiş parlamenter sistem birlikteliği ortaya koyuyor.
Aynı zamanda tek bir cumhurbaşkanı adayı gösterilecekse, altı parti beraber bu adayı gösterecekse, yine onu da zaman yaklaştığında hep beraber göreceğiz.
O nedenle altı partinin kimi aday göstereceğini hiçbir surette yavaştan almıyoruz, tam tersi çalışıyoruz.
Bakın seçim güvenliği için komisyon kuruldu.
Seçim Kanunu'na baktığımızda, mesela şimdiye kadar hiç değişmemiş olan, il ilçe seçim kurullarını değiştiriyorlar.
Bunun sebebi, demokrasi ya da adalet ya da hakkım olanı elde edeyim değil.
Ben daha hakkım olandan daha fazlasını elde edeyim, milletin verdiği oylarda aslında benim hakkım olmayan milletvekillerini alayım.
Demek ki Cumhur İttifakı'nın kafasında birtakım hinlikler var. Ocak ayında daha yeni değişmiş il, ilçe seçim kurulları. Şimdi komisyon kuruluyor, o komisyonda da Sayın Genel Başkanımız ile Sayın Karamollaoğlu birlikte önermişler bir seçim komisyonu kurulmasını.
Vatandaşın şundan emin olması lazım, hiçbir surette tek bir oyunu heba etmeyeceğiz.
Sadece İYİ Parti'nin değil, hangi partiye oy verirse versin vatandaşın oyunu heba ettirmeyeceğiz. Ama muhalefetin tek bir oyunun bile cumhur ittifakı tarafından çalınmasına izin vermeyeceğiz.
Seçim kurullarındaki değişikliğin üç ay içinde yürürlüğe girecek olması ne anlama geliyor? Bir erken seçimde uygulanabilir mi örneğin?
Hukuki olarak bir yılı geçmeden yeni seçim kanununda yapılan değişiklikler seçimlerde uygulanamaz.
Halbuki geçici madde koyuyor, il ve ilçedeki seçim kurullarının başkanlarındaki değişiklik maddesini, seçim kanunu geçtikten sonra üç ay içinde yürürlüğe sokacak.
Tabii siz davanızı açtınız, 15-20 günde bitmeyecek ki.. Bir kere Anayasa Mahkemesi bakacak, inceleyecek, araya adli tatil girecek vs.
Sizin açtığınız davanın sonuçlanması seçimlerden sonraya kalacak. Bir baskın seçime gidilirse, bu yasaya göre kurulmuş seçim kurulları oluşmuş olacak. Kendi tabirleriyle, "atı alan Üsküdar'ı geçmiş olacak."
Yaptıkları hinlik burada. Vatandaş AK Parti'nin kendisine yıllardan beri yaptıklarının karşılığında, AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın altındaki atı alacak haberleri yok.