Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde Cizre davası: Sokağa çıkma yasakları ve ölümler görüşüldü

    • Yazan, Hatice Kamer
    • Unvan, Diyarbakır

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) bugün Cizre davası görüldü. Türkiye, sokağa çıkma yasakları döneminde yaşananlar ile ilgili olarak ilk kez savunma yaptı.

Sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı ve çatışmaların en yoğun yaşandığı Cizre'de onlarca insan hayatını kaybetmişti. Bugün o dönemlerde yaşanan hak ihlalleri için AİHM'e yapılan başvurunun duruşması esas üzerinden görüldü.

Davanın avukatı Ramazan Demir, çatışmalarda hayatını kaybedenler arasındaki 34 kişi için mahkemeye başvuru yapmıştı. AİHM'de, başvuru yapılan 34 dosyadan iki tanesi için duruşma yapıldı.

AİHM, sokağa çıkma yasağının "yasallığını" Ömer Elçi dosyası üzerinden, Cizre'de yürütülen operasyonun "niteliği" ve meydana gelen ölümlerin "hukuki olup olmadığı tartışmasını" Orhan Tunç dosyası üzerinden ele aldı.

Her iki davanın duruşması aynı anda yapıldı. Kararın daha sonra açıklanması bekleniyor.

Sokağa çıkma yasakları döneminde Cizre'nin Nuh Mahallesi'nde yaşadığı evinden, herhangi bir yasal dayanak olmadan, mülki amirlerin kararıyla evlerinde hapsedildikleri gerekçesiyle yaşam, özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiği gerekçesi ile Cizre sakinlerinden Ömer Elçi, avukatları Neşat Girasun ve Erkan Şenses aracılığı ile 29 Aralık 2015 tarihinde AİHM'e başvuru yapmıştı.

'5 yıl aradan sonra yapılması nedeniyle önemli'

Duruşmadan sonra BBC Türkçe'ye konuşan Avukat Ramazan Demir, mahkemede şahitlerin dinlenilmediğini ama duruşmanın başvurucular açısından çok iyi geçtiğini söyleyerek şunları aktardı:

"Biz daha önce de çok uzun savunmalar hazırlayarak mahkemeye göndermiştik. Özellikle devletin sunduğu savunmaları çürütecek bir çok şeyi sunmuştuk. Bugünkü duruşmada sürenin kısıtlı olması sebebiyle bunların hepsini ifade edemedik."

Duruşmada yer alan bir diğer avukat Neşet Girasun da duruşmayı "Sokağa çıkma yasaklarının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uygunluğunun, aykırılığının karara bağlanacak olması, AİHM gibi uluslararası bir mahkemede tartışılmış olması ve yaklaşık 5 yıl aradan sonra Türkiye'den yapılan bir başvurunun duruşmasının yapılması sebepleriyle önemli bir duruşmaydı" şeklinde değerlendirdi.

'Yaşanan vahşeti anlatacağız'

Duruşma öncesi BBC Türkçe'ye konuşan Avukat Neşet Girasun, AİHM'e tedbir talepli olarak yapılan başvuruda sokağa çıkma yasaklarının kaldırılması ve uluslararası standartlara uygun uygun yürütülmesini talep ettiklerini ama tedbir talebinin 8 Ocak 2016 tarihinde reddedildiğini hatırlatarak şunları aktardı:

''AİHM'in Ömer Elçi davasının esas kararını bu duruşmadan sonra verecek. Böylece sokağa çıkma yasaklarının AİHM'e uygun olup olmadığı da ilk defa karar altına alınmış olacak.''

AİHM'de görülen duruşmaya Orhan Tunç'un eşi Güler, Mehmet Tunç'un eşi Zeynep Tunç da katıldı.

Duruşma öncesiBBC Türkçe'ye konuşan Güler Tunç, eşi öldüğünde yeni doğan oğlu Bêkes ve kayınvalidesi Esmer'e iltica etme şüphesi üzerinden vize verilmediğini söyledi.

Güler Tunç: Tarihi bir gün olacak

Güler Tunç, eşi Orhan'ın, Cizre Halk Meclisi Başkanı olan abisi Mehmet Tunç'un Cudi Mahallesi'nde yaralandığı haberi üzerine ona yardım etmek isterken Nusaybin Caddesi üzerinde yaralandığını anlattı.

''Orhan, abisinin yaralandığı haberi üzerine arkadaşlarıyla birlikte yardıma gitmek gitmek istediler. Nusaybin Caddesi'de iken Orhan ve arkadaşı Jiyan Karman yaralanmış. Orhan dizlerinden yaralanmış ve 5 saat boyunca kan kaybetmiş. Ambulans istenmiş ama gelmemiş.

"O gün sabaha kadar caddede yaralı halde beklemiş. Bunun üzerine onu da alıp üçüncü bodrum olarak bilinen, yaralıların olduğu eve götürülmüş. Kendi imkanları ile onu tedavi etmeye çalışmışlar. Telefonda birkaç kere konuştuk, tedavi edilmek için ambulans istediler. 9 Şubat'ta beni aradığında yardım geleceğine olan umudunu kaybettiğini söyledi. Bu yüzden doğacak çocuğumuza da Bêkes 'Kimsesiz' adını koymamı istedi.''

19 yaşındaki Güler, AİHM'den tarihi bir kararın çıkmasını beklediklerini ifade etti.

''Biz AİHM'e gittiğimizde onlara Cizre'de yaşanan tüm vahşeti anlatacağız, bir tek Orhan'ı değil, Silopi ve Cizre'de yaşanan vahşeti anlatacağız, Taybet Ana'yı ve su diye haykırarak ölenleri anlatacağız. Tarihi bir gün olacak, devletin yaptığı vahşeti ortaya çıkarmak bizim için en büyük sonuç olacak. Devletin orda vahşet yaptığını herkes biliyor ama bazıları duymazlıktan geliyor. Tarihi bir gün olacak. Adım adım takipçisi olacağız.''