Kartalkaya yangınının yıldönümü: 'Kurtuluyorsunuz ama şükredemiyorsunuz'

Tüzgiray ailesinin fotoğrafının yer aldığı ahşap bir işleme. Baba Tüzgiray'ın üzerinde takım elbise, anne Tüzgiray'ın üzerinde elbise var. Çocuklar da benzer şekilde şık giyinmiş.
Fotoğraf altı yazısı, Yangında yaşamını yitiren Tüzgiray ailesi. Baba Erhan Tüzgiray, anne Yasemen Tüzgiray, sekiz yaşındaki Demir ve 11 yaşındaki Defne otelin yedinci katında kalıyorlardı.
    • Yazan, Hilken Doğaç Boran & Osman Kaytazoğlu
    • Unvan, BBC Türkçe
  • Okuma süresi: 7 dk

"Düşünün ki kurtuluyorsunuz ama şükredemiyorsunuz."

Otuz altısı çocuk 78 kişinin öldüğü ve 133 kişinin yaralandığı Grand Kartal otel yangınından kurtulan dişçi Sıdıka Akdeniz faciayı böyle anlatıyor.

Akdeniz 21 Ocak 2025 günü otelde eşi Serdar Akdeniz, sekiz yaşındaki oğlu Atlas ve beş yaşındaki kızı Ayşe ile birlikte kalıyordu.

Tatile en yakın arkadaşı Yasemen Tüzgiray ve ailesi ile birlikte gitmişlerdi.

Akdeniz ve ailesi yangından kurtulurken en yakın arkadaşı Tüzgiray, eşi ve iki çocuğu Grand Kartal Otel'de hayatını kaybetti.

Türkiye'yi yasa boğan yangının ardından açılan davada 32 sanıktan 11'ine olası kast ile öldürme suçundan müebbet hapis cezası verildi.

On sekiz sanık bilinçli taksirle öldürme suçundan hüküm giyerken üç sanık beraat etti.

Kartalkaya aileleri, bazıları için soruşturma izni verilen bakanlık personeli hakkında da en kısa sürede dava açılması için hukuk mücadelesini sürdürüyor.

Grand Kartal yangınından kurtulanlar yangında ve sonrasında yaşadıklarını BBC Türkçe'ye anlattı.

'Artık kimse telefonu açmıyordu'

Sıdıka Akdeniz otelin düzenli müşterilerindendi.

Geçen yıl Tüzgiray ailesi ile çıktıkları tatile iş sebebiyle bir gün geç vardılar.

Bu nedenle arkadaşlarıyla beraber yedinci katta kalmak yerine üçüncü katta bir odaya yerleştiler.

Akdeniz, "Resepsiyonda bize odayı verirken neredeyse özür dilediler, bu küçücük farkın hayatımızı kurtaracağını bilmiyorduk" diyor.

3008 numaralı odada kalan diş hekimi, Kartalkaya'daki ihmaller zincirine dair şunları söylüyor:

"Bir yangından sonra altın zaman dediğimiz 8-10 dakikalık kısımda biz uyuyorduk. Hiçbir alarm çalmadı. Hiçbir insan 'Yangın var, çıkın' demedi. 'Odaları boşaltın' demedi. Tamamen kendimiz uyandık."

Sıdıka Akdeniz'in balkonda çekilmiş fotoğrafı. Üzerinde siyah ve beyaz renkli bir kıyafet var. Akdeniz, Ankara'daki diş kliniğinin balkonundan dışarıyı izliyor.
Fotoğraf altı yazısı, Sıdıka Akdeniz, yangından kurtulmalarında otelin yapısına hakim olmalarının büyük payı olduğunu söylüyor.

Akdeniz, bir üst kattaki restorandaki yangın sesine uyandıklarında Tüzgiray ailesini aradıklarını, dışarıda buluşmak üzere sözleşerek odadan çıktıklarını söylüyor.

Akdeniz'e göre bu süreçte eşi koridordaki yangın alarmını çalıştırmayı denedi ancak başarılı olamadı.

Aile ilk olarak lobinin olduğu beşinci kata çıkmayı denedi:

"Üçten dörde döndüğümüzde bütün soluk borunuzu yakan, nefes alınamaz simsiyah bir duvar gibi bir şeyin içine tosladık resmen."

Bunun üzerine yön değiştirerek alt kattaki kayak odasından oteli terk ettiler.

Akdeniz, ailesiyle dışarı çıkar çıkmaz yedinci katta kalan arkadaşlarını bir kez daha aradığını ve Erhan Tüzgiray'ın telefonu açtığını anlatıyor:

"'Çocuklarla bu dumanın içinden çıkamıyoruz, ama başka bir yol deneyeceğim' dedi. 'Tamam, biz sizi aşağıda bekliyoruz' dedim. Uğraştığı için de sürekli sürekli dönüp tekrar aramadım.

"Ama 10-15 dakika sonra aradığımda artık kimse telefonu açmıyordu."

Aras, eşi ve kızı koridorda ilerliyor. Sol üstte saat 03.34 olarak gözüküyor.
Fotoğraf altı yazısı, Tüzgiray ailesi Grand Kartal Otel Müdürü Emir Aras ile aynı katta kalıyordu. Dava dosyasına giren kamera kayıtlarında Aras'ın yangın haberini aldıktan sonra ailesiyle oteli terk ettiği ve kattaki diğer misafirleri uyarmadığı görülüyor. Aras ifadesinde koridordan "Yangın var" diyerek koştuğunu savunmuştu.

Akdeniz, dava süreciyle ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Otelin teftiş sonuçlarına göre asla açılmaması gerekirken, biz gitmeden sadece bir ay önce neredeyse kapısına mühür vurma derecesindeyken, bunun örtbas edildiğini öğrenmek insanı umutsuzlaştırdı."

Akdeniz, felaketten bir yıl sonra hissettiklerini şöyle ifade ediyor:

"Şu kadar söyleyeyim size. Düşünün ki kurtuluyorsunuz ama şükredemiyorsunuz."

'Bu ülke inşallah bunu hiç unutmaz'

Teknoloji sektöründe çalışan Yasin Çarkçı, Kartalkaya'daki otelde ailesiyle birlikte dokuzuncu katta kalıyordu.

Çarkçı, tatile eşi Özlem Çarkçı ve kızı Nil ile gitmişti.

9019 numaralı odada kaldıklarını anlatan Çarkçı, 21 Ocak gecesi 03.30 civarında duman kokusu ve diğer odalardan gelen gürültüye uyandıklarını söylüyor.

Çarkçı, ailesiyle odadan dışarı adım attıklarında koridorun dumanla kaplı olduğunu söylüyor ve o anları şöyle tarif ediyor:

"O sırada bir aile ile karşılaştık. 'Biz aşağıdan geliyoruz, inilecek gibi değil. Biz de odanıza gelebilir miyiz?' dediler. Tabii dedik."

Çarkçı, üç kişilik ailenin de gelmesiyle altı kişi sığındıkları odayı bir süre sonra zehirli gazların bastığını ve nefes almak için camdan dışarı sarkmak zorunda kaldıklarını anlatıyor:

"Artık duman altıydık. İçeriye girilemiyordu ve ses sıfırlandı. Dokuzuncu katta ses kalmadı."

Çarkçı'nın camdan dışarı baktığı bir fotoğraf. Üzerinde gri bir kıyafet var. Uzun saçlarını arkadan bağlamış.
Fotoğraf altı yazısı, Yasin Çarkçı botlarının bağcığını kalorifer peteğine bağlayıp kendini camdan sarkıtarak hayatta kalmayı başardı.

Çarkçı, üst katlarında kalan bazı kişilerin alevlerden kaçmak için aşağı atladıklarına şahit olduklarını söylüyor:

"Alev üç beş dakika içerisinde çok hızlı bir şekilde çatıya, bizim tam üstümüze geldi.

"İki tane kardeşimiz atlamak zorunda kaldı. Biz orada bir şeylerin kötü gittiğini anladık."

Çarkçı'ya göre yangın çıktıktan bir saat sonra gelen itfaiye önce kadın ve çocuklar olmak üzere mahsur kalanları kurtarmaya başladı.

İtfaiye kendi bulundukları odadan önce eşini, kızını ve yanlarındaki aileyi aldı.

Çarkçı bir süre sonra odada yalnız kaldığında bayılmanın eşiğine geldiğini, hayatta kalmak için kendini ayakkabılarından kalorifer peteğine bağlayarak camdan aşağı sarkıtmak zorunda kaldığını anlatıyor:

"Göz kararması oldu. Hiç nefes alamıyordum artık. Botumu kalorifer peteğine bağladım sonra dışarıya sarktım."

Çarkçı, itfaiye tarafından kurtarıldığı anları ise şöyle tarif ediyor:

"Sonra sepetin geliş sesini duydum. Bana geldi, botu çıkardım. Beni aldı ve aşağı indik."

Otelin yanan cephesinin yukarıdan görüntüsü.

Kaynak, Reuters

Fotoğraf altı yazısı, Kartalkaya'da 21 Ocak'ta çıkan yangının ardından Grand Kartal Otel

Çarkçı, otel yönetiminin ve personelin zamanında uyarı yapmamasını eleştiriyor ve şunları söylüyor:

"Bu olayın çıktığı anda erken haber verilmiş olsa ben iddia ediyorum bırakın ölümü, bir kişi yaralanmazdı."

Yangından sonra hayatını şöyle anlatıyor:

"İs kokusu manevi anlamda içimizde var. Hayatımızda tabi ki çok kalıcı hasarlar bıraktı. Buradan olumluluk çıkarmaya çalışıyoruz ama hayat devam ediyor. Travması çok kolay geçecek bir konu değil.

"İnşallah bu ülkenin üzerinden de bu travma hiç geçmez, insanlar inşallah bunu hiç unutmaz."

Yangından ailesi ile birlikte kurtulan baba, devam eden hukuki süreç hakkında "Dava tam olarak kafamızda bitmedi bizim. Yani gerekçeli bir karar açıklandı ama tam olarak bitmedi. Adalet bir şekilde yerini bulacak" diyor ve ekliyor:

"Kamudan hiç kimsenin suçu yok diyebilir miyiz ki? Zaten eşyanın tabiatına aykırı. Birileri onay vermiş oraya. Yani burada sağa sola çekmeye gerek yok."

'Yaşamamız için bir şans daha verildi'

Müge Karataşlı, Grand Kartal Otel'e ailesiyle gitmişti.

Ablası Özge ve kız kardeşi Özüm ile sekizinci kattaki 8009 numaralı odada kalıyorlardı.

Babası Macit Karataşlı ve eşi Nilgün Karataşlı ise 8010'da kalıyordu.

Müge Karataşlı, yangın gecesi sesten dolayı uyumakta zorluk çektiklerini ancak ilk başta ne yaşandığını anlamadıklarını söylüyor.

Karataşlı, yangın haberini aldıktan sonra oteli terk etmeye hazırlanırken 17 yaşındaki kardeşi Özüm'ün bir anda odadan çıktığını anlatıyor:

"'Özüm' diye arkasından çıktım. Gördüğümde kendisi zaten çoktan asansöre binmişti ve aşağı doğru gidiyordu. Yani kapı kapanırken gördüm.

"O da en son 'Müge abla, annemi, babamı çabuk aşağı getir' dedi ve kapı kapandı."

Abla kardeşin birbirini son görüşü bu oldu.

"Kardeşimi biz maalesef hâlâ çalışıyor olmasından dolayı asansörle aşağı uğurlamak zorunda kaldık. Uğurladığımızı da sonradan fark ettik."

Karataşlı ve ailesi daha sonra sekizinci katta otelin ön kısmına bakan bir köşe odaya sığındı.

Bir saati aşkın süre boyunca kurtarılmayı beklediklerini anlatan Karataşlı, yan otelden bir çiftin getirdiği merdiven sayesinde sundurmaya inebildiklerini söylüyor:

"Merdiven çok inceydi zaten. Bizim inmemiz için üç kat gerekiyordu ve merdivenin uzunluğu ikinci kata kadar yetişiyordu.

"Yarı belimize kadar kendimizi sarkıtıp, ayak arama yöntemiyle merdiveni bulup öyle merdivene ulaşabiliyorduk."

Müge Karataşlı yangın gecesi çektiği videoyu BBC röportajı için telefonundan gösteriyor. Üzerinde mor üstüyle endişeli bir yüz ifadesi içinde olduğu görülüyor.
Fotoğraf altı yazısı, Müge Karataşlı, yangın sırasında mahsur kaldıkları odadan çektiği ve sosyal medyada paylaştığı bir videoda "Sanırım ölmek üzereyiz, hayat güzeldi" demişti.

Karataşlı, yangında hiçbir alarm ya da uyarı sisteminin devreye girmediğini söylüyor:

"Bir şekilde bize bir yangının çıktığını o an bildirmiş olsalar, biz de belki tıpkı otel müdürü Emir Aras gibi o odadan üstümüze montumuzu giyerek, o merdivenleri kullanarak aşağıya inebilme imkanı kazanırdık.

"Fakat o altın zamanı en güzel Emir Aras kullandı. Biz hiçbirimiz kullanamadık."

Aras ifadesinde otel odasını terk ederken "Yangın var" diye bağırarak koştuğunu savunmuştu.

Karataşlı, yangından bugüne yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

"Rüyamda sürekli öldüğümü görerek uyanıyorum. Bu silinmeyen bir travma oldu artık hepimizin içinde.

"Kaygılar, korkular hayata bağlanmak çok zordu ama maalesef bağlanmak zorundayız. Bize yaşamamız için bir şans daha verildi. Bunu adalet için değerlendirmeye karar verdik."

Karataşlı, bakanlık personeli de hakim karşısına çıkana kadar hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini vurguluyor ve ekliyor:

"İstediğimiz sonuca uluşacağımıza çok inanıyorum."

'Bilgi ve belge tahribatı söz konusu olabilir'

Aileler arasında Müge Karataşlı gibi hukuki mücadeleyi sonuna kadar sürdürme kararlılığında olan başka isimler de var.

Başka Canımız Yok platformunun kurucularından Zeynep Kotan, bakanlık personeline yönelik hukuki sürecin yavaş işlediğini söylüyor:

"Bize kalırsa bir an önce görevden el çektirilmeleri gerekiyor. Çünkü yargı süreci yürütülecek. Bir takım bilgi ve belgelerin orada belki tahribatı söz konusu olabilir. Bununla ilgili tedirginliklerimiz var.

"Biz başından beri hep adalete güvenmek istediğimizi söylüyoruz. Hâlâ da güvenmek istiyoruz. Umut ediyoruz ki bu süreçte de yapılması gerekenler yapılacaktır."

Zeynep Kotan'ın BBC'ye verdiği röportajdan bir kare. Üzerinde siyah bir kıyafet ve gümüş renkli bir kolye var.
Fotoğraf altı yazısı, Zeynep Kotan yangında 18 yaşındaki oğlu Ömür'ü kaybetti.

Bakanlık ne diyor?

Kültür ve Turizm Bakanlığı, BBC Türkçe'nin sorularına yanıt olarak Bakan Mehmet Nuri Ersoy'un 12 Aralık 2025'te TBMM'deki bütçe görüşmelerinde yaptığı şu açıklamayı işaret etti:

"Bakanlığımız 16 Nisan ve 17 Haziran tarihlerinde iki tane teftiş yaptı. İki teftiş raporunun sonucundan sonra da 18 Temmuzda üç bürokratımızla ilgili soruşturma iznini verdik.

"25 Eylül'de de Danıştay kapsamını genişletti. Yani mahkeme süreci zaten devam ediyor. Yargılama süreci sırasında benim zaten yargılamayla ilgili bir yorum yapmam hukuken de doğru olmaz."

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı sorularımıza yanıt vermedi.

YouTube paylaşımını geçin
Google YouTube içeriğine izin veriyor musunuz?

Bu makalede Google YouTube içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.

Uyarı: BBC üçüncü taraf sitelerin içeriğinden sorumlu değildir. YouTube içerik reklam içerebilir

YouTube paylaşımının sonu