Zehra Kınık davası: Anne Doğan şikayetini geri çekti

Batın Barlasçeki, bir parktaki spor aletlerinin etrafına çekilmiş tellerin önünde, üzerinde siyah bir bluz ve yeşil bir yelekle kameraya bakarak gülümserken

Kaynak, Batın Barlasçeki'nin aile

Fotoğraf altı yazısı, 17 yaşındaki Batın Barlasçeki kazada hayatını kaybetmişti
    • Yazan, BBC News Türkçe
    • Unvan, Londra
  • Okuma süresi 2 dk

Eski Kızılay Başkanı Kerem Kınık'ın kızı Fatma Kınık Demir'in 17 yaşındaki Batın Barlas Çeki'yi öldürmeye sebep olduğu suçlamasıyla hapis cezası aldığı davada anne Hasret Doğan, şikayetlerinden ve istinaf başvurusundan vazgeçti.

Hasret Doğan, 19 Şubat'ta İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi'ne dilekçe sundu.

Mahkemece istinafa gönderilen dosyada yer alan ifadelere göre Doğan "Maddi ve manevi tüm zararım giderilmiştir. Sanıktan maddi ve manevi herhangi bir tazminat talebim yoktur. Yapmış olduğum istinaf başvurumdan da vazgeçiyorum" dedi.

2024 yılında otomobiliyle Barlas Çeki'ye çarpan Fatima Zehra Kınık Demir, 18 Aralık 2025'te görülen karar duruşmasında Çeki'nin ölümüne sebep olmaktan iki yıl altı ay hapis cezası almıştı.

Duruşma sonrasında Doğan verilen cezaya tepki göstermiş, "şikayetinden vaz geçenler bu suça ortak" demişti.

Barlas Çeki'nin avukatı ve Doğan, karara istinafa başvurarak karara itiraz edeceklerini açıklamıştı.

Zehra Kınık'a ilk açılan davada 26 Mayıs 2025'te dört yıl iki ay hapis cezası verilmiş, yargı sürecinde anne dışında birçok kişi şikayetlerini geri çekmişti.

Bu nedenle suçun vasıf değiştirdiği gerekçesiyle karar istinafta bozuldu.

Ne olmuştu?

Zehra Kınık Demir, Temmuz 2024'te İstanbul'un Beykoz ilçesine bağlı Kavacık'ta otomobiliyle Yavuz Selim Öztürk'ün kullandığı motosiklete çarptı.

Motosikletin arkasında oturan 17 yaşındaki Batın Barlas Çeki düşerek başını beton bariyerlere çarptıktan sonra hayatını kaybetti.

Motosikleti kullanan Öztürk ile kaldırımda sürüklenmeye devam eden motosikletin çarptığı iki kişi de yaralandı.

2025 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda Zehra Kınık Demir asli kusurlu bulundu.

Kınık Demir, suçlamaları reddederek, olayda kusurlu olmadığını öne sürmüştü.

Raporda Kınık Demir'in "Dur" yazılı trafik işaret levhasını dikkate alarak, araçların seyir durumlarını kontrol ettikten sonra yola çıkması ve geçiş hakkını motosiklete vermesi gerekirken, bu kurallara dikkat etmediği için asli kusurlu bulunduğu kaydedildi.

Öztürk ve Barlasçeki de Adli Tıp Kurumu'nun raporunda tali kusurlu bulundu.

Öztürk'ün kusurlu bulunmasının sebepleri, kaza sırasında kaskının olmaması, kasksız yolcu taşıması ve kavşağa hızını azaltıp kontrollü yaklaşmaması gösterildi.

Raporda Barlas Çeki'nin de kasksız şekilde yolculuk yaparak can güvenliğini tehlikeye attığı kaydedildi.

İfadesinde Kınık Demir'in aracının "aniden yola çıktını" söyleyen Öztürk, "Araç aniden yola çıkınca ben biraz daha hız yapıp araçtan kurtulmak istedim çünkü fren mesafem hiç yoktu. Dengemi kaybettim ve motosiklet devrildi. Kazada kusurlu olduğumu düşünmüyorum" demişti.

Öztürk lise 10. sınıfa gittiğini, maddi sıkıntılardan dolayı araba tamirciliği yaptığını, Batın Barlasçeki ile de motosikletinin tamiri için görüştüğünü, kaza sırasında onu eve bırakmakta olduğunu kaydetmişti.

İstinaf sürecinde neler yaşandı?

İstinaf mahkemesi 22 Ekim 2025 tarihinde Kınık Demir'in üzerine atılı suçun vasıf değiştirdiğine hükmetmişti.

Mahkeme buna gerekçe olarak şu gelişmeleri göstermişti:

  • Kaza sırasında motosikleti kullanan ve yaralanan Yavuz Selim Öztürk'ün istinaf aşamasında, 24 Temmuz 2025 tarihinde şikayetinden vazgeçmesi
  • Kaza sırasında yoldan çıkan motosikletin çarptığı yaya İbrahim Ethem Üstünışık'ın ifadesinde şikayetçi olmadığını beyan etmesi
  • Kazadan etkilenen bir diğer yaya Muammer Kızıl'ın kovuşturma aşamasında şikayetten vazgeçmesi

İstinafa göre Zehra Kınık Demir'e TCK 85/2'den ceza verilmişti fakat üzerine atılı suç vasıf değiştirerek TCK 85/1'e dönüştü.

Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 85. maddesi taksirle (kusurla) ölüme sebebiyet vermeyi düzenliyor.

Bu maddenin birinci fıkrası bir kişinin ölümüne sebep olan kişiye iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilmesini öngörürken, ikinci fıkrası ise birden fazla insanın ölümüne sebep veren kişilere iki yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngörüyor.