Zehra Kınık'a hapis cezası: 'Cezaevine girmeyeceği doğru değil'

Kaynak, Batın Barlasçeki'nin ailesi
- Yazan, Berza Şimşek
- Okuma süresi 3 dk
Eski Kızılay Başkanı Kerem Kınık'ın kızı Fatıma Zehra Kınık Demir, 17 yaşındaki Batın Barlasçeki'nin ölümüne ve bir kişinin de yaralanmasına neden olmakla suçlandığı davada 4 yıl 2 ay hapis cezası aldı.
Barlasçeki'nin avukatı Uysal Uğurlu BBC Türkçe'ye yaptığı açıklamada, Kınık Demir'in cezaevine girmeyeceği iddialarına yanıt verdi.
Uğurlu, Kınık Demir'in cezaevine karar kesinleşince gireceğini, süresinin de o zaman belli olacağını söyledi.
Fatıma Zehra Kınık Demir geçtiğimiz Temmuz 2024'te İstanbul'un Beykoz ilçesine bağlı Kavacık'ta otomobiliyle Yavuz Selim Öztürk'ün kullandığı motosiklete çarpmıştı.
Olayda motosikletin arkasında oturan 17 yaşındaki Batın Barlasçeki hayatını kaybetmiş, iki kişi de yaralanmıştı.
Davada karar 26 Mayıs'ta açıklandı.
Soruşturma ve yargılama süresince kusurunun olmadığını savunan Kınık Demir, 4 yıl 2 ay hapis cezası aldı.
Ehliyetine de 2 yıl el kondu.
Yavuz Selim Öztürk hakkında ise taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası verildi.
Mahkeme, Öztürk hakkında verilen ceza için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.
Öztürk ve Barlasçeki'nin kaza sırasında kaskları yoktu.
BBC Türkçe, Batın Barlasçeki ailesinin avukatı Uysal Uğurlu'nun kararla ilgili yorumlarına başvurdu.
Fatıma Zehra Kınık Demir'in avukatları Mustafa Tırtır ve Yıldız Topaç, BBC Türkçe'nin röportaj talebini reddetti.
'4 yıl 2 ay ceza makul'
Batın Barlasçeki'nin ailesinin avukatı Uysal Uğurlu BBC Türkçe'ye yaptığı açıklamada bir kişinin öldüğü trafik kazalarında kanun maddesine göre 2 yıldan 15 yıla kadar, ancak uygulamada genel olarak en fazla 7 yıl hapis cezası verildiğini söyledi.
Avukat Uğurlu, "İki ihtimal vardı ya 6 yıl hapis cezası verilip 5 yıla düşürülecekti ya da 5 yıl verilip 4 yıl 2 aya düşürülecekti. İkinci ihtimal oldu. 4 yıl 2 aylık bir ceza bence makul bir cezaydı" dedi.
Zehra Kınık Demir'in cezaevine girmeyeceğine ilişkin yorumların doğru olmadığını söyleyen Avukat Uğurlu, "Yargılama aşamasında Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutuklamasını hukuki olarak zaten beklemiyordum çünkü istinaf süreci var.
"Tutuklama kararı verilseydi istinaf süreci boyunca geçirmesi gereken süreden belki çok daha fazla cezaevinde kalacaktı. O da hak ihlaline girecekti" dedi.
Ancak iddianame hazırlanmadan önce, yani dosya henüz soruşturma aşamasındayken Kınık Demir'in tutuklanmadığına dikkat çeken Uğurlu, "Normal bir vatandaş olsaydı, yüzde 99 ihtimalle kazanın olduğu gün tutuklanıp cezaevine gönderilecekti" dedi.
Uğurlu, Kınık Demir'in, Beykoz Adliyesi'nde soruşturmaya bakan savcının tutuklama yerine adli kontrol talebiyle mahkemeye sevk etmesi sebebiyle kaza ertesinde tutuklanmadığını kaydetti.
Uğurlu, savcılığın bu talebini "hukuk faciası" şeklinde değerlendirdi.
"Genelde bizim trafik kazalarında gördüğümüz şu. Azıcık kusurunuz olsa bile bir ölüme sebebiyet vermişseniz tutuklanırsınız. Ama burada iş böyle yürümemiş maalesef" dedi.
Kınık Demir'in cezaevinde geçireceği sürenin mahkeme kararı kesinleştikten sonra infaz savcılığının yapacağı hesaplamayla belli olacağını söyleyen Uğurlu, "Benim kabataslak hesaplamama göre 1 yıl 1 aylık bir süreyi ceza infaz kurumunda geçirecek. Bunun bir kısmını kapalı, bir kısmını açık cezaevinde geçirecek" dedi.
Cezanın ne zaman kesinleşeceği ise dosyanın istinafa gidip gitmeyeceğine bağlı.
Dosya istinafa giderse, kararın kesinleşmesi için istinaf mahkemesinin de hükmünü açıklaması beklenecek.
Uğurlu, kararı istinafa taşıyıp taşımamak için gerekçeli kararı bekleyeceklerini belirtti.
Gerekçeli kararın yazılması iki hafta içerisinde gerçekleşecek. Karar taraflara tebliğ edildikten sonra, tarafların istinafa başvurmak için iki haftalık süresi olacak.
Kararı kimse istinafa götürmezse, karar kesinleşmiş olacak.
Eğer karar istinafa taşınırsa, kararın kesinleşmesi için istinaf mahkemesinin hükmü beklenecek.
Ne olmuştu?
Fatıma Zehra Kınık Demir'in otomobiliyle Yavuz Selim Öztürk'ün kullandığı motosiklete çarpması sonucu, motosikletin arkasında oturan 17 yaşındaki Batın Barlasçeki düşerek başını beton bariyerlere çarptıktan sonra hayatını kaybetmişti.
Motosikleti kullanan Öztürk ile kaldırımda sürüklenmeye devam eden motosikletin çarptığı iki kişi de yaralanmıştı.
2025 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda Zehra Kınık Demir asli kusurlu bulundu.
Kınık Demir, suçlamaları reddederek, olayda kusurlu olmadığını öne sürmüştü.
Raporda Kınık Demir'in "Dur" yazılı trafik işaret levhasını dikkate alarak, araçların seyir durumlarını kontrol ettikten sonra yola çıkması ve geçiş hakkını motosiklete vermesi gerekirken, bu kurallara dikkat etmediği için asli kusurlu bulunduğu kaydedildi.
Öztürk ve Barlasçeki de Adli Tıp Kurumu'nun raporunda tali kusurlu bulundu.
Öztürk'ün kusurlu bulunmasının sebepleri, kaza sırasında kaskının olmaması, kasksız yolcu taşıması ve kavşağa hızını azaltıp kontrollü yaklaşmaması gösterildi.
Raporda Barlasçeki'nin de kasksız şekilde yolculuk yaparak can güvenliğini tehlikeye attığı kaydedildi.
İfadesinde Kınık Demir'in aracının "aniden yola çıktını" söyleyen Öztürk, "Araç aniden yola çıkınca ben biraz daha hız yapıp araçtan kurtulmak istedim çünkü fren mesafem hiç yoktu. Dengemi kaybettim ve motosiklet devrildi. Kazada kusurlu olduğumu düşünmüyorum" demişti.
Öztürk lise 10. sınıfa gittiğini, maddi sıkıntılardan dolayı araba tamirciliği yaptığını, Batın Barlasçeki ile de motosikletinin tamiri için görüştüğünü, kaza sırasında onu eve bırakmakta olduğunu kaydetmişti.









