Vücudunuzun detoks olmasını nasıl sağlayabilirsiniz?

köpeğiyle doğa koşusu yapan bir erkek.

Kaynak, Getty Images

Okuma süresi: 6 dk

Yeni yıldan önce o alışıldık aşırılıklara kaçmışsanız, artık birkaç hafta vücudunuzu temizlemek için bir detoks diyetini denemek isteyebilirsiniz.

Taze sıkılmış meyve suyu alternatiflerinde, enerji ya da protein kısıtlamalı detoks diyetlerine, genellikle bütün bunların gerçekten işe yaradığına dair pek bir yanıt yok.

Hatta genelde organizmaları zehirleyen maddelere verilen "toksin" kelimesi de bu diyetler teşvik edilirken, bulanık ve belirsiz bir şekilde kullanılıyor.

Çevremizde kesinlikle bize zarar verebilecek maddeler bulunurken, vücudumuz bunlardan doğal bir şekilde kurtulabilecek, müthiş etkili yöntemlere sahip.

İşte bu sürece yardımcı olabileceğiniz bazı yöntemler.

Daha fazla lifli gıda tüketin

Çok büyük çoğunluğumuz çok az lifli gıda tüketiyor. ABD'de erkeklerin % 97'si, kadınların da % 90'ı önerilen düzeyde lifli gıda tüketmiyor. Aslında, Amerikalıların çoğunluğu, önerileni yarısını bile yemiyor.

Lifin sağlığımız üzerinde büyük bir etkisi var. Enflamasyonun azaltılmasına yardımcı oluyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve beyin fonksiyonlarını, moralimizi ve bilişsel yeteneklerimizi etkileyebiliyor.

Ayrıca, kalp damar hastalıkları, Tip 2 diyabet, bağırsak kanseri ve enflamasyon da dahil birçok riski azalttığı da kanıtlanmış durumda.

Liflerin vücudumuzu temizlemeye yardımcı olma yöntemi de tüm bu yararlı etkilerin bir nedeni.

Öncelikle lifler dışkının boyutunu ve ağırlığını artırıyor. Daha yumuşak hale getiriyor ve dışkılamayı kolaylaştırıyor, zararlı maddelerin bağırsakla temas halinde olduğu süreyi kısıtlıyor.

Araştırmalar ayrıca, lifin bir mıknatıs gibi davranabileceğini de gösteriyor. Toksinleri ve diğer maddeleri bir araya getirip, vücuttan atılmasına yardımcı oluyor.

Örneğin, 2015'te yapılan bir araştırmada, liflerin bir araya getirdiği kitlelerde, kurşun, arsenik ve bakır gibi toksik maddeler tespit edildi ve bunların atılmasına yardımcı olduğu görüldü.

Liflerin aynı zamanda, vücudun safra asitlerini atmasına yardımcı olduğu, kolesterolü düşürdüğü ve böylece kalp damar hastalıkları riskini azalttığı görülüyor.

Araştırmalar ayrıca bazı liflerin kanserojen maddelerin vücuttan atılmasını doğrudan güçlendirdiğini ve kanser hücrelerinin büyümesini engellediğini tespit etti. Ancak bu çalışmalar hala erken aşamalarda.

Dahası lifler vücudumuzda "daima şekilde bulunan" kimyasallardan kurtulmamıza da yardımcı olabilir. Fareler ve insanlar üzerindeki küçük ölçekli araştırmalarda yiyeceklerle lifli ek gıda almanın bu tür zararlı kimyasalların düzeyini azalttığı görüldü ama bu çalışmalar da henüz erken aşamalarda.

süpermarkette kırmızı elmalardan seçen bir kadının eli. yanında da avokadolar dizili.

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Elma lif açısından zengin bir atıştırmalık.

Lifler aynı zamanda böbrek ve karaciğerlerin de korunmasına yardımcı oluyor. Bu iki organ da toksinlerin vücuttan atılmasında hayati dönemde. Lifler bu organları zararlı bakterilere karşı koruyor ve yararlı bakterilerin büyümesine yardımcı oluyor.

Lif tüketiminizi artırmak izin bitki temelli gıdalar en iyi şansınız. Kayısı gibi kuru meyveler, ıspanak gibi yapraklı sebzeler ve nohut, mercimek ve fasulye gibi baklagiller, aynı zamanda yulaf lapası ve tam buğdaylı ekmek ve makarnalar lif açısından zengin gıdalar.

Atıştırmalık olarak da elma, orman meyveleri, tohumlar, yemişler ve patlamış mısır tavsiye ediliyor. Çok fazla çeşit olması önemli çünkü farklı özellikleri olan çok sayıda farklı lif var.

Daha fazla su için

Su, böbreklerin ve karaciğerin atıkları işlemesine yardımcı oluyor.

Örneğin böbrekler, sodyum ve üre gibi toksinleri atmak için su kullanıyor. Susuz kalmak, atıkların birikmesine neden olabiliyor. Zamanla, orta derecedeki bir susuzluk bire böbrek hasarı riskini gündeme getirebiliyor ve bu organların atık temizleme işlemini daha az etkin hale getirebiliyor.

Yeterli su içmek aynı zamanda böbreklerin uzun vadede korunmasına yardımcı olabiliyor. 18 randomize kontrollü araştırmanın değerlendirildiği bir çalışmada daha çok su içmenin, diğer yararlarının dışında böbrek taşı riskini azalttığı tespit edildi.

Peki, ne kadar su içmek vücudunuzun bu önemli görevleri yerine getirmesine yardımcı olmaya yetiyor? Günde sekiz bardak su içilmesi (iki litre civarında) gerektiğini söyleyen tavsiye artık eski. Gıdayı da bir su kaynağı olarak gren 1945 tarihli tavsiyeye dayanıyor. Bunun yerine günde 1,5 ila 1,8 litre (günde altı ila yedi buçuk bardak) su çoğu insan için yeterli.

Su, düşük yağlı süt ve çay ve kahve de dahil şekersiz içecekler bu sıvı alımına katılabiliyor.

Akciğerlerinize yardımcı olun

Akciğerlerinizi bazen günler içinde temizlediğini iddia eden ürünlerde bir artış var. Amerikan Akciğer Vakfı (ALA) bu tür "hızlı çözümlere" karşı uyarıyor ve bu detoks reçetelerinin bazılarının tehlikeli olabileceğini vurguluyor.

Ancak akciğerinizin doğal kendisini temizleme kapasitesini harekete geçirmek için yapabileceğiniz bazı şeyler var. Öncelikle kirleticilerden uzak durun.

Tütün ürünleri ya da elektronik sigara kullanıyorsanız, bunları bırakmak atabileceğiniz en önemli adım.

Ayrıca, duman altı kalmaktan da kaçının.

cam bir şişeden bir bardağa su koyan bir el

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Günde yedi bardak civarında yeterli su içmek, böbrek ve karaciğerlerimizin atıkları işlemesine yardımcı oluyor.

Amerikan Akciğer Vakfı (ALA) ayrıca, kapalı mekanlardaki havayı da mümkün olduğunca temiz tutmaya teşvik ediyor.

Uçucu organik bileşikler (VOC'lar) bulunduran temizlik ürünleri ve kokulardan uzak durmayı, aynı zamanda mumlardan, şöminelerden ve doğalgazdan uzak kalmayı tavsiye ediyorlar.

Aynı zamanda toz ve alerjenleri azaltmak için de HEPA elektrikli süpürgelerini öneriyorlar.

Kardiyovasküler egzersiz de genel akciğer sağlığınızı etkiliyor. Hava yolları enflamasyonunu azaltıyor ve nefes almakta kullanılan kasların gücünü ve dayanıklılığını geliştiriyor. Akciğer sağlığınız için, üflemeli bir çalgı çalmak gibi akciğerlerinizi doğrudan çalıştıran egzersizler de yapabilirsiniz.

İyi uyuyun

"Beyin yıkama" terimine başka bir anlam kazandırabilecek bir durum bu.

Her gece, bir sıvı beyin atık temizlemek için hücrelerimiz arasındaki kanallarda akıyor.

Alzheimer hastalığında rol oynayan beta amiloid gibi fazla moleküller ve proteinler, gün içinde çalışan beyin hücrelerimiz tarafından üretiliyor ve birikiyor. Bazıları çözünüp, beyin ve damarlar arasındaki koruyucu bariyerden taşınabiliyor. Fakat geriye kalanı beyin hücrelerimiz arasındaki boşlukta birikiyor.

Son çalışmalar beyin ve omurilik sıvısının, omuriliğimizi ve beynimizi koruyan şeffaf sıvının, biz uykunun farklı aşamalarından geçerken bu hücre dışındaki boşluklara pompalandığını, böylece de bu potansiyel açıdan toksik molekülleri yıkadığını gösteriyor.

Derin olmayan uyku sırasındaki aniden uyanmalar ise omurilik sıvısının birçok beyin bölgesinden geçişinde artışlara neden oluyor.

Bazı bilim insanları omurilik sıvısındaki uyku hormonu melatoninin aynı zamanda daha zararlı atıkları temizleyen bir deterjan görevi yaptığına inanıyor. Ancak ek melatonin almanın bu süreci iyileştirdiğine dair bir kanıt yok.

Öte yandan uykusuzluğun, kan ve beyin bariyerinin işlevini olumsuz etkilediği görüldü.

Bu da beynimizin kendisini potansiyel olarak toksik yan ürünleri temizleme kabiliyetini etkileyebiliyor. Vücudumuzun ihtiyaç duyduğu miktardan, ki bu insandan insana değişse de genel olarak yedi saat civarında, bir parça az bile uyusak beynimizin kendisini atıklardan arındırma işlevi olumsuz etkilenebiliyor.

Tüm bunların ertesi gün beynimizde bir etkisi olabiliyor. İyi bir gece uykusu olmadan bilişsel kabiliyetlerimiz yavaşlayabiliyor ve muhakememiz etkilenebiliyor.

bir yatakta uyuyan bir kadın

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Uykusuzluğun, kan ve beyin bariyeri işlevini olumsuz etkilediği görüldü.

Bazı uzmanlar, uykudaki atık temizleme sürecinin uyanıkken de mümkün olup olmadığını araştırıyor. Bunlara transkraniyal radyo frekansı tedavisi diye bilinen yöntem de dahil. Bu yöntemde tüm beyne radyo dalgaları veriliyor.

Bazıları da uykudaki doğal toksin atma sistemini geliştirmek için yaşam biçimi tercihlerine odaklanmanın daha iyi olacağına inanıyor. Bazı çalışmalarda, sağ tarafta uyumanın omurilik sıvısıyla toksin atmayı geliştirebileceği tespit edildi. Fakat ortalama bir insanın gece boyunca 11 kez uyuma pozisyonunu değiştirdiğini de not etmek önemli.

Çok fazla alkol almanın uykuyu olumsuz etkilediği, düzenli egzersizin de yararlı olduğu da görüldü. Ancak bu alandaki araştırmaların önemli kısmı hala ilk aşamalarda ve hayvanlarla yapılan deneyler çoğunlukta. Yani, tam bir tavsiye verilmeden önce bu testler insanlar üzerinde de yapılmalı.

Egzersiz yapın

Egzersiz yaparak vücudunuzdaki toksinlerden kurtulmanıza yardımcı olabilir. Ancak terleyerek değil.

Sıcak yoga seansları, saunalarda oturmak ve ısıtmalı stüdyolarda egzersiz yapmak giderek daha popüler aktiviteler haline geliyor, ancak bilim insanları "toksinleri terle atabileceğiniz" iddialarına şüpheyle yaklaşıyor.

Southampton Üniversitesi'nden fizyoloji profesörü Davide Filingeri, Ekim 2025'te BBC'ye bunun doğru olduğuna dair "güçlü bir kanıt" bilmediğini söylerken, kimyager ve "Terlemenin Keyfi" kitabının yazarı Sarah Everts bu iddiayı "tamamen saçma" olarak nitelendirdi.

Ter çoğunlukla sudan oluşuyor ve birincil işlevi vücut sıcaklığımızı düzenlemek ve bizi soğutmak.

Karaciğer ve böbrekler, vücuttan toksinleri uzaklaştırmanın ana yolları ve araştırmalar, egzersizin bu organlara kan akışını artırdığını ve atıkları daha etkili bir şekilde filtrelemelerini sağladığını gösteriyor.

Fazla yağ, karaciğerin toksinleri filtreleme yeteneğini bozuyor ve araştırmalar, egzersizin bunu azaltmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Birleşik Krallık Böbrek Araştırmaları Vakfı, böbrek sağlığı için en iyi egzersizler arasında tempolu yürüyüş, yüzme ve bisiklet olduğunu söylüyor. Hatta bahçe işleri, ev işleri veya asansör yerine merdivenleri kullanmak bile işe yarayabilir.

Bu arada, Akdeniz diyetini kalıcı olarak benimsemek, sıklıkla bilim insanları tarafından beslenme alışkanlıklarınızda yapabileceğiniz en sağlıklı değişiklik olarak gösteriliyor.

Yani bilimsel verilere dayalı bir değişiklik için çaba göstermekten çekinmeyin. Ancak sağlığınızda gerçek yararları görmek istiyorsanız, birkaç haftadan çok daha uzun süre devam etmeniz gerekebilir.