|
26 Mart 2009 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere basını, Başbakan Gordon Brown'un kamu harcamalarını arttırmaktan vazgeçmesine geniş yer ayırıyor.
Guardian'ın manşeti: "Piyasalar uyardı, Brown harcama konusunda geri adım attı" şeklinde. Haberde, gelecek hafta Londra'da yapılacak G20 zirvesi öncesi, Avrupa ülkelerini kamu harcamalarını arttırarak ekonomiyi canlandırmaya teşvik etmeye çalışan İngiltere Başbakanı'nın, kendi ülkesinde bu politikadan geri adım atmak zorunda kaldığı duyuruluyor. "Gordon Brown gelecek ay açıklanacak bütçede resesyonu yenme amaçlı yeni bir harcama girişimine yer verme planından geri adım attı. Brown'un bu kararında, yatırımcıların devlet tahvili ihalesine ilgisiz kalmak suretiyle kamu maliyesinin durumu ile ilgili kaygılarını ortaya koyması etkili oldu." "G20 zirvesi öncesinde dünya çapında bir ekonomiyi canlandırma paketi için destek toplamak amacıyla New York'ta bulunan Brown, sonbaharda açıklanan 20 milyar sterlinlik canlandırma paketine bir yenisini ekleme gibi bir planı olmadığını açıkladı." "Aynı saatlerde Londra'da, Hazine'nin, hükümetin banka kurtarma planlarına kaynak ayırmaya devam edip edemeyeceği ve düşen vergi gelirlerinin oluşturduğu deliğin nasıl kapanacağı konusunda kaygılar su yüzüne çıkıyordu. Böyle olunca da yatırımcılar Hazine ihalesinden uzak durdu." Gordon Brown'un ikinci bir ekonomiyi canlandırma paketi fikrinden geri adım atması Financial Times'ın da manşetinde. Gazete bu geri adımda, Maliye Bakanı ve Merkez Bankası Başkanı'nın uyarılarının da etkili olduğunu hatırlatıyor. Gordon Brown'un resesyonu aşmak için kamu harcamalarını arttırma politikasına muhalefetin İngiltere ile sınırlı olmadığının da altını çizmiş Financial Times. "Birçok Avrupalı lider, kamu harcamalarının ciddi oranda arttırılması yolunda Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'den gelen çağrılara direniyor. Avrupa Birliği dönem başkanlığını yürüten Çek Cumhuriyeti Başbakanı Mirek Topolanek, bu siyaseti 'cehenneme giden yol' olarak niteledi." G20 protestocularının hedefi bankacılar Amerikan ve İngiliz hükümetlerinin ekonomiyi kurtarma reçetelerine tek muhalefet, Avrupa başkentlerinden gelmiyor. Gelecek haftaki G20 zirvesi sırasında protestocular da Londra sokaklarında yerlerini alacak. Financial Times'ın haberine göre öfkelerinin hedefinde de, krizin sorumlusu olarak görülen bankacılar olacak. "Royal Bank of Scotland'ın eski İcra Kurulu Başkanı Sir Fred Goodwin'in evine yönelik saldırının ardından, zirve günü personellerini korumak için önlem almaları konusunda bankalar uyarıldı. Bankacıların o gün kalabalıkta tanınmayacak şekilde, daha spor giyinmeleri tavsiye ediliyor." G20 BM'ye alternatif mi? G20 zirvesi sırasında Londra'nın büyük protesto gösterilerine sahne olması bekleniyor ama, Times gazetesine göre G20'nin dünya sahnesindeki etkinliği de giderek artmakta. Gazeteye göre bunun başlıca sebebi, Ban Ki Moon'un Genel Sekreterliği'nde Birleşmiş Milletler'in etkinliğinin giderek azalması. "Ban ki Moon'un sesi uluslararası güvenliği ilgilendiren konularda çok cılız çıkıyor. Şimdiye kadar iklim değişikliği gibi hayati bir konuda etkisiz kaldı. Ekonomik ve mali kriz konusunda ise söyleyeceği neredeyse hiçbir şey yoktu." "Bu vakumu şimdi G20 dolduruyor. Küresel yönetimin yeni organı olmaya başlıyor. Ancak G20 dünya nüfusunun sadece üçte ikisini, dünya ticaretinin de yüzde 80'ini temsil ediyor ve bir sekreteryası bile yok." İsrail Gazze'de savaş suçu işledi mi? Independent, İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün dün açıkladığı raporla, İsrail'in Gazze'de savaş suçu işlediğine yönelik yeni kanıtlar ortaya koyduğunu duyuruyor. "Human Rights Watch, İsrail'in Gazze'de kasıtlı olarak ve pervasızca beyaz fosfor bombası kullandığını ve sivilleri ayrım gözetmeksizin öldürdüğünü açıkladı. Raporda İsrail ordusunun beyaz fosforun derin yanıklar oluşturan öldürücü etkisinden haberdar olduğu ve bunların kazara ya da münferit bir şekilde değil, bilinçli olarak kullanıldığı belirtildi." "Raporda ayrıca, 700 sivilin sığındığı Gazze'deki Birleşmiş Milletler binasına yönelik beyaz fosfor bombalı saldırının, BM yetkililerinin İsrail ordusunu telefonla defalarca uyarmasına rağmen iki saat daha devam ettiğini vurgulandı." İngiltere'de yeni Irak soruşturması İngiltere gündeminde geniş yer bulan bir başka konu da, hükümetin Irak Savaşı'ndaki rolüne yönelik yeni ve kapsamlı bir soruşturma açılmasını kabul etmesi. Daily Telegraph bu gelişmeyle ilgili şu ayrıntılara yer veriyor: "Dışişleri Bakanı David Miliband, hükümetin bu soruşturmayı 31 Temmuz'dan sonra mümkün olan en kısa sürede başlatacağını açıkladı. Bu tarihte Irak'taki tüm muharip güçlerin ülkeye dönmesi planlanıyor." "Başbakanlık stratejistleri kapsamlı bir soruşturmanın, 2003'teki işgalden sonra İşçi Partisi'nden uzaklaşan seçmenlerin yeniden kazanılması için hayati önemde olduğunu düşünüyor. Seçmene bu süreçteki hataların tekrarlanmayacağı mesajı verilmek isteniyor." Peki bu soruşturma, işgal öncesi ve sonrası süreçte hangi soru işaretlerini yanıtlamaya çalışacak? İşte Times'ın verdiği birkaç örnek: "Tony Blair hükümeti, Saddam Hüseyin'in yürüttüğünden şüphelenilen kitle imha silahları programına ilişkin kanıtlar ortaya konmasa da Amerika Birleşik Devletleri'nin yanında savaşa girmeye kararlı mıydı?" "İşgalin amacı gerçekten de Saddam Hüseyin'in devrilmesi miydi?" "Blair hükümeti Saddam Hüseyin'in kitle imha silahlarına sahip olduğuna ve işgal güçlerine karşı kimyasal ve biyolojik silahlar kullanacağına ne kadar ikna olmuştu?" "Amerika ve İngiltere'nin işgal sonrasına ilişkin planı neydi? "İngiltere, Amerikalıların Irak ordusunu lağvetmesine engel olmak için hangi adımları attı?" Obama'nın iklim değişikliği açmazı Guardian'ın baş sayfasında, "Obama iklim değişikliği anlaşmasını imzalamayı geciktirebilir" başlığı altında şu satırlar yer alıyor: "Barack Obama, yıl sonunda Kopenhag'da imzalanması planlanan yeni uluslararası anlaşmaya dahil olmayı, Amerikan Kongresi'ndeki muhalefet nedeniyle ertelemek zorunda kalabilir." "Obama yönetiminden üst düzey isimler, Başkan'ın bu anlaşmaya ülke içinde destek kazanmak için en az 6 ay ek süreye ihtiyaç duyabileceği görüşünde. Böylesi bir gecikme, 2012'de süresi dolacak olan Kyoto Anlaşması'nın yerini alacak yeni ve etkili bir anlaşma oluşturma çabalarını rayından çıkarabilir." | İlgili haberler 19 Mart 2009 Basın Özeti19 Mart, 2009 | Basın Özeti 18 Mart 2009 Basın Özeti18 Mart, 2009 | Basın Özeti 17 Mart 2009 Basın Özeti17 Mart, 2009 | Basın Özeti 16 Mart 2009 Basın Özeti16 Mart, 2009 | Basın Özeti 15 Mart 2009 Basın Özeti15 Mart, 2009 | Basın Özeti 13 Mart 2009 Basın Özeti13 Mart, 2009 | Basın Özeti 12 Mart 2009 Basın Özeti12 Mart, 2009 | Basın Özeti 11 Mart 2009 Basın Özeti11 Mart, 2009 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||