|
18 Mart 2009 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de, Ulusal Sağlık Sistemi'ni denetleyen komisyon hazırladığı raporda, 2005-2008 yılları arasında Stafford Hastanesi'nde çok sayıda hastanın boşu boşuna yaşamlarını yitirmiş olabileceklerini açıklamıştı.
Independent gazetesinin bugünkü manşeti, "Ölüm hastanesi". Gazetenin ilk sayfasında, Stafford Hastanesi'nde boşu boşuna ölmüş olabilecekleri belirtilen 400 hastadan dördünün fotoğrafları yer alıyor. Independent'ın deyimiyle söz konusu hastanede, eğitimsiz resepsiyon görevlileri hastaneye gelenlerle ilgili ilk değerlendirmeyi yapmışlar, hastalar da berbat yataklarda bırakılmış. Hastanenin yöneticileri ise çamaşırhane koşullarına yönelik tartışmalara, hastaların sağlık durumlarıyla ilgili tartışmalardan çok vakit ayırmış. 'Hastalara değil başka hedeflere odaklandılar' Konuyu manşetine taşıyan bir diğer gazete de Daily Telegraph. Gazete, Stafford Hastanesi'nde yok yere yaşamını yitiren hastaların sayısının 1200 olabileceğine dikkat çekmiş. Daily Telegraph'ın haberde öne çıkardığı nokta, Ulusal Sağlık Sistemi'nin yöneticilerinin, hastaların durumundan çok, maliyetleri azaltmakla ve çeşitli başka hedeflere odaklanmakla suçlanmaları. 'Ekonominin toparlanması Brown'u kurtarabilir' Guardian'ın ilk sayfasında ise gazetenin ICM şirketiyle birlikte yaptırdığı bir kamuoyu araştırmasının sonuçları yer alıyor. Araştırmaya göre ana muhalefetteki Muhafazakar Parti, halen iktidardaki İşçi Partisi'nin 12 puan önünde. Ancak Guardian'a göre araştırma sonuçları, ekonominin toparlanması halinde, İşçi Partisi lideri Gordon Brown'un başbakanlığını koruyabileceğini gösteriyor. İngiltere'de, genel seçimin 2010 yılı Mayıs ayında yapılması bekleniyor. Araştırmaya göre, muhazafakar seçmenlerin yüzde 9'u ve Liberal Demokrat seçmenlerin yüzde 22'si, bu tarihe dek ekonomi toparlanırsa, büyük ihtimalle İşçi Partisi'ne oy vermeyi düşünecek. Guardian bu nedenle, İşçi Partisi'nin az da olsa, seçimde Muhafazakar Parti'yi yenme şansı olduğu kanısında. IMF: İngiltere ekonomisi 2010'da da küçülecek Fakat Uluslararası Para Fonu IMF'nin basına sızan son raporu, İngiltere Başbakanı Gordon Brown'un işinin çok zor olduğunu gösterir nitelikte. Daily Telegraph, raporu ilk sayfasına taşımış. IMF'ye göre, İngiltere'de, gelişmiş diğer ülkelere kıyasla daha ağır bir ekonomik durgunluk görülecek, o nedenle de durgunluk daha uzun sürecek. Independent'ın aynı haber için seçtiği başlık ise "İngiltere önümüzdeki yıl hala resesyonda olacak tek ülke". Ancak "tek ülke" derken, İngiltere'nin diğer büyük ekonomilerle kıyaslandığını da hatırlatalım. IMF'nin tahmini İngiltere ekonomisinin 2009'da yüzde 3,8, 2010'da da yüzde 0,2 küçüleceği şeklinde. Uluslararası Para Fonu 2010'da Amerika Birleşik Devletleri'nde yüzde 0,2, Euro bölgesinde yüzde 0,1 büyüme öngörüyor; Japonya'da ise gelecek yıl ekonominin küçülmeyeceği görüşünde. Times da ilk sayfasında IMF'nin raporunu, "sert bir uyarı" olarak nitelendirmiş. Gazete ayrıca, İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mervyn King'in de, ülkede kitlesel düzeyde işsizlik görülen günlere geri dönülebileceği uyarısında bulunduğunu belirtiyor. Times'a göre, İngiltere'de bugün açıklanacak verilerin de, ülkede işsizlerin sayısının 2 milyonu aştığını göstermesi bekleniyor. 'Amerika haklı, Almanya haksız' Financial Times yazarı Martin Wolf ise bugünkü yazısında, ekonomik krizin aşılmasıyla ilgili olarak, özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya arasında görülen bir tartışmaya değinmiş. Martin Wolf, Amerikan Hazine Bakanı Timothy Geithner'in, IMF'nin bir çağrısına dikkat çektiğini hatırlatıyor. IMF, 2009 ve 2010'da ülkelerin, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın yüzde 2'si oranında ekonomiyi canlandırma paketleri açıklaması gerektiğini bildirmişti. Amerika Birleşik Devletleri bu oranı makul buluyor, Almanya ise bu oranda bir pakete tereddütle yaklaşıyor. Financial Times yazarı Martin Wolf'a göre, bütçe fazlası veren ülkelerin, mevcut kriz ortamında ekonomik kalkınmanın, açık veren ülkelerin harcamaları büyük oranda artırmasıyla geleceğini düşünmesi, tehlikeli. Martin Wolf, bazı uzmanların, Amerika Birleşik Devletleri'nin kamu harcamalarını artırmaması, bunu bütçe fazlası veren ülkelerin yapması gerektiğini düşündüklerini hatırlatıyor. Ancak Martin Wolf bunun küresel düzeyde bir buhran anlamına geleceğini, bütçe açıkları giderilmeden sağlıklı bir ekonomik kalkınma görülemeyeceğini söylüyor. Martin Wolf'a göre tüm bu nedenlerden dolayı, IMF'nin çağrısıyla ilgili olarak Amerika doğru, Almanya ise yanlış görüşü savunuyor. 'Obama ekonomik sorunları çözemeyebilir' Daily Telegraph yazarı Simon Heffer ise New York'tan gönderdiği yazısında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama'ya atfen, "Belki de sorunun üstesinden gelemez" demiş. Simon Heffer, Barack Obama'nın başkan olmasının üzerinden yaklaşık 2 ay geçtiğini hatırlatıyor. Yazar, Amerika'da, Obama'nın ülkesini felaketten korumaya yönelik planlarının başarısızlığa mahkum olduğuna inananlar bulunduğuna dikkat çekiyor. Bu kişilerden biri de, Obama'nın başkanlığına kamuoyu önünde destek verse de, onun açıkladığı 787 milyar dolarlık ekonomiyi canlandırma paketinin başarılı olacağına inanmayan, Warren Buffett. Buffett, Amerika Birleşik Devletleri'nin en zengin ikinci iş idamı. Daily Telegraph yazarı Simon Heffer ise 787 milyar dolarlık paketin 400 milyar dolarının, Demokrat seçmenlerin çoğunlukta olduğu bölgelerde çeşitli yerel projelere harcanacağı yönünde kaygılar olduğunu hatırlatıyor. Fisk: Lieberman'ın üslubu Miloseviç'le aynı Independent gazetesinin tecrübeli Orta Doğu muhabiri Robert Fisk bugünkü yazısında, İsrail'de hükümeti kurmakla görevlendirilen Benyamin Netanyahu'nun Dışişleri Bakanı olarak seçtiği Avigdor Lieberman'a değinmiş. Robert Fisk'e göre, eski başbakanlardan Ariel Şaron'dan da sert görüşleri savunan Avigdor Lieberman'ın dışişleri bakanlığı, Orta Doğu'da bugüne dek gözlenen en kötü gelişme olabilir. Fisk, aşırı sağcı İsrail Evimiz Partisi'nin lideri olan Avigdor Lieberman'ın geçmişte, Filistinlileri Ölü Deniz'de boğmaktan, Hamas'la temas kuran İsrail'deki Filistinlileri öldürmekten söz ettiğini hatırlatıyor. Independent yazarına göre Avigdor Lieberman'ın kullandığı dil; geçmişte Bosnalı Sırpların eski lideri Radovan Karaciç'in, Bosnalı Sırpların eski askeri lideri Ratko Mladiç'in ve eski Yugoslavya lideri Slobodan Miloseviç'in kullandığı dille aynı. | İlgili haberler 17 Mart 2009 Basın Özeti17 Mart, 2009 | Basın Özeti 16 Mart 2009 Basın Özeti16 Mart, 2009 | Basın Özeti 15 Mart 2009 Basın Özeti15 Mart, 2009 | Basın Özeti 13 Mart 2009 Basın Özeti13 Mart, 2009 | Basın Özeti 12 Mart 2009 Basın Özeti12 Mart, 2009 | Basın Özeti 11 Mart 2009 Basın Özeti11 Mart, 2009 | Basın Özeti 10 Mart 2009 Basın Özeti10 Mart, 2009 | Basın Özeti 09 Mart 2009 Basın Özeti09 Mart, 2009 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||